Makale Tağutlar İçin Dinde Samimiyet, Gerektiğinde Kendi Putunu Yemektir !

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Tağutlar İçin Dinde Samimiyet, Gerektiğinde Kendi Putunu Yemektir!
Salgın hastalık var diye her yerde alarma geçilmiş, öyle ki sokağa dahi çıkmanın yasak olduğu bir zamanda, camiler, restaurantlar, berberler, mağazalar kapanmış fakat önce kendi bayramlarını rukusuz secdesiz cenaze namazı benzerliğiyle huşu içerisinde ifa edecek sonra da görevini yerine getirmiş olmanın mutmainliğiyle tören alanından çekileceksin.

Her gün onlarca ölü ver, bu sebeble ülkede kırk türlü yasaklama uygula ama, Şeriatın, hilafetin, Allah'ın Hakimiyet hakkının gasb edilip mahlukâtına - millete - verildiği kara günü "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adında kutla! Vu durum ancak celladına aşık olan 'stockholm sendromu' yaşayan aptalların yahud imitasyon müslümanların yapacağı bir iştir.

Nerde kaldı sosyal mesafeniz?
Nerde kaldı ülkede karantina hali?
Ağıza maske taktıktan sonra her türlü yasak, engel eleştiri ve para cezası sadece müslümanları mı bağlıyor? Ha pardon imam ağıza maske de takma mecburiyetinde değil.

Tüm ülkedeki halka sosyal mesafeye, maskesiz olmamaya, sokağa çıkmama kanunları çıkararak uymayanlara ceza kesenler, söz konusu ataları olduğu zaman acıkınca taptığı putu yiyen Kurayş putperestleri gibi kendi kanunlarını ihlal edip Laikliğin ibadetlerini yerine getirdiler. Atalarına tâzim için kendi canlarını dâhi tehlikeye atanlar, Müslumanların kendi ilahlarına tâzim alanlarında buradaki gibi cemaat olarak saf halinde ibadeti yasaklayıp, Ramadan orucunu ve namazlarını kazaya bırakmaya davet eden pek çoğu 65 yaş üstü bînamazlar; kendi pagan ayini ritüellerini vaktinde eda ederek ülkede iki ilah'dan hangisinin uyulması gerek ve daha üstün ilah olduğunu millete göstermiş oldular!
e8e517a0-6c8f-4954-bfa5-20428e35acf7.jpg

Tâzim edenler ve en sağda tâzim edenleri tâzim edenler

Nasıl düşünemedik bunu, ağıza maske tak camiye gidilebileceğini? Yoksa bu saf düzeni sadece abdest alınca mı tehlikeli oluyor? Belki salgına yakalanmaya bilirsiniz ama ahiratte yakalanacağınız salgından(!) kurtulma ihtimaliniz de yok.

Evet bugün ülkeye verdiğiniz mesajda "biz sizin Allah'ınıza ibadetten, kendi ilahımıza ibadeti daha çok seviyoruz, gerekirse bu uğurda canımızı feda ederiz" demek istemiş olabilirsiniz. Şunu bilin ki müslümanların sadece iki bayramı vardır ve şu anda güç dengeleri sizden yana olmuş olabilir. Fakat bu durum uzun sürmeyecektir.

"Enes bin Malik (r.anh) dan şöyle bir rivayet vardır :
"Rasulullah (s.a.v.) Medine'ye teşrif ettiklerinde Medinelilerin eğlenip oynadıkları iki günleri vardı.
Efendimiz: -'Bu günler neyin nesidir?' dedi.
Dediler ki: -'Biz cahiliyye devrinde bu günlerde eğlenirdik (Ya Rasulullah)'
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): -'Şubhesiz Allah size bu günlerin yerine daha iyilerini, Kurban ve fıtır günlerini (kurban ve Ramadan Bayramlarını) verdi'"
(Ebu Davud (4/ 258) K.Salat Bab: 239 Hadis no: 1134)




Diyanet Tv'de kravatlı memurlar Kur'an-ı Kerim tilaveti yapsalar da, bulundukları TV ve kurumlara okuduğuyla amel edemediklerinin, aksine okuduklarını tekzib edercesine sağ üst köşede bu ülkede asıl hakimiyeti itiraf etmekteydiler!
camii0 (1).jpg

Ülkeye yasaklanan Cumua namazını kendi başına kılan Hıyanet İşleri başkanının Cemaati
camii0.jpg



100. yıl.jpgmozole.jpg

put1.jpg
 
Son düzenleme:

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Frm. Yöneticisi
bu konu hakkında daha ne soylenebilir ki
 

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Frm. Yöneticisi
IMG-20200423-WA0007.jpg
 

Ebu Tahir

لا إله إلا الله
İslam-TR Üyesi
Tağutlar İçin Dinde Samimiyet, Kendi Putunu Yemektir!
Salgın hastalık var diye her yerde alarma geçilmiş, öyle ki sokağa dahi çıkmanın yasak olduğu bir zamanda, camiler, restaurantlar, berberler, mağazalar kapanmış fakat önce kendi bayramlarını rukusuz secdesiz cenaze namazı benzerliğiyle huşu içerisinde ifa edecek sonra da görevini yerine getirmiş olmanın mutmainliğiyle tören alanından çekileceksin.

Her gün onlarca ölü ver, bu sebeble ülkede kırk türlü yasaklama uygula ama, Şeriatın, hilafetin, Allah'ın Hakimiyet hakkının gasb edilip mahlukâtına - millete - verildiği kara günü "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adında kutla! Vu durum ancak celladına aşık olan 'stockholm sendromu' yaşayan aptalların yahud imitasyon müslümanların yapacağı bir iştir.

Nerde kaldı sosyal mesafeniz?
Nerde kaldı ülkede karantina hali?
Ağıza maske taktıktan sonra her türlü yasak, engel eleştiri ve para cezası sadece müslümanları mı bağlıyor? Ha pardon imam ağıza maske de takma mecburiyetinde değil.

Tüm ülkedeki halka sosyal mesafeye, maskesiz olmamaya, sokağa çıkmama kanunları çıkararak uymayanlara ceza kesenler, söz konusu ataları olduğu zaman acıkınca taptığı putu yiyen Kurayş putperestleri gibi kendi kanunlarını ihlal edip Laikliğin ibadetlerini yerine getirdiler. Atalarına tâzim için kendi canlarını dâhi tehlikeye atanlar, Müslumanların kendi ilahlarına tâzim alanlarında buradaki gibi cemaat olarak saf halinde ibadeti yasaklayıp, Ramadan orucunu ve namazlarını kazaya bırakmaya davet eden bînamazlar; kendi pagan ayinlerini vaktinde eda ederek ülkede iki ilah'dan hangisinin uyulması gerek ve daha üstün ilah olduğunu millete göstermiş oldular!
Ekli dosyayı görüntüle 25502

Tâzim edenler ve en sağda tâzim edenleri tâzim edenler

Nasıl düşünemedik bunu, ağıza maske tak camiye gidilebileceğini? Yoksa bu saf düzeni sadece abdest alınca mı tehlikeli oluyor? Belki salgına yakalanmaya bilirsiniz ama ahiratte yakalanacağınız salgından(!) kurtulma ihtimaliniz de yok.

Evet bugün ülkeye verdiğiniz mesajda "biz sizin Allah'ınıza ibadetten, kendi ilahımıza ibadeti daha çok seviyoruz, gerekirse bu uğurda canımızı feda ederiz" demek istemiş olabilirsiniz. Şunu bilin ki müslümanların sadece iki bayramı vardır ve şu anda güç dengeleri sizden yana olmuş olabilir. Fakat bu durum uzun sürmeyecektir.

"Enes bin Malik (r.anh) dan şöyle bir rivayet vardır :
"Rasulullah (s.a.v.) Medine'ye teşrif ettiklerinde Medinelilerin eğlenip oynadıkları iki günleri vardı.
Efendimiz: -'Bu günler neyin nesidir?' dedi.
Dediler ki: -'Biz cahiliyye devrinde bu günlerde eğlenirdik (Ya Rasulullah)'
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): -'Şubhesiz Allah size bu günlerin yerine daha iyilerini, Kurban ve fıtır günlerini (kurban ve Ramadan Bayramlarını) verdi'"
(Ebu Davud (4/ 258) K.Salat Bab: 239 Hadis no: 1134)




Diyanet Tv'de kravatlı memurlar Kur'an-ı Kerim tilaveti yapsalar da, bulundukları TV ve kurumlara okuduğuyla amel edemediklerinin, aksine okuduklarını tekzib edercesine sağ üst köşede bu ülkede asıl hakimiyeti itiraf etmekteydiler!
Ekli dosyayı görüntüle 25521

Ülkeye yasaklanan Cumua namazını kendi başına kılan Hıyanet İşleri başkanının Cemaati
Ekli dosyayı görüntüle 25519



Ekli dosyayı görüntüle 25505Ekli dosyayı görüntüle 25506

Ekli dosyayı görüntüle 25520

vallahi beddua etmek istemiyorum ama şu fotodaki herkese korona bulaşsa hiç üzülmezdim yani
 

Mustafa Sabri

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bunların pislikleri her geçen yıl bir öncekinden daha da katmerlenerek artıyor, Allah bir musibet vermiş insanların ders alıp tefekkür edeceğine , hala saçma sapan işler adam hastaneden çıkıyor göbek atarak, balkonlarda oyun havalarına tempo tutmalar . Allah'ın izni olmadıkça, hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Bir de Allah, akıllarını iyi kullanmıyanlara azab verir. Yunus 100
 

Muvahhid Mücahid

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bu ülkenin kafirleri dünyanın dört bir yanındaki kafirlerden daha şerlidir.Bu mürtedleri gördükçe dinimizin mürtedleri öldürme hükmünün ne kadar doğru olduğunu her defasında daha iyi anlıyorum.Şunu da sormak istiyorum azgınlıklara ses çıkarmayan Müslümanlar olarak suçlu değil miyiz?
 

Bir_musluman

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Ülkemizde sosyal mesafe bahanesiyle namaz kıldıkları için kolluk kuvvetlerinden dayak ve küfür yiyen vatandaşlarımız oldu. Yazıklar olsun.
Ne bekliyorsunuzki düzene muhalefet edeyim derken müslümanları sistemden uzak tutmaya çalışırsan haliyle bütün sistemi bu ülkeyi kuran din düşmanları ele geçirir ve ele geçirdikleri yerde yeryüzünde bozgunculuk ve fesat çıkarmaya çalışırlar, aman vebal olur sisteme bulasmayalim diyoruz da peki bu sistemin tepeden tırnağa din düşmanlarının ele gecirmesine müsade etmekle ve Allah korusun bu durumdan razi olmakla bizde bu vebalden kurtulacak miyiz?
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Ne bekliyorsunuzki düzene muhalefet edeyim derken müslümanları sistemden uzak tutmaya çalışırsan haliyle bütün sistemi bu ülkeyi kuran din düşmanları ele geçirir ve ele geçirdikleri yerde yeryüzünde bozgunculuk ve fesat çıkarmaya çalışırlar, aman vebal olur sisteme bulasmayalim diyoruz da peki bu sistemin tepeden tırnağa din düşmanlarının ele gecirmesine müsade etmekle ve Allah korusun bu durumdan razi olmakla bizde bu vebalden kurtulacak miyiz?
Rasulullah (s.a.v.)'e tâbi olarak kendisinin ummeti olmakla iftihar eden Bir musluman, aynı zamanda Rasulullah'ı Mekke idaresinin liderliğinin teklif edilmesine rağmen uzak durarak muşriklerin ele geçirmesinin vebaliyle suçladığının farkında mıdır acaba?
 

İmam Malik

İyi Bilinen Üye
Ne bekliyorsunuzki düzene muhalefet edeyim derken müslümanları sistemden uzak tutmaya çalışırsan haliyle bütün sistemi bu ülkeyi kuran din düşmanları ele geçirir ve ele geçirdikleri yerde yeryüzünde bozgunculuk ve fesat çıkarmaya çalışırlar, aman vebal olur sisteme bulasmayalim diyoruz da peki bu sistemin tepeden tırnağa din düşmanlarının ele gecirmesine müsade etmekle ve Allah korusun bu durumdan razi olmakla bizde bu vebalden kurtulacak miyiz?
Kardeşim, biz -şer'i mahzurlara rağmen- sisteme bulaşsak dahi yeterli siyasal gücümüz olmadığı için sisteme bulaştığımızla kalırız yada diğer kesimlerdende destek alma peşine düşeriz ve sonumuz AKP gibi olur.
Şayet toplumda kendi kimliğimizle iktidar olacak oyu alabilecek bir tabanımız varsa o zaman zaten sisteme bulaşılmaz. Bilakis fiiliyat zamanı gelmiş demektir.
 

Bir_musluman

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Rasulullah (s.a.v.)'e tâbi olarak kendisinin ummeti olmakla iftihar eden Bir musluman, aynı zamanda Rasulullah'ı Mekke idaresinin liderliğinin teklif edilmesine rağmen uzak durarak muşriklerin ele geçirmesinin vebaliyle suçladığının farkında mıdır acaba?
Utbe b. Rabia anlatıyor. Utbe kavminin efendisiydi. Bir gün Kureyş meclisin
de, Resulullah'ın (s.a.) Mescid-i Haram'da yalnız oturduğu bir sırada şöyle demiştir
- "Ey Kureyş topluluğu! Kalkıp Muhammed'e gideyim mi? Onunla konuşup ona bazı şeyler arz edeyim mi? Belki de bazılarını kabul eder. Hangisini isterse ona verip bizden el çek(davetinden vazgeç) diyelim mi?"
(Bu konuşma Hz. Hamza (r.a.) Müslüman olup da Kureyş'in artık Resulullah'ın (s.a.) taraftarlarının çoğaldıklarını görmelerinden sonraydı.)
- "Evet, ya Ebe'l-Velid! Ona git ve onunla konuş." dediler. Utbe de kalkıp O'na
geldi. Resulullah'ın (s.a.) yanına oturup şöyle dedi:
- "Yeğenim! Sen içimizden birisin. Kabile arasındaki derecen ve nesepteki yerin
herkesçe bilinir. Sen kavmine çok büyük bir problem getirdin. Bununla topluluklarini dağıttın, huzurlarını bozdun, ilahlarını ve dinlerini ayıpladın. Dedelerine küfrettin. Şimdi beni dinle, sana bazı şeyler arz edeyim, sen de düşünürsün, belki bunlardan birini kabul edersin." Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.):
- "Söyle ya Ebe'l-Velid dinliyorum." dedi. Utbe de şöyle devam etti:
"Yeğenim! Eğer getirdiğin din sebebiyle mal istiyorsan, mallarımızdan senin
için ayıralım, en zenginimiz olasın. Eğer bununla şeref istiyorsan, seni başımıza reis yapalım, sensiz hiçbir karar almayalım. Eğer bununla emirlik istiyorsan, seni başımiza emir yapalım. Eğer sana gelen, kendinden uzaklaştıramadığın bir cinni ise seni iyileştirmek için bütün malımızı harcayalım. Çünkü tedavi olmayan adamı mağlup edebilir cinniler"
Resulullah (s.a.) Utbe'nin söylediklerini dinledi. Utbe sözünü tamamlayınca:
-"Bitirdin mi ya Ebe'l-Velid?" dedi. Utbe:
"Evet." dedi. Resulullah (s.a.): Şimdi beni dinle!" dedi. Utbe de:
"Peki!" dedi. Resulullah (s.a.) okumaya başladı:
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
"Ha-Mim... Bu, Rahman, Rahim (olan Allah) tarafından indirilmedir.
"Bu, ayetleri Arapça bir Kur'an olmak üzere anlayacak bir kavme açıklanmış bir Kitaptır Hem müjdeleyici... hem uyarıcı olarak... Fakat onların çoğu yüz çevirdiler onlar dinleyip hakkı kabul etmezler." (Fussilet, 1-4)

Efendimiz (s.a.) okumaya devam etti. Utbe bu ayetleri dikkatlice dinlemekteydi. Sonra Peygamberimiz bu suredeki secde ayetine (37. ayet) gelince secde etti ve şöyle buyurdu:
"
"Ya Ebe'l-Velid okuduğumu dinledin. Artık seni onunla baş başa bırakıyorum.
Utbe kalkıp arkadaşlarına geldi. Arkadaşları birbirlerine:
"Allah'a yemin ederiz ki Ebe'l-Velid gittiği yerden başka bir yüzle geldi." dediler. Yanlarına oturunca da:
"Ne oldu ya Ebe'l-Velid?" dediler. Utbe:
- "Ben öyle bir söz işittim ki vallahi o sözün benzerini şimdiye dek hiçbir kimseden duymadım. Vallahi o ne şiirdir, ne sihirdir, ne de kahinliktir. Ey Kureyş toplulugu! Beni dinleyin ve benim hatırıma bunu yapın. Bu adamı davasıyla baş başa bırakın. Onunla savaşmayı terk edin. Allah'a yemin ederim ki ondan işittiğim sözün büyük yankısı olacaktır. Eğer Araplar üzerine hakim olursa onun mülkü sizin mülkünüzdür
. Onun izzeti sizin izzetinizdir. Onun davasıyla insanların en mesudu olursunuz." dedi. Onlar da:
"Vallahi, diliyle seni de büyüledi ya Ebe'l-Velid.” dediler. Utbe:
- "Bu benim görüşüm... Siz dilediğinizi yapın." dedi. 73
Bir başka rivayette: Utbe, Peygamber Efendimiz'i (s.a.) “Eğer yüz çevirirlerse, de ki: Sizi Ad ve Semud'a gelen şiddetli azap gibi bir azaplakorkutuyorum." (Fus-
silet, 13) mealindeki ayete gelince, titreyerek kalktı. Elini Resulullah'ın (s.a.) ağzına koydu ve:
-"Allah aşkına ve akrabalık hatırına!" dedi. Bildirilen azabın gelmesinden korkuyordu. Kavmine gitti ve onlarla konuştu.74
73 İbn Hişam, a.g.e., 1/293-294.
74 İbn Kesir, Tefsir, VI, 159-161.

Kureyş'in ileri gelenleri Ebu Talib’e gelip dediler ki: “Ya Eba Talib! Senin yaşınla,
şerefinle aramızda bir yerin var. Biz senden kardeşinin oğluna mani olmanı istedik, ona mani olmadın. Vallahi artık biz, dedelerimize hakaret edilmesine, huzurumuzun bozulmasina, ilahlarımızın ayıplanmasına sabredemez olduk. Ya ona engel olursun, ya da biz
onunla seni bir tutarız. Sonunda da iki gruptan biri helâk olur gider." Bu şiddetli tehdit ve uyaru Ebu Talib'e ağır geldi. Rasulullah(s.a.) haber gönderip çağırttı ve ona şöyle dedi:
"Ey kardeşimin oğlu! Kavmin bana geldi ve şöyle şöyle söylediler. Bana ve kendine acı! Bana taşıyamayacağım bir yük yükleme.”
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.) amcasının kendisini terk edeceğini, artık yardım etmeyeceğini zannederek ona şöyle cevap verdi:
"Amca! Güneşi sağ elime, ayı sol elime verip bu davayı terk etmemi isteseler,
Allah'a yemin ederim ki ya Allah bana zafer verinceye yahut helâk oluncaya kadar ben bu davayı terk etmem." Sonra kendini tutamayıp ağladı. Ayağa kalkarak gitmek istedi. Biraz ilerlediğinde amcasının kendisini çağırdığını işitti. Yanına geldiğinde:
- "Git kardeşimin oğlu, istediğini söyle! Vallahi seni hiç kimseye teslim etmeye-
ceğim." dedi. 50 ve şu şiiri söyledi:

"Vallahi, sana asla erişemez onların hiçbiri,
Ben toprağa başımı koyup gömülünceye dek.
Utanmadan, çekinmeden yerine getir vazifeni,
Müjde olsun sana, gözlerin aydın olsun tek."51

Kureyş Efendimiz'in (s.a.) davete devam ettiğini gördüğünde Ebu Talib'in
Resulullah'ı (s.a.) terk etmeyi reddettiğini, onun uğruna her türlü zorluğu göze aldığını anladılar.
- "Ya Eba Talib! Bu genç (yani Umare) Kureyş'in en yetişkin ve en güzel gencidir. Bunu al. Aklından, gücünden istifade et. Bunu evlat edin, senin olsun. Bize de senin ve dedelerinin dinine karşı çıkan, kavminin birliğini dağıtan, huzurunu bozan şu kardeşinin oğlunu teslim et, onu öldürelim. Böylece bir adam karşılığı bir adam verilmiş olur."
Ebu Talib bu teklife karşı kızarak cevap verdi.
- "Vallahi ne kadar kötü şu teklif ettiğiniz şey! Bana çocuğunuzu vereceksiniz,
ben onu besleyeceğim. Karşılığında size oğlumu vereceğim, siz onu öldüreceksiniz,
öyle mi? Vallahi, bu ebediyyen olamaz!"
Bunun üzerine Mut'im b. Adiyy b. Nevfel b. Abdilmuttalib:
-"Ya Eba Talib! Kaymin sana insaflı davrandı. Senin hoşlanmadığın şeylerden
kurtulman için gayret ettiler. Sen ise onların hiçbir teklifini kabul etmiyorsun." dedi.
Ebu Talib bu defa:
- "Vallahi, bana insaflı davranmıyorsunuz. Sen hem benim rezil-rüsvay olmamı, hem de kavmimin bana tamamen hakim olmasını istiyorsun. Elinizden ne geliyorsa
yapın bakalım!” dedi. 52
Tarihi kaynaklar bu iki heyetin geliş zamanlarını zikretmemekteler. Ancak delil ve karineler incelendiğinde bu heyetlerin peygamberliğin altıncı senesi ortalarında geldiklerini, bu iki heyetin gelişi arasında fazla bir zaman olmadığını görüyoruz.

50 İbn Hişam, ag.e., 1/265-266.
51 Abdullah en-Necdi, Muhtasaru Sireti'r-Resul, s. 68.
52 İbni Hişam 1/266-267



Ben Peygamberimizi(s.a) haşa böyle birşeyle suçlamıyordum ki aslında konuda bu değil fakat siz böyle söyleyince açıklama gereği duydum İki rivayettende anlaşılacağı üzere Kureyş Peygamberimizin (s.a.) davetinden ve davasindan vazgeçmesi karşılığında böyle bir teklifi yapmışlardı, yani bu günümüzde bir müslümana gel Allah'ı inkar et ve bu görevin başına geç yeterki Allah Kitap Kuran Namaz Oruç Ahiretten bashetme denilmesi gibi birseydir bu. Lütfen insaflı olalım aynı şeyler değil bunlar bir topluma olan kinimiz bizi adaletsizliğe sevketmesin
 

Bir_musluman

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Kardeşim, biz -şer'i mahzurlara rağmen- sisteme bulaşsak dahi yeterli siyasal gücümüz olmadığı için sisteme bulaştığımızla kalırız yada diğer kesimlerdende destek alma peşine düşeriz ve sonumuz AKP gibi olur.
Şayet toplumda kendi kimliğimizle iktidar olacak oyu alabilecek bir tabanımız varsa o zaman zaten sisteme bulaşılmaz. Bilakis fiiliyat zamanı gelmiş demektir.
Kardesim yukaridaki örnekte olduğu gibi sistem bize zulmedince vay kafirler vay tagutlar diyerek küfrediyoruz fakat mesele sistemi düzeltmeye gelince yine vay kafirler vay tagutlar deyip elimizi ayağımızı herseyden çekip öylece ölümü bekliyoruz sizcede bunda bir tezatlik yok mu?
 

bnm123

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Utbe b. Rabia anlatıyor. Utbe kavminin efendisiydi. Bir gün Kureyş meclisin
de, Resulullah'ın (s.a.) Mescid-i Haram'da yalnız oturduğu bir sırada şöyle demiştir
- "Ey Kureyş topluluğu! Kalkıp Muhammed'e gideyim mi? Onunla konuşup ona bazı şeyler arz edeyim mi? Belki de bazılarını kabul eder. Hangisini isterse ona verip bizden el çek(davetinden vazgeç) diyelim mi?"
(Bu konuşma Hz. Hamza (r.a.) Müslüman olup da Kureyş'in artık Resulullah'ın (s.a.) taraftarlarının çoğaldıklarını görmelerinden sonraydı.)
- "Evet, ya Ebe'l-Velid! Ona git ve onunla konuş." dediler. Utbe de kalkıp O'na
geldi. Resulullah'ın (s.a.) yanına oturup şöyle dedi:
- "Yeğenim! Sen içimizden birisin. Kabile arasındaki derecen ve nesepteki yerin
herkesçe bilinir. Sen kavmine çok büyük bir problem getirdin. Bununla topluluklarini dağıttın, huzurlarını bozdun, ilahlarını ve dinlerini ayıpladın. Dedelerine küfrettin. Şimdi beni dinle, sana bazı şeyler arz edeyim, sen de düşünürsün, belki bunlardan birini kabul edersin." Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.):
- "Söyle ya Ebe'l-Velid dinliyorum." dedi. Utbe de şöyle devam etti:
"Yeğenim! Eğer getirdiğin din sebebiyle mal istiyorsan, mallarımızdan senin
için ayıralım, en zenginimiz olasın. Eğer bununla şeref istiyorsan, seni başımıza reis yapalım, sensiz hiçbir karar almayalım. Eğer bununla emirlik istiyorsan, seni başımiza emir yapalım. Eğer sana gelen, kendinden uzaklaştıramadığın bir cinni ise seni iyileştirmek için bütün malımızı harcayalım. Çünkü tedavi olmayan adamı mağlup edebilir cinniler"
Resulullah (s.a.) Utbe'nin söylediklerini dinledi. Utbe sözünü tamamlayınca:
-"Bitirdin mi ya Ebe'l-Velid?" dedi. Utbe:
"Evet." dedi. Resulullah (s.a.): Şimdi beni dinle!" dedi. Utbe de:
"Peki!" dedi. Resulullah (s.a.) okumaya başladı:
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
"Ha-Mim... Bu, Rahman, Rahim (olan Allah) tarafından indirilmedir.
"Bu, ayetleri Arapça bir Kur'an olmak üzere anlayacak bir kavme açıklanmış bir Kitaptır Hem müjdeleyici... hem uyarıcı olarak... Fakat onların çoğu yüz çevirdiler onlar dinleyip hakkı kabul etmezler." (Fussilet, 1-4)

Efendimiz (s.a.) okumaya devam etti. Utbe bu ayetleri dikkatlice dinlemekteydi. Sonra Peygamberimiz bu suredeki secde ayetine (37. ayet) gelince secde etti ve şöyle buyurdu:
"
"Ya Ebe'l-Velid okuduğumu dinledin. Artık seni onunla baş başa bırakıyorum.
Utbe kalkıp arkadaşlarına geldi. Arkadaşları birbirlerine:
"Allah'a yemin ederiz ki Ebe'l-Velid gittiği yerden başka bir yüzle geldi." dediler. Yanlarına oturunca da:
"Ne oldu ya Ebe'l-Velid?" dediler. Utbe:
- "Ben öyle bir söz işittim ki vallahi o sözün benzerini şimdiye dek hiçbir kimseden duymadım. Vallahi o ne şiirdir, ne sihirdir, ne de kahinliktir. Ey Kureyş toplulugu! Beni dinleyin ve benim hatırıma bunu yapın. Bu adamı davasıyla baş başa bırakın. Onunla savaşmayı terk edin. Allah'a yemin ederim ki ondan işittiğim sözün büyük yankısı olacaktır. Eğer Araplar üzerine hakim olursa onun mülkü sizin mülkünüzdür
. Onun izzeti sizin izzetinizdir. Onun davasıyla insanların en mesudu olursunuz." dedi. Onlar da:
"Vallahi, diliyle seni de büyüledi ya Ebe'l-Velid.” dediler. Utbe:
- "Bu benim görüşüm... Siz dilediğinizi yapın." dedi. 73
Bir başka rivayette: Utbe, Peygamber Efendimiz'i (s.a.) “Eğer yüz çevirirlerse, de ki: Sizi Ad ve Semud'a gelen şiddetli azap gibi bir azaplakorkutuyorum." (Fus-
silet, 13) mealindeki ayete gelince, titreyerek kalktı. Elini Resulullah'ın (s.a.) ağzına koydu ve:
-"Allah aşkına ve akrabalık hatırına!" dedi. Bildirilen azabın gelmesinden korkuyordu. Kavmine gitti ve onlarla konuştu.74
73 İbn Hişam, a.g.e., 1/293-294.
74 İbn Kesir, Tefsir, VI, 159-161.

Kureyş'in ileri gelenleri Ebu Talib’e gelip dediler ki: “Ya Eba Talib! Senin yaşınla,
şerefinle aramızda bir yerin var. Biz senden kardeşinin oğluna mani olmanı istedik, ona mani olmadın. Vallahi artık biz, dedelerimize hakaret edilmesine, huzurumuzun bozulmasina, ilahlarımızın ayıplanmasına sabredemez olduk. Ya ona engel olursun, ya da biz
onunla seni bir tutarız. Sonunda da iki gruptan biri helâk olur gider." Bu şiddetli tehdit ve uyaru Ebu Talib'e ağır geldi. Rasulullah(s.a.) haber gönderip çağırttı ve ona şöyle dedi:
"Ey kardeşimin oğlu! Kavmin bana geldi ve şöyle şöyle söylediler. Bana ve kendine acı! Bana taşıyamayacağım bir yük yükleme.”
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.) amcasının kendisini terk edeceğini, artık yardım etmeyeceğini zannederek ona şöyle cevap verdi:
"Amca! Güneşi sağ elime, ayı sol elime verip bu davayı terk etmemi isteseler,
Allah'a yemin ederim ki ya Allah bana zafer verinceye yahut helâk oluncaya kadar ben bu davayı terk etmem." Sonra kendini tutamayıp ağladı. Ayağa kalkarak gitmek istedi. Biraz ilerlediğinde amcasının kendisini çağırdığını işitti. Yanına geldiğinde:
- "Git kardeşimin oğlu, istediğini söyle! Vallahi seni hiç kimseye teslim etmeye-
ceğim." dedi. 50 ve şu şiiri söyledi:

"Vallahi, sana asla erişemez onların hiçbiri,
Ben toprağa başımı koyup gömülünceye dek.
Utanmadan, çekinmeden yerine getir vazifeni,
Müjde olsun sana, gözlerin aydın olsun tek."51

Kureyş Efendimiz'in (s.a.) davete devam ettiğini gördüğünde Ebu Talib'in
Resulullah'ı (s.a.) terk etmeyi reddettiğini, onun uğruna her türlü zorluğu göze aldığını anladılar.
- "Ya Eba Talib! Bu genç (yani Umare) Kureyş'in en yetişkin ve en güzel gencidir. Bunu al. Aklından, gücünden istifade et. Bunu evlat edin, senin olsun. Bize de senin ve dedelerinin dinine karşı çıkan, kavminin birliğini dağıtan, huzurunu bozan şu kardeşinin oğlunu teslim et, onu öldürelim. Böylece bir adam karşılığı bir adam verilmiş olur."
Ebu Talib bu teklife karşı kızarak cevap verdi.
- "Vallahi ne kadar kötü şu teklif ettiğiniz şey! Bana çocuğunuzu vereceksiniz,
ben onu besleyeceğim. Karşılığında size oğlumu vereceğim, siz onu öldüreceksiniz,
öyle mi? Vallahi, bu ebediyyen olamaz!"
Bunun üzerine Mut'im b. Adiyy b. Nevfel b. Abdilmuttalib:
-"Ya Eba Talib! Kaymin sana insaflı davrandı. Senin hoşlanmadığın şeylerden
kurtulman için gayret ettiler. Sen ise onların hiçbir teklifini kabul etmiyorsun." dedi.
Ebu Talib bu defa:
- "Vallahi, bana insaflı davranmıyorsunuz. Sen hem benim rezil-rüsvay olmamı, hem de kavmimin bana tamamen hakim olmasını istiyorsun. Elinizden ne geliyorsa
yapın bakalım!” dedi. 52
Tarihi kaynaklar bu iki heyetin geliş zamanlarını zikretmemekteler. Ancak delil ve karineler incelendiğinde bu heyetlerin peygamberliğin altıncı senesi ortalarında geldiklerini, bu iki heyetin gelişi arasında fazla bir zaman olmadığını görüyoruz.

50 İbn Hişam, ag.e., 1/265-266.
51 Abdullah en-Necdi, Muhtasaru Sireti'r-Resul, s. 68.
52 İbni Hişam 1/266-267



Ben Peygamberimizi(s.a) haşa böyle birşeyle suçlamıyordum ki aslında konuda bu değil fakat siz böyle söyleyince açıklama gereği duydum İki rivayettende anlaşılacağı üzere Kureyş Peygamberimizin (s.a.) davetinden ve davasindan vazgeçmesi karşılığında böyle bir teklifi yapmışlardı, yani bu günümüzde bir müslümana gel Allah'ı inkar et ve bu görevin başına geç yeterki Allah Kitap Kuran Namaz Oruç Ahiretten bashetme denilmesi gibi birseydir bu. Lütfen insaflı olalım aynı şeyler değil bunlar bir topluma olan kinimiz bizi adaletsizliğe sevketmesin
Mekke müşrikleri Allah'a inanan insanlar onların Allah'ı bırak diye bir istekleri yok. Onlar bizim sistemimize karışma diye istekleri var. Yazdıklarını iyi okuyup iyi anlaman lazım.
Kimsenin namazına orucuna ibadetine karışmazlar ki kendileri de ibadet ediyorlar hac umre kurban namaz vs. Onların derdi kurdukları sistemin bozulması ellerinden çıkması. Onlar Allahın istediği sistemi kabul etmiyorlar kendi menfaatleri düzenleri hâkimiyetleri bozulmasın diye.

Onların kurdukları düzenin içerisinde kendi ilahları kendi kanunları kendi hâkimiyetleri var. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise bunları reddediyordu. Onlara müşrik ve kafir diyordu. Nasıl olurda onlarla beraber iş tutabilir. Müşrikler de bu davasından vazgeçmesini isterken bunu kastediyorlardı.

Yani senin zannettiğin gibi Allahı inkâr et demiyorlardı. Onlarda Allah'a inanıyorlar ve hatta peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem i haşa sapıtmış dinden çıkmış olarak görüyorlardı.

Allah hidayet eylesin cümlemizi.
 
Son düzenleme:

Bir_musluman

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Mekke müşrikleri Allah'a inanan insanlar onların Allah'ı bırak diye bir istekleri yok. Onlar bizim sistemimize karışma diye istekleri var. Yazdıklarını iyi okuyup iyi anlaman lazım.
Kimsenin namazına orucuna ibadetine karışmazlar ki kendileri de ibadet ediyorlar hac umre kurban namaz vs. Onların derdi kurdukları sistemin bozulması ellerinden çıkması. Onlar Allahın istediği sistemi kabul etmiyorlar kendi menfaatleri düzenleri hâkimiyetleri bozulmasın diye.

Onların kurdukları düzenin içerisinde kendi ilahları kendi kanunları kendi hâkimiyetleri var. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise bunları reddediyordu. Onlara müşrik ve kafir diyordu. Nasıl olurda onlarla beraber iş tutabilir. Müşrikler de bu davasından vazgeçmesini isterken bunu kastediyorlardı.

Yani senin zannettiğin gibi Allahı inkâr et demiyorlardı. Onlarda Allah'a inanıyorlar ve hatta peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem i haşa sapıtmış dinden çıkmış olarak görüyorlardı.

Allah hidayet eylesin cümlemizi.
Peygamerimize (s.a.) davetinden ve davasindan vazgecmesini istiyorlardi, Peygamberimizin davası neydi Tek olan Bir olan Allah'a kulluktu ondan baskasi için hac yapmamak kurban kesmemek ibadet etmemekti, bu davadan vazgec Allah'tan baska ilahlarda var diyorlardi puta secde ediyorlardi evet Allah'a inaniyorlardi ona bir sözüm yok, fakat Allah'a iftira ediyorlardı bunlar Allah'ın ortaklaridir diyorlardi. İçlerinden ahirete bile inanmayanlar vardi yani meselenin özüne odaklanirsak bir yaraticiya inaniyorlar fakat hiçbir kitap olmadığı halde Allah'a iftira ediyorlardı, Müslümanlarin ibadetlerinde karısiyorlardi hatta kabede namaz bile kilamiyorlardi bi keresinde Allah Resulü(s.a.) secdeye giderken onun mübarek boynuna deve iskembesi koymuşlardı
 

Bir_musluman

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Mekke müşrikleri Allah'a inanan insanlar onların Allah'ı bırak diye bir istekleri yok. Onlar bizim sistemimize karışma diye istekleri var. Yazdıklarını iyi okuyup iyi anlaman lazım.
Kimsenin namazına orucuna ibadetine karışmazlar ki kendileri de ibadet ediyorlar hac umre kurban namaz vs. Onların derdi kurdukları sistemin bozulması ellerinden çıkması. Onlar Allahın istediği sistemi kabul etmiyorlar kendi menfaatleri düzenleri hâkimiyetleri bozulmasın diye.

Onların kurdukları düzenin içerisinde kendi ilahları kendi kanunları kendi hâkimiyetleri var. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise bunları reddediyordu. Onlara müşrik ve kafir diyordu. Nasıl olurda onlarla beraber iş tutabilir. Müşrikler de bu davasından vazgeçmesini isterken bunu kastediyorlardı.

Yani senin zannettiğin gibi Allahı inkâr et demiyorlardı. Onlarda Allah'a inanıyorlar ve hatta peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem i haşa sapıtmış dinden çıkmış olarak görüyorlardı.

Allah hidayet eylesin cümlemizi.
Birazcık insafla seni yukardaki yazdığım rivayetleri okumaya davet ediyorum kardesim ben Türkçe yazdim rivayetleri ingilizce yada arapça yazmadim sen bana Türkçeyi Türkçe'ye tercüme etmeye kalkıyorsun , O'na davasindan vazgeç diyorlar derdin yoksulluksa zengin edelim seni diyorlar, yeterki ilahlarımıza sövme yalanlama diyorlar, ya benim aklim almıyor, Nasil olurda Ahirete bile inanmayan bu müşrikleri Allah'a ve ahiret gününe inanan nefes aldığı müddetçe namaz kilan oruç tutan insanlarla ayni kefeye koyarlar, bu kadar mi cahillestik Alimlerimiz bu kadar mi tefrikaya düştüler, asli kafirler çini rusyasi abdsi dururken nasil olurda biz burda bir avuç müslümanı kafir yapmakla uğraşırız? Sözüm ona Ayasofya imami Boynukalin bir mücadele veriyor biz müslüman kardeşimizi desteklemek yerine nerdeyse onu bile tekfir edecekler bu kadar mi körleştik cahilleştik
 

Bir_musluman

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Mesele kagit üzerinde yazan imza meselesiyseIMG_20210411_163452.jpg
Bu foruma üye olan herkes dinden çıktı o halde yok mesele ikrahsa hiçbiriniz ikrahen zorlanarak buraya üye olmadiniz veya ikrahen site açılmadi yok mesele ümmetin maslahatiysa Nasilki sen ümmetin maslahatini gözeterek taguti dediğin sistemde bu siteyi actiysan, burada yaşayan Müslümanlarin maslahati gözetilerekte birseyler yapilmasina tekfirvari söylemlerde bulunmayacaksin. Bu forumdaki son mesajim amacim şu dünyada yasayan bir avuç Müslümanlarin Allah'a ahiret gününe meleklerine hesaba kitaba inanan namaz kilan oruç tutan hacca giden müslümanlarin kenetlenerek kâfire karsi bizi yeryüzünden silmek isteyenlere karsi birlik ve beraberlik içerisinde mücadele etmek, beni üzen bu iş artik avama kalmış avam diyor artik Birlik ve beraberlik içerisinde mücadele edelim kafirlere karşı tek vücut olalim diye..
Rabbim bizleri ıslah etsin şu mübarek ayda kalbini kırdığım kardesim varsa helallik isterim benden yana helal olsun
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt