Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Admin
Günümüz ebeveynin ihmal ettiği bir konu olmasına rağmen, çocuk eğitiminde “mahremiyet” duygusunun verilmesi hayati bir öneme sahiptir. Mahremiyet eğitiminde ihmale uğrayan çocuklar dağlarda, sırtlanlar arasında gezinen bir ceylan gibi, her an bir çift hain gözün tuzağına düşmeye adaydır. Kendisine yönelebilecek tehlikelerden habersiz, o masum çocuklar, her an tuzaklara düşmeye aday olarak sokak ortasında kendilerini korumaktan aciz, şen şakrak oyunlar oynamaktadır.

Bir insanın bütün bir hayatında iz bırakacak böylesi korkunç bir tehlike karşısında anne babaların hala bilinçsiz olması akıl alacak gibi bir şey değil. Bu konuda “N’olur hocam yardım edin, ateş düştüğü yeri yakıyormuş” diye kapımızı çalan anne babaların ortak özelliği, “bize bir şey olmaz” diye mahremiyet eğitimini önemsemeyen anne babalardan oluşmuş olduğunu üzülerek görüyoruz.

Kız olsun veya erkek olsun, çocukları yetiştirirken, kendilerini bu “türlü hasta ruhlu insanlar”dan koruyabilmesi için “sadece” nasihat vermek yeterli değildir. Hatta çok defa; “Aman, oğlum/kızım, dışarıdaki kötü adamlara dikkat et, seni alır kaçırır...” türünden korku dolu nasihatler çocuğun ruhunda derin yaralar açılmasına da neden olmaktadır. Bir yandan sosyal yönü kuvvetli çocuk yetiştirmek için uğraşılırken, bir yandan da böylesi nasihatler çocukların içe kapanmasına ve sosyal çevreden korkmasına neden olabilir.

Mahremiyet Eğitimi veya Temel Davranış Refleksi

O halde çok iyi bilinmelidir ki, çocukların mahremiyet eğitimi tek başına nasihat ile veya korkutmalarla olabilecek bir şey asla değildir.

Çocukların kendi bedenlerine yönelecek tehlikelerden kurtulabilmesi için verilecek olan asıl mahremiyet eğitimine biz, “Temel Davranış Refleksi” diyoruz. (Temel Davranış Refleksi’ni eskiler “Hayâ Duygusu” olarak da kullanmışlardır.)

Ancak, üzülerek belirtmek gerekirse, günümüz anne babaları kendi çocukları açısından hayati önem taşıyan “Temel Davranış Refleksi”nin nasıl kazandırılacağı konusunda yeterince bilgi sahibi değiller.

Halbuki Temel Davranış Refleksi gelişmiş bir çocuk kendisine yönelecek bir tehlikenin, tehlike olduğunu fark etmese bile, ani bir refleks ile o tehlikeden kendisini koruyabilir. Çocuk, kendisine yönelen anormal davranışın ne anlama geldiğini bilmese dahi ciddi rahatsızlık duyar ve o an o ortamdan uzaklaşmak ister.

Temel Davranış Refleksi hangi yaşta ve nasıl verilmelidir?

Temel Davranış Refleksi, çocuklara, en kolay olarak 4 – 7 yaş arasında kazandırılır. Bu yaş aralığındaki çocuklara aşağıdaki yol ve yöntemler izlenilerek bu refleks kazandırılır.

“Bedenim bana aittir” bilinci

Daha bebekliğinden itibaren kendisini rahatlıkla yetişkinlerin eline bırakan bebeğin ilerleyen yıllarda kendi bedeninin farkına varması ve çevresindeki yetişkinlerden ayrı bir birey olduğunu hissetmesi gerekir. Kendi bedeninin kendisine ait olduğu hissini kazanamayan ve kendi bedeni üzerinde başkalarının bir şeyler yapabileceğini düşünen çocuk rahatlıkla taciz tuzağına düşebilmektedir. Anne-babalar, çocukları 4 yaşına gelmeye başladığı andan itibaren çocuklarına vücudunun kendisine ait olduğu bilincini vermelidir. Bu bilincin oluşturulmasında en temel faktör anne-babaların çocuklarının bedenleri ile yapacakları tasarruflarda çocuklarının onayını alma yönünde eğilim göstermektir. Örneğin, terlemiş bir çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, altını ıslatmış bir çocuğun pantolonu kızgınlıkla ve öfkeyle değil, çocuktan izin alınarak çıkartılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur.

"İzin verirsem dokunabilirsin” bilinci

Bu bilincin oluşturulması için anne baba, çocuğunun vücudunu hoyratça kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarını öperken “Seni öpebilir miyim?” diye izin istemeleri bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz bedeninin, herkes tarafından izinsiz kullanılmasının çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kıracağı unutulmamalıdır.

“Dokunulması yasak olan yerlerim” refleksi

Çocuklar dört yaşından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsızlık duymaya başlamalıdır. Özellikle mahrem bölgelere dokunulması çocukta ani tepkiye neden olmalıdır. Bu bilincin kazandırılması için dört yaşından itibaren çocukların mahrem bölgelerine temas azaltılmalıdır. Eş, dost ve akrabalar tarafından çocuk, cinsel organlarına dokunularak, öperek, vurarak sevilmemelidir.

“Fiziksel baskıya direnme” refleksi

Küçük yaştaki çocuklar kendi güçsüzlüklerini ve çaresizliklerini büyüklerin gücünü keşfettikçe anlarlar. Anne-babalar ve akrabalar, çocuklarına olan sevgi gösterileri sırasında çocuklara kendi güçsüzlüklerini hissettirecek kadar büyük ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmalıdırlar. Anne-babalar, çocuğuna kendisine güç uygulandığında karşılık verilmesi gerektiğini öğretmelidirler. Bunun için bazen çocuğun istemediği bazı durumlarda gösterdiği tepki, güç gösterisi ile kırılmamalı, çocuğun direncinin işe yaradığı bizzat yaşayarak gösterilmelidir.

“Vücudum görünmemeli” hissi

Çocuklar yürümeye başladığı andan itibaren, çırılçıplak olarak ortada bırakılmamalıdır. Çocuk, hatırlayabildiği en küçük yaşlardan itibaren kendisini mahrem bölgeleri giyinik olarak hatırlamalıdır. Özellikle dört yaşından itibaren çocuklar çırılçıplak olarak ev içinde veya ev dışında bulunmamalı, giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verilmelidir. Kendisini başkalarının yanında çıplak olarak görmeye alışkın olmayan bir çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyacaktır.

“Banyoda çıplak olunmaması” bilinci

Çocuk, temel davranış refleksi kazanması açısından dört yaşından itibaren anne-babası ile birlikte tamamen çıplak olarak banyoda bulunmamalıdır. Ayrıca çocuklar banyo yaparken üzerinde külotu da bulunmalıdır ki, çocuk, mahrem bölgelerinin görülmemesi ilkesini pratikte yaşayarak öğrenmiş olsun.

“Tuvalette benden başkası olmamalı” bilinci

Bazı anne babalar, çeşitli nedenlerle ya çocukları ile birlikte tuvalete girmekte veya tuvaletin kapısını aralık bırakmaktadır. Bu davranış çocuğun temel davranış refleksi kazanmasına engel olmaktadır. Her ne sebeple olursa olsun dört yaşına gelen bir çocuk, tuvaletin “özel” bir mekan olduğunu öğrenmeli, tuvalet ihtiyacını gideren birisinin başkaları tarafından görülmesinin uygun olmayacağını bilmelidir. Çocuk mahrem bölgelerinin görülmesinden rahatsızlık duymamaya, kendisini tuvalette iken gören birisine tepki vermemeye alışmamalıdır.

“Soyunma ve giyinmede yalnızlık” ilkesi

Çocuğun dört yaşından itibaren mahrem bölgelerinin başkaları tarafından görülmesinden adım adım uzaklaşması gerekir. Bu bağlamda çocukların elbiseleri herkesin içerisinde değiştirilmemelidir. Çocuklar mümkünse elbiselerini kendileri ve kimsenin görmediği bir ortamda değiştirmelidir. Eğer çocuk kendisi elbiselerini değiştiremiyorsa, anne ile ayrı bir odaya gidilerek elbiseler değiştirilmelidir.

“İzin verirsem kabul edilirsin” ilkesi

Anne için çocuk ne kadar büyürse büyüsün çocuktur. O yüzden anne, çocuğunun odasına girerken izin alınması gerektiğini düşünmez. Ancak, çocuk dört yaşına girdiğinden itibaren “izin verirsem kabul edilirsin” ilkesi hayata geçirilmelidir. Anne-baba, çocuğun odasına girerken izin istemeli, her şeye rağmen onun çıplak vücudu ile karşılaşıldığında özür dilenip kapı kapatılmalıdır. Bu davranış kalıbı hem çocuğun kişiliğine saygıyı, hem de çocuğun rahatsız olduğu bir durumda itiraz edebilme becerisi kazandırılması açısından önemlidir.

(Konu hakkında daha geniş bilgi için; “Annababaların Korkulu Rüyası Çocuklara Yönelik Taciz, Sistem Yayıncılık, Pedag. A. Güneş,” isimli kitaba müracaat edilebilir.)

Uzman Pedagog Adem Güneş

 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Admin
Öteden beri kız çocuklarına çok fazla süslü elbiseler giydirmeye, düğünlerde gelinlik giydirilmesine karşıyım. Bir takım değerlerini yitirmemiş gibi görünen annelerin bile yanındaki çocuğun tırnakları ojeli, mini etek, askılı t-şört giydirmiş. “O daha küçük” diyor, “içinde kalmasın” diyor. “Ben giyemedim o giysin” diyor. Ne akıl fukaralığı, ne idraksizliktir bu Allahım!...

...Çocuklarımızı tacizcilerden önce biz taciz ediyoruz. Çocuğun masum bedenine kötü gözle bakabilecek canavarları hiç hesap etmiyoruz. İslama göre 7 yaşından sonra kız ve erkek çocuklarının odaları neden ayrılır? İslam bize şu mesajı verir. ” Kızını, oğlundan bile sakın!”

ANNELER NELER YAPMALI?

Biz anneler, özellikle kız anneleri neler yapmalı, okuduklarımdan ve yaşadıklarımdan anladığım ve uyguladığım kadarıyla sizinle de paylaşmaya çalışayım.

Utanmayı öğretelim!

Edepli çocuklar yetiştirebilmemiz için, önce bizim edepli olmamız lazım. Hatta taa çocuk ana rahmine düşmeden evvel, besmeleyi unutmamamız gerekiyor. Bize hayata dair herşeyi öğreten Rahmet peygamberi, karı kocanın özel hallerinde bile nasıl davranacaklarını, yapmaları gereken duayı bile öğretmiştir bize. Küçük yaştan itibaren kız çocuklarına utanma duygusunu yerleştirelim. Unutmayalım ki, bütün fuhşiyatın ana kaynağı haya duygusunun yoksunluğudur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:“İlk peygamberlerden beridir halkın hatırında kalan ve devamlı söylene gelen bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhârî, Enbiyâ 54, Edeb 78.)

Kız çocuğun altını değiştirirken, lütfen babasından bile gizleyelim. Çocuğun emeklemeye başlamasından itibaren, mahrem bölgesi açık olarak, 2-3 yaşına gelen çocuğun ise iç çamaşırıyla ortada dolaşmasına müsaade etmeyelim. Erkek çocuğumuz varsa, kız ve erkek çocuğunu beraber evde yalnız bırakmayalım. Aynı odada yatırmayalım.

Kendini korumayı öğretelim!

Çocuğa ayıp ve utanma kavramlarını, kendi vücudunu kötülemeden verelim.
Ayıp kavramıyla büyüyen çocukların, ilerde mutlu olamadığını anlatan güya psikologlara kulak asmayın. Lütfen müslüman psikologlara itibar edelim. Diğerlerini kendi öğretileriyle başbaşa bırakalım. Biz utanma duygusunu, çocuk bedeninden nefret etsin diye değil, kendisine saygılı olmayı öğrensin, Allah’ın ona özel olarak verdiği bedenini koruyabilsin diye vermeliyiz.

Banyoda iç çamaşırıyla banyo yaptırmayı öğreterek, mahrem kısmı koruması gerektiğini öğretelim. Çocuğu severken, poposuna vurarak, ısırarak veya diğer mahrem bölgelerine dokunarak sevmekten kaçınmalıyız. Eski tıp kitaplarında bile, bu şekilde sevmenin çocuğun erken uyarılmasına sebep olduğu anlatılır.

Erkek veya kız farketmez, çocuğa bedeninin özel olduğu hissettirelim ve başkasının ona izinsiz dokunmaması gerektiğini anlatalım. Çocuğa anne ve babasının odasına girerken izin alarak girmesini öğretelim.

Edepli kıyafetler alalım!

Girdiğimiz mağazalardaki, ahlaksız resimli ve saçma sapan kıyafetlere olan tepkimizi gösterelim. Bir mağazaya giren 50 kişi tepkisini dile getirse, emin olun dikkate alırlar. Çocuklara, kıyafetin bedeni örtmek, korumak için gerekli olduğunu, bu tür resimli ve modelli giysilerin uygun olmadığını anlatmaya çalışalım. Eğer küçük yaşlardan itibaren bu tarz kıyafetleri çocuklarınıza giydirmediyseniz, emin olun büyüyünce de ben bundan giyeceğim demiyor. Çünkü çocuk o tarza yabancı büyüdüğü için, kendisine de yakıştıramıyor.

Çocuğa dışarıda veya yakınında gördüğü, açık saçık kıyafetli insanların yanlış yaptığını uygun bir dille anlatalım. Ve bu tarzı beğenmediğimizi yeri geldikçe vurgulayalım. Kızımıza giydirdiğimiz eteğin veya elbisenin altına mutlaka tayt veya pantalon giydirelim. Etekleri mümkün olduğunca uzun olsun, altında tayt bile olsa mini etek giydirmeyelim. Lütfen sadece iç çamaşırı giydirerek dolaşmasına izin vermeyelim.

Ergenliğe yaklaşmış bir kızın göğüsleri belli olmaya başladıktan itibaren daha geniş bluzler alalım. Dikkat çekiciliğini en aza indirgeyelim. Çocuklara düğünlerde bile olsa gelinlik, gece kıyafeti gibi kadınsı kıyafetler giydirmeyelim. Saçlarını boyatmayalım. Aman düğündür deyip kuaföre götürüp çocuğun saçını yaptırmak, boya küpüne çevirmenin, çocuğa yapılan bir iyilik olmadığını bilmemiz lazım.

Kız çocuklarına küçük yaşlardan itibaren örtünmeyi sevdirelim, sünnete uygun olduğu şekilde namaza alıştıralım. Günde beş vakit namaz kılan çocuk, günde beş kez başını örter ve tesettür için bir altyapı oluşur. Nakış nakış işleyin yavrunuzu. Şu yaşa gelince mutlaka başını örtmesi gerektiğine şartlansın ki, o yaşa gelince zorlanmasın.

Oyuncak seçerken dikkat edelim!

Kızlarımıza lolita tipli, silikon dudaklı, uzun bacaklı barbie bebekler almaktan vazgeçelim. Çocuk oynadığı oyuncağı gerçek sanır ve oyuncağa göre şekil alır. Tıpkı devamlı silahla oynayan erkek çocuklarının hırçınlaştığı gibi. Oyuncak bile olsa, makyaj malzemesi, oje ruj, parfüm gibi nesnelerle oynamasına izin vermeyelim.
Kız çocuğunun annelik duygularını geliştirecek , yemek yedirilen, altı değiştirilebilen bebekler alınabilir.

Televizyon ve İnternete Dikkat!

Sokaklar alabildiğine bozuk evet. Ama en büyük tehlikelerden ikisi evimizin başköşesinde duruyor. Televizyon programları ve internetten evimize necaset oluk oluk akıyor. Artık fitne sadece evlerimizin arasında değil, İÇİNDE!

Gücümüz yetiyorsa televizyonu evimizden kaldıralım. Yoksa sıkı bir sansür uygulayalım. Görüyoruz ki RTÜK hiç bir işe yaramıyor. O halde bu görevi ailemiz için biz yerine getireceğiz.

Lütfen TV de sadece seyredilebilir bir kaç kanal bırakın. Çocuklara kesinlikle dizi seyrettirmeyin, sizde bir zahmet izlemeyiverin. Çünkü en masum dediğinizde bile acayip kötü mesajlar veriliyor. Şarkı, türkü, güya yetenek yarışmalarını, +18 den beter klipleri seyrettirmeyin. Çocuklar bunlara çok fazla özeniyor. Rastgele her çizgi filmi açmayın. Unutmayın televizyon, çocuk bakıcısı değil!

Televizyon veya internetin başında çocuğu yalnız bırakmayın. Bunların çocuğun odasında değil, herkesin oturduğu bir yerde olmasına dikkat edin. İnternetteki oyun sitelerinden çocukları koruyun. Çünkü bu siteler büyük tuzaklarla dolu.

Çocukları özellikle 18 yaşına kadar sosyal ağlardan uzak tutun. Facebook gibi fitne ağlarından hesap açmalarını engelleyin. Açmışlarsa bir yolunu bulup kapatın.

Kimlerle görüştüğümüze dikkat edelim!

Özellikle kız çocukları çevreden ve görüştüğümüz insanlardan çok etkileniyor. Allah’a isyan eden, giyim şekli sizin değerlerinizle bağdaşmayan insanlardan mümkün olduğunca uzak duralım. Kim ne derse desin boşverin, çocuğunuzun ahlakı, ruh sağlığı herşeyden daha önemli.
Çocuklarımızı yalnız bırakmayalım!

Lütfen çocuklarımızı özellikle küçük yaşlarda tek başına bırakmayalım. Yalnız kalan çocuk, çoğu zaman bedenine yöneliyor.
Ev işi yaparken çocuk yalnız kalıyorsa, sık sık onun ne yaptığına bakın. Seslenin, yanınıza çağırıp konuşun.
Çocukla aramız iyi olsun!

Çocuklarla gizli bir çatışma içinde olmayalım. Gereksiz şeyler için inatlaşmayalım. Çocuğa kitap okumak, sıcak bir ses tonuyla ciddiye alarak konuşmak, “annem bana değer veriyor” düşüncesini ona yerleştiriyor. Öyle olunca sizin düşüncelerinize ve söylediklerinize daha çok değer veriyor.

Ahlaksızlıklara sessiz kalmayalım!

Gördüğümüz hiç bir ahlaksızlığın karşısında susmayalım. Şikayet haklarımızı kullanalım. Telekom’a ait İhbar Web adlı siteye gördüğünüz pislikleri şikayet edebilirsiniz. Fakat dikkatimi çeken, şikayet edilebilecek 8 konu arasında bizim kutsallarımıza ait hakaretler yok. Yani şikayet etsenizde bir anlamı yok!

Yine tepkilerinizi dile getirmek için:

Başbakanlık mail adresi: [email protected]
Aile Bakanı Fatma Şahin’ in mail adresi: [email protected]
Rtük telefonu: 444 1 178
Yazarlara, milletvekillerine, bakanlara mail atın. Bu konu daha çok konuşulmalı, meclis koltuklarında toplum gerçeklerinden habersiz çok insan var. Farkettirmeli…

***********************************

“Sizden biri bir kötülük gördüğünde, gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse diliyle düzeltsin. Onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir.” (Tirmizi, Fiten, 11)

“Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve: “Gerçekten ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet Suresi, 33)

“Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.”(Enfal: 53)

Biliyorum çok uzattım ama derdimiz çok derin. Gençliğin, çocukların hali hiç iç açıcı değil ve birileri bunu farketmek zorunda. Çocuklarımız, toplum, İslama göre hayatını idame ettirmek isteyen tüm müminler taciz ediliyor.

Bugüne kadar susmasaydık, fuhşiyat bu kadar cesurca büyümeyecekti. Lütfen bir şeyler yapalım, sesimizi duyuralım!

Biz susarsak, bir gün bu ateş bize de dokunur…

Cahide Sultan

------------------------------------
İlgili Konu İçin Tıklayın:


https://www.islam-tr.org/konu/anne-kiz-ve-kizkardesler-arasindaki-mahremiyet-olcusu-nedir.29067/
 

Benzer konular

Üst Alt