Soru Tekfir hususundaki karmaşa hakkında?

Tevhid yolunda

İyi Bilinen Üye
Üye
Esselamu aleykum.Son bir haftadır tekfir ahlakıyla ilgili kitaplar okumaya çalışıyorum. Forumda baktığım zaman tekfirde aşırılıktan sakınılması gerektiği yönünde bilgiler verilmekte.
şimdi benim izlenimlerime göre örneğin ebu said, abdullah yolcu, ubeydullah arslan gibi isimler bu foruma göre mürciye irca ehli, onların görüşüne göre bu forumdakilerin akidesi haricilere çok yakın, bir diğer grup ise (Murat gezenler, ebu hanzala taifesi) yukardaki isimleri ve bu forumdaki akidedeki kardeşleri mürciye hatta mürted görebiliyor. Bu forumdakiler de murat gezenler ve ebu hanzala taifesini tekfirde aşırı olduğunu hatta harici olduklarıni belirtiyor. Peki bu orta yol nasıl bulunacak?
Mürcieler kendisinden olmayana harici, tekfirde aşırı denilenler ise diğerlerine irca ehli dediği sürece ben ve benim gibi kafası karışık olan insanlar sahih akideyi orta yolu nasıl ve neye göre bulacak?
 

عبد الرحمن

İyi Bilinen Üye
Üye
Tekfirin akideyle ilgisi yok kardeşim, orta yolu bulmana da gerek yok çünkü tekfir avamın işi değildir. Herkes kendisini küfürden korusun yeter.

Orta yolu bulmak da mümkün gözükmüyor alimler arasında, herkes kendi deliline sarılıyor. Üçüncü fırkayı bir kenara koyduğumuzda geriye kalan iki görüş asırlardan beri farklı şekillerde var olmuştur. Bu beraber çalışmaya engelmidir? Bence değildir ve olmamalıdır.
 

Muvahhid Mücahid

İyi Bilinen Üye
Üye
Tekfirin akideyle ilgisi yok kardeşim, orta yolu bulmana da gerek yok çünkü tekfir avamın işi değildir. Herkes kendisini küfürden korusun yeter.

Orta yolu bulmak da mümkün gözükmüyor alimler arasında, herkes kendi deliline sarılıyor. Üçüncü fırkayı bir kenara koyduğumuzda geriye kalan iki görüş asırlardan beri farklı şekillerde var olmuştur. Bu beraber çalışmaya engelmidir? Bence değildir ve olmamalıdır.
Hak bir tanedir kardeş.Farklı grupların olması orta yolun bulunmayacağı anlamına gelmez.Geçmiş ve gelecek alimlerin sözleri bütün olarak incelendiğinde iki görüş ortaya çıkıyor :
1- Cehalet mazerettir
2-Cehalet mazeret değildir.

Cehalet mazerettir diyen alimler yukarıda bahsettiğin mürcielerin yaptığı gibi cehaleti mutlak olarak mazeret görmüyor.Bu mazeretliği her amele, kimseye, olaya indirgemiyor.Bunu naslara göre yapıp sınıflandırıyor.Bu da vasat bir akidedir.

Cehalet mazeret değildir diyen alimler ise cehalet mazeret değildir derken bunda açık ve kapalı meseleler ayrımına gidiyor.Bazı meselelerde yukarıdaki alimlerle orta yolda buluşuyor bazı meselelerde ayrılıyor.Kapalı meselelerde(oy meselesi gibi) hüccet ikamesini şart koşuyorlar.Yukarıda sayılan aşırı taifenin yaptığı gibi olayı mutlaklaştırmıyor her önüne geleni tekfir etmiyorlar.Cehalet mazerettir diyen(vasat) alimler için bidat ehli diyenlere bile karşı çıkıyorlar.Bunu da vasat bir akideyle yapıyorlar.


Ama mürcieler ve hariciler bu iki grup alimin mutlak olan sözlerine sarılarak cehaleti mazeret olmayan kimselere bile cehalet mazerettir diyorlar ya da cehaleti mazeret olan kimselere bile cehaleti mazeret değildir diyorlar.Bu da onların bidat ehli olarak görülmesine yol açıyor.Yukarıda sayılan isimlerin hepsi bidat ehli isimler.Rabbim bizlere vasat bir akideyi nasip etsin, yolunda sabit kılsın.
 

عبد الرحمن

İyi Bilinen Üye
Üye
Hak bir tanedir kardeş.Farklı grupların olması orta yolun bulunmayacağı anlamına gelmez.Geçmiş ve gelecek alimlerin sözleri bütün olarak incelendiğinde iki görüş ortaya çıkıyor :
1- Cehalet mazerettir
2-Cehalet mazeret değildir.

Cehalet mazerettir diyen alimler yukarıda bahsettiğin mürcielerin yaptığı gibi cehaleti mutlak olarak mazeret görmüyor.Bu mazeretliği her amele, kimseye, olaya indirgemiyor.Bunu naslara göre yapıp sınıflandırıyor.Bu da vasat bir akidedir.

Cehalet mazeret değildir diyen alimler ise cehalet mazeret değildir derken bunda açık ve kapalı meseleler ayrımına gidiyor.Bazı meselelerde yukarıdaki alimlerle orta yolda buluşuyor bazı meselelerde ayrılıyor.Kapalı meselelerde(oy meselesi gibi) hüccet ikamesini şart koşuyorlar.Yukarıda sayılan aşırı taifenin yaptığı gibi olayı mutlaklaştırmıyor her önüne geleni tekfir etmiyorlar.Cehalet mazerettir diyen(vasat) alimler için bidat ehli diyenlere bile karşı çıkıyorlar.Bunu da vasat bir akideyle yapıyorlar.


Ama mürcieler ve hariciler bu iki grup alimin mutlak olan sözlerine sarılarak cehaleti mazeret olmayan kimselere bile cehalet mazerettir diyorlar ya da cehaleti mazeret olan kimselere bile cehaleti mazeret değildir diyorlar.Bu da onların bidat ehli olarak görülmesine yol açıyor.Yukarıda sayılan isimlerin hepsi bidat ehli isimler.Rabbim bizlere vasat bir akideyi nasip etsin, yolunda sabit kılsın.
Hak bir tanedir diyorsun ama bidat ehli olmayan iki tane görüşten bahsediyorsun. Hak birdir doğru, ama biz onu her daim kati surette keşfedemediğimiz için hak olmaya talip birden fazla görüş tezahür ediyor.

1- "Cehalet mazerettir diyen alimler" Mürcienin aksine bu mazereti her amele geçerli kılmıyorlar diyorsun. Ancak mesele hangi amelin (mazeretli mazeretsiz) küfür olduğudur. Namazı terk edene kafir demeyen Mürcie midir? Mazeretin hangi amelde geçerli olup, hangisinde olmadığına kim karar verecek? Bu konudaki istidlal zannidir, o yüzden karşı tarafı tarihi muallak bir fırkaya nisbetle yaftalayarak kendi görüşünü üste çıkarmaya çalışmak verimsiz bir çabadır, ancak husumet yayar. Mürcie yaftası çoğunluk ulemanın benimsediği "iman tasdik ve ikrardır" tarifine binaen sürdürülüyor, sanki buradaki tasdikten kasıt mücerret marifetmiş gibi! Tasdik iltizama taahhüde şamildir. Kimse sarih bir nassın küfür olarak vasıf ettiği bir amele küfür değildir dememiştir.

2- "Cehalet mazeret değildir" diyen alimler kim oluyor, bu görüşü biraz daha açarmısın? Ne için hüccet ikametini şart koşuyorlar? Benim bildiğim cehalet mazeret değildir diyen alim yok, ki sen de bunu mutlak surette söylemediklerini söylüyorsun, öyleyse neden bu şekilde sınıflandırılıyorlar?

* * *

Türkiye'de savaş yok, herkes davetçi konumunda. Laik bir nizamı benimsemenin veya mecliste Allah'ın şeriatını ilga edici hükümler çıkartmanın şirk dolayısıyla küfür olduğu konusunda herkes müttefik. Öyleyse bunun ötesinde niçin hükumete karşı farklılaşan tutumlar bazında bir husumet sürdürülüyor aynı davanın yolcuları arasında?

İhtilaf olması doğal, münazara da yapılsın ama bu Mürcie-Harici polemiği ekseninde dönmemeli.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt