Çözüldü Türkiye Darül-Küfür müdür?

Y Çevrimdışı

Yasin B

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Türkiye darül-küfür devleti midir sizlere göre? Eğer öyleyse neden öyle dediğinizi bilmek isterim çünkü düşünceme göre bu devlette müslümana zulüm yok ezanlar okunuyor cumalar kılınıyor hatta öyle ki müslümanlara ayrıcalık bile tanınıyor (ramazan bayramı tatili, kurban bayramı tatili).
Şimdi fıkhi boyutunda bir yerin islam yurdu olabilmesi için
1-Hüküm ve egemenlik Allah'a ait olmalı
2-Müslümanlar sırf müslüman olduğu için eziyet zulüm görmemeli özgürlükleri sağlanmalı.
Şimdi 2. maddenin sağlandığı aşikar. Müslümanlar zulüm görmüyorlar gayet tabii özgürce hayatlarını yaşıyorlar.
1. kısımla ilgili kağıt üstünde devletin islam devleti olmadığı laik bir devlet olduğu gözükür ancak araştırmalarım sonucu genel anayasa maddeleri incelenirse eğer çoğunluk kısmının aslında islamla örtüştüğü görülür örnek vermek gerekirse:

Örtüşen Kısımlar (İslam'ın Temel Gayeleri)
İslam fıkhında hukukun amacı "Makasıd'üş-Şeria" (Şeriatın Gayeleri) olarak adlandırılır ve beşe ayrılır: Dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunması. Mevcut anayasanın ve alt kanunların çok büyük bir kısmı (pratikteki kanunların belki de büyük çoğunluğu) bu hedeflerle birebir örtüşür veya çelişmez.

  • Yaşam ve Mülkiyet: Cinayet, adam yaralama, hırsızlık, gasp, dolandırıcılık gibi eylemler hem İslam'da haramdır hem de mevcut anayasada ve Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) ağır suçtur.(cezanın türleri farklıdır.)
  • Temel Haklar: Adil yargılanma hakkı, mülkiyetin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği gibi anayasal haklar İslam hukukuyla tam uyumludur.
  • İbadet Özgürlüğü: camilerin yapılması, ezanların okunması ve din ve vicdan hürriyeti anayasal güvence altındadır.

Maslahat ve Örf​

Devletin işleyişini sağlayan kuralların büyük bir kısmı dini metinlerde geçmez, İslam bunu toplumun ihtiyacına (Maslahat) ve çağa bırakır.

  • Trafik kuralları, vergi toplama usulleri, belediyecilik hizmetleri, meclisteki milletvekili sayısı, seçim barajı, bakanlıkların teşkilat yapısı gibi idari konular...
  • Bu kısımlar anayasanın büyük bir hacmini kaplar ve İslam ile çelişmez.

Bu kısımlar anayasanın büyük bir çoğunluğunu kaplar. Elbette islamla çelişen maddeler vardır ama çoğunluğunun islamla benzerlik gösterdiği görülüyor. Eğer ki burası darul küfür ise türkmenistan nedir? orada müslümanlar sırf müslüman oldukları için zulüm görüyorlar zorla oruçları bozduruluyor müslümanlara insan değil hayvan muamelesi yapıyorlar. Peki ya bunların hiçbiri yaşanmayan bu ülkede burasıda aynı türkmenistan gibi nasıl darül küfür olabiliyor?
Eğer ki buranın darül küfür olması azınlık maddeler dahi olsalar, Allah'ın hükümleri uygulanmadığı için midir?

Bana tam bir DARÜL İSLAM ülkesi gösterebilir misiniz peki?

suudi arabistan mı?

Çözüldü - Suudi Arabistan Dar'ul İslam mıdır? reddedildiği ortada.

Pakistan mı?
Pakistan resmi olarak bir "İslam Devleti" (Pakistan İslam Cumhuriyeti) statüsündedir.
Anayasasında "Hiçbir kanun Kur'an ve Sünnet'e aykırı olamaz" yazar. Fakat pratikte uygulanan yargı sistemi, İngiliz sömürge döneminden kalma "Common Law" (Ortak Hukuk) ile İslam hukukunun bir karışımıdır. Ceza hukuku ve idare hukukunun çok büyük bir kısmı Batı standartlarına göre işler.
Pakistan ekonomisi ağır bir kriz içindedir ve yıllardır Uluslararası Para Fonu (IMF) kredileriyle ayakta durmaktadır. Bu kredilerin tamamı yüksek faizlerle alınır ve Pakistan devlet bütçesinin devasa bir kısmı sadece dış borçların faizini (ana parayı bile değil) ödemeye gider.
Pakistan Merkez Bankası (State Bank of Pakistan), diğer tüm kapitalist ülkelerde olduğu gibi politika faiz oranları belirleyerek ekonomiyi yönetir. Devletin kendisi faizli tahviller satar ve iç borçlanmayı faiz üzerinden yapar.

iran mı?

devlet şii lik mezhebiyle yönetilir ve dünyadaki müslümanların % 85 90 ı sünnidir. Sünni bir Müslüman için İran, kapsayıcı bir "ümmet yurdu" değil, tamamen farklı bir fıkhî yoruma dayalı teokratik bir devlettir. Ayrıca İran, dış politikasında "İslam’ın maslahatını" değil, kendi ulusal ve Fars jeopolitik çıkarlarını gözetir. Örneğin, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmalarda, Müslüman olan Azerbaycan yerine Hristiyan olan Ermenistan’ı stratejik olarak desteklemiştir. Bu durum, "Müslümanların hamisi olma" iddiasıyla tamamen çelişir.

Afganistan mı? (Soru - Günümüzde Gerçek Bir İslam Ülkesi Var mı?) ayrıyeten afganistanı örnek gösteren kişiye cevap olarak:

Afganistan'ı yöneten Taliban'ın uygulamalarının çok büyük bir kısmı Kur'an veya evrensel Sünnet'ten değil, "Peştunvalı" denilen katı Peştun aşiret geleneklerinden gelir.​

-İslam'ın ilk emri "Oku"dur ve klasik fıkıhta ilim öğrenmek hem kadın hem erkek için farzdır. Tarihteki Darülislam örneklerinde kadın alimler (muhaddisler, fakihler) hep var olmuştur. Ancak Taliban, kız çocuklarının okula/üniversiteye gitmesini yasaklamıştır. Bu, evrensel şeriatla değil, tamamen bölgesel kabile zihniyetiyle alınan, İslami dayanaktan yoksun bir karardır. ( Örnek olarak Okuma-Yazma Öğretmeni Şifa bint Abdullah: Cahiliye döneminde okuma yazma bilen ender kişilerden biriydi. Müslüman olduktan sonra Hz. Ömer'in kızı Hafsa başta olmak üzere birçok kadına okuma yazma öğretmiştir. Hatta Hz. Ömer halife olduğunda liyakatine binaen bu bilgili kadını Medine çarşısının "piyasa denetçisi" (zabıta/muhtesip) olarak kamu kadrosuna atamıştır.)

-İslam siyaset teorisinin temeli "Şura" (danışma) ve ehil kişilerin onayına (Biat) dayanır. Bir devletin Darülislam sayılması için yöneticilerin ümmetin genel maslahatını (çıkarını) temsil etmesi gerekir.
Taliban yönetimi, Afgan halkının genelini, farklı etnik grupları veya diğer İslam alimlerini karar alma mekanizmasına dahil etmez. Kendini "Emir'ül Müminin" (Müminlerin Emiri) ilan eden kişi ve etrafındaki küçük, kapalı bir grubun mutlak diktası geçerlidir. Bu klasik İslam'ın şeffaf halifelik veya yöneticilik vizyonuyla bağdaşmaz.

-Bir önceki yazıda da konuştuğumuz gibi, İslam'da hukukun temel amacı (Makasıd'üş-Şeria) canı, malı ve aklı korumaktır.
Bir Darülislam'ın kendi kendine yetebilmesi ve halkını refah içinde yaşatması hedeflenir. Afganistan ise şu an dışarıdan gelen Birleşmiş Milletler insani yardımları olmasa kitlesel açlıktan kırılacak durumdadır. Halkın %90'ı yoksulluk sınırının altındadır. Ülkenin ekonomisi ve sistemi tek başına ayakta durabilecek kapasitede değildir.

-Taliban uygulamaları, sadece kendi yorumlarına uyan Peştun/Sünni grupları merkeze alır. Ülkedeki Hazaralar, Tacikler veya Özbekler gibi diğer Müslüman gruplar sürekli bir dışlanma ve baskı altındadır. Kendinden olmayan Müslümanı ötekileştiren bir yapının "Tüm Müslümanların ideal yurdu" (Darülislam) olması teorik olarak imkansızdır.

Adına islam yurdu denilip islamın emrettiğini esneten veya dışına çıkan birsürü ülke daha sayabilirim. Hakiki bir darül islam ın bu kritik kuralları aşmaması kendi kafalarından hüküm üretip esnetmemesi gerekmez mi?

Yani benim bu yazıda anlatmaya çalıştığım Türkiye tam bir darül küfürdür diyenlere karşılık Türkiye de zulüm olmadığı halde, hem zulüm, hem baskılanma, hem haklardan mahrum bırakma vs olan ülkeler nedir?

Adı islam devleti olupta islamın hükümlerini kendi menfaatlerine göre uyarlayan, faiz yasak olduğu halde, ülkelerinde faiz artık ekonominin yönetim biçimi olmuş olan, kendileri gibi düşünmeyen halkın ezildiği hor görüldüğü ülkeler mi DARÜL İSLAM DIR?
DARÜL İSLAM sadece kanunun başına '' BURASI BİR İSLAM DEVLETİDİR.'' demek midir bu kadar kolay mıdır?

Değilse nedir peki bu Darül islam nedir peki bu Darül küfür?
 
Son düzenleme:
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
 
AlMersini Çevrimdışı

AlMersini

Sahel'de Güneş Doğuyor...
İslam-TR Üyesi
Türkiye darül-küfür devleti midir sizlere göre? Eğer öyleyse neden öyle dediğinizi bilmek isterim çünkü düşünceme göre bu devlette müslümana zulüm yok ezanlar okunuyor cumalar kılınıyor hatta öyle ki müslümanlara ayrıcalık bile tanınıyor (ramazan bayramı tatili, kurban bayramı tatili).
Şimdi fıkhi boyutunda bir yerin islam yurdu olabilmesi için
1-Hüküm ve egemenlik Allah'a ait olmalı
2-Müslümanlar sırf müslüman olduğu için eziyet zulüm görmemeli özgürlükleri sağlanmalı.
Şimdi 2. maddenin sağlandığı aşikar. Müslümanlar zulüm görmüyorlar gayet tabii özgürce hayatlarını yaşıyorlar.
1. kısımla ilgili kağıt üstünde devletin islam devleti olmadığı laik bir devlet olduğu gözükür ancak araştırmalarım sonucu genel anayasa maddeleri incelenirse eğer çoğunluk kısmının aslında islamla örtüştüğü görülür örnek vermek gerekirse:

Örtüşen Kısımlar (İslam'ın Temel Gayeleri)
İslam fıkhında hukukun amacı "Makasıd'üş-Şeria" (Şeriatın Gayeleri) olarak adlandırılır ve beşe ayrılır: Dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunması. Mevcut anayasanın ve alt kanunların çok büyük bir kısmı (pratikteki kanunların belki de büyük çoğunluğu) bu hedeflerle birebir örtüşür veya çelişmez.

  • Yaşam ve Mülkiyet: Cinayet, adam yaralama, hırsızlık, gasp, dolandırıcılık gibi eylemler hem İslam'da haramdır hem de mevcut anayasada ve Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) ağır suçtur.(cezanın türleri farklıdır.)
  • Temel Haklar: Adil yargılanma hakkı, mülkiyetin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği gibi anayasal haklar İslam hukukuyla tam uyumludur.
  • İbadet Özgürlüğü: camilerin yapılması, ezanların okunması ve din ve vicdan hürriyeti anayasal güvence altındadır.

Maslahat ve Örf​

Devletin işleyişini sağlayan kuralların büyük bir kısmı dini metinlerde geçmez, İslam bunu toplumun ihtiyacına (Maslahat) ve çağa bırakır.

  • Trafik kuralları, vergi toplama usulleri, belediyecilik hizmetleri, meclisteki milletvekili sayısı, seçim barajı, bakanlıkların teşkilat yapısı gibi idari konular...
  • Bu kısımlar anayasanın büyük bir hacmini kaplar ve İslam ile çelişmez.

Bu kısımlar anayasanın büyük bir çoğunluğunu kaplar. Elbette islamla çelişen maddeler vardır ama çoğunluğunun islamla benzerlik gösterdiği görülüyor. Eğer ki burası darul küfür ise türkmenistan nedir? orada müslümanlar sırf müslüman oldukları için zulüm görüyorlar zorla oruçları bozduruluyor müslümanlara insan değil hayvan muamelesi yapıyorlar. Peki ya bunların hiçbiri yaşanmayan bu ülkede burasıda aynı türkmenistan gibi nasıl darül küfür olabiliyor?
Eğer ki buranın darül küfür olması azınlık maddeler dahi olsalar, Allah'ın hükümleri uygulanmadığı için midir?

Bana tam bir DARÜL İSLAM ülkesi gösterebilir misiniz peki?

suudi arabistan mı?

Çözüldü - Suudi Arabistan Dar'ul İslam mıdır? reddedildiği ortada.

Pakistan mı?
Pakistan resmi olarak bir "İslam Devleti" (Pakistan İslam Cumhuriyeti) statüsündedir.
Anayasasında "Hiçbir kanun Kur'an ve Sünnet'e aykırı olamaz" yazar. Fakat pratikte uygulanan yargı sistemi, İngiliz sömürge döneminden kalma "Common Law" (Ortak Hukuk) ile İslam hukukunun bir karışımıdır. Ceza hukuku ve idare hukukunun çok büyük bir kısmı Batı standartlarına göre işler.
Pakistan ekonomisi ağır bir kriz içindedir ve yıllardır Uluslararası Para Fonu (IMF) kredileriyle ayakta durmaktadır. Bu kredilerin tamamı yüksek faizlerle alınır ve Pakistan devlet bütçesinin devasa bir kısmı sadece dış borçların faizini (ana parayı bile değil) ödemeye gider.
Pakistan Merkez Bankası (State Bank of Pakistan), diğer tüm kapitalist ülkelerde olduğu gibi politika faiz oranları belirleyerek ekonomiyi yönetir. Devletin kendisi faizli tahviller satar ve iç borçlanmayı faiz üzerinden yapar.

iran mı?

devlet şii lik mezhebiyle yönetilir ve dünyadaki müslümanların % 85 90 ı sünnidir. Sünni bir Müslüman için İran, kapsayıcı bir "ümmet yurdu" değil, tamamen farklı bir fıkhî yoruma dayalı teokratik bir devlettir. Ayrıca İran, dış politikasında "İslam’ın maslahatını" değil, kendi ulusal ve Fars jeopolitik çıkarlarını gözetir. Örneğin, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmalarda, Müslüman olan Azerbaycan yerine Hristiyan olan Ermenistan’ı stratejik olarak desteklemiştir. Bu durum, "Müslümanların hamisi olma" iddiasıyla tamamen çelişir.

Afganistan mı? (Soru - Günümüzde Gerçek Bir İslam Ülkesi Var mı?) ayrıyeten afganistanı örnek gösteren kişiye cevap olarak:

Afganistan'ı yöneten Taliban'ın uygulamalarının çok büyük bir kısmı Kur'an veya evrensel Sünnet'ten değil, "Peştunvalı" denilen katı Peştun aşiret geleneklerinden gelir.​

-İslam'ın ilk emri "Oku"dur ve klasik fıkıhta ilim öğrenmek hem kadın hem erkek için farzdır. Tarihteki Darülislam örneklerinde kadın alimler (muhaddisler, fakihler) hep var olmuştur. Ancak Taliban, kız çocuklarının okula/üniversiteye gitmesini yasaklamıştır. Bu, evrensel şeriatla değil, tamamen bölgesel kabile zihniyetiyle alınan, İslami dayanaktan yoksun bir karardır. ( Örnek olarak Okuma-Yazma Öğretmeni Şifa bint Abdullah: Cahiliye döneminde okuma yazma bilen ender kişilerden biriydi. Müslüman olduktan sonra Hz. Ömer'in kızı Hafsa başta olmak üzere birçok kadına okuma yazma öğretmiştir. Hatta Hz. Ömer halife olduğunda liyakatine binaen bu bilgili kadını Medine çarşısının "piyasa denetçisi" (zabıta/muhtesip) olarak kamu kadrosuna atamıştır.)

-İslam siyaset teorisinin temeli "Şura" (danışma) ve ehil kişilerin onayına (Biat) dayanır. Bir devletin Darülislam sayılması için yöneticilerin ümmetin genel maslahatını (çıkarını) temsil etmesi gerekir.
Taliban yönetimi, Afgan halkının genelini, farklı etnik grupları veya diğer İslam alimlerini karar alma mekanizmasına dahil etmez. Kendini "Emir'ül Müminin" (Müminlerin Emiri) ilan eden kişi ve etrafındaki küçük, kapalı bir grubun mutlak diktası geçerlidir. Bu klasik İslam'ın şeffaf halifelik veya yöneticilik vizyonuyla bağdaşmaz.

-Bir önceki yazıda da konuştuğumuz gibi, İslam'da hukukun temel amacı (Makasıd'üş-Şeria) canı, malı ve aklı korumaktır.
Bir Darülislam'ın kendi kendine yetebilmesi ve halkını refah içinde yaşatması hedeflenir. Afganistan ise şu an dışarıdan gelen Birleşmiş Milletler insani yardımları olmasa kitlesel açlıktan kırılacak durumdadır. Halkın %90'ı yoksulluk sınırının altındadır. Ülkenin ekonomisi ve sistemi tek başına ayakta durabilecek kapasitede değildir.

-Taliban uygulamaları, sadece kendi yorumlarına uyan Peştun/Sünni grupları merkeze alır. Ülkedeki Hazaralar, Tacikler veya Özbekler gibi diğer Müslüman gruplar sürekli bir dışlanma ve baskı altındadır. Kendinden olmayan Müslümanı ötekileştiren bir yapının "Tüm Müslümanların ideal yurdu" (Darülislam) olması teorik olarak imkansızdır.

Adına islam yurdu denilip islamın emrettiğini esneten veya dışına çıkan birsürü ülke daha sayabilirim. Hakiki bir darül islam ın bu kritik kuralları aşmaması kendi kafalarından hüküm üretip esnetmemesi gerekmez mi?

Yani benim bu yazıda anlatmaya çalıştığım Türkiye tam bir darül küfürdür diyenlere karşılık Türkiye de zulüm olmadığı halde, hem zulüm, hem baskılanma, hem haklardan mahrum bırakma vs olan ülkeler nedir?

Adı islam devleti olupta islamın hükümlerini kendi menfaatlerine göre uyarlayan, faiz yasak olduğu halde, ülkelerinde faiz artık ekonominin yönetim biçimi olmuş olan, kendileri gibi düşünmeyen halkın ezildiği hor görüldüğü ülkeler mi DARÜL İSLAM DIR?
DARÜL İSLAM sadece kanunun başına '' BURASI BİR İSLAM DEVLETİDİR.'' demek midir bu kadar kolay mıdır?

Değilse nedir peki bu Darül islam nedir peki bu Darül küfür?
Devlet medyası AA'dan bir haber...
 
Son düzenleme:
Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Afganistan mı? (Soru - Günümüzde Gerçek Bir İslam Ülkesi Var mı?) ayrıyeten afganistanı örnek gösteren kişiye cevap olarak:

Afganistan'ı yöneten Taliban'ın uygulamalarının çok büyük bir kısmı Kur'an veya evrensel Sünnet'ten değil, "Peştunvalı" denilen katı Peştun aşiret geleneklerinden gelir.​

-İslam'ın ilk emri "Oku"dur ve klasik fıkıhta ilim öğrenmek hem kadın hem erkek için farzdır. Tarihteki Darülislam örneklerinde kadın alimler (muhaddisler, fakihler) hep var olmuştur. Ancak Taliban, kız çocuklarının okula/üniversiteye gitmesini yasaklamıştır. Bu, evrensel şeriatla değil, tamamen bölgesel kabile zihniyetiyle alınan, İslami dayanaktan yoksun bir karardır. ( Örnek olarak Okuma-Yazma Öğretmeni Şifa bint Abdullah: Cahiliye döneminde okuma yazma bilen ender kişilerden biriydi. Müslüman olduktan sonra Hz. Ömer'in kızı Hafsa başta olmak üzere birçok kadına okuma yazma öğretmiştir. Hatta Hz. Ömer halife olduğunda liyakatine binaen bu bilgili kadını Medine çarşısının "piyasa denetçisi" (zabıta/muhtesip) olarak kamu kadrosuna atamıştır.)

-İslam siyaset teorisinin temeli "Şura" (danışma) ve ehil kişilerin onayına (Biat) dayanır. Bir devletin Darülislam sayılması için yöneticilerin ümmetin genel maslahatını (çıkarını) temsil etmesi gerekir.
Taliban yönetimi, Afgan halkının genelini, farklı etnik grupları veya diğer İslam alimlerini karar alma mekanizmasına dahil etmez. Kendini "Emir'ül Müminin" (Müminlerin Emiri) ilan eden kişi ve etrafındaki küçük, kapalı bir grubun mutlak diktası geçerlidir. Bu klasik İslam'ın şeffaf halifelik veya yöneticilik vizyonuyla bağdaşmaz.

-Bir önceki yazıda da konuştuğumuz gibi, İslam'da hukukun temel amacı (Makasıd'üş-Şeria) canı, malı ve aklı korumaktır.
Bir Darülislam'ın kendi kendine yetebilmesi ve halkını refah içinde yaşatması hedeflenir. Afganistan ise şu an dışarıdan gelen Birleşmiş Milletler insani yardımları olmasa kitlesel açlıktan kırılacak durumdadır. Halkın %90'ı yoksulluk sınırının altındadır. Ülkenin ekonomisi ve sistemi tek başına ayakta durabilecek kapasitede değildir.

-Taliban uygulamaları, sadece kendi yorumlarına uyan Peştun/Sünni grupları merkeze alır. Ülkedeki Hazaralar, Tacikler veya Özbekler gibi diğer Müslüman gruplar sürekli bir dışlanma ve baskı altındadır. Kendinden olmayan Müslümanı ötekileştiren bir yapının "Tüm Müslümanların ideal yurdu" (Darülislam) olması teorik olarak imkansızdır.

Taliban’ın kadın eğitimine toptan karşı olduğunu iddia etmek, konunun hukuki ve resmi boyutunu tam olarak yansıtmıyor. Konuya objektif ve örgütün kendi resmi beyanları üzerinden baktığımızda, durumun bir 'mutlak ret' değil, bir 'şartlı askıya alma' olduğunu görüyoruz.

Taliban liderliği ve sözcüleri (Zabihullah Mücahid ve Yükseköğrenim Bakanlığı yetkilileri dahil), kadın eğitimine ilkesel ya da kategorik olarak karşı olmadıklarını defalarca resmi olarak beyan ettiler. Örgütün bu konudaki resmi argümanları ve savunması şu temellere dayanıyor:

Geçici Askıya Alma (De facto kısıtlama): Yayınlanan resmi kararnamelerde eğitim 'tamamen yasaklanmamış', İslami usullere, müfredat düzenlemelerine ve tam haremlik-selamlık (cinsiyet ayrımı) altyapısı sağlanana kadar 'ikinci bir emre kadar askıya alınmıştır'. Yani örgüt bunu kalıcı bir ideolojik yasak olarak değil, teknik ve dini bir adaptasyon süreci olarak tanımlıyor.

Müfredat ve Ortam Güvenliği Argümanı: Taliban, mevcut eğitim sisteminin Batı sekülerizmi etkisinde olduğunu ve tam olarak İslami tesettür/hicap kurallarına uygun olmadığını savunuyor. Kendi beyanlarına göre; eğitim ancak kendi şeriat ve yerel kültür yorumlarına uygun güvenli bir altyapı (okul yolları, kampüs içi düzenlemeler) hazırlandığında yeniden başlayacaktır.

Temel Eğitim İstisnası: Taliban ilköğretime (1. sınıftan 6. sınıfa kadar) resmi olarak izin vermektedir. Eğer mutlak bir 'eğitim karşıtlığı' söz konusu olsaydı, kadınların okuryazarlığına ve ilkokul eğitimine de tamamen set çekilirdi.
 
alparslan26 Çevrimdışı

alparslan26

Euzu Billahi Mineşşeytanirracim
İslam-TR Üyesi
Kardeşim Taliban gerek kafirlerle yaptığı iş birliği (Çin gibi asli kafir Komünist ülkeler) gerekse Küresel Cihat Davasından ayrılmaları ile (Taliban tamamen yerel artık) Artık ben sempati duyamıyorum Örgüt davasından çok devlet davası oldu. Böyle yapmamaları gerek yanlış maalesef.
 
Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Kardeşim Taliban gerek kafirlerle yaptığı iş birliği (Çin gibi asli kafir Komünist ülkeler) gerekse Küresel Cihat Davasından ayrılmaları ile (Taliban tamamen yerel artık) Artık ben sempati duyamıyorum Örgüt davasından çok devlet davası oldu. Böyle yapmamaları gerek yanlış maalesef.

Kardeşim, bu yaklaşımınla tarihteki hiçbir İslam devletini kabul edemezsin. Afganistan İslam Emirliği yanlışıyla doğrusuyla bir Darul-İslam’dır; gücü ve imkânı nispetinde şeriatı tatbik etmektedir. İhmalkâr davrandığı veya açıkça haram gördüğün yönleri varsa hoş görmeyebilirsin ancak şer’i siyaset ve zaruret fıkhı gereği senin ilk bakışta haram/taviz zannettiğin durumlar fıkhen caiz olabilir.

Misal; Müslümanlara zulmeden Çin ile ticari antlaşmalar yapmak aslen haram olabilir; ancak bu kural, gücü, imkânı ve yapısı tam oturmuş bir devlet için geçerlidir. Daha yeni savaştan çıkmış, halkını açlıktan ve yıkımdan korumaya çalışan bir yönetim için zaruret fıkhı devreye girer. Bu durumda aslen haram olan bir işlem, halkın maslahatı için geçici olarak mubah olur. Bu tür devlet kararlarını da kişisel duygularımız değil, ulema değerlendirir.

Eğer işbirliğinden kastın, Taliban yönetiminin, Çin'e kendi topraklarından Çin'i hedef alacak hiçbir gruba izin vermeyeceğini taahhüt etmesi ise bu saldırmazlık ve güvenlik antlaşmasıdır.

Allah en iyisini bilir.
 
AlMersini Çevrimdışı

AlMersini

Sahel'de Güneş Doğuyor...
İslam-TR Üyesi
Kardeşim, bu yaklaşımınla tarihteki hiçbir İslam devletini kabul edemezsin. Afganistan İslam Emirliği yanlışıyla doğrusuyla bir Darul-İslam’dır; gücü ve imkânı nispetinde şeriatı tatbik etmektedir. İhmalkâr davrandığı veya açıkça haram gördüğün yönleri varsa hoş görmeyebilirsin ancak şer’i siyaset ve zaruret fıkhı gereği senin ilk bakışta haram/taviz zannettiğin durumlar fıkhen caiz olabilir.

Misal; Müslümanlara zulmeden Çin ile ticari antlaşmalar yapmak aslen haram olabilir; ancak bu kural, gücü, imkânı ve yapısı tam oturmuş bir devlet için geçerlidir. Daha yeni savaştan çıkmış, halkını açlıktan ve yıkımdan korumaya çalışan bir yönetim için zaruret fıkhı devreye girer. Bu durumda aslen haram olan bir işlem, halkın maslahatı için geçici olarak mubah olur. Bu tür devlet kararlarını da kişisel duygularımız değil, ulema değerlendirir.

Eğer işbirliğinden kastın, Taliban yönetiminin, Çin'e kendi topraklarından Çin'i hedef alacak hiçbir gruba izin vermeyeceğini taahhüt etmesi ise bu saldırmazlık ve güvenlik antlaşmasıdır.

Allah en iyisini bilir.
Bununla birlikte resmi meşrutiyet kazanmak için cihad sahasından çekilmiş gibi görünüyorlar. Lakin şu bir gerçek ki Kaide, Türkistan İslam Partisi ve niceleri Taliba'a biatını bozmadılar. Bu açıkça bir küfür görmedikleri manasına gelir. Kaide ve TİP hala Şeyh Usame'den kalan biatını bozmadıysa bize söz düşmeyeceği görüşündeyim.

 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt