Ağır Metal, Kimyasal Detoksu/Aşı Detoksu

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum kardeşlerim.

Eminim aranızda "Ağır Metal Detoksu/Aşı Detoksu" ile ilgili bilgisi olanlar vardır. İster çocukluk aşılarını olanlar, isterse bu dönemin Sinovac türü aşılarından olanlar için bu tür arınma yöntemleri önemlidir. ("mRNA aşıları için hiçbir şekilde geri dönüş yok, çünkü genlere doğrudan mudahele var" deniliyor. Yine de süreci yavaşlatma adına detoks öneriliyor)

Evet, bu alandaki araştırmacı kardeşleri konumuza bekliyorum, bilgi paylaşımı şu dönemde çok önemli.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Bu arada "Neden toplumun algı düzeyi bu kadar düşük?" diye kimi arkadaşlarla istişare yaparken, aklımıza ilk gelenler:

1. Chemtrail denilen güya "iklim düzenleme için spreyleme çalışması" sebebi ile alimünyuma maruz kalma. Ki bu alzeimer için gösterilen sebeplerden; başlangıç evresi unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu ve bizleri sinir eden "kafa basmama" durumu...

2. Tüketilen gıdalardaki çeşitli katkılar, zirai ilaçlar, hormonlara ek olarak; bu tür gıdaları tüketmekten kaynaklı vitamin-mineral eksiklikleri.

3. Aslında ilk madde yapmak lazımdı: Tabiki dinden uzak bu topluma Allah cezasını böyle veriyor. Bununla birlikte, Hristiyanlardan bile bu duruma uyananların varlığını bildiğimize göre, tamamen inanca bağlamak mümkün değil. İlk 2 maddeyi yabana atmamak, olaya bütüncül bakmak gerek.

Bu algı körlüğü hakkında başka gözlem ve önerisi olanlar varsa onları da konuya davet edelim, ancak konuyu çokça mesaja boğacak şekilde lüzumsuz mesajlaşmalardan kaçınalım. Okuyanlar için ilerde zorluk oluşmasın.

***
4. Bir de ek olarak: TV karşısında sürekli alıcı durumda olup, herhangi bir problemi kendisi çözmeyen, çözmek için uğraşmayan kişilerin de algıda bozukluk yaşadığını düşünüyoruz tabi. Çalışmayan kas gevşer; beynin kası yok belki ama anladınız siz... Bunlara da biraz matematik; biraz bulmaca, dedektiflik soruları vs iyi gelebilir.
 

JuNDuLLAH

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Subhanallah akbaba gibi ummetın uzerıne üşüştüler.
Her dakika birşey icat edip duruyorlar.yok delta yok alfa hint çin amerika la havle. Hem korumuyor diyorlar hemde aşı olun dıye ne idugu belirsiz sıvıları enjekte etmeye çalısıyorlar.
Biz şimdi kime guveneceğiz.
Biri aşı sızın sorumlulugunuzda gonulluluk esasına dayalıdır dıyor.
Birileride aşı olun dıye mobing uyguluyor.
Ureten firma asıdan sonra ılerıde size ne olur ALLAH bilir biz bilmiyoruz dıyor.
Ve bir de uretilen asıların aşı adayı adlı bir sıvı ibareside mevcut. Subhanallah.

Aşıların herhangi bir testi yok, belirtileri yok, uzun vadede sonucları yok, uzerınde bir hastalık olana nasıl etki edecegi yok. alerjık testlerı yok. nesını savunuyorlar bu ınsanlar hala anlamıyorum.

Böyle deyincede endişelerimizi acıklamak yerine ki açıklayamıyorlar zaten bilimsel bir kanıtları yok car car konusuyorlar, Aşı olmayanlarasöyle olsun böyle olsun bilmem ne
can benım degılmı kardesım sözde özgur degılmıyım ben la havle

ALLAH ım tuzakları başlara geçiren sensin bizi ümmetimizi insanların yapmış olduklarından tez zamanda kurtar ve bizi koru.
 
Son düzenleme:

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
ALLAH ım sen bizi şu durumlardan kurtar ve bizleri muhafaza eyle.
Subhanallah akbaba gibi ummetın uzerıne üşüştüler.
Her dakika birşey icat edip duruyorlar.Hem korumuyor diyorlar hemde aşı olun dıye ne idugu belirsiz sıvıları enjekte etmeye çalısıyorlar.
Biz şimdi kime guveneceğiz.
Biri aşı sızınn sorumlulugunuzda gonulluluk esasına dayalıdır dıyor.Birileride aşı olun dıye mobing uyguluyor.
Ureten firma asıdan sonra ılerıde size ne olur ALLAH bilir biz bilmiyoruz dıyor.Ve bir de uretilenlerin aşı adayı adlı bir sıvı ibareside mevcut.
ALLAH ım tuzakları başlara geçiren sensiz bizi ümmetimizi insanların yapmış olduklarından tez zamanda kurtar ve bizi koru.
Amin ecmain ahi, bu içinde bulunduğumuz saçma duruma çok güzel özet olmuş.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
"Klasik aşı zararları"nı senelerdir biliyorum, o kısmı bana sürpriz değil. (mRNA değil bahsettiğim, eski usül yöntemle üretilen aşılar) "Homeopat" nedir, nasıl bir tedavi uygulanıyor onu bilmiyorum. Araştırmak isteyenler için bırakıyorum buraya...

Screenshot_20210628-124741_Instagram.jpg

Screenshot_20210628-124810_Instagram.jpg

Screenshot_20210628-124840_Instagram.jpg

Screenshot_20210628-124955_Instagram.jpg

Bu arada bu ekran görüntüleri Dr. Neslihan Gülmez'e ait. Sayfasında gündemdeki aşılardan zarar görenlerden geri dönüşler de var, öne çıkanlarda.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum kardeşlerim.

Acaba diyorum bilgisi olanlar artık paylaşsa mı? Veya birileri bu konuyu araştırıp, tanıdıklarına sorup, şuracığa güzelce iliştirse mi? Kardeşlerim sağlık yoksa, hiçbir şey yok, durum acil... Bana ders verecek kadar bilgili uhtilerim vardı bu forumda, ah şimdi nerdeler...
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
"Klasik aşı zararları"nı senelerdir biliyorum, o kısmı bana sürpriz değil. (mRNA değil bahsettiğim, eski usül yöntemle üretilen aşılar) "Homeopat" nedir, nasıl bir tedavi uygulanıyor onu bilmiyorum. Araştırmak isteyenler için bırakıyorum buraya...
Homeopati için olumsuz bir yorum okudum, verilen ilaç karışımları yurtdışından geliyormuş galiba. Kişinin kendi eliyle hazırlamadığı bir karışım hakkında pozitif düşünemedim şahsen; dinen caiz şeyler midir, herkes için güvenilir midir vs... Bu tedavi türünü şahsen kapsam dışı bırakıyorum, nitekim bunları araştırıp öğrenene kadar geçen günler ömre ziyan.

Bilindik doğal tıptan gidelim inşaAllah... Birkaç kardeşe sordum, "şu sayfada vardır" diyorlar, gidip bakıyorum: yüzlerce gönderi; anlık durum gibi darmadağın, bak bak bitmiyor ki. Forumun gözünü seveyim.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Bu arada herkes için muhakkak gereken sağlık bilgilerini ekleyeyim:

1. Tam öğlen saatlerinde 20 dakika kadar güneş altında vakit geçirin. D vitamini bağışıklık için çok önemli.

2. Susuz kalmamaya çalışın.

3. En azından günaşırı, 15-30 dk egzersiz yapın. Bağışıklık için önemli.

4. Geceleri 11'den sonraya kalmayın, tamamen karanlık odada uyuyun, bu mümkün değilse göz bandı kullanın. Melatonin salgılanması için önemli (bağışıklık için)

5. Wifi açıkken uyumayın.

6. Etraftaki wifi dalgaları sebebi ile elektirik yüklenen bedeni rahatlatma adına en az 2 günde bir duş alın (gusül rahatlatıyor)

7. Ev yapımı turşu, sirke, yoğurt yapmayı öğrenip bunlardan tüketin.

8. Kemik suyu, kelle paça bağışıklık için önemli gösteriliyor. (Kemik suyu için 3-4 saatten fazla kaynatma önerilmiyor, ve küçük baş öneriliyor)

9. Udi Hindi yağı çok önemli bir şifa kaynağı olarak gösteriliyor. (Onca kimyasal ilacı korkmadan reçete eden devletin yasaklamaya çalışmasıyla çok kişi tanıdı)

10. Hacamat. Toksin atmada en etkili yöntem olduğunu biliyoruz (keşke herkesin çevresinde bu imkân olsa, en nihayetinde kendim öğrenicem bu gidişle)

11. Sülük. Hacamat gibi çokça şifa sağlayan bir nimet olduğu biliniyor.

12. Katkısız, hormonsuz, taze, mevsiminde, yerel ve sade beslenme. İlk üçü anlaşılırdır.

Mevsiminde olması 2 sebepten:

Birincisi mevsiminde değilse seradır ve sera üretimi genellikle doğal üretim olmuyor.(hormon, kimyasal gübre vs)
İkincisi mevsime göre bedenin ihtiyacı olan vitamin mineraller değişir, örnek: kışın havuç, yazın karpuz ister bu bedenler.

Yerel olması 2 sebepten:

Birincisi, uzaktan gelen sebze meyve çabuk bozulmasın diye daha fazla işleme tabi tutulur.

İkincisi bilhassa uzak coğrafyaların sebze meyvesi, o coğrafyanın insanının bünyesine göredir.

Sade beslenme ise:

Hazım denilen süreç ne kadar kolay olursa, vucut enerjisini o kadar az harcar. Yoğurtla kıyma karışık bir yemek yediğinizde belki lezzetlidir ama birbirinden farklı bu iki gıdayı hazmetmek vucuda ekstra yüktür. Bu tür hatalar sık tekrarlandıkça vucudun yıpranma süreci hızlanır, bağışıklık kuvveti düşer. Bir öğünde tek bir çeşit protein seçin, yanında dilediğiniz çeşitte sebze (sebze karıştırmada sıkıntı yok), bir çeşit karbonhidrat içeren yemek, gayet doyurucu ve dengeli bir öğündür.

Meyve ise daima aç karına tüketilmeli, beraberinde hiçbir şey olmamalı. (Meyve aç karına tüketildiğinde 30 dk ila 1 saat arasında mide hazmeder, peşine yemeğinizi yiyebilirsiniz)

Hazım sürecini zayıflatmamak için, yemekten 2-2,5 saat sonrasına kadar su tüketilmemesi öneriliyor. (Yemek katı gıdalardan oluşuyorsa beraberinde su tüketebilirsiniz, hemen sonrasında çok susarsanız birkaç yudum su ile geçiştirebilirsiniz.)

13. "Akar akar akar" tarzı sofra tuzlarınızı öğütme dışında işlem görmemiş kaya tuzları ile değiştirin. O tuzlar akıyor olmalarını içindeki siyanür türevi bir maddeye borçlu. (Doğal kaya tuzu 84 mineral içeriyormuş)

14. Ayçiçek yağını mümkünse hayatınızdan çıkarın, zeytinyağına alışın. Ayçiçek yağı dökülmüş bir salatanın kasesini sade suyla yıkayın, çıkmaz. Zeytinyağı dökülmüş bir salatanın kasesini sade suyla yıkayın, büyük bölümü çıkar. Burdan damar tıkanıklığı yapan şeyin ayçiçek yağı olduğunu söyleyenlerin haklı olduğunu anlayabilirsiniz. (Doğal tereyağı ve içyağı da sağlıklılar arasında)

15. Bal, zencefil, zerdeçal, sarımsak, soğan, kimyon, kekik, adaçayı, ıhlamur gibi şifalıları da -size bariz şekilde dokunmuyorsa- hayatınızdan eksik etmeyin.

16. Gaz ve hazımsızlık yapan gıda, sizin için uygun değildir. Pişirerek tüketmeyi ve az tüketmeyi düşünmenizi tavsiye ederim.

Bu maddeler biter mi? Bilmem... Ben yoruldum, şimdilik bu kadar.

Durun:

17. Stres... Tevekkülü iyi öğrenin, hayatınıza nakşedin. Sakin ve rahat insanlar hastalıklara karşı daha güçlüdürler Allah'ın izniyle. Ve her zaman dua... dua... dua...

Şu işe bakın, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, market ürünleri, tuhaf alışkanlıklar vs yüzünden "Doğal beslenme" için satırlarca yazı yazıyoruz. Eskiden insanlar sabah namazı ile kalkar, muhakkak güneşin altında olacak bir işle uğraşır, buzdolabı olmadığı için her zaman taze yemek yer, elektirik olmadığı için gece olmasıyla birlikte uyur, uzaktan taze sebze-meyve getirilemeyeceği için çevresindekilerle yetinir, işi gücü çok olduğu için iki öğünle (sabah-akşam) gününü tamamlardı. Ah bu medeniyet...

Güncel:

18. Tahin. Vücuttan ağır metal attığı söyleniyor.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Hacamatı imkanı olan muhakkak yaptırsın. Bol c vitamini, yeterli beslenme, dengeli yaşam dışında bunu da şuraya ekleyeyim:


Zararsız ve faydalı olduğundan emin olduğum tüm bilgilerim şimdilik bu kadar. (Başka varsa da şuan aklımda yoklar)

Bu arada bu yukarıda anlattığım beslenme yöntemi ile en basitinden tansiyon ve şeker hastalığından kurtulan çok insan var, birisi de yakınım.
 

Ummu Sare

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bu arada herkes için muhakkak gereken sağlık bilgilerini ekleyeyim:

1. Tam öğlen saatlerinde 20 dakika kadar güneş altında vakit geçirin. D vitamini bağışıklık için çok önemli.

2. Susuz kalmamaya çalışın.

3. En azından günaşırı, 15-30 dk egzersiz yapın. Bağışıklık için önemli.

4. Geceleri 11'den sonraya kalmayın, tamamen karanlık odada uyuyun, bu mümkün değilse göz bandı kullanın. Melatonin salgılanması için önemli (bağışıklık için)

5. Wifi açıkken uyumayın.

6. Etraftaki wifi dalgaları sebebi ile elektirik yüklenen bedeni rahatlatma adına en az 2 günde bir duş alın (gusül rahatlatıyor)

7. Ev yapımı turşu, sirke, yoğurt yapmayı öğrenip bunlardan tüketin.

8. Kemik suyu, kelle paça bağışıklık için önemli gösteriliyor. (Kemik suyu için 3-4 saatten fazla kaynatma önerilmiyor, ve küçük baş öneriliyor)

9. Udi Hindi yağı çok önemli bir şifa kaynağı olarak gösteriliyor. (Onca kimyasal ilacı korkmadan reçete eden devletin yasaklamaya çalışmasıyla çok kişi tanıdı)

10. Hacamat. Toksin atmada en etkili yöntem olduğunu biliyoruz (keşke herkesin çevresinde bu imkân olsa, en nihayetinde kendim öğrenicem bu gidişle)

11. Sülük. Hacamat gibi çokça şifa sağlayan bir nimet olduğu biliniyor.

12. Katkısız, hormonsuz, taze, mevsiminde, yerel ve sade beslenme. İlk üçü anlaşılırdır.

Mevsiminde olması 2 sebepten:

Birincisi mevsiminde değilse seradır ve sera üretimi genellikle doğal üretim olmuyor.(hormon, kimyasal gübre vs)
İkincisi mevsime göre bedenin ihtiyacı olan vitamin mineraller değişir, örnek: kışın havuç, yazın karpuz ister bu bedenler.

Yerel olması 2 sebepten:

Birincisi, uzaktan gelen sebze meyve çabuk bozulmasın diye daha fazla işleme tabi tutulur.

İkincisi bilhassa uzak coğrafyaların sebze meyvesi, o coğrafyanın insanının bünyesine göredir.

Sade beslenme ise:

Hazım denilen süreç ne kadar kolay olursa, vucut enerjisini o kadar az harcar. Yoğurtla kıyma karışık bir yemek yediğinizde belki lezzetlidir ama birbirinden farklı bu iki gıdayı hazmetmek vucuda ekstra yüktür. Bu tür hatalar sık tekrarlandıkça vucudun yıpranma süreci hızlanır, bağışıklık kuvveti düşer. Bir öğünde tek bir çeşit protein seçin, yanında dilediğiniz çeşitte sebze (sebze karıştırmada sıkıntı yok), bir çeşit karbonhidrat içeren yemek, gayet doyurucu ve dengeli bir öğündür.

Meyve ise daima aç karına tüketilmeli, beraberinde hiçbir şey olmamalı. (Meyve aç karına tüketildiğinde 30 dk ila 1 saat arasında mide hazmeder, peşine yemeğinizi yiyebilirsiniz)

Hazım sürecini zayıflatmamak için, yemekten 2-2,5 saat sonrasına kadar su tüketilmemesi öneriliyor. (Yemek katı gıdalardan oluşuyorsa beraberinde su tüketebilirsiniz, hemen sonrasında çok susarsanız birkaç yudum su ile geçiştirebilirsiniz.)

13. "Akar akar akar" tarzı sofra tuzlarınızı öğütme dışında işlem görmemiş kaya tuzları ile değiştirin. O tuzlar akıyor olmalarını içindeki siyanür türevi bir maddeye borçlu. (Doğal kaya tuzu 84 mineral içeriyormuş)

14. Ayçiçek yağını mümkünse hayatınızdan çıkarın, zeytinyağına alışın. Ayçiçek yağı dökülmüş bir salatanın kasesini sade suyla yıkayın, çıkmaz. Zeytinyağı dökülmüş bir salatanın kasesini sade suyla yıkayın, büyük bölümü çıkar. Burdan damar tıkanıklığı yapan şeyin ayçiçek yağı olduğunu söyleyenlerin haklı olduğunu anlayabilirsiniz. (Doğal tereyağı ve içyağı da sağlıklılar arasında)

15. Bal, zencefil, zerdeçal, sarımsak, soğan, kimyon, kekik, adaçayı, ıhlamur gibi şifalıları da -size bariz şekilde dokunmuyorsa- hayatınızdan eksik etmeyin.

16. Gaz ve hazımsızlık yapan gıda, sizin için uygun değildir. Pişirerek tüketmeyi ve az tüketmeyi düşünmenizi tavsiye ederim.

Bu maddeler biter mi? Bilmem... Ben yoruldum, şimdilik bu kadar.

Durun:

17. Stres... Tevekkülü iyi öğrenin, hayatınıza nakşedin. Sakin ve rahat insanlar hastalıklara karşı daha güçlüdürler Allah'ın izniyle. Ve her zaman dua... dua... dua...

Şu işe bakın, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, market ürünleri, tuhaf alışkanlıklar vs yüzünden "Doğal beslenme" için satırlarca yazı yazıyoruz. Eskiden insanlar sabah namazı ile kalkar, muhakkak güneşin altında olacak bir işle uğraşır, buzdolabı olmadığı için her zaman taze yemek yer, elektirik olmadığı için gece olmasıyla birlikte uyur, uzaktan taze sebze-meyve getirilemeyeceği için çevresindekilerle yetinir, işi gücü çok olduğu için iki öğünle (sabah-akşam) gününü tamamlardı. Ah bu medeniyet...

Güncel:

18. Tahin. Vücuttan ağır metal attığı söyleniyor.

Allah razı olsun uhtim çok çok degerli bilgiler hemen kaydediyorum. Bende yazayim diyicem ama bildiklerimi hatta fazlasini yazmışsın ))
bu konuda bilgili olanlarda bizimle paylaşırsa çok mutlu olurum.

Gerçekten şuan öyle bir zamandayızki sağlığımızın kıymetini bu zamanda bilmeyeceksek ne zaman bilecegiz. Sağlık adına oynanan bu kirli oyunlardan ALLAH biz muslumanlari muhafaza etsin.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Allah razı olsun uhtim çok çok degerli bilgiler hemen kaydediyorum. Bende yazayim diyicem ama bildiklerimi hatta fazlasini yazmışsın ))
bu konuda bilgili olanlarda bizimle paylaşırsa çok mutlu olurum.

Gerçekten şuan öyle bir zamandayızki sağlığımızın kıymetini bu zamanda bilmeyeceksek ne zaman bilecegiz. Sağlık adına oynanan bu kirli oyunlardan ALLAH biz muslumanlari muhafaza etsin.
Amin ecmain uhtim )

Şu maddeler de sonradan aklıma geldi:

19. Sentetik parfüm, çamaşır suyu, deterjan gibi kimyasal kokular... Koku... Kokuyu nasıl alırız? Salınan bazı maddeler burnumuzdan içeri girer ve o şekilde algılarız. Peki burnumuzda mı kalır? Hayır havayı ciğerimize çekiyoruz. Peki hava ciğerimizde mi kalır? Hayır soluduğumuz hava doğrudan kana karışıyor. Öyleyse o kimyasalların kokusunu sadece almıyoruz, kanımıza karışıyor. Dolayısıyla ne yapıyoruz? Olabildiğince doğal ürünlerle temizlik yapıyor, doğal parfüm kullanıyoruz. (Hanımların namahrem bulunan ortamda parfüm kullanmaması gerektiğini hatırlatırım)

20. Krem, şampuan vb şeyler. Cildin emici özelliğini biliyor muyuz? Evet. Öyleyse içerikteki kimyasallar kana karışır mı? Evet. Ne yapıyoruz? Doğal ürün seçiyoruz.

21. Sentetik ve yoğun boyalı kıyafetler. Sentetik kıyafetler terletme ile birlikte cildin nefes almasını engellerken, elektriklenme özelliği ile vucudu statik elektirik yükü ile doldurur. Yukarda anlattığım wifi yükü gibi, bu da vücudun stresini artırır, bağışıklığa zarar. Pamuk, keten ve doğal olduğunu bildiğiniz kumaşlar tercih edin. Boya konusunda da, o boyalar yıkanınca çıkıyor değil mi? Ter ile birleşince de çıkıyor, tenimize doğrudan temas var. Ten/cilt emiyordu değil mi? Anladınız...

22. Şu yeni nesil mobilyalar, laminantlar. Bilhassa ilk alındığında yoğun bir kokusu var. O koku kimyasal yapıştırıcılardan geliyor. Yukardaki koku mevzusu... Anladınız... (Pahalı belki ama doğal ahşap seçin.)

Aklıma gelirse devam ederim inşaAllah. Ama çoğu bitmiştir, o kesin inşaAllah.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Eyl 05, 2019

FLORÜR NEDİR? ZARARLARI NELERDİR?

by Form Assist

Florür Nedir?
Florür günümüzde pek çok ürünün içinde var olmasıyla yararlı mı zararlı mı tartışmalarının odağındaki bir madde. Düşük dozlarda diş çürüklerine iyi geldiği bilindiğinden diş macunlarının içinde ziyadesiyle bulunuyor. Fakat zararları daha çok olan maddenin içme sularına da katılması işin içinden çıkılmaz bir hal aldırıyor. Günümüzde elimizi attığımız her şeyin bize zararının olduğunu öğrenmek kişilere kendini kötü hissettiriyor.
Bilinçlenmek ve bundan sonraki yaşamında bazı değişiklikler yapmak kişilerin kendisi, ailesi, çocukları için hayati önem taşıyor. Bu maddenin ortaya çıkışına baktığımızda tedirgin olmamız için bir sebep daha bizleri karşılıyor. Öyle ki sodyum florürün 1930’lu yıllarda Nazi kamplarındaki insanların Hitler’e itaat etmesi için kullanıldığı bilgisi tüyler ürpertiyor. Bu maddenin sürekli alımı beyin fonksiyonlarını gerileterek, olaylar karşısında düşünme yetisini azaltıyor.
İçme suyu verilen bir denek farede görülen Alzheimer bulguları ise durumun vahametini gözler önüne seriyor. Ayrıca flor maddesinin üçüncü gözümüz diye bilinen beynin tam ortasında bulunan epifiz bezine zarar verdiği de biliniyor. Tüm bunlar gün sonunda pek çok hastalığın davetiyesini elimize tutuşturuyor!

Florür kullanımı çoğu ülkede yasak!
  • Florür tüm bu bulgulardan sonra birçok ülkede yasaklandı.
  • Bazı ülkelerde ise diş macunlarındaki kullanımı azaltıldı.
  • Japonya’da diş macunlarından çıkarılmasıyla ülkedekilerin şeker yemesine rağmen dişlerinin çürümediği gözlendi.
Florür faydaları azken içme suyuna katılmasının yasaklandığı ülkeler şöyle;
  • Japonya
  • Norveç
  • İsveç
  • Danimarka
  • Çin
  • Avusturya
  • Hollanda
  • Macaristan
  • Finlandiya
  • Belçika
  • İçme suyu florürün katıldığı en vahim tablo gibi görünse de bu madde yiyecek, içecek, kozmetik gibi pek çok alanda ne yazık ki kullanılıyor.
Florür Kullanım alanlarını şöyle sayabiliriz:
  • Diş macunu
  • Şebeke suları
  • Hazır meyve suları
  • Sigara
  • Tavuk bulyon
  • Hazır çorba
  • Bebek maması
  • Sakinleştirici ilaçlar
Florür'ün Türkiye Kullanımı
  • Türkiye’de durum böyleyken kullandığımız ürünleri florürsüz seçerek zararı biraz olsun hafifletebiliriz.
  • İçme sularındaki zararlar ise yapılan araştırmalar ile ortaya çıkmış durumda.
  • Dünya Sağlık Örgütü’nün saptadığı verilere göre Marmara Bölgesi’nde yer alan Kırklareli’nde sudaki flor oranının normalden yüksek çıktığı belirlenmiştir.
  • Dünya Sağlık Örgütü’ne göre normal değeri: 0,5-1,7 mg/lt olmalıdır.
  • Su en çok sıkıntı yaratan konu olurken hazır içecekler ve işlenmiş ürünlerden kaçınmalı, evde arıtıcı ya da hazır su kullanmaya özen göstermeliyiz.
Florür Maddesinin Sebep Olduğu Hastalıklar Nelerdir?
  • Madde vücuda girildiğinde birikme eğilimi gösteren bir madde.
  • Biyobirikim denilen maddeler arasında yer alan florür vücuda alındığında sadece yüzde 50’si dışarı atılabiliyor.
  • Geri kalan kısmı vücutta depolanıyor.
  • Çocuklarda dışarıdan atılma oranı daha az oluyor.
  • Vücutta biriken madde giderek artıyor ve pek çok hastalığa sebep olabiliyor.
  • Üreme sistemini bozuyor
  • Tiroid hastalıklarına sebep oluyor, hormonları yavaşlatıyor
  • Erken ergenliğe girmeye sebep olabiliyor
  • Kemik erimesi ve romatizmal hastalıkları artırıyor
  • Alzheimer, unutkanlık gibi beyin hastalıklarını artırıyor
  • Düşük aQ kaybına sebep oluyor
Florür zararları nelerdir?
  • Pek çok hastalığa sebep olan maddeyi vücuda almak, biyobirikim ile daha riskli bir hal alıyor.
  • Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde yüksek dozda alınan maddenin erkek üreme organlarına zarar verdiğini ve kısırlığa yol açtığını tespit etmiştir.
  • Yine doğurganlığı da azaltan bulgular tespit edilmiştir. İçme suyu verilen bir denek farede görülen Alzheimer bulguları merkezi sinir sistemine hasar verdiğini gözler önüne seriyor.
  • Yapılan araştırmalarda florürlü içe suyu içen kız çocuklarınının kullanmayanlara oranla 5 ay daha erken regl olduğu gözlenmiştir.
  • Hormanları yavaşlatarak, azalmasına sebep olmaktadır.
  • Romatizma ve kemik erimeleri de yine uzun vadede yüklenmesinin kaçınılmaz sonu olarak karşımıza çıkıyor.
  • Madde çoğunlukla kemiklerde birikmesiyle bilindiğinden kemik erimelerine yol açıyor.
Florürü Vücuttan Nasıl Atılır?
  • Birçok iç karartıcı bilgiden sonra vücudu bu maddeden biraz da olsa arındırmak mümkün.
  • Vücuda alınan maddenin yüzde 50’si idrar yoluyla dışarı atılıyor.
  • Bunun yanında florürün panzehiri selenyum olarak biliniyor.
  • Selenyum destekli haplar ve yiyecekler tüketmek vücudunuzu arındırıyor.
  • Vücudumu arındırmak için yiyebileceğimiz besinlere baktığımızda;
  • Balık: Balıkta selenyum oranı yüksektir. 40 ile 65 msg arasında selenyum içeren balıklar arasında; sardalye, istiridye, karides, somon ve yengeç sayılabilir.
  • Bakliyat ve tahıllı gıdalar: Makarna, erişte, nohut, mercimek gibi bakliyatlar selenyum açısından zengindir.
  • Bunun yanında yulaf, gevrek gibi ürünler de yüksek miktarda selenyum içerir.
  • Et ürünleri: Kırmızı et yoğun miktarda selenyum içerir.
  • Beyaz et: (Hindi-tavuk): Hindi etinde 31 msg’e yakın selenyum barınmaktadır.
  • Bol tahıllı ekmek eşliğinde bir hindi sandviç selenyum açısından oldukça zengindir.
  • Keklik otu yağı: Florür epifiz bezi kısmında kireçlenmeye sebep olur. Keklik otu epifiz bezindeki bu kireçlenmeyi önler.
  • Tiroid hastalıklarının iyileşmesinde etkin rol oynar.
  • Doğal antibiyotik görevi görür.
  • Ham kakao: Epifiz bezinin toksinlerden arınmasını sağlar ve kireçlenmeye iyi gelir.
  • Bol yeşillikli gıdalar: Lif içeren yeşillikleri tüketmek de vücudumuzdaki zararlı maddelerden kurtulmayı sağlar.
  • Elma sirkesi: Detoks görevi gören sirke vücudumuzdaki toksinlerden kurtulmak için iyi bir yöntemdir.
  • Epifiz bezindeki kireçlenmeyi önler.
  • Ancak sirkenin organik olmasına, hatta kendi yaptığımız sirke olması önemlidir.
  • Bor minerali: Vücuda bor minerali almak toksinlerin atılmasında etkin rol oynar.
  • Bor mineralinin bulunduğu yiyecekler arasında; kuru erik, şeker pancarında mevcuttur.
  • Boraks minerali de yine birçok meyve ve sebzede bulunur.
  • İyot: Vücudumuza alacağımız iyot ile florürün idrar yoluyla vücuttan atılması kolaylaşır.
  • Ayrıca iyot epifiz bezindeki hasarları iyileştirir, kireçlenmeyi azaltır.
  • Su yosunu, brokoli, lahana, badem, portakal, keten tohumu, susam tohumu, dereotu, kekik gibi yiyecekler tüketilmelidir.
Florürden Korunma Yolları Nelerdir?
  • Zararlı maddelerden korunmak için yapılacak birkaç konu vardır.
  • Örneğin kapalı işlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketimini azaltmalıyız.
  • Aldığımız ürünlerin ürün içeriklerini mutlaka okumalıyız.
  • Florürsüz diş macunu satın almalıyız.
  • Çocuklarımıza ne yedirdiğimizi, içirdiğimizi, kullandırdığımızı bilmeliyiz.
  • Şebeke suyunu içmemeliyiz, mümkünse arıtıcı taktırmalıyız.
  • Su arıtıcıları sudaki zararlı maddeleri yok eder ve mikroplardan korunur hale getirir.
  • Vücudumuzu toksinlerden, zararlı maddelerden arındırmak için bol bol su içmeliyiz.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Screenshot_20210712-160534_Samsung Internet.jpg

Florürlü Vernik Uygulaması
hsgm resim 3
Flor diş çürüğünü azaltmak konusunda önemli etkinliğe sahip doğal bir elementtir. Topikal (diş macunu, gargara, vernik, jel) ya da sistemik (flor takviyesi, florlu sular ve tuzlar) olarak kullanılabilir. Günümüzde topikal uygulamaların florun koruyucu etkisinden yaralanmak için daha uygun olduğu bilinmektedir. Topikal uygulamalar günde iki kez çocuğun dişlerinin gözetim altında fırçalanmasıyla birleştirildiğinde daha da etkili olmaktadır. Florürlü vernik, etkin miktarda flor içermesi ve yutma riskinin az olması gibi nedenlerden dolayı, günümüzde, çocuklarda en çok kullanılan ve güvenilir olan topikal florür materyalidir. Demineralizasyonu engeller ve diş minesinin yeniden mineralizasyonu sağlar. Böylece diş çürümesinin ilk safhasını önler veya tersine çevirir. Rutin olarak yılda 2 kez uygulanması önerilir. Çürük riski yüksek bireylerde yılda 4 kez uygulanabilir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) diş çürüğünün azaltılabilmesi için flor uygulamalarını önermektedir. Uluslararası güvenilirliği olan Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi (CDC), profesyonel olarak uygulanan florürlü verniklerin, 6 yaşından küçük çocuklarda dahi dental florozis için risk faktörü olduğunu gösteren bilimsel kanıt olmadığını bildirmiştir. Yine, konu hakkında kanıta dayalı çalışmalar incelendiğinde; 3 yaş altında, yüksek dozda sistemik alım olmadıkça florozis riskinin olmadığı görülmektedir.
Amerikan Pediatrik Dişhekimleri Birliği (AAPD-American Academy of Pediatric Dentistry) ve Avrupa Pediatrik Diş hekimleri Birliği (EAPD-European Academy of Paediatric Dentistry) topikal flor uygulamasının diş çürüğünü azaltmakta etkili olduğunu bildirmektedir. İncelenen çok sayıda bilimsel yayında da florürlü vernik uygulaması diş sağlığının korunması için önerilmektedir.
Türk Dişhekimleri Birliği ve Türk Pedodonti Derneği’nin görüşleri de bu yöndedir.
Tüm bu bilimsel veriler ışığında “Koruyucu Ağız ve Diş Sağlığı Bilimsel Danışma Komisyonu” tarafından yapılan değerlendirmede, florürlü vernik uygulamasının, gerek 60 ay ve üzeri çocuklarda yapılması, gerekse az miktarda kullanılan florürlü verniğin, tükürükle temas ettiğinde diş yüzeyinde kısa sürede sertleşmesinden dolayı yutma riskinin az olması ve yılda iki kez lokal olarak yapılan bu uygulama ile sürekli bir sistemik alımın ve dental florozis riskinin söz konusu olmaması nedenleriyle herhangi bir sağlık riski oluşturmayacağı ve güvenle kullanılabileceği sonuçlarına varılmıştır. 60 ay ve üzeri çocuklara uygulanacak florürlü verniğin, çeşme suyundaki flor iyon konsantrasyonunun yüksek olduğu yerlerde dahi güvenle kullanılabileceği değerlendirilmiştir.
Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü “Koruyucu Ağız ve Diş Sağlığı Programı”(KADS) kapsamında, okullarda 60 ayını doldurmuş anasınıfı, ilkokul 1.,2.,3. ve 4. sınıf öğrencilerine her eğitim öğretim yılında yılda iki defa florürlü vernik uygulanmaktadır.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
İslam-TR Üyesi
Kim demiş? DSÖ... Şu yüzde 1'den az ölüme sebep olan hastalık yüzünden (ki hastaları öldürmek için ellerinden geleni yaptıkları halde) dünyayı "Salgın vaar" diye kilitleyen kurum. "Salgını durdurmak için ürettikleri aşıların, hastalığın kendisinden daha ölümcül olduğunu" dünyaya duyurmamak için Youtube, İnstagram, Facebook vb yerleri sansür odağı haline getiren kurum...

...

Çok uzatmayayım, anlıyorsunuzdur.
 

Amatullah Hanifah

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum kardeşlerim.

Eminim aranızda "Ağır Metal Detoksu/Aşı Detoksu" ile ilgili bilgisi olanlar vardır. İster çocukluk aşılarını olanlar, isterse bu dönemin Sinovac türü aşılarından olanlar için bu tür arınma yöntemleri önemlidir. ("mRNA aşıları için hiçbir şekilde geri dönüş yok, çünkü genlere doğrudan mudahele var" deniliyor. Yine de süreci yavaşlatma adına detoks öneriliyor)

Evet, bu alandaki araştırmacı kardeşleri konumuza bekliyorum, bilgi paylaşımı şu dönemde çok önemli.
Esselamu Âleykum we Rahmatullâhi we Berekâtuh

""mRNA aşıları için hiçbir şekilde geri dönüş yok, çünkü genlere doğrudan müdahale var" deniliyor."

Hacamatın faydası oluyor diye biliyorum, ALLAHu Â'lem.
 

Alketa

Kim var imiş biz burada yoğ iken.
İslam-TR Üyesi
Aşı gundemini buradan takip ediyordum bu paylasimi gordum.

Agir metal detoksu ile ilgili en etkili olani
Kil detoksu
2 senedir kullandigim bir urun.
Ben cok faydasini gordum.
Ek olarak grip soguk alginligi boğaz agrisi gibi durumlarda kili sulandirip burna cekerek ya da gargara yaparak da kullanabilirsiniz.
Dis macunu ve deri egzama ya da romatizma gibi agrilar icin de krem urunleri de var.
Bireysel arastirma yapabilirsiniz.
Faydali olur umarim.
20211012_165212.jpg
 

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Frm. Yöneticisi
Aşı gundemini buradan takip ediyordum bu paylasimi gordum.

Agir metal detoksu ile ilgili en etkili olani
Kil detoksu
2 senedir kullandigim bir urun.
Ben cok faydasini gordum.
Ek olarak grip soguk alginligi boğaz agrisi gibi durumlarda kili sulandirip burna cekerek ya da gargara yaparak da kullanabilirsiniz.
Dis macunu ve deri egzama ya da romatizma gibi agrilar icin de krem urunleri de var.
Bireysel arastirma yapabilirsiniz.
Faydali olur umarim.
Ekli dosyayı görüntüle 28170
Hacım sen yasiyon mu :)
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt