Soru Osman Nuri Topbaş’a Rabıta Yapanlar Muşrik mi Oluyor?

  • Konbuyu başlatan İlimSeven
  • Başlangıç tarihi
İ Çevrimdışı

İlimSeven

Misafir
Osman Nuri Tobbaş’a rabıta yapanlar müşrik mi oluyor? Yardım istemek için değil de, nur almak için yapanlar var. Bu insanlar Allah’tan başkasına ibadetten dolayı müşrik mi oluyorlar? Menzil ve İsmailağa, İskenderpaşa Cübbeli tarikatı biliyorsunuz malum, sınır tanımıyorlar hiçbir konuda, peki nispeten bir tık iyi sayılabilecek bu tarikataki uygulama da mı şirk risk var?

Gerçekten fikirlerinizi merak ettim bu konuda.
Nur almak için yapılan rabıta şirk midir? Bir de o adamdan nur geldiğini kim çıkarttı? Bunun kendisi bile bir bidat değil mi?

Bunu yapan birine nasıl tebliğde bulunmak lazımdır.
 
Ahıskalı Çevrimdışı

Ahıskalı

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
rabıta hususunda tafsilata giriyorum çünkü tarikat erbabınca birçok muhtelif tanımı yapılmış. mesela ale'l-ade sadece salihlerin suretini ve siretini düşünmekse bu mübahtır hatta ibn teymiyye faydalı bulmuştur. cübbelinin iddia ettiği cima esnasında karı-koca şeyhi düşünmeleri çeşidi ise ahlaksızlığın daniskasıdır. mevlahum halid bağdadide risalesinde rabıtayı mübtediler için zikirden hayırlı bulmuş bu ise tartışmasız şirktir. benim bahsettiğim rabıta çeşidini menzilciler yapıyor. bu videoda tafsilatı var;


bu çeşit aslı olmayan şeytanları celbeden pis bir hurafe veya batıl bir ameldir. ama şirk demek için bu fiilde şeyhin Allaha bir şekilde müsavi kılınması icab eder ben ise bunu göremedim.
 
İ Çevrimdışı

İlimSeven

Misafir
Osman Nuri tarikatının yaptığı rabıta..
 
Coolumsu Çevrimdışı

Coolumsu

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Allah dışında bir başkasına ibadet yapılmaz. Yapan kişi İslam dairesi içisinde kalamaz.

İbadet ancak Peygamberin tatbik ettiği şekilde eksiltmeden, ekleme yapmadan yapılır.

İslamiyet’e göre Allah ile kul arasında hiçbir vasıta (aracı) olamaz. Rabıta uygulamasında, bir insanın zihinsel odak noktası haline getirilmesi ve ondan manevi bir yardım umulması, Allah’a ait olan "hidayet verme" ve "kalplere tasarruf etme" sıfatlarının bir mahluka yakıştırılmasıdır.

Eğer bir kişi, şeyhinin kendisine şah damarından daha yakın olduğunu veya kalbine nur akıttığını düşünürse, bu Kur’an’a göre açıkça Allah’ın yetkilerini insana devretmektir.

İslam’ın özü, hiçbir aracı olmadan doğrudan Allah’a yönelmektir. Rabıtayı, müridin Allah’a ulaşmak için bir insanın suretini zihninde tutması olarak gördüğü için bunu Cahiliye dönemindeki "putlara bizi Allah’a yaklaştırsın diye tapıyoruz" mantığına benzemektedir.

Kalplerin anahtarı ve tasarrufu sadece Allah’ın elindedir. Bir insanın uzak mesafeden bir başkasının kalbine feyz akıtabileceğine inanmak, o kişiye ilahi bir sıfat (her şeyi bilme veya her yerde hazır olma gibi) yüklemektir. Bu, mahluku (yaratılmışı) Halık (Yaratıcı) seviyesine çıkarmaktır.

İşin özü kişiselleştirme yapmadan budur.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt