Çözüldü Nike Marka veya Haç, Put Gibi Sembollü Eşya Giymenin, Kullanmanın Hükmü Nedir?

A Çevrimdışı

ahlu_Ttevhid77

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Nike veya onun benzeri küfür dinlerinin kutsallarından oluşturulan marka isimlerinden birini giymek, almak satmak caiz midir?
Nike (Yunan tanrısı) veya alfaRomeo (haç işareti bulunan araba markası gibi ürünleri sordum, üzerinde küfrün nişaneleri bulunan ürünlerin giyilmesi, satılmasının hükmü nedir?
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Sorum tam anlaşılmadı Allahu alem. Ben Nike (Yunan tanrısı) veya alfaRomeo (haç işareti bulunan araba markası gibi ürünleri sordum, üzerinde küfrün nişaneleri bulunan ürünlerin giyilmesi, satılmasının hükmü nedir?
Her yabancı marka, yabancı isim veya eski pagan kültüründen gelen isim otomatik olarak "küfür nişanı" hükmüne girmez. Asıl mesele, ürünün üzerindeki işaretin gerçekten bir dinî/küfrî sembol olup olmadığı ve o sembolün hâlen bu anlamıyla kullanılıp kullanılmadığıdır.

Ehl-i Sünnet âlimleri; Haç, Hristiyanlığın dinî sembolü olarak kullanılıyorsa, Müslümanın onu üzerinde taşıması, satması ve üretmesi caiz değildir.
Buhârî'de Âişe
رضي الله عنها'dan gelen hadiste
أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ كَانَ لَا يَتْرُكُ فِي بَيْتِهِ شَيْئًا فِيهِ تَصَالِيبُ إِلَّا نَقَضَهُ
“Rasulullah ﷺ, evinde üzerinde haçlar bulunan hiçbir şeyi bırakmaz; mutlaka onu giderirdi.”
(Buhârî, es-Sahîh, Kitâbu'l-Libâs, Bâbu Nakdi's-Suver 90, 5952;
Ebû Dâvûd, Libâs, 13; Ahmed b. Hanbel, Musned, VI/211)

Bu hadisin şerh ve izahında İmâm Kestelânî (İrşâdu's-Sârî) ve İbn Hacer el-Askalânî (Fethu'l-Bârî), şöyle demişlerdir :
Rasûlullah’ın (s.a.v.) elbiselerde veya ev eşyalarında haç figürü gördüğünde, o eşyayı tamamen atmadığını; haç şeklini bozar veya üstünü örterek kullanmaya devam ettiğini belirtmişlerdir.

İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle der

الصَّلِيبُ لَا يَجُوزُ عَمَلُهُ بِأُجْرَةٍ وَلَا غَيْرِ أُجْرَةٍ، وَلَا بَيْعُهُ صَلِيبًا، كَمَا لَا يَجُوزُ بَيْعُ الْأَصْنَامِ وَلَا عَمَلُهَا​
“Haç yapmak ücret karşılığında olsun veya ücretsiz olsun - caiz değildir. Haç olarak satılması da câiz değildir. Nitekim putların satılması ve yapılması da caiz değildir.” (İbn Teymiyye, Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 22, Sf: 141)

Muhammed bin Salih el-Useymîn kendisine üzerinde haç bulunan saatler sorulduğunda;
ولا ينبغي للإنسان أن يحمل في يده ما فيه شعار النصارى، فإن هذا فيه من تعظيمهم ما هو ظاهر وفيه أيضا من التشبه بهم​
“İnsanın elinde Hristiyanların sembolünü taşıyan bir şeyi bulundurmaması gerekir. Çünkü bunda Onları yüceltme ve Onlara benzeme vardır.”
Daha sonra kendisine; “Fakat bu haç şirkete ait bir logo, yani onu takan kişi Hristiyanlığı kastetmiyor” denildiğinde, bunun hükmü değiştirmediğini söyledikten sonra şöyle buyurmuştur:

فإن ظاهر الحديث الوارد عن النبي ﷺ أنه لا فرق بين أن يوضع الصليب من أجل تعظيمه والإشارة إلى كونه من شعائر النصارى وبين أن يكون لمجرد الدلالة على هذه الشركة أو هذا المصنع​
“Rasulullah ﷺ'dan gelen hadisin zahirine göre, haçın Hristiyanların sembolü olduğuna işaret etmek ve onu yüceltmek amacıyla konulmasıyla, yalnızca bir şirketi veya fabrikayı belirtmek amacıyla konulması arasında fark yoktur.” (Mecmûʿu Fetâvâ İbn Useymîn, C. 18, Sf: 114 - 115)

İbn Bâz, Abdullah b. Ğudeyyân, Sâlih el-Fevzân, Abdulazîz Âl-i Şeyh ve Bekr Ebû Zeyd bulunan heyetin fetvasında şöyle ayrım yapıyor;
1-
إن كانت هذه الشعارات ترمز إلى ديانات الكفار كالصليب ونحوه، ففي هذه الحالة لا يجوز استيراد هذه الملابس ولا بيعها ولا لبسها
“Eğer bu semboller haç ve benzeri şekilde kâfirlerin dinlerini simgeliyorsa, bu durumda bu elbiseleri ithal etmek, satmak ve giymek caiz değildir."
2-
إن كانت هذه الشعارات ترمز إلى تعظيم أحد من الكفار... فهي أيضاً حرام
“Kâfirlerden bir şahsı yüceltmeyi ifade eden semboller de haramdır.”
3-
إذا كانت هذه الشعارات لا ترمز إلى عبادة ولا تعظيم شخص، وإنما هي علامات تجارية مباحة... فلا بأس بها
“Eğer semboller herhangi bir ibadeti veya şahsı yüceltmeyi ifade etmiyor, yalnızca caiz bir ticari marka ise bunda sakınca yoktur.” (Fetâvâ el-Lecneti'd-Dâime, 24/24-25, Fetva no: 16585)

Alfa Romeo ve Benzeri Haç sembollu Araç ve Makineleri Satın Almak, Kullanmak?​

1792103231960.png
Ehl-i Sünnet fıkhına göre, üzerinde başka bir dine ait ibadet sembolleri (haç vb.) bulunan ticari ürünlerin, araçların ve eşyaların satımı, kullanımı ve mulkiyeti konusu niyet, kullanım amacı, hürmet/tâzim durumu çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Alfa Romeo'nun kendi tarihçesinde logo açıkça Milano şehrinin armasındaki kırmızı haç ile Visconti yılanının birleşiminden meydana geldiği anlatılıyor. Yani logodaki kırmızı haçın tarihî kaynağı gerçekten Milano sembolüdür.

"Alfa Romeo'nun logosu, Hristiyan ibadet haçıdır, dolayısıyla arabayı kullanmak haramdır." denilebilir mi?
Bir Müslüman, üzerinde gerçek bir haç bulunan bir malı, "Ben Hristiyanlığı kastetmiyorum, sadece marka olduğu için kullanıyorum" diyerek kullanabilir mi?
Alfa Romeo logosunda açıkça haç bulunmaktadır ve şirketin kendi resmî tarihçesi de bunu 'Milan'ın haçı' olarak kabul etmektedir. Ancak şirket bu haçı Hristiyan ibadetini temsil etmek için değil, Milano'nun tarihî şehir sembolü olarak kullandığını belirtmektedir.
Fıkhî hüküm bakımından ise, haçın dinî sembol olması sebebiyle onu bilerek üzerinde taşımak/giymek ile haçın tarihî bir şehir armasının parçası olarak istemeden bir üründe bulunması arasında ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.

Eşyada Aslolan İbahattır Kaidesi
Dinî bir hüküm olarak bir şeyin haram kılınması için açık bir ayet veya nass gereklidir. Otomobil, binek veya alet gibi nesneler faydalanılması helal olan unsurlardır.
Eşyanın üzerindeki bir amblem veya marka logosu, o aracın asıl fonksiyonunu (ulaşım, taşıma, ticaret) haram kılmaz.


Hanefî ve Şâfiî Mezheblerine;
İçinde veya üzerinde haç/şekil bulunan eşyaların kullanımı değerlendirilirken eşyaya saygı gösterilip gösterilmediğine bakılır. Tapınmak veya dinî bir simgeyi yüceltmek kastı olmaksızın, sırf bir dünya menfaati (ulaşım, ticaret, ayakkabı, halı vb.) için kullanılması akideyi sakatlamaz ve satışı batıl/geçersiz kılmaz.

Hanbelî Mezhebi;

Haç sembolü barındıran eşyaların alım-satımında ve kullanımında daha titiz (sakıncalı/mekruh) davranılmasını tavsiye etmekle birlikte, kişinin kalben imandan sapmadığı sürece bu tür eylemlerle kafir olmayacağını vurgular.

Ehl-i Sünnet âlimleri; bir eylemin küfür sayılabilmesi için şu şartı ararlar;
İstihlâl (harama helal demek) ve İtikad: Bir kimse haç sembolünü dini bir tazim (kutsama) amacıyla taşır veya ona taparsa küfre girer.
Ancak bir Müslüman Alfa Romeo marka aracı haçına hürmet etmek için değil, araba olarak kalitesi, motoru veya ticari değeri için aldığında bu durum fıkhen küfür teşkil etmez.

Takva ve efdal olan yaklaşım ise, imkân varsa araç üzerindeki amblemin Haç kısmını kapatmak veya değiştirmektir.

Peki ya Ticâreti?

Bir şeyin kullanılmasının sakıncalı/haram olması, onun mülkiyet ve alım-satım akdini (ticaretini) otomatik olarak batıl (geçersiz) kılmaz.
Otomobil, elbise gibi doğrudan insan bedenine giyilmeyen, ana amacı ulaşım ve ticari fayda olan büyük bir maldır.
Bir Müslüman Alfa Romeo marka bir aracı aldığında, onu "üzerinde haç taşıyıp gezmek" kastıyla değil, araba (binek) olarak kullanmak veya ticaretini yapıp kâr etmek amacıyla alır.

Arabanın kendisini satın almak ile haç sembolünü satın almak arasında ayrıntı vardır; Arabanın tamamı haç değildir; haç sadece üzerindeki logodur. Bu sebeble 'arabayı kullanan kişi kâfir olur' gibi bir sonuç asla çıkarılamaz. Burada konuştuğumuz şey haramlık/câizlik meselesidir, küfür hükmü değil.
Bu sebeble alım-satım akdi fıkhen geçerlidir, kazanılan para helaldir. Ancak arabayı alan kişinin amblemdeki haç şeklini kapatması, örtmesi veya dikey/yatay çizgisini bozması yukarıdaki fetvalar gereği en doğru olan harekettir.

Şeyh İbn Useymîn ve Selef/Muctehid ulemanın delilleri birleştirildiğinde çıkan net sonuç şudur:
Alıp Satmak ve Kullanmak Dinden Çıkarmaz:
Niyet Hristiyanlığı yüceltmek olmadığı sürece kişiyi küfre sokmaz.

Kullanırken Değiştirmek/Bozmak Gerekir:
Eğer böyle bir araç alındıysa veya kullanılıyorsa, Şeyh İbn Useymîn'in de belirttiği gibi ve Hadis-i Şerif'in gereğince araç önündeki/direksiyondaki amblemde yer alan haç kısmının üzerini küçük bir etiketle kapatmak, rengini değiştirmek veya bozmak sünnete uygun ve vâcib/gerekli olan tutumdur.

Boykot ve Tercih:
Alternatifi varken, üzerinde bu tür belirgin Dini/şirk semboller barındıran markaları öncelikli olarak tercih etmemek ve boykot bilinciyle yaklaşmak takvaya en uygun olandır.

Eşyanın Aslı açısından baktığımızda; Otomobil; ulaşım, taşıma ve ticari fayda sağlayan helal bir maldır. Üzerindeki küçük bir marka amblemi, otomobilin asıl niteliğini değiştirmez.
Akdin Sahihliği açısından bakacak olursak; Üzerindeki haç sembolü kapatılmasa veya örtülmese dahi, bu durum alım-satım akdini bozmaz (bâtıl kılmaz). Bu ticaret üzerinden elde edilen kâr ve kazanç fıkhen helaldir.

Sembolü örtmeden veya değiştirmeden kullanmak, küfür değildir, ancak kerahetten (tahrimen veya tenzihen mekruh olmaktan) hâlî değildir. Bir fiilin küfür sayılması için kalben batıl dini benimsemek veya o sembole saygı/tazim göstermek şarttır. Müslüman bir kimse bu aracı Hristiyanlık sembolüne saygı duymak için değil; kalitesi, motoru veya ticari değeri için kullandığından dinden çıkmaz.

Haç sembolünü tahrif etmeden veya örtmeden taşımak/kullanmak, gayrimüslimlerin dinî şiarını (sembolünü) izhar etme (açıktan gösterme) görüntüsü verdiği için fıkhen mekruh görülmüştür.
Şeyh İbn Useymîn ve diğer muasır ulemaya göre; bile bile haçlı bir ürünü sembolünü bozmadan kullanmak,
peygamberî sünnete ve nehy-i anil munker (kötülüğü düzeltme) ilkesine aykırı hareket etmek demektir.

Yunan Mitolojisinde Zafer Tanrıçası olan Nike isimli (marka) ayakkabı almak, giymek ticaret de normal durumlarda aynı kategori ve minvalde değerlendirilir.


 
A Çevrimdışı

ahlu_Ttevhid77

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Burada şöyle bir ayrım söz konusu belden yukarısı tazim sayılır belden aşağı olursa tazim sayılmaz bundan dolayı Nike marka t-shirt şapka vs küfürdür ancak bel altında ise küfür değil haramdır deniliyor buna nasıl cevap verirsiniz? Cezakallahu hayra
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Burada şöyle bir ayrım söz konusu belden yukarısı tazim sayılır belden aşağı olursa tazim sayılmaz bundan dolayı Nike marka t-shirt şapka vs küfürdür ancak bel altında ise küfür değil haramdır deniliyor buna nasıl cevap verirsiniz? Cezakallahu hayra
Burada nerede deniyor?

Ehl-i sunnet akidesine göre küfür için ölçü/kâide; küfür olan bir inancı kalben benimsemedikçe, o dinin ibadetine/sembolüne tazim (kutsama) kastı taşımadıkça veya dini alay konusu etmedikçe sadece bir elbiseyi veya markayı giydiği için dinden çıkmaz (kâfir olmaz). Ehl-i Sünnet fıkhında ve akidesinde "belden yukarısı küfürdür, belden aşağısı haramdır" şeklinde keskin ve toptancı bir kural bulunmamaktadır. Kısaca Küfür; giyim hizası ile değil, "Niyet ve Kalb" ile sabit olur!

Bel üstü / Bel altı ayrımının hakikati ise; bel üstü ve bel altı ayrımı (özellikle Hanefî ve Şâfiî kaynaklarında) küfür / haram ayrımı için değil; mekruh ile mubah durumları ayırmak için tartışılmıştır.

Paspas, Halı ve Ayakkabı (Bel Altı / Basılan Yerler): Üzerinde haç veya hürmete layık olmayan semboller bulunan bir kilim, halı veya ayakkabı yere serilip üzerine basıldığı için burada sembole bir tâzim (saygı) değil, izlal (aşağılama / ayak altına alma) vardır. Bu sebeble ulema bunda bir sakınca görmemiştir.
Giyilen Elbise, Şapka ve Tişört (Bel Üstü): Bedenin üst kısmına giyilen elbiseler görünür olduğu ve dışarıya karşı o sembolü taşıma / gösterme hissi verdiği için, Rasûlullah’ın (s.a.v.) "üzerinde haç olan şeyi bozması" sünnetine binaen nehyedilmiş (mekruh / sakıncalı) görülmüştür.
Fıkhtaki bu ayrım, "biri dinden çıkarır, biri haramdır" demek için değil; "biri (utanmadan) gösterilip taşındığı için sakıncalıdır/mekruhtur, diğeri ayak altında kaldığı için sakıncasızdır" demek içindir.

Tüm bu izahattan sonra sualiniz ışığında tekrar konuya değinecek olursak;
'Nike tişört veya şapka giymek küfürdür' iddiası bâtıldır ve Ehl-i Sünnet usulüne aykırıdır. Müslüman bir kimse mitolojiye tapmak kastıyla giymediği sürece dinden çıkmaz.
Bel üstü ve bel altı ayrımı küfür ile haram arasında bir sınır değil, fıkıhta sembolün taşınması/gösterilmesi (sakıncalı) ile ayak altına alınması/aşağılanması (sakıncasız) arasındaki farktır.
Müslümana yakışan; üzerinde açıkça haç, bâtıl din sembolü veya mitolojik put isimleri barındıran kıyafetleri özellikle tercih etmemek, imkân varsa amblemini kapatmak veya başka markalara yönelmektir. Ancak bu durum fıkhi bir edeb ve takva konusudur; küfür işleniyor dolayısıyla failleri de tekfir etmeye gerekçesi olamaz!
 
A Çevrimdışı

ahlu_Ttevhid77

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Cezakallahu hayra şahsım adına zaten küfür olamayacağına inanıyorum lakin bu noktada ilmi bir delil/ma'lumat elde etmek için sordum. Cevabınız için teşekkür ederim şeyh,

Amma şöyle bir mesele var mı merak ediyorum; yani küfür dininin nişaneleri zamanla bu anlamını yitirip başka maksatlar ile kullanılmaya başlanınca hükmü de bu minvalde değişir mi? Mesela eski dönemlerdeki bazı tağutların suretleri paranın üstünde çizilirdi bu meseleye alimler nasıl yaklaştılar?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
.... küfür dininin nişaneleri zamanla bu anlamını yitirip başka maksatlar ile kullanılmaya başlanınca hükmü de bu minvalde değişir mi? Mesela eski dönemlerdeki bazı tağutların suretleri paranın üstünde çizilirdi bu meseleye alimler nasıl yaklaştılar?
İki ayrı mesele birbirinden ayrılmalıdır;
1- Bir şeyin başlangıçta küfür/şirk dininin ayırt edici bir şeâiri (nişanesi) olması,
2- O şeyin zamanla şirk anlamını tamamen kaybedip başka bir örfî/teknik maksatla kullanılmaya başlaması.
Fıkıh açısından hüküm her zaman yalnızca şekle bakılarak verilmez; kast, kullanım amacı, örf, o sembolün halen neyi temsil ettiği ve kişide/ toplumda bıraktığı anlam da dikkate alınır.

A- Bir sembolün (Şeâir) hükmü, onun hangi manaya delalet ettiği ile yakından ilişkilidir.
Mesela haç, put, belirli bir mâbedin veya ibadet şeklinin sembolü gibi şeylerde, bunların şirk dininin açık şeâiri olarak kullanılmaları ile aynı şeklin tarihî bir eser, para üzerindeki resim veya başka bir teknik bağlamda bulunması aynı değildir. Dolayısıyla; "Bu şekil geçmişte küfür ehlinin kullandığı bir sembolüydü, öyleyse bugün nerede görülürse görülsün hükmü aynıdır." şeklinde mutlak bir kaide kurulamaz. Ancak bunun tersi de söylenemez, "Artık insanlar eski manasını bilmiyor, dolayısıyla her durumda hüküm ortadan kalkar." Çünkü bâzı şeâir, toplumda eski anlamını kaybetmeyebilir veya yeniden aynı manayı kazanabilir.

B- Gerçekten de İslam'ın ilk dönemlerinde Müslümanlar, Bizans ve Sâsânî paralarını kullanıyorlardı. Bu paralarda hükümdarların suretleri ve bazen dinî semboller bulunuyordu. İbn Abdilberr'in et-Temhîd'de aktarıldığı üzere, Şam ve Hicaz'daki dinarlar Rûmî idi ve üzerinde hükümdarın sureti bulunuyordu; Irak ve doğudaki dirhemler ise Kisrâ'nın suretini taşıyordu.
https://www.islamweb.org/ar/fatwa/print.php?id=231577
Dolayısıyla sahabe ve tâbiîn döneminde Müslümanların elinden geçen paraların üzerinde kafir hükümdarların resimleri bulunabiliyordu. Daha da önemlisi, fakihler bunu görmezden gelmemişlerdir.

Şâfiî fakihlerinden İbnu'l-Irâkî, Rûmî dirhemler hakkında, resimlerin para olarak kullanılmaları sebebiyle "mustehân/mumtahen" (değersizleştirilmiş, kullanım içerisinde aşağılanmış) konumda olduğunu ve selefin bunlarla alışveriş yaptığını belirtmiştir. Bu görüşü İmam Remlî de Fetâvâ er-Remlî'de nakleder.
Para üzerindeki suretin amacı hükümdara ibadet etmek veya onu kutsamak değil, paranın ekonomik değerini temsil etmek ve alışverişte kullanılmasını sağlamak idi.

Abdulmelik b. Mervân döneminde İslamî para reformundan önce Müslümanlar mevcud Bizans ve Sâsânî para sistemlerinden yararlanıyordu. İlk Emevî dinarlarında bir süre halifenin ayakta duran sureti dahi kullanıldı. Oxford Ashmolean Museum, yaklaşık 697 tarihli "Standing Caliph" dinarında Abdulmelik'in tasvir edildiğini belirtmektedir. Birkaç yıl sonra ise figürlü para tamamen terk edilerek yazılı, figürsüz İslamî para sistemine geçildi.
Metropolitan Museum da Abdülmelik'in 696 – 697 civarındaki para reformunda figürlü tasvirlerden tamamen vazgeçilerek şehadet ve Kur'anî ifadelerin bulunduğu yeni bir para tipine geçildiğini kaydeder.
Müslümanlar mevcud para sistemindeki figürleri kullanmış olmalarıyla, o figürlerin temsil ettiği dinî veya siyasi sembolleri benimsemiş olmaları arasında otomatik bir eşitlik kurmamışlardır.

"Küfür şeâiri" zamanla anlamını kaybederse hüküm değişir mi?
sorunuza cevab verecek olursak;
Evet, değişebilir; fakat "zaman geçtiği için" değil, o şeyin hükme esas olan vasfı değiştiği için. Usûl açısından bunu şöyle ifade etmek daha doğru olur;

الحكم يدور مع علته وجودًا وعدمًا "Hüküm, illetinin bulunması ve bulunmamasıyla beraber döner." Fakat burada illet ile hikmeti birbirine karıştırmamak gerekir.
Misâlen bir sembolün yasaklanmasının sebebi doğrudan şirk ibadetinin sembolü olması, kafirlere dinî anlamda benzeme, o sembolü yüceltme, bâtıl dini yayma, Müslümanların o sembole saygı göstermesi gibi farklı sebeblerden biri olabilir. Bunların hangisinin gerçekten hükmün illeti olduğu ayrıca araştırılır.

İbnu'l-Irâkî'nin yaklaşımında Para üzerindeki resim, para olarak dolaşım sırasında aşağılanmış / ibtiẕâl edilmiş durumdadır.
Çünkü insan hükümdarın resmine ibadet etmiyor, onu kutsamıyor, tâzim etmiyor, resmi seyretmek amacıyla parayı taşımıyor aksine para elden ele geçiyor, alınıp satılıyor, ceplerde taşınıyordu. Bu sebeble resmin para üzerindeki varlığı, resmin normal bir şekilde saygı gören bir suret olarak bulunmasından farklı değerlendirilmiştir. Yine muasır âlimlerden
İbn Useymîn de üzerinde tağuti kral ve başkan resimleri bulunan paraları taşıma konusunda benzer bir ayrım yapmıştır. Mecmûʿ Fetâvâ'da, insanların ihtiyaç sebebiyle bunları taşımalarında sakınca görmemiştir.

Sembol hâlâ o dinin şeâiri ise; ​

misal bir şey bugün hâlâ "Bu dinin ibadetini, akidesini veya kimliğini temsil eden sembol" olarak kullanılıyorsa, sırf çok yaygınlaşması hükmü otomatik olarak kaldırmaz.

​

Sembol artık o manayı taşımıyorsa;​

misal tarihî olarak belli bir dinle ilişkili olan şekil bugün teknik bir işaret, matematiksel sembol, ticari işaret, tarihî para, müze eseri, zorunlu resmî belge olarak kullanılıyor ve o dinin sembolü olarak kabul edilmiyorsa, hüküm değişebilir.

​

Sembol iki anlamda kullanılabiliyorsa; ​

Bu durumda kullanım amacı ve örfe itibar edilir. Mesela bir müzede eski bir putun heykelini sergilemek ile o puta ibadet etmek arasında nasıl fark varsa, eski bir putun resminin tarih kitabında bulunması ile onun tapınma sembolü olarak taşınması da aynı değildir.

Fakat "anlamını yitirdi" iddiası gerçekten isbatlanmalıdır!
Bir sembolün anlamının değiştiğini söylemek için "Ben artık bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum." demek yeterli değildir. Daha ziyade; toplumdaki yaygın anlamı, sembolün günümüzdeki kullanımı, o dini temsil edip etmediği, o sembole tâzim gösterilip gösterilmediği, Müslümanların onu hangi maksadla kullandığı;
karşı tarafın onu hangi maksadla kullandığı incelenir. Çünkü şeâir tamamen ortadan kalkmış olmayabilir; sadece bir kimsenin şahsen o manayı bilmemesi mümkündür.

Bir küfür sembolünün bulunması ile onun küfür sembolü olarak benimsenmesi aynı şey değildir.
Daha da önemlisi Bir eşyanın üzerinde bulunan sembolün hükmü, eşyanın tamamından bağımsız olarak değerlendirilmez; kullanım şekli, maksad ve örf de dikkate alınır.
Bu sebeble eski Müslümanların üzerinde Kisrâ'nın sureti bulunan Sâsânî dirhemlerini veya Bizans imparatorunun sureti bulunan dinarları alışverişte kullanmaları, Onların Kisrâ'yı veya Bizans dinî-siyasi sistemini tasvib ettikleri anlamına gelmemiştir. Fakihlerin bunu ayrıca ihtiyaç, para olarak kullanım ve resmin tahkir edilmiş olması üzerinden değerlendirdikleri görülmektedir.
Dolayısıyla sorunuzdaki temel prensibe evet, vasıf değişirse hüküm de değişebilir denebilir; fakat bunu "her şeâir zamanla hükmünü kaybeder" şeklinde genelleştirmek doğru olamaz.


Peygamberimiz ve Sahabeler, Rum ve Sasani Paralarını Kullandılar mı?​

 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Nike Meselesi

Ebu Muhammed el uteybi

الحمد لله لبس شعار الكفر كفر ولا عذر فيه بجهل ولا بموضة لان الشعار هو علامة مميزة للدين الباطل ومن لبس علامة الكفار فقد دخل فيهم قال الله تعالى ومن يتولهم منكم فانه منهم ولبس الصليب تول لهم وقال النبي صلى الله عليه وسلم من تشبه بقوم فهو منهم رواه ابو داود وهذا تشبه ظاهر قال ابن تيمية في اقتضاء الصراط المستقيم التشبه بهم في الظاهر يوجب مودتهم في الباطن ولبس شعاراتهم من اعظم التشبه كلبس الصليب والزنار ونحوه مما هو مختص بهم وقال ابن القيم في احكام اهل الذمة واما الصليب فهو شعار الكفر الاعظم فمن حمله او لبسه او تعمد وضعه فقد كفر وقال ابن حجر الهيتمي في الفتاوى الفقهية ومن البدع الفظيعة لبس الصليب من الذهب والفضة ومن لبسه راضيا به كفر ونقل عن الامام احمد ان من لبس الزنار تشبها بالنصارى فقد كفر لانه شعار لهم وقال ابن عابدين في حاشيته ويكفر بوضع الزنار على وسطه ولبس قلنسوة المجوس لانه شعار الكفر وقال عمر بن الخطاب رضي الله عنه لا تدخلوا على المشركين كنائسهم يوم عيدهم فان السخطة تنزل عليهم وقال عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما من بنى ببلاد الاعاجم وصنع نيروزهم ومهرجانهم وتشبه بهم حتى يموت وهو
قال ابن عباس (رضي الله عنهم):

"إذا كان أي شخص يشبههم في أحد رموز الأشرار الخاصة بهم، فإنه قد ارتدى الخيانة."

قال الحسن البصري (رحمه الله):

"لم يتقبلوا ارتداء الزنار وارتداء ملابس اليهود والمسيحيين."

قال المجاهد (رحمه الله):

"ارتداء فستان عليه صليب ليس مسموحًا به لأي مسلم."

قال سعيد بن الموسى (رحمه الله):

"لا يوجد مسلم لا يبتعد عن الإسلام عندما يرتدي ملابس المشركين."

الحكم هو: كل من يرتدي رمز الشتائم فاسد ومتحول. يجب على هذا الشخص أن يتوب وأن يعلن أنه بعيد عن هذا الرمز المعني.

### حكم ارتداء نايكي

نيكي هو اسم إله وثني يُعبد من قبل اليونانيين غير الله. كان هذا الإله يُعرف بإلهة النصر. وبالتالي، من يحمل هذا الاسم، فإنه يحمل اسم كيان يُعبد من قبل غير الله.

من يحمل اسم إله كهذا فإنه يكون قد تبناه. ومن تبنى إلهًا غير الله فإنه يرتكب الكفر.

شعار نايكي هو أيضًا رمز هذه الإلهة. وبالتالي، فهو رمز وثني وذو طابع فاحش يحمل نفس معنى الصليب تمامًا.

وفقًا لذلك، فإن أي شخص يرتدي ملابس نايكي وهو يعلم أن اسمها إلهة وثنية سيكون كافرًا ومتحولًا. كما أن عدم معرفة أصل الاسم ليس عذرًا؛ لأن هذا الاسم ينتمي إلى إلهة هو حقيقة شائعة ومعروفة.

لا يمكن القول إن هذا الرمز أصبح علامة تجارية الآن. لأن أصل الرمز لا يتغير والتجارة لا تجعل الشركة حلالًا.

الحكم هو: يجب على من يرتدي نايكي أن يخلعه ويجب عليه التوبة عن ذلك.



Hamdolsun. Küfür sembolünü giymek küfürdür; bu konuda cehalet veya moda bahanesi de geçerli bir mazeret değildir. Çünkü bu sembol, bâtıl dinin ayırt edici işaretidir. Kim kâfirlerin sembolünü giyerse onlardan olmuş olur.

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır.” (Mâide, 51)

Haç takmak da onları dost edinmenin bir şeklidir.

Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.” (Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.)

Bu, açık bir benzemeye örnektir.

İbn Teymiyye, İktidâü’s-Sırâti’l-Müstakîm adlı eserinde şöyle demiştir:

“Onlara dış görünüşte benzemek, iç dünyada onlara karşı sevgi beslemeye yol açar. Onlara ait sembolleri takmak; haç, zünnar (Hristiyanların kullandığı kuşak) ve yalnızca onlara özgü olan benzeri şeyleri giymek gibi, benzemelerin en büyüklerindendir.”

İbn Kayyim, Ahkâmü Ehli’z-Zimme adlı eserinde şöyle demiştir:

“Haça gelince, o en büyük küfrün sembolüdür. Kim onu taşır, takar veya bilerek üzerine koyarsa küfre düşmüş olur.”

İbn Hacer el-Heytemî, el-Fetâva’l-Fıkhiyye adlı eserinde şöyle demiştir:

“Altından veya gümüşten yapılmış haç takmak, çirkin bidatlerdendir. Kim onu benimseyerek ve ondan razı olarak takarsa küfre düşer.”

İmam Ahmed’den de şu görüş nakledilmiştir:

“Hristiyanlara benzemek amacıyla zünnar takan kimse küfre düşmüştür. Çünkü bu, onların kendilerine özgü sembollerindendir.”

İbn Âbidîn, Hâşiye adlı eserinde şöyle demiştir:

“Belinin etrafına zünnar bağlamak ve Mecûsîlerin başlığını giymek sebebiyle kişi küfre düşer. Çünkü bunlar küfrün sembollerindendir.”

Ömer b. Hattâb (radıyallahu anh) şöyle demiştir:

“Bayram günlerinde müşriklerin kiliselerine girmeyin. Çünkü ilahî gazap onların üzerine iner.”


Ömer b. Hattâb (radıyallahu anh) şöyle demiştir:

“Müşriklerin bayram günlerinde onların kiliselerine girmeyin. Çünkü ilahî gazap onların üzerine iner.”

Abdullah b. Amr (radıyallahu anhümâ) şöyle demiştir:

“Kim yabancıların diyarında bir bina yapar, onların Nevruz ve Mihrican bayramlarını kutlar ve ölene kadar onlara benzemeye devam ederse, kıyamet günü onlarla birlikte haşredilir.”

İbn Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle demiştir:

“Kim kâfirlerin kendilerine özgü sembollerinden birinde onlara benzerse küfre düşmüştür.”

Hasan-ı Basrî (rahimehullah) şöyle demiştir:

“Onlar, zünnar takmayı ve Yahudilerin ve Hristiyanların kıyafetlerini giymeyi hoş karşılamazlardı.”

Mücâhid (rahimehullah) şöyle demiştir:

“Bir Müslümanın üzerinde haç bulunan bir elbiseyi giymesi caiz değildir.”

Saîd b. el-Müseyyeb (rahimehullah) şöyle demiştir:

“Hiçbir Müslüman yoktur ki müşriklerin kıyafetini giydiğinde İslam’dan uzaklaşmış olmasın.”

Hüküm şudur: Küfür sembolünü giyen herkes kâfirdir ve mürted olur. Bu kişinin tövbe etmesi ve söz konusu sembolden uzak olduğunu ilan etmesi gerekir.

### Nike giymenin hükmü

Nike, Yunanlılar arasında Allah’tan başka kendisine ibadet edilen putperest bir ilahın adıdır. Bu ilah, zafer tanrıçası olarak bilinirdi. Dolayısıyla bu ismi taşıyan kimse, Allah’tan başka kendisine ibadet edilen bir varlığın adını taşımış olur.

Kim böyle bir mabudun adını taşırsa onu benimsemiş olur. Allah’tan başka bir mabudu benimseyen kimse ise küfre düşer.

Nike’ın sembolü de bu tanrıçanın sembolüdür. Dolayısıyla bu, haçla tamamen aynı olan putperest ve küfür niteliğinde bir semboldür.

Buna göre Nike’ın putperest bir tanrıçanın adı olduğunu bilerek Nike giyen herkes kâfir ve mürted olur. İsmin kökeninin bilinmemesi de mazeret değildir; çünkü bu ismin bir tanrıçaya ait olduğu yaygın ve bilinen bir gerçektir.

Bu sembolün artık ticari bir marka hâline geldiği de söylenemez. Çünkü bir sembolün kökeni değişmez ve ticaret, şirki helal kılmaz.

Hüküm şudur: Nike giyen kimse onu çıkarmalı ve bundan dolayı tövbe etmelidir.

Ebu Muhammed el uteybi
Ebu Muhammed el uteybi kimdir?
Varsa link ile açıklar mısın? Işid'le alakası olmuş mudur?

Kasıt (niyet) ile fiil arasındaki ayrımın yok sayan;
Bir fiilin insanı dinden çıkarması için, o fiilin açıkça İslam'ı inkâr, küfre rıda veya küfür inancını tâzim (yüceltme) kastıyla işlenmesi gerekir.
İbn Hâcer el-Heytemî'nin fetvasında dâhi geçen temel şart
راضياً به (ona radı olarak / küfrü benimseyerek) ifadesidir. Yazar kendi aktardığı metindeki bu hayati kaydı görmezden gelmiş ve salt giymeyi küfre rıda saymıştır.
Ayakkabı veya kıyafet alan sıradan bir tüketici, antik Yunan tanrıçasını kutsamak ya da şirki yüceltmek için değil; rahatlık, spor, kalite veya moda saikiyle almaktadır. Dinde ameller niyetlere göredir.

Şiar-ı küfür (küfür sembolü) tanımını çarpıtan;
Klasik fıkıhta haç takmak veya zünnar bağlamak gibi meseleler, o günkü toplumda yalnızca ve yalnızca gayr-ı muslim tebaanın diğerlerinden ayırt edilmesi için kullanılan dini ve hukuki alâmetlerdi.
Nike logosu veya adı: Antik Yunan mitolojisindeki 'Zafer Tanrıçası' isminden esinlenilmiş olsa da, bugün dünyada hiçbir din veya pagan inanç bu sembolü bir tapınma aracı ya da dini ayin sembolü olarak kullanmamaktadır.
Bir sembolün asırlar önceki etimolojik veya mitolojik kökeni ile günümüzdeki örf ve ıstılahı (kullanım amacı) aynı değildir. Günümüzde bu işaret küfrün şiarı değil, küresel bir ticari tescilli (alamet-i fârika) markadır. Fıkıh kaidesidir: 'Örfte hakikat-i örfiyye, hakikat-i lugaviyyeye takdim edilir' yâni Yaygın kullanım, köken anlamına baskın gelir.


Tekfirin şartları ve engellerinin (mevâni'ut-tekfir) ihlal eden;
Tekfiri engelleyen en temel unsurlar cehalet (bilmeme), tevil (farklı yorumlama), hata ve ikrahtır.
Yazı (fetva) sahibi "cehalet mazeret değildir çünkü bu yaygın bir bilgidir" iddiasında bulunmaktadır. Oysa dünya genelindeki milyarlarca insanın büyük çoğunluğu Nike'ın mitolojik bir tanrıça adı olduğunu bilmez; bilse dahi buna dini bir anlam yüklemez. Kendi zihnindeki faraziyeyi 'kesin bilgi' sayıp insanların cehalet özrünü reddetmek, Aşırı tekfir hastalığına mubtela olmuş Harici zihniyetinin tipik özelliğidir.

Âyet ve hadislerin bağlamından bu derece koparan;

"Sizden kim onları dost/veli edinirse o da onlardandır" ayeti; din düşmanlarına dinleri ve küfürleri sebebiyle içten muhabbet beslemek, Müslümanların aleyhine onlara yardım etmekle ilgilidir. Sıradan bir tüketim malı veya kıyafet satın almak, ayetteki "dost edinme" (velâyet/tevellî) kapsamına sokulamaz.

"Kim bir kavme benzerse..." (Buhârî, Libâs, 10). Hadisi: Ulemanın kahir ekseriyetine göre buradaki benzeme (teşebbuh); Onların dini ibadetlerine, itikadi alametlerine ve sadece gayrimüslimlere has olan haram adetlerine mahsustur. İnsanlığın ortak kullanımına girmiş, dünyevi ve teknik konularda gayrimüslimlerin ürettiği şeyleri giymek veya kullanmak haram veya küfür değildir. Nitekim Peygamber (s.a.v.) de kolları dar bir Bizans/Rum cubbesi giymiştir


Bir şeyin etimolojik kökeninde pagan bir tanrı adı geçmesi küfür sebebi sayan ehl-i sunnet mûteber bir âlim var mıdır?
Aynı mantıkla hareket edecek olursak;
Gezegen isimleri (Mars, Venüs, Jüpiter, Merkür) pagan tanrılarıdır.
Gün ve ay isimleri (Ocak/Janus, Mart/Mars, Perşembe/Thor's day, Cumartesi/Saturn's day) mitolojik putlardan gelmektedir.
Bu mantıkla takvim kullanan, astronomi çalışan veya haftanın günlerini telaffuz eden herkesin kâfir olması gerekirdi; bu da fıkhın temel aklı ve hayatın olağan akışı ile bağdaşmaz.
İslam âlimlerinin (örneğin çağdaş fetva kurullarının ve muteber fakihlerin) genel yaklaşımına göre: Bir Müslüman şirk çağrışımı yapan isim ve sembollerden zevk veya takdir hissi taşımamalı, imkânı varsa üzerinde bariz haç gibi doğrudan dini sembol taşıyan şeyleri giymemelidir (mekruhtur veya duruma göre haramdır). Ancak salt bir spor markasının kıyafetini giymek asla küfür değildir, sahibini dinden çıkarmaz; bu fetva ise Haricilik kökenli aşırılık ve cehaletin ürünüdür.
 

Benzer konular

Üst