Okunan Kur'an-ı Kerim'in, Yapılan İbadetlerin Sevabından Ölmüş Yakınlara Bağışlamak
Okunan Kur’ân-ı Kerîm’in sevabı ve işlenen diğer ibadetlerin sevabı ölmüş yakınlara bağışlanabilir ve bu sevab Onlara ulaşır.
"Onlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabb'imiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla..." (Haşr, 10).
Bir başkasının duası ölüye fayda veriyorsa, ibadet edilip ardından yapılan bağışlama duasının da fayda vereceği aşikârdır.
مَا مِنْ عَبْدٍ مُسْلِمٍ يَعُودُ مَرِيضَاً لَمْ يَحْضُرْ أجَلُهُ فَيَقولُ سَبْعَ مَرَّاتٍ
"أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ"
إلا عُوفِي
( أبُو دَاوُدوالتِّرمِذِيَُّ)
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi; "أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ"
إلا عُوفِي
( أبُو دَاوُدوالتِّرمِذِيَُّ)
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de Onun yanında 7 kere: "Yüce arşın Rabb'i olan Azamet sahibi Allah’tan sana şifa vermesini dilerim" derse mutlaka hasta şifa bulur."
(Ebu Davud, 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed 1/239)
Abdullah b. Abbas (r.anhuma) rivayet eder:
Bir adam: "Ey Allah'ın Rasulu! Annem ansızın öldü. Onun adına sadaka versem Ona fayda verir mi?"
Rasulullah ﷺ: "Evet" buyurdu.
(Buhârî, Vesâyâ 15; Muslim, Zekât 51)
، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ
أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ : إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
Ebû Hurayra (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğine göre; أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ : إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu:
"İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak şu 3 şey mustesnadır:
1- Sadaka-i câriye, 2- Kendisinden faydalanılan ilim, 3- Kendisine dua eden salih evlat."
(Sahih Muslim, Kitâbu'l-Vasiyye, Bâb: Mâ yelhaku'l-insâne mine's-sevâb baʿde vefâtih, Hadis No: 1631; Sunen Ebû Dâvûd, Hadis No: 2880; Sunen Tirmizî, Hadis No: 1376; Sunen Nesâî, Hadis No: 3651)
Bu hadis, ölünün kendi amelinin sona erdiğini bildirir; başkalarının yaptığı amellerin sevabının Ona ulaşamayacağını söylemez. Bu sebeble cumhur ulema, bu hadisi Kur'ân okuyup sevabını bağışlamanın veya sadaka, hac gibi ibadetlerin sevabının ölüye ulaşmasına aykırı görmemiştir. Nitekim İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle der: "Bu hadiste kesilen şey, ölünün kendi amelidir. Başkasının amelinden Ona ulaşan sevab değildir." (İbn Teymiyye, Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 24, Sf: 306 ve devamı)
عَنْ عَائِشَةَ رضي الله عنها، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ
مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ
Rasulullah ﷺ buyurdu: "Kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse velisi Onun yerine oruç tutar."مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ
(Sahih Buhârî, Kitâbu's-Savm, Bâb 42,Hadis No: 1952; Sahih Muslim, Kitâbu's-Sıyâm, Hadis No: 1147)
; عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما ، أَنَّ امْرَأَةً مِنْ جُهَيْنَةَ قَالَتْ
يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَبِي أَدْرَكَتْهُ فَرِيضَةُ اللَّهِ فِي الْحَجِّ وَهُوَ شَيْخٌ كَبِيرٌ، لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَثْبُتَ عَلَى الرَّاحِلَةِ، أَفَأَحُجُّ عَنْهُ؟
قَالَ: نَعَمْ، حُجِّي عَنْهُ
İbn Abbas (radıyallahu anhüumâ)'dan rivayet edildiğine göre bir kadın şöyle dedi:يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَبِي أَدْرَكَتْهُ فَرِيضَةُ اللَّهِ فِي الْحَجِّ وَهُوَ شَيْخٌ كَبِيرٌ، لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَثْبُتَ عَلَى الرَّاحِلَةِ، أَفَأَحُجُّ عَنْهُ؟
قَالَ: نَعَمْ، حُجِّي عَنْهُ
"Ey Allah'ın Rasulü! Babam üzerine hac farz olduğu hâlde çok yaşlandı. Bineğin üzerinde durabilecek durumda değildir. Onun yerine hac yapabilir miyim?"
Rasulullah ﷺ buyurdu: "Evet, Onun yerine hac yap.
(Sahih Buhârî, Kitâbu'l-Hac, Hadis No: 1513, ayrıca 1852; Sahih Muslim, Kitâbu'l-Hac, Hadis No: 1334)
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا: أَنَّ رَجُلاً قَالَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أُمِّي افْتُلِتَتْ نَفْسُهَا، وَأَظُنُّهَا لَوْ تَكَلَّمَتْ تَصَدَّقَتْ، فَهَلْ لَهَا أَجْرٌ إِنْ تَصَدَّقْتُ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ
Âişe (r.anhâ) naklediyor: Bir adam Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) gelerek şöyle dedi: "Annem aniden (ansızın) vefat etti. Şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet ederdi sanıyorum. Ben Onun adına sadaka versem Ona sevabı ulaşır mı?"
Rasûlullah (s.a.v.): "Evet (ulaşır), Onun adına sadaka ver" buyurdu.
(Buhârî, Vasâyâ, 19 (veya Cenâiz, 95); Muslim, Zekât, 51 (Hadis No: 1004); Ebû Dâvûd, Vasâyâ, 15)
عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا: أَنَّ امْرَأَةً مِنْ جُهَيْنَةَ جَاءَتْ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ: إِنَّ أُمِّي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ، فَلَمْ تَحُجَّ حَتَّى مَاتَتْ، أَفَأَحُجُّ عَنْهَا؟
قَالَ : نَعَمْ، حُجِّي عَنْهَا، أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَةً؟ اقْضُوا اللَّهَ، فَاللَّهُ أَحَقُّ بِالْوَفَاءِ
İbn 'Abbâs (r.anhumâ) naklediyor: Cuheyne kabilesinden bir kadın Peygamber’e (s.a.v.) gelip şöyle dedi: "Annem hac etmeyi adamıştı fakat hac edemeden vefat etti. Onun yerine ben hac edebilir miyim?" قَالَ : نَعَمْ، حُجِّي عَنْهَا، أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَةً؟ اقْضُوا اللَّهَ، فَاللَّهُ أَحَقُّ بِالْوَفَاءِ
"Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Evet, Onun yerine hac et. Söyle bakalım, annenin bir kul borcu olsaydı onu öder miydiniz? Allah’a olan borcu da ödeyin; çünkü Allah ödenmeye ve vefa gösterilmeye en layık olandır."
(Buhârî, Jazâu's-Sayd, 22 (veya İ'tisâm, 12 / Vekâlet, 6 - Hadis No: 1852); Nesâî, Menâsik, 8)
عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ سَمِعَ رَجُلًا يَقُولُ: لَبَّيْكَ عَنْ شُبْرُمَةَ
فَقَالَ: مَنْ شُبْرُمَةُ؟
قَالَ: أَخٌ لِي أَوْ قَرِيبٌ لِي
قَالَ: أَحَجَجْتَ عَنْ نَفْسِكَ؟
قَالَ: لَا.
قَالَ: حُجَّ عَنْ نَفْسِكَ، ثُمَّ حُجَّ عَنْ شُبْرُمَةَ
Abdullah b. Abbas (radıyallahu anhumâ)'dan rivayet edildiğine göre:فَقَالَ: مَنْ شُبْرُمَةُ؟
قَالَ: أَخٌ لِي أَوْ قَرِيبٌ لِي
قَالَ: أَحَجَجْتَ عَنْ نَفْسِكَ؟
قَالَ: لَا.
قَالَ: حُجَّ عَنْ نَفْسِكَ، ثُمَّ حُجَّ عَنْ شُبْرُمَةَ
Nebî ﷺ bir adamın şöyle telbiye getirdiğini işitti: "Lebbeyk, Şubrume adına!" (Lebbeyke an Şubrume.)
Bunun üzerine Rasulullah ﷺ sordu: "Şubrume kimdir?"
Adam: "Kardeşimdir." (Bazı rivayetlerde: "Yakınımdır.") dedi.
Rasulullah ﷺ buyurdu: "Kendi adına hac yaptın mı?"
Adam: "Hayır." dedi.
Rasulullah ﷺ buyurdu: "Önce kendi adına hac yap, sonra Şubrume adına hac yap."
(Sunen Ebû Dâvûd, Menâsik, Hadis No: 1811; Sunen İbn Mâce, Menâsik, Hadis No: 2903; Musned Ahmed, 1/430)
Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye (rahimehullah):
وَأَمَّا وُصُولُ الْعِبَادَاتِ الْبَدَنِيَّةِ كَالْقِرَاءَةِ وَالصَّلَاةِ وَالصَّوْمِ، فَمَذْهَبُ أَئِمَّةِ السَّلَفِ وَجُمْهُورِ أَئِمَّةِ الْخَلَفِ أَنَّهَا تَصِلُ إِلَى الْمَيِّتِ إِذَا أُهْدِيَ ثَوَابُهَا إِلَيْهِ
"Kur'ân okuma, namaz ve oruç gibi bedenî ibadetlerin sevabının ulaşmasına gelince; Selef imamlarının ve Halef âlimlerinin cumhurunun mezhebine göre, sevabı ölüye bağışlandığında Ona ulaşır." وَلَمْ يَكُنْ مِنْ عَادَةِ السَّلَفِ إِذَا صَلَّوْا تَطَوُّعًا أَوْ صَامُوا تَطَوُّعًا أَوْ حَجُّوا تَطَوُّعًا أَنْ يُهْدُوا ثَوَابَ ذَلِكَ لِلْمَوْتَى مِنَ الْمُسْلِمِينَ، وَلَا لِخُصُوصِهِمْ، وَلَا لِعُمُومِهِمْ، فَلَا يَنْبَغِي الْعُدُولُ عَنْ طَرِيقِ السَّلَفِ؛ فَإِنَّهُ أَفْضَلُ وَأَكْمَلُ
"Ancak Selefin âdeti; nafile namaz, nafile oruç veya nafile hac yaptıklarında bunların sevabını ne özel olarak ne de genel olarak Müslüman ölülere bağışlamak değildi. Bu sebeble Selefin yolundan ayrılmamak gerekir; çünkü Onların yolu daha faziletli ve daha kâmildir."(İbn Teymiyye, Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 24, Sf: 324 - 325 (Abdurrahman b. Muhammed b. Kâsım neşri).
Bu ikinci ifade önemlidir. İbn Teymiyye'nin görüşü iki noktadan oluşur:
Hüküm olarak; Sevab bağışlanırsa ölüye ulaşır.
Pratik olarak, Selefin bunu sürekli âdet edinmediğini, bu yüzden bunu düzenli bir uygulama veya merasim hâline getirmenin Selefin yolu olmadığını belirtir. Dolayısıyla İbn Teymiyye, "sevabın ulaşmasını" kabul eder, fakat Kur'ân okuyup topluca sevab bağışlamayı Selefin sürekli yaptığı bir sünnet olarak görmez. Bu iki hususu birbirinden ayırır.
Sadaka, hac ve oruç gibi ibadetlerin sevabı ulaşıyorsa, Kur'ân kıraatinin sevabının da Allah'ın dilemesiyle ulaştırılması mümkündür.
الأصل أنَّ كلَّ من فعل عبادةً، فله أن يجعل ثوابها لغيره، صلاةً كانت أو صوماً أو صدقةً أو قراءةً أو ذكراً أو غير ذلك
"Asıl olan şudur ki; bir kimse yaptığı her ibadetin sevabını, ister namaz olsun, ister oruç, ister sadaka, ister Kur'ân kıraati, ister zikir veya başka bir ibadet olsun, başkasına bağışlayabilir." (İbn Âbidîn, Reddu'l-Muhtâr, C. 2, Sf: 243 (bazı baskılarda C. 3)Bâzı mâli ibâdetler meşrû olmamakla birlikte, ölünün adına sadaka vermek ve Onun adına köle azad etmek gibi, mâli ibâdetler de ölüye fayda verir.
Sâd b. Ubâde’nin (r.anh) hadisi buna delâlet etmektedir. Zirâ Sâ’d b. Ubâde, ölen annesinin adına Medine’deki bahçesini tasadduk etmiş, Nebi (s.a.v.) de Onun bu fiilini onaylamıştır.
Salih amellerin sevabını ölüye bağışlama meselesinde sözün özü ; Duâ, sadaka ve hac gibi amellerin sevabı, icmâ ile ölüye ulaşır.
Bazı amellerin sevabı da icmâ ile ulaşmaz. Nitekim İslâm âlimleri, îmânın sevabını (başkasına) bağışlamanın câiz olmadığı konusunda görüş birliğine varmışlardır. Aynı şekilde kalbî amellerin sevabını da (başkasına) bağışlamanın câiz olmadığı konusunda İslâm âlimlerinin görüş birliğine vardıkları nakledilmiştir. (el-Mâverdî, "el-Hâvî", C. 15, Sf: 314; Şâtıbî, "el-Muvâfakât", C. 2, Sf: 398)
Kur'ân okunduktan sonra "Allah'ım! Okuduğum bu Kur'ân'dan hâsıl olan sevabı filan kişiye de bağışladım, ona ulaştır" şeklinde dua etmenin câiz ve faydalı olduğuna dair delilleri iki temel esas üzerine bina etmiştir:
1- İbadet Sonrası Yapılan Duanın Mustecab (Kabul Olunmaya Yakın) Olması
Peygamber’in (s.a.v.) ve sahâbenin bildirdiği üzere, Kur'ân-ı Kerîm okunup hatim veya tilavet tamamlandığında yapılan dualar Allah katında hususi bir kabule mazhar olur.
Tâbiîn âlimlerinden İbn Cureyc ve başkalarından nakledildiğine göre; Kur'ân okunduğu (tamamlandığı) zaman yapılan dua mustecabdır (kabul olunur).
Kur'ân okuyan kişi bir taat ve ibadet işlemiştir. İbadet sonrasında yapılan dua makbul olduğu için, kişinin "Rabb'im, bu amelimin sevabını ölmüş yakınıma da ulaştır" şeklindeki duası bir niyazdır. Mûminin mûmin kardeşine gıyabında yaptığı dua Kur'an ve Sünnet ile sabittir (Haşr, 10).
2- Sevabı Hediye Etme / Bağışlama (İhdâ) Mantığı
Peygamber (s.a.v.) kurban keserken; "Allah'ım! Bu Muhammed'den, Muhammed'in âlinden ve Muhammed'in ummetinden (kurban kesemeyenlerden) kabul et" diyerek bizzat kendi işlediği ibadetin sevabına ve hayrına başkalarını ortak etmiştir (Muslim, Edâhî, 19).
Kurban kesmek bedenî ve malî bir ibadettir. Efendimiz (s.a.v.) kendi kurbanının hayrını/sevabını ummetine hediye edebiliyorsa; bir Müslümanın da okuduğu Kur'an'ın sevabını bir başkasına dua yoluyla hediye etmesi kıyasen caizdir.
Âlimlerin Uygulama Metodu (Sîga / Dua Şekli)
Görüş ayrılıklarını ve ihtiyatı ortadan kaldırmak için fakihler bu duanın nasıl yapılması gerektiğini şöyle formüle etmişlerdir:
Doğrudan Sevabı Aktarma (İhdâ) : "Sevabını verdim/bağışladım" demek, kişinin kendi hakkı olan bir ecri (mulku) din kardeşine hediye etmesidir.
Vesile Kılma (Tevessül ve Dua): İmam Şâfiî gibi bedenî ibadetlerin sevabının doğrudan naklinde çekimser kalan âlimler bile şu metoda cevaz vermiştir: Okuyan kişi önce ameli işler, ardından "Allah'ım! Okuduğum Kur'ân'ın hürmetine / onun bereketiyle filan kişiyi bağışla ve Ona rahmet et" der. Burada Kur'ân okuma ameli duanın kabulüne vesile kılınmaktadır ki bu usul Ehl-i Sünnet’in tamamınca meşrudur.
Hulasâtul kavl; Kur'an okunduktan sonra yapılan bağışlama duası, salih amel ile Allah'a tevessül etmek ve mûmin kardeşine makbul bir vakitte iyilik ve rahmet dilemektir.
İlmi Konu - Ölüye (Kâbir Başında) Kur'an Okumak, Dua Etmek, Kâbir Ziyareti (Kitab)
ÖLÜYE (KABİR BAŞINDA) KUR'AN OKUNMASI Kabir başında ölüye Kur'an okuma ve sevabını bağışlama hakkında pek çok görüşler vardır. İhtilaflı olan bir mesele hakkında bugün sonuca vardırmak mümkün görünmemektedir. İlim adamları " kabir başında Kur’an okumanın hükmü" hususunda üç farklı görüş...
islam-tr.org
Çözüldü - Ölülere Kuran Okumak Hakkında Görüşünüz Nedir??
Konu hakkında bütün hocalar nerdeyse farklı konuşuyor. Abdulmuiz Hocam sizin ilminizden faydalanmak isteriz inşaAllah
islam-tr.org
Çözüldü - Ölen Kimse Adına Hayır (sadaka) Verilebilir mi ?
İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre: “Bir adam Ey Allah’ın Rasûlü, annem öldü onun adına sadaka versem ona faydası olur mu? Rasûlullah (s.a.v.): “Evet” buyurdu. Adam da: Benim bir hurma bahçem var onu annem için sadaka verdim.” (Nesâî, Vesaya: 8; Müslim, Zekat: 15; Tirmizi, Zekat) Tirmîzî: İlim...
islam-tr.org
Çözüldü - Ölen Babamın Arkasından Yaptığım Hayırların Kendisine Faydası Olur mu?
selamunaleyküm babamı 2 sene önce kaybettim ve sürekli onun adına hayır ve sadaka yapıyorum. babama faydası nedir?
islam-tr.org
