Makale Allah'ın İsimleri ile Zikir Nasıl Olmalıdır ve Olmamalıdır

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla




Es selamu aleykum

Bu yazımda "Allah'ın İsimleri ile Zikir Nasıl Olmalıdır ve Olmamalıdır"; bunu "Kur'an ve Sünnet ışığında" birlikte öğrenecek, tefekkür edeceğiz inşaAllah. Maksadım sizlere sayfalarca delil sunmak değil; düşünen, temiz bir kalple bakıldığında "hemen farkedilecek apaçık bir gerçeği" gözlerinizin önüne sermektir. (Arzu eden bu konuyu daha derin şekilde araştırabilir; bulacağı şey aynı olacaktır, çünkü Kur'an ve Sünnet sabittir.)

Bahsedeceğim "dinimizde olmayan zikir türü" için, yazının en sonunda aklınıza gelecek olan: "Peki madem bunlar yanlış, bunca insan neden bunu yapıyor?" sorusunun cevabını araştırmak ise sizlerin görevidir. Bununla birlikte araştırmanızın başlangıcı için sizi rehbersiz bırakmıyor, bu yazı dizilerini okumanızı öneriyorum:


Şimdi esas konuya dönelim:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

"En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir."

A'raf: 180

Allah'ın isimleri ile O'na dua edin. Dua; yani Allah'tan isteyin... Derdiniz ne ise, sıkıntınız ne ise, hakkında bir dua cümlesi kurun; duanızın başında da Rabbimize "O'nun isimlerinden biriyle" hitap edin.

Mesela "Ya Sabır, bana sabır ver..." "Ya Mucîb, dualarımı kabul eyle..." Örneklerde gördüğünüz üzere Allah'ın isimlerini kullanarak dua ettik, istekte bulunduk. Olması gereken kullanım işte budur, ayette anlatılan budur; Kur'an ve Sünnet'teki örnekler de tamamen bu şekildedir.

Ve bunun hemen ardından, dua dışında bir de "Allah'ı zikretmek" konusu var. Bu konuda sözü çok uzatmayacağım; bize Kur'an ve Rasulullah'ın -sallallahu aleyhi ve sellem- sünneti ile ulaşan tüm zikirlere bakın, tamamı bir "cümle" kalıbı üzeredir. Allah'ın isimleri "tek başına" kullanılmaz, cümle içinde kullanılır. La ilahe illallah, SubhanAllah, Elhamdülillah, Allahu ekber... Hepsi bir anlam ifade eden cümlelerdir. Bu zikirlerle Allah'ın tek ilah olduğunu, En Büyük ve Eksikliklerden Münezzeh olduğunu vurgular, O'na hamd ederiz. İşte Allah'ın isimleri dua cümleleri içinde de, zikir amaçlı da böyle kullanılır; cümle içinde! Tek başına "Allah, Allah, Allah..." , "Ya Sabır, Ya Sabır, Ya Sabır..." , "Ya Azim, Ya Azim, Ya Azim..."şeklinde zikretmek için kullanılmaz. Neden mi?

Aslında sadece Kur'an ve Sünnet'te bu şekil bir zikir türü olmaması bir müslümana yeterli gelmelidir ama sizi şu durumu tefekkür etmeye davet edeyim ki, bu zikir türündeki yanlışlığın boyutunu iyice görün:

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:

“Kul, ‘Yâ Rabbi, Yâ Rabbî’ dediği zaman, Allah şöyle buyurur: ‘Buyur kulum! İste de, sana verilsin!’”

Câmiü’s-Sağîr, 1/226.

Bu hadise göre kul, mesela "Ya Sabır" diye 321 kere Allah'a nida etse, Allahu Teala her seferinde: "Buyur kulum" diyecek midir? Evet.

743 kere (bu cins sayılar da, bir şey biliyorlarmış gibi görünsünler diye uydurulmuş ancak) "Ya Azim" deyince, Allah yine her seferinde: "Buyur kulum" diyecek midir? Evet.

E Allah'ın kulu! Buyursana o zaman, neyi bekliyorsun? Allah'a hitap edip edip durmak; ama Rabbimizin "Buyur kulum" dediği halde susmak akıl işi midir?

Sonuç olarak Allah'ın dininde olmayan ve fakat göze hoş görünen bir bid'atin, Allah'a karşı ne edepsizce bir tutuma sebep olduğunu görebiliyor musunuz? Görebildiyseniz, ne mutlu size o zaman...

Ve fakat "Şeyhim dedi ki"cilerden iseniz ve bildiğiniz gibi devam edecekseniz, sizle dinimiz bir değildir; biz Kur'an ve Sünnetin takipçisiyiz, elhamdülillah.

Son olarak bid'atlerin dindeki hükmü ile ilgili aşağıdaki hadisleri tekrar aktarıyorum, bunlar ve daha fazlası yazımın en başında paylaştığım linklerde mevcuttur:

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

“Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız: Bunlar, Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.”

Muvatta, Kader 3

“Sünnete uyun ve ona azı dişinizle sımsıkı sarılın, dinde sonradan çıkarılan işlerden sakının, sonradan çıkarılan şey bid’attır, ve her bid’at sapıklıktır.”

Ebu Davud 4607, Tirmizi 2815, İbni Mace 42, Müslim 867, Nesei 1578, 1404

“Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en şerlisi muhdes olanlardır. Dine sonradan sokulan her şey bid’attır, her bid’at dalalettir ve her dalalet ateştedir.”

(Muhdes: Dinden olmayan şeyin din adına çıkarılmasıdır.)

Müslim 867, Nesei 3/188

"Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa, o şey kabul edilmez."

Müslim'in bir rivayeti şöyledir:

"Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o merduttur, makbul değildir."

(Buhari, Sulh 5; Müslim, Akdiye 17,18. Ayrıca bk. İbni Mace, Mukaddime 2)


Tüm hayırlar Kur'an ve Sünnette toplanmış, sonrakilere ise din adına -hiçbir söz söyleme hakkı- bırakılmamıştır.



Elhamdülillahi Rabbil Alemin...

Bir Müslümanın Günlüğü
 

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt