Skandal bir kararla Halis Bayuncuğun tutukluğunun devamına karar verildi!

عبد الرحمن

قل آمنت بالله ثم استقم
İslam-TR Üyesi
Zulüm gören gayr-i Müslim olsun, Müslüman olsun, yardım edilir. Tabi Müslüman olunca fikir suçlarında zulüm sahası daha da genişler darul küfürde. Ancak burada tartışılan mesele, yardım etmek, dayanışma göstermek değil, Bayuncuk'un çizgisinin tahlilidir. Sanırım burada ölçü, Hz. Ali (r.anh)'ın bizimle savaşmadığınız sürece mescitlerimize gelebilirsiniz sözüdür. Ancak tekfirciler kendileri cemaatten ayrılıyorlar, biz ayırmıyoruz onları. Böyle olunca da yapacak bir şey olmuyor. Bayuncuk'un çizgisine gelince söylemlerinin hak ile benzeşmesi barındırdığı fesadı örtmez. Burada da yine Hz. Ali'nin sözü yerindedir: hüküm Allah'ındır hak sözüyle batıl murad ediyorlar. Kafiri tekfir etmek de tekfirdir, Mümini tekfir etmek de tekfirdir; ikisinde de tekfir var ama tamamen farklı şeyler bunlar. O yüzden İslami dayanışmanın batıla fesada zulme yönelik sempatiye kaçmamasına dikkat etmek lazım.

- أنَّ عليًّا بينما هوَ يخطبُ إذ سمعَ من ناحيةِ المسجدِ قائلًا يقولُ لا حُكمَ إلَّا للَّهِ . وفيهِ ثُمَّ قاموا من نواحي المسجدِ يحَكِّمونَ اللَّهَ فأشارَ إليْهم بيدِهِ اجلِسوا نعَم لا حُكمَ إلَّا للَّهِ كلمةُ حقٍّ يُبتغى بِها باطلٌ حُكمُ اللَّهِ ينتظرُ فيكم إلا إنَّ لَكم عندي ثلاثَ خلالٍ ما كنتُم معنا لن نمنعَكم مساجدَ اللَّهِ ولا نمنعَكم فيئًا ما كانت أيديكم معَ أيدينا ولا نقاتلُكم حتَّى تقاتِلونا.

الراوي: - | المحدث: ابن حجر العسقلاني | المصدر: التلخيص الحبير
الصفحة أو الرقم: 4/1355
خلاصة حكم المحدث: موصول أصله في مسلم
 
Son düzenleme:

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Hocam selamunaleykum hepimiz tekfir hastası olmayabiliriz ama hepimiz muvahhidiz ve sonuçta demokrasinin şirk olduğunu savunuyoruz. Bu adam da bu yüzden şuan içerde ve 37,5yıl yedi. Sizce bu kişiyi öyle böyle bir şekilde içeri tıkanlar kişinin cehaleti tekfir engeli görmesine bakar mı? Bakmaz tabiki! sıradan bir kişinin aklında el kaideyle ışidin htşnin bile bir farkı yok hepsine aşırı dinci terörist gözüyle bakıyorlar. Ayrışmak yerine birleşmeliyiz, bu benim görüşüm.
Okul öeselesine gelince ant kaldırılsa da ilke inklap tarih fen bilgisi vatandaşlık bilgisi (diye ders var!) sosyoloji edebiyat derlerinde küçücük beyinleri çok rahat yıkayacak şeyler öğretiliyor anne baba sonradan çocuğuyla konuşsa bile kurtarılamaybilir bu zihinler. Ben türkiyede de almanyada da okula gittim gerçekten almanyada bile bu kadar şirk küfür yoktu derslerde. Evli olsam çocuğum olacak olsa okula göndermemenin yollarını arardım fellik fellik. Yine burada cehalet mazeret midir ne derece mazerettir tartışılır sonuçta ilke inklab dersi olduğunu bilmeyen yoktur bunun ne ifade ettiğini bilmiyorsa da keyfi bir cehalet vardır ortada. Yani yine bir avuç insan samimi şekilde hem müslüman hem cahil olabilecektir.
Ayrıca ebu hanzala takipçisi biri tarafından tekfir de edildim kafire kafir demeyen kafirdir denilerek ama bu benim müslüman olduğumu değiştirmez ki! Bu hatta onun problemidir çünkü belki de o kafir olmuştur. Allahualem.
Hariciler Ali r.anh'ı tekfir ederken kendilerini muvahhid görüyorlardı da acaba Ali (r.anh) (müslümanlar) da öyle görüyor muydu? Tabî ki hayır.
Evet onlar sonuçta müslüman kategorisindeydiler.
Bugünkü versiyonları da böyledir. Her ne kadar tekfir usûlunden dolayı bizleri tekfir edip şu an kendisine musallat olan tağuti güçlerden ayırım yapmasalar da;
Evet şu an elleriyle ve dilleriyle yaptıklarından dolayı Tağuti güçler tarafından zulmen hapsedilmiş olduğundan mazlumdur ...
Bizleri tekfirleriyle ırzımızı / namusumuzu, canımızı/kanımızı ve malımızı kendilerine meşru görseler de bizler kendilerini muvahhidler değil, "zâlim müslümanlar" kategorisinde görüyoruz.

Şeyhu'l İslam İbn-i Teymiyye der ki:
“Hâricîler, bidat çıkarma, ummeti öldürme ve tekfir etme hususunda insanların en belirginleriydiler. Buna rağmen gerek Ali olsun, gerekse diğerleri, Sahabe arasında onları tekfir eden olmamıştır. Aksine onlar hakkında “haddi aşan zalim Müslümanlar” için verdikleri hükmü vermişlerdir.”
(Mecmuu’l-Fetâvâ, C.7, Sf: 217)

Abdurrazzak es-San‘ânî , el-Musannef adlı eserinde şu rivayete yer verir:
Ali radıyallâhu anh Harurîleri (Haricîleri) öldürdüğünde;
Oradakiler: —Ey mûminlerin emiri! Bunlar neyin nesidir? Kâfir midirler? diye sordular.
Bunun üzerine Ali radıyallâhu anh: —Onlar küfürden kaçmışlardır, diye cevap verdi.
Sonra —Acaba munâfık mıdırlar? denildi.
Ali: —Munâfıklar Allah’ı çok az zikrederler, bunlar ise Allah’ı son derece çok anarlar, diye karşılık verdi.
Sonra: —Peki, o zaman bunlar kimlerdir? denildi.
Ali ıyallâhu anh: —Bunlar kendilerine fitnenin isabet ettiği ve bu fitne içerisinde gözleri kör, kulakları sağır olan bir topluluktur, diye yanıt verdi.
(Abdurrazzak es-San‘ânî, Musannef, Hadis no: 18656)

Ali radıyallâhu anh’ın bu ifadeleri onları tekfir etmediğinin açık göstergesidir. Hatta bazı rivayetlerde “Onlar bize karşı gelen kardeşlerimizdir” (İbn Ebi Şeybe, Musannef, Hadis no: 38918) diyerek bunu açıkça dile getirmiştir.



Tağutun cehaleti veya işine geldiği için müslüman fraksiyonarı arasında fark görmüyor olması, bizlerin de aynı menhec ile hareket etmemizi gerektirmez. Tağuta , tasavvufa , demokrasiye karşı diye ummeti tekfir edenlerle (Aşırı Tekfir Hastaları & IŞİD) bir arada olamayız. Dediğin gibi sen böyle düşünebilirsin ve seni bağlar. Çünkü bu düşüncenin bir dayanağı yok, duygusallığı ise çoktur! Duygusallık ise bu hassas konuda felakettir. Evet belki birilerinin bundan dolayı canı yanmamış, bazı kötü hadiseler yaşamamış olabilir ama en azından empati yapabilmeliyiz.
Misal annemiz ya da bacımız, karımız bunların propagandasıyla kocasını tekfir ederek kocasından boşanıp kendilerine kadın edinilseydi .. yahud şu durumu tahayyul edelim.
Yine mesela, babamız ya da kocamız tekfir edilip öldürülse ya da daha basit düşünelim, alakasız bir sebebden dolayı bir arkadaşımızı, babamızı ya da kocamızı, kardeşimizi vs. kasten öldüren birisi, başka biri tarafından zulme uğrasa. Kanımızı döken ve şer'en de işlediği curûmun karşılığı alınmamış bu şahıs mazlum diye ne kadar savunabilir-sin-iz?
Kan - nikah bağımız olan bir kişinin hakkı için bir katili , sonraki zulme uğramasından dolayı mazlumiyetinden dolayı savunamıyoruz ama, tekfiri fetvalarıyla ummetin kanını fiilen ve manen dökenlerle ortak düşmanlarımız var diye birleşeceğiz. SubhanAllah.


***
Cehalet meselesinde ise örneğin Okul olmuş ve şöyle demişsin.
Okul öeselesine gelince ant kaldırılsa da ilke inklap tarih fen bilgisi vatandaşlık bilgisi (diye ders var!) sosyoloji edebiyat derlerinde küçücük beyinleri çok rahat yıkayacak şeyler öğretiliyor anne baba sonradan çocuğuyla konuşsa bile kurtarılamaybilir bu zihinler. Ben türkiyede de almanyada da okula gittim gerçekten almanyada bile bu kadar şirk küfür yoktu derslerde. Evli olsam çocuğum olacak olsa okula göndermemenin yollarını arardım fellik fellik. Yine burada cehalet mazeret midir ne derece mazerettir tartışılır
Okul meselesinde derslerdeki bâtıl , küfür ve şirk içeren yazılar, yanlış malûmattır, bilgidir. Kişi (öğrenci) bunları okuması, sorulduğunda (öyle olduğuna iman etmeden) söylemesi, yazması kâfir yapmaz. Müslüman veli, çocuğunun bu tarz bilgilerini kendisi verir ve düzeltir. Okula giriş ve çıkışlardaki tâzime karşı geç girerek, çıkışta erken veya tuvalete çıkartırarak vs. sakındırabilir. Okul mevzuunda detaylı yazımız forumda mevcuddu, tekrar göz geçirilebilir.
Zorlama tevil ve haram olan bazı durumların duygusal ve ajitasyon yapılarak tekfir edilmesi ilmi değildir! Şahsen Okul konusunda da çocuğunu sakındırabildiği kadar sakındırarak çocuğunu okula gönderen veli kâfir olur diyen ehl-i sunnet bir âlim tanımıyorum.




Şöyle demişsin:
mazlumun dini yoktur diye bir slogan var mı bilmiyorum ama bu kişi bir müslüman, kardeşlerim. hrant dinki savunun demişim gibi yapmayalım şimdi. neyse siz bilirsiniz herkes kendi bilir.
Mazlumun dini sorulmaz bir kaidedir, mazlumun dini, ırkı yaşı vs sorulmaz.
Hırant Dink'i mazlumdu ve bundan dolayı savunuyorum adı altında kimlik müslümanlarının, biz de Hrant Dink gibi Ermeniyi anlamında "Hepimiz Ermeniyiz" sloganları meşhurdu. Şimdi de aynı kategoride olmasa da mazlumun mazlumiyetini, zâlimin zulmûnu dile getireceğiz diye üstteki zikrettiğimiz sıkıntıları bize / ummete yaşatanlarla "muvahhidlerle birleşiyorum" adı altında farkına varamadığımız "Hepmizi aşırı tekfir hastasıyız" pozisyonuna da düşmekten sakınalım diye yazmıştım.

hepimizhrantiz.jpgJxx_w-ZzK0ytHY6ifec9eA.jpg
 

Pangea

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Hariciler Ali r.anh'ı tekfir ederken kendilerini muvahhid görüyorlardı da acaba Ali (r.anh) (müslümanlar) da öyle görüyor muydu? Tabî ki hayır.
Evet onlar sonuçta müslüman kategorisindeydiler.
Bugünkü versiyonları da böyledir. Her ne kadar tekfir usûlunden dolayı bizleri tekfir edip şu an kendisine musallat olan tağuti güçlerden ayırım yapmasalar da;
Evet şu an elleriyle ve dilleriyle yaptıklarından dolayı Tağuti güçler tarafından zulmen hapsedilmiş olduğundan mazlumdur ...
Bizleri tekfirleriyle ırzımızı / namusumuzu, canımızı/kanımızı ve malımızı kendilerine meşru görseler de bizler kendilerini muvahhidler değil, "zâlim müslümanlar" kategorisinde görüyoruz.

Şeyhu'l İslam İbn-i Teymiyye der ki:
“Hâricîler, bidat çıkarma, ummeti öldürme ve tekfir etme hususunda insanların en belirginleriydiler. Buna rağmen gerek Ali olsun, gerekse diğerleri, Sahabe arasında onları tekfir eden olmamıştır. Aksine onlar hakkında “haddi aşan zalim Müslümanlar” için verdikleri hükmü vermişlerdir.”
(Mecmuu’l-Fetâvâ, C.7, Sf: 217)

Abdurrazzak es-San‘ânî , el-Musannef adlı eserinde şu rivayete yer verir:
Ali radıyallâhu anh Harurîleri (Haricîleri) öldürdüğünde;
Oradakiler: —Ey mûminlerin emiri! Bunlar neyin nesidir? Kâfir midirler? diye sordular.
Bunun üzerine Ali radıyallâhu anh: —Onlar küfürden kaçmışlardır, diye cevap verdi.
Sonra —Acaba munâfık mıdırlar? denildi.
Ali: —Munâfıklar Allah’ı çok az zikrederler, bunlar ise Allah’ı son derece çok anarlar, diye karşılık verdi.
Sonra: —Peki, o zaman bunlar kimlerdir? denildi.
Ali ıyallâhu anh: —Bunlar kendilerine fitnenin isabet ettiği ve bu fitne içerisinde gözleri kör, kulakları sağır olan bir topluluktur, diye yanıt verdi.
(Abdurrazzak es-San‘ânî, Musannef, Hadis no: 18656)

Ali radıyallâhu anh’ın bu ifadeleri onları tekfir etmediğinin açık göstergesidir. Hatta bazı rivayetlerde “Onlar bize karşı gelen kardeşlerimizdir” (İbn Ebi Şeybe, Musannef, Hadis no: 38918) diyerek bunu açıkça dile getirmiştir.



Tağutun cehaleti veya işine geldiği için müslüman fraksiyonarı arasında fark görmüyor olması, bizlerin de aynı menhec ile hareket etmemizi gerektirmez. Tağuta , tasavvufa , demokrasiye karşı diye ummeti tekfir edenlerle (Aşırı Tekfir Hastaları & IŞİD) bir arada olamayız. Dediğin gibi sen böyle düşünebilirsin ve seni bağlar. Çünkü bu düşüncenin bir dayanağı yok, duygusallığı ise çoktur! Duygusallık ise bu hassas konuda felakettir. Evet belki birilerinin bundan dolayı canı yanmamış, bazı kötü hadiseler yaşamamış olabilir ama en azından empati yapabilmeliyiz.
Misal annemiz ya da bacımız, karımız bunların propagandasıyla kocasını tekfir ederek kocasından boşanıp kendilerine kadın edilseydi .. ya da bu durumu tahayyul edelim.
Yine mesela, babamız ya da kocamız tekfir edilip öldürülse ya da daha basit düşünelim, alakasız bir sebebden dolayı bir arkadaşı babamızı ya da kocamızı, kardeşimizi vs. kasten öldüren birisi, başka biri tarafından zulme uğrasa. Kanımızı döken ve şer'en de işlediği curûmun karşılığı alınmamış bu şahıs mazlum diye ne kadar savunabiliriz-sin?
Kan - nikah bağımız olan bir kişinin hakkı için bir katili , sonraki zulme uğramasından dolayı mazlumiyetinden dolayı savunamıyoruz ama, tekfiri fetvalarıyla ummetin kanını fiilen ve manen dökenlerle ortak düşmanlarımız var diye birleşeceğiz. SubhanAllah.


***
Cehalet meselesinde ise örneğin Okul olmuş ve şöyle demişsin.

Okul meselesinde derslerdeki bâtıl , küfür ve şirk içeren yazılar, yanlış malûmattır, bilgidir. Kişi (öğrenci) bunları okuması, sorulduğunda (öyle olduğuna iman etmeden) söylemesi, yazması kâfir yapmaz. Müslüman veli, çocuğunun bu tarz bilgilerini kendisi verir ve düzeltir. Okula giriş ve çıkışlardaki tâzime karşı geç girerek, çıkışta erken veya tuvalete çıkartırarak vs. sakındırabilir. Okul mevzuunda detaylı yazımız forumda mevcuddu, tekrar göz geçirilebilir.
Zorlama tevil ve haram olan bazı durumların duygusal ve ajitasyon yapılarak tekfir edilmesi ilmi değildir! Şahsen Okul konusunda da çocuğunu sakındırabildiği kadar sakındırarak çocuğunu okula gönderen veli kâfir olur diyen ehl-i sunnet bir âlim tanımıyorum.




Şöyle demişsin:

Mazlumun dini sorulmaz bir kaidedir, mazlumun dini, ırkı yaşı vs sorulmaz.
Hırant Dink'i mazlumdu ve bundan dolayı savunuyorum adı altında kimlik müslümanlarının, biz de Hrant Dink gibi Ermeniyi anlamında "Hepimiz Ermeniyiz" sloganları meşhurdu. Şimdi de aynı kategoride olmasa da mazlumun mazlumiyetini, zâlimin zulmûnu dile getireceğiz diye üstteki zikrettiğimiz sıkıntıları bize / ummete yaşatanlarla "muvahhidlerle birleşiyorum" adı altında farkına varamadığımız "Hepmizi aşırı tekfir hastasıyız" pozisyonuna da düşmekten sakınalım diye yazmıştım.

Hocam muvahhidi müslüman yerine kullanmıştım. Ali ra. Dan alıntıladıklarınız da bunların tekfir edilmediğini hala müslüman kabul edildiklerinin delilidir ki farklı bir şey söylemiyorum. Benim için müslüman bi mazlum ile kafir bir mazlum arasında epey fark da vardır. Müslüman bir topluluk Nisa 75teki gibi dua ederse bizim cihad etmemiz lazım ama kafirler için bu söz konusu mu? Bilmiyorum belki öyledir ben hiç böyle bir şey duymadım.
Ben lisedeyken sabah geç gelenleri müdür fişliyordu ant söylenirken gelmediler diye. Tabi bunlar kaypaklıktan gelmiyordu yoksa dinmiş şirkmiş tağutmuş umurlarında değildi bir de bu sebeple geç gelenler olsa kim bilir neler yaparlardı. Benim ablam daha 5 aylık bebeğine atatürk ölmedi yüreğimde yaşıyor diye ninni söylüyor hocam. Ki biz almanyada doğduk büyüdük haytımızın çoğu kısmı burada geçti yani aslında beynimizin yıkanmaması gerekiyordu atatürkçü eğitim sistemiyle, buna rağmen yıkanmış boyanmış kör edilmiş ablam annem. Vatandaş olmadıkları için oy veremiyorlar ama ona rağmen gönüllü sandık bekçiliği peşindeler seçimler esnasında. Ben tekfir işine girmek istemiyorum ama ışid ailemi tekfir ediyor olsa hiç şaşırmam :D hatta etmese şok olurum. Ben 5 aylık çocuğa şakayla “hadi ben namaz kılmaya gidiyorum çünkü müslümanlar böyle yaparlar” dedim diye ablam yarım saat tartıştı benimle. Neymiş büyüyünce kendi seçecekmiş dinini! Ben sanki şehadet getir diye baskı yaptım 5aylık çocuğa daha konuşamıyor hiç birrr şey anlamıyor o denli yani. Diyorum bebekler müslüman doğar ailesi onları farklı dinde yetiştirirse farklı olurlar. Başlıyor saçma vs demeye 5lafından biriyle küfre giriyor zaten ben ne yapayım? Sen ahirete inanıyor olsan o canından çok sevdiğin bebeğinin cennete girmesini istersin ve bunun için elinden geleni yaparsın, benim mantalitem böyle işliyor.
Bunları neden anlattım? Türk eğitim sistemineyle pek alakası olmayan biri bu haldeyse küçük yaşta buna maruz kalan birinin hali ne olur? Ben demiyorum çocuk kafirdir ailesi kafirdir ama fıtratını koruması çok zordur diyorum. Çocuklar çiçekli atatürk resmi yapacak çocuğa ne diyeceksin sen yapma desen nolacak? O işin eğlencesinde, arkadaşlarından geri kalmamanın derdinde olacak. Ha tabiki hidayet Allahtan kimin ne olacağı hiç belli değil ama halk olarak asli müslümansak bu kimliği hakkıyla elde tutmak bu şekilde mümkün mü? Müslüman doğarsın, kendini müslüman sanarsın veya bu konu hakkında hiç düşünmezsin bile. sonra da bi şekilde ölürsün. Cenaze namazın kılınır. Cennete mi gidecek bu kişi? Allah bilir. Lafı uzattım kusura bakmayın hakkınızı helal edin.
 

Pangea

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Mesela bugün Nurettin Yıldızın bir videosunu izledim. Toplumsal cinsiyet eşitliği (istanbul sözleşmesi) karşıtı söylemleri var. Dedi ki gerekirse çocuklarımızı okula göndermeyerek bu beladan korumalıyız. Çocuk gay olur diye yollamayalım da putperest olursa nolacak asıl derdimiz bu olmamalı mı? Neyse konuyu çok dağıttım. Herşeyin hayırlısı olsun Allah tüm islamdışı belaları başımızdan def etsin amin.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt