Çözüldü Niyet - Hadis Şerhi ve Allah'ın Vechi Meselesi Nasıl İzah Edilmiştir?

SeyyidSadr Çevrimdışı

SeyyidSadr

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Selamun aleykum hocam aşağıda fördüpünüz hadisi alıp Allahın vechi murat edilmeden (niyet) edilmeden yapılan amel batıl diyen bi ilim ehli var ben kendisine bunun doğru olmadığını belirtmeme rağmen kabul etmedi ki ben Allahın zati sıfatlarını reddetmiyorum bildiğim ladaeıyla selefden hiç bir alim bu şekilde mana vermemiş.

Hocam konuyla ilgili ne dersiniz Allah razı olsun...

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, Allah halis olan ve sadece kendi vechi (yüzü) istenilen ameli kabul eder.”

Nesei 3126

(Sitedeki yetikili dışında kimse yazmasın kardeşlerim inşallah...)
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah;

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ هِلَالٍ الْحِمْصِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حِمْيَرٍ، قَالَ , حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلَّامٍ عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ , عَنْ شَدَّادِ بْنِ عَبْدِ اللهِ أَبِي عَمَّارٍ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ (رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) قَالَ
:عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ قَالَ
جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ : أَرَأَيْتَ رَجُلًا غَزَا يَلْتَمِسُ الْأَجْرَ وَالذِّكْرَ، مَا لَهُ؟
فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا شَيْءَ لَهُ
فَأَعَادَهَا ثَلَاثَ مَرَّاتٍ
يَقُولُ لَهُ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا شَيْءَ لَهُ
ثُمَّ قَالَ : إِنَّ اللهَ لَا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلَّا مَا كَانَ لَهُ خَالِصًا، وَابْتُغِيَ بِهِ وَجْهُهُ
​
Bize Îsâ b. Hilâl el-Hımsî haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Hımyer rivâyet etti, dedi ki: Bize Muâviye b. Sellâm rivayet etti, İkrime b. Ammâr’dan, Şeddâd b. Abdillâh Ebû Ammâr’dan, O da Sahabî Ebû Umâme el-Bâhilî’den (radıyallahu anh) nakletti;
Ebû Umâme el-Bâhilî (radıyallahu anh) anlatıyor:

Bir adam Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek şöyle sordu: "Hem sevab (mukâfat) kazanmak hem de adı anılsın (şöhret, övgü olsun) diye savaşa katılan bir adam hakkında ne dersiniz? Onun için ne vardır?"
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Onun için hiçbir şey yoktur!" buyurdu.
Adam sorusunu 3 defa tekrarladı; Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) her defasında yine: "Onun için hiçbir şey yoktur!" cevabını verdi.
Ardından şöyle buyurdu: "Şubhesiz ki Allah, ancak kendisi için halis kılınan (katıksız yapılan) ve yalnızca kendi vechi (rıdası/zatı) murat edilen amelden başkasını kabul etmez."
(Nesâî, es-Sunenu'l-Kubrâ, Hadis No: 4337; Sunen-i Nesâî (el-Muctebâ), Kitâbu'l-Cihâd, Bâbu Men Gaze Yeltemisu'l-Ecre ve'z-Zikr, Hadis No: 3140)
Hadis, muhaddislerin ittifakıyla sahih / ceyyid derecesindedir. İbn Hacer el-Askalânî (Fethu'l-Bârî, 6/28), İbnu'l-Mulakkın (el-Bedru'l-Munîr, 9/117) ve çağdaş muhaddislerden el-Elbânî (Sahîhu't-Tergîb, No: 8) hadisin isnadının ceyyid/sahih olduğunu tasrih etmiştir.

İsnaddaki ravilerin tamamı Kutub-i Sitte ricalindendir.
Îsâ b. Hilâl el-Hımsî: Nesâî’nin hocasıdır; İbn Hibbân ve Nesâî tarafından sika (güvenilir) kabul edilmiştir.
Muhammed b. Hımyer: Şamlı hadis hafızıdır; Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Maîn gibi cerh-tadîl imamlarınca sika sayılmıştır.
Muâviye b. Sellâm: Kutub-i Sitte ricalinden güvenilir bir ravidir.
İkrime b. Ammâr: Sahih-i Muslim ravisidir; Yahya b. Saîd el-Kattân gibi munekkidlerin tevsik ettiği saduk/sika bir ravidir.
Şeddâd Ebû Ammâr: Dımaşk/Şam tabiinindendir; sika bir muhaddistir.
Ebû Umâme el-Bâhilî: Meşhur sahabidir (Suddî b. Aclân).


"Allah'ın Vechi Murad Edilmeden Yapılan Amel Batıldır" Hükmü Doğru mudur?
Söz konusu ilim ehlinin amellerin kabul şartı olarak "Allah'ın vechini/rıdasını niyet etmeyi" şart koşması, İslam ulemasının icma ettiği temel bir kuraldır ve fıkhen/akiden doğrudur.

İbadetlerde Şarttır: Namaz, oruç, sadaka, cihat gibi taabbudî (ibadet cinsinden) fiillerde niyetin yalnızca Allah için (ihlasla) yapılması farzdır. Allah'ın rıdası veya vechi gözetilmeyen, gösteriş (riya), övgü veya dünya menfaati için yapılan ibadetler Allah katında geçersizdir (batıldır / merduttur).
Meşhur hadiste geçen: "Ameller ancak niyetlere göredir" (Buhari, 1) ve
Kur'an'daki "Halbuki onlara ancak dini yalnız Allah'a has kılarak ihlasla O'na kulluk etmeleri emredilmişti" (Beyyine, 5) ayetleri bunun delilidir.

Mubah İşlerdeki Durum: Bir insan yemek yerken, ticaret yaparken veya uyurken ibadet niyeti gütmezse bu fiil "günah" veya "batıl" olmaz; ancak ahirette sevab kazandırmaz. Sevab getirmesi için Allah'ın rıdasına niyet edilmesi gerekir.

Selef Alimleri, Hadisteki "Vech" Lafzına Nasıl Mana Vermiştir?
Sizin itiraz ettiğiniz nokta muhtemelen şudur: "Allah'ın sıfatı olan 'Vech' mi murat ediliyor, yoksa 'rıdası ve O'nun zatı'mı murat ediliyor?"

Selef ve Ehl-i Sünnet alimlerinin (mufessirler ve muhaddisler) nasslarda geçen vechullah / vechuhu ifadelerine dair açıklamaları şu şekildedir:
Selef-i Salihin'in İtikadi Tutumu
Selef uleması (İmam Malik, Sufyan es-Sevrî, Ahmed b. Hanbel vb.), Allah Teâlâ'nın Kitab ve Sunnet'te haber verdiği sıfatları (Vech sıfatı dahil) keyfiyetsiz, yaratılmışlara benzetmeksizin (bilâ keyf ve bilâ teşbih) kabul etmişlerdir.

Hadisteki 'İbtığâu Vechillâh' (
ابتغاء وجه الله ) Tâbirinin Anlamı
Arab dilinde ve nassların kullanımında "vechullahı tâleb etmek / vechini murat etmek", "Allah'ın rıdasını, O'nun zatını ve O'nun katındaki mukâfatı tâleb etmek; şirk ve riyadan uzak durmak (ihlas)" demektir.
Selef ve halef alimleri bu ifadeyi şöyle açıklamıştır:

İmam Taberî (Selef Mufessiri); Bakara 115 ve 272 gibi ayetlerde geçen 'vechillâh' ibarelerini tefsir ederken; "Yani yalnızca Allah'ın rıdasını, O'nun taatini ve O'nun mukâfatını murat ederek" şeklinde açıklamıştır.

يَقُولُونَ: إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِطَلَبِ رِضَا اللَّهِ وَثَوَابِهِ، لَا لِجَزَاءٍ تُرِيدُونَهُ مِنَّا ​
"Şöyle derler: Biz sizi yalnızca Allah'ın rıdasını ve O'nun sevabını taleb etmek için doyuruyoruz, sizden bir karşılık beklediğimiz için değil." (İnsan suresi 9. âyet)

Hafız İbn Receb el-Hanbelî; Câmiu'l-Ulûmi ve'l-Hikem adlı eserinde bu hadisleri şerh ederken, "Kişinin Allah'ın vechini murat etmesi; niyetinde hiçbir mahlûka pay bırakmayıp sadece ve sadece Allah'a yönelmesi, O'nun rıdasını ve ahirette O'nun vechine bakma nimetini (ru'yetullahı) gaye edinmesi demektir" der.

İbn Kesîr; "Allah'ın rıdasını kastetmek" manasını vermiş, amelin yalnızca O'nun zatına tahsis edilmesini kastettiğini vurgulamıştır.

Sıfatı İkrar Edenler Açısından; Selef akidesini mudafaa eden İbn Teymiyye ve İbnu'l-Kayyim gibi alimler dahi, bu tür ibarelerde kastedilenin "ihlas" (amelin yalnızca Allah rıdası ve zâtı için yapılması) olduğunu belirtirler. Allah'ın vechi taleb edildiğinde, zaten O'nun zatı ve rıdası taled edilmiş olur. Çünkü vech, zattan ayrı bir varlık değildir.


وَأَمَّا قَوْلُهُ: {وَابْتُغِيَ بِهِ وَجْهُهُ}، وَقَوْلُهُ: {إِلَّا ابْتِغَاءَ وَجْهِ رَبِّهِ الْأَعْلَى}، فَالْمُرَادُ بِهِ: أَنْ يُرَادَ بِالْعَمَلِ نَفْسُ الرَّبِّ تَعَالَى وَرِضَاهُ، لَا يُرَادُ بِهِ شَيْءٌ مِنْ مَخْلُوقَاتِهِ... فَإِرَادَةُ وَجْهِ اللَّهِ هِيَ الْإِخْلَاصُ الَّذِي لَا يُقْبَلُ عَمَلٌ إِلَّا بِهِ​
"Hadisteki 'O'nun vechi murat edilen' ve ayetteki 'Yüce Rabb'inin vechini aramak hariç' ifadelerinden murat; Amelle bizzat Rab Teâlâ'nın ve O'nun rıdasının murat edilmesidir; O'nun mahlûkatından hiçbir şeyin hedeflenmemesidir... Dolayısıyla Allah'ın vechini murat etmek, amelin ancak kendisiyle kabul olunacağı ihlasın ta kendisidir." (Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye, Mecmû‘u’l-Fetâvâ, C. 2, Sf: 433 - 435)


Meseleyi özetleyecek olursak;
Karşı tarafın haklı olduğu yön; Eğer muhatabınızın kastı "Bir ibadette niyet Allah'a has kılınmazsa, yani Allah'ın rıdası/vechi murat edilmeyip riya karışırsa o amel Allah katında bâtıldır (boştur, sevabsızdır)" demek istediyse, bu tamamen doğrudur. Nasslar ve ulema bu konuda muttefiktir.

Sizin haklı olduğunuz yön ise; Eğer O kişi "vech" kelimesini, Arab lisanındaki "kasıt, rıda ve ihlas" ıstılahından koparıp sanki Allah'ın sıfatını zihinde somutlaştırma şartı gibi öne sürüyorsa veya alışılmadık bir mezhebî tartışma çıkarıyorsa, bu hatalıdır. Selef alimleri bir ibadete başlarken kalbten geçen niyeti "Allah'ın rıdasını kazanmak, O'nun emrini yerine getirmek" olarak tanımlamış; bunu da hadisteki "vechini murat etmek" tabirinin ta kendisi olarak görmüştür.

Aralarındaki bağ şudur; Hadisteki 'vechini istemek' , dindeki "ihlas"ın ta kendisidir. İhlas olmadan yapılan ibadet ise kabul görmez.
 
Üst