Çözüldü Boşanmış Eşe ve Çocuklara Belirlenen Nafaka Haricinde Verilen Para, Sadaka Ecri Alır mı?

Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Soru:
Boşanmış Eşe ve Çocuklara Belirlenen Nafaka Haricinde Verilen Para, Sadaka Ecri Alır mı?

Cevab:
Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

إِذَا أَنْفَقَ الْمُسْلِمُ نَفَقَةً عَلَى أَهْلِهِ وَهْوَ يَحْتَسِبُهَا، كَانَتْ لَهُ صَدَقَةً
Müslüman, ailesine Allah’tan sevab umarak bir harcama yaptığında, bu Onun için sadaka olur.”
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’n-Nafakāt, Bâbu Fadli’n-Nafakati ale’l-Ehl, Hadis no: 5351 / 5353)

Hatta başka bir hadiste Rasulullah ﷺ, Sa‘d b. Ebî Vakkâs
رضي الله عنه'a:
وَمَهْمَا أَنْفَقْتَ فَهُوَ لَكَ صَدَقَةٌ، حَتَّى اللُّقْمَةَ تَرْفَعُهَا فِي فِي امْرَأَتِكَ
Her ne harcarsan Senin için sadakadır; hatta eşinin ağzına kaldırdığın bir lokma bile.”
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’n-Nafakāt, Hadis no: 5354) buyurmuştur.

Boşandıktan Sonraki Durum Nedir?

Eski eş artık nikâhındaki 'zevce' değildir.
Dolayısıyla onun için yapılan gönüllü yardım, doğrudan 'eş nafakası' kapsamında değerlendirilmez. Fakat kadın ihtiyaç sahibi ise veya çocukların ihtiyaçları varsa, Ona/çocuklara yapılan gönüllü yardım sadaka ve sıla-i rahim/hayır yönünden sevab kazandırabilir.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ Yaptığınız her hayrı şubhesiz Allah bilir.” (Bakara 215)

Ayrıca ayette infak edilecek kimseler arasında anne - baba ve yakın akrabalar özellikle zikredilmiştir.
Dolayısıyla meselâ "Çocukların nafakası için aylık 10.000 TL vermesi gerekiyor ve bunu veriyor." Bu, esas itibarıyla vâcib nafakadır.

Ama ayrıca 'Çocukların okul masrafı çıktı, nafakanın dışında 5.000 TL daha vereyim; Allah rıdâsı için' derse veya eski eşinin gerçekten ihtiyacı olduğunu görüp 'Nafakanın dışında sana şu miktarı yardım olarak veriyorum' derse, Allah rıdâsını kastetmesi hâlinde bunun sadaka sevabı umulur.
Hatta çocuklar bakımından mesele daha da açıktır;

Çocuklara yapılan harcama, hem Onların hakkını gözetmek hem de Allah rıdâsı için yapıldığında sevablı bir infak olabilir. Buhârî'deki ilgili babın başlığı zaten “Aileye yapılan nafakanın fadileti” şeklindedir.

Vâcib nafakayı 'nasıl olsa sadaka sevabı alırım' diye ödememek veya eksik ödemek câiz değildir. Önce kişinin üzerinde bulunan vâcib haklar yerine getirilir; Onların üstüne yapılan gönüllü yardım ise ayrıca fadiletli bir infaktır.


Vâcib nafaka ile nafile sadaka aynı şey değildir!
İbn Kudâme (rahimehullah) bu ayrımı çok açık ifade eder;
ولأن نفقة من يمونه واجبة، والتطوع نافلة، وتقديم النفل على الفرض غير جائز
Çünkü geçimini sağlamakla yükümlü olduğu kimselerin nafakası vâcibdir; gönüllü sadaka ise nafiledir. Nafileyi farzın önüne geçirmek câiz değildir.” (İbn Kudâme, el-Muğnî, C. 2, Sf: 199 civarı; Fusûl fî Sadakati't-Tatavvu) Yani adamın çocuklarına vermesi gereken vâcib nafaka dururken, “Ben bunun yerine başka yerlere sadaka vereyim” demesi doğru değildir.

Vâcib nafakayı zaten eksiksiz veriyor. Bunun üzerine ayrıca para verirse ne olur?
İşte burada mesele nafile infak/sadaka olur. İbn Kudâme (rahimehullah), nafakayı öncelikle kişinin yükümlülüğü olarak ele alır. Yakınların nafakasını açıklarken;

والواجب في نفقة القريب قدر الكفاية من الخبز والأدم والكسوة، بقدر العادة
“Yakının nafakasında vâcib olan, örfe göre Onun ihtiyacını karşılayacak miktarda yiyecek, katık ve giyecektir.” (İbn Kudâme, el-Muğnî, C. 8, Sf: 177)

Çocuklara ödeme

Misalen 'Çocuklarımın aylık 15.000 TL vâcib nafakası var; bunu düzenli ödüyorum.' Bu 15.000 TL, esas itibarıyla nafaka borcunun ifasıdır. Sonra 'Çocukların kıyafetlerini de ayrıca ben alayım.' veya 'Çocukların kurs ücretini de ben karşılayayım.' derse ve bu masraflar belirlenmiş nafakanın dışında kalıyorsa, Allah rıdâsıyla yaptığı bu ekstra harcama için sadaka/infak sevabı umulur. Üstelik çocuklarına yapılan harcamada akrabalık ve iyilik yönü de vardır.

Boşanmış kadına ödeme

Kadın artık Onun nikâhındaki eşi değildir. Dolayısıyla 'Eski eşime nafaka olarak 10.000 TL veriyorum.' ile "Nafakanın dışında, ihtiyacı olduğu için Allah rıdâsı için 5.000 TL daha yardım ediyorum." aynı hükümde değildir. İkinci ödeme, şartlarına göre gönüllü sadaka/ihsan olabilir.
İbn Teymiyye'nin akrabaya yapılan sadakanın, sadaka ve sıla yönüne dair açıklaması ise özellikle çocuklara ve diğer akrabalara yapılan gönüllü yardımı anlamada önemlidir
المبحث الثالث: الأقارب الذين تلزمُه نفقتُهم

Vâcib nafaka ile Nafile sadaka Aynı / Eşit Değildir.
Fakat vâcib nafakayı ödedikten sonra yapılan gönüllü ekstra infak = ayrıca sevab umulan hayırdır. Hatta kişinin niyeti 'Ben bunu Allah rıdâsı için veriyorum; çocuğumun / çocuklarımın ihtiyacını gidermek ve Onlara iyilik etmek istiyorum.' ise, bunun sadaka sevabına girmesini engelleyen bir durum yoktur. İbn Kudâme'nin 'nafaka vâcib, tatavvu' nafiledir' ayrımı tam olarak bunu ortaya koymaktadır.


'
Sadaka Sevabı Alır mı?'
'Bu ödeme hukuken/şer'an nafaka borcundan düşer mi?' sorusu aynı değildir.
Mesela baba mahkemenin belirlediği 10.000 TL nafakayı ödüyor, sonra ayrıca 5.000 TL veriyor. Eğer bu 5.000 TL'yi 'nafakaya mahsuben' vermediyse ve gerçekten ayrı bir yardım olarak verdiyse 10.000 TL - vâcib nafaka; 5.000 TL - gönüllü infak/sadaka şeklinde değerlendirilebilir. Bu ayrım özellikle 'ekstra verdiği para nafakadan sayılır mı, yoksa ayrıca sadaka mıdır?' meselesinde önemlidir.
Ayrıca İbn Kayyim'in Zâdu'l-Me‘âd, C. 5, Sf: 455 civarında nafakanın mâ'rûf ölçüsüyle ilgili daha ayrıntılı ifadeleri var;

İbn Teymiyye'nin Mecmû‘u'l-Fetâvâ, C. 34'teki nafaka bahisleriyle birlikte bunları karşılaştırınca, 'nafaka olarak verilen para' ile 'nafakanın üzerinde gönüllü yardım' ayrımını çok daha sağlam şekilde ortaya koyabiliriz.


Yetim Çocuk Hakkında Bir Soru (Hidane Hakkı)

İslam'a Göre Boşanma Nasıl Olur? Çocuk ve Mal Taksimi Nasıl Olur?

Müsluman, Kâfire; Kâfir , Muslumana Mirasçı Olabilir mi? Mezheblerin Görüşü?

Anne Babanın Kafir Olması Durumunda, Nikahta Velinin İzni Nasıl Olur?
 
Kararsız. Çevrimdışı

Kararsız.

Üye
İslam-TR Üyesi
Soru:
Boşanmış Eşe ve Çocuklara Belirlenen Nafaka Haricinde Verilen Para, Sadaka Ecri Alır mı?

Cevab:
Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

إِذَا أَنْفَقَ الْمُسْلِمُ نَفَقَةً عَلَى أَهْلِهِ وَهْوَ يَحْتَسِبُهَا، كَانَتْ لَهُ صَدَقَةً
Müslüman, ailesine Allah’tan sevab umarak bir harcama yaptığında, bu Onun için sadaka olur.”
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’n-Nafakāt, Bâbu Fadli’n-Nafakati ale’l-Ehl, Hadis no: 5351 / 5353)

Hatta başka bir hadiste Rasulullah ﷺ, Sa‘d b. Ebî Vakkâs
رضي الله عنه'a:
وَمَهْمَا أَنْفَقْتَ فَهُوَ لَكَ صَدَقَةٌ، حَتَّى اللُّقْمَةَ تَرْفَعُهَا فِي فِي امْرَأَتِكَ
Her ne harcarsan Senin için sadakadır; hatta eşinin ağzına kaldırdığın bir lokma bile.”
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’n-Nafakāt, Hadis no: 5354) buyurmuştur.

Boşandıktan Sonraki Durum Nedir?

Eski eş artık nikâhındaki 'zevce' değildir.
Dolayısıyla onun için yapılan gönüllü yardım, doğrudan 'eş nafakası' kapsamında değerlendirilmez. Fakat kadın ihtiyaç sahibi ise veya çocukların ihtiyaçları varsa, Ona/çocuklara yapılan gönüllü yardım sadaka ve sıla-i rahim/hayır yönünden sevab kazandırabilir.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ Yaptığınız her hayrı şubhesiz Allah bilir.” (Bakara 215)

Ayrıca ayette infak edilecek kimseler arasında anne - baba ve yakın akrabalar özellikle zikredilmiştir.
Dolayısıyla meselâ "Çocukların nafakası için aylık 10.000 TL vermesi gerekiyor ve bunu veriyor." Bu, esas itibarıyla vâcib nafakadır.

Ama ayrıca 'Çocukların okul masrafı çıktı, nafakanın dışında 5.000 TL daha vereyim; Allah rıdâsı için' derse veya eski eşinin gerçekten ihtiyacı olduğunu görüp 'Nafakanın dışında sana şu miktarı yardım olarak veriyorum' derse, Allah rıdâsını kastetmesi hâlinde bunun sadaka sevabı umulur.
Hatta çocuklar bakımından mesele daha da açıktır;

Çocuklara yapılan harcama, hem Onların hakkını gözetmek hem de Allah rıdâsı için yapıldığında sevablı bir infak olabilir. Buhârî'deki ilgili babın başlığı zaten “Aileye yapılan nafakanın fadileti” şeklindedir.

Vâcib nafakayı 'nasıl olsa sadaka sevabı alırım' diye ödememek veya eksik ödemek câiz değildir. Önce kişinin üzerinde bulunan vâcib haklar yerine getirilir; Onların üstüne yapılan gönüllü yardım ise ayrıca fadiletli bir infaktır.


Vâcib nafaka ile nafile sadaka aynı şey değildir!
İbn Kudâme (rahimehullah) bu ayrımı çok açık ifade eder;
ولأن نفقة من يمونه واجبة، والتطوع نافلة، وتقديم النفل على الفرض غير جائز
Çünkü geçimini sağlamakla yükümlü olduğu kimselerin nafakası vâcibdir; gönüllü sadaka ise nafiledir. Nafileyi farzın önüne geçirmek câiz değildir.” (İbn Kudâme, el-Muğnî, C. 2, Sf: 199 civarı; Fusûl fî Sadakati't-Tatavvu) Yani adamın çocuklarına vermesi gereken vâcib nafaka dururken, “Ben bunun yerine başka yerlere sadaka vereyim” demesi doğru değildir.

Vâcib nafakayı zaten eksiksiz veriyor. Bunun üzerine ayrıca para verirse ne olur?
İşte burada mesele nafile infak/sadaka olur. İbn Kudâme (rahimehullah), nafakayı öncelikle kişinin yükümlülüğü olarak ele alır. Yakınların nafakasını açıklarken;

والواجب في نفقة القريب قدر الكفاية من الخبز والأدم والكسوة، بقدر العادة
“Yakının nafakasında vâcib olan, örfe göre Onun ihtiyacını karşılayacak miktarda yiyecek, katık ve giyecektir.” (İbn Kudâme, el-Muğnî, C. 8, Sf: 177)

Çocuklara ödeme

Misalen 'Çocuklarımın aylık 15.000 TL vâcib nafakası var; bunu düzenli ödüyorum.' Bu 15.000 TL, esas itibarıyla nafaka borcunun ifasıdır. Sonra 'Çocukların kıyafetlerini de ayrıca ben alayım.' veya 'Çocukların kurs ücretini de ben karşılayayım.' derse ve bu masraflar belirlenmiş nafakanın dışında kalıyorsa, Allah rıdâsıyla yaptığı bu ekstra harcama için sadaka/infak sevabı umulur. Üstelik çocuklarına yapılan harcamada akrabalık ve iyilik yönü de vardır.

Boşanmış kadına ödeme

Kadın artık Onun nikâhındaki eşi değildir. Dolayısıyla 'Eski eşime nafaka olarak 10.000 TL veriyorum.' ile "Nafakanın dışında, ihtiyacı olduğu için Allah rıdâsı için 5.000 TL daha yardım ediyorum." aynı hükümde değildir. İkinci ödeme, şartlarına göre gönüllü sadaka/ihsan olabilir.
İbn Teymiyye'nin akrabaya yapılan sadakanın, sadaka ve sıla yönüne dair açıklaması ise özellikle çocuklara ve diğer akrabalara yapılan gönüllü yardımı anlamada önemlidir
المبحث الثالث: الأقارب الذين تلزمُه نفقتُهم

Vâcib nafaka ile Nafile sadaka Aynı / Eşit Değildir.
Fakat vâcib nafakayı ödedikten sonra yapılan gönüllü ekstra infak = ayrıca sevab umulan hayırdır. Hatta kişinin niyeti 'Ben bunu Allah rıdâsı için veriyorum; çocuğumun / çocuklarımın ihtiyacını gidermek ve Onlara iyilik etmek istiyorum.' ise, bunun sadaka sevabına girmesini engelleyen bir durum yoktur. İbn Kudâme'nin 'nafaka vâcib, tatavvu' nafiledir' ayrımı tam olarak bunu ortaya koymaktadır.


'
Sadaka Sevabı Alır mı?'
'Bu ödeme hukuken/şer'an nafaka borcundan düşer mi?' sorusu aynı değildir.
Mesela baba mahkemenin belirlediği 10.000 TL nafakayı ödüyor, sonra ayrıca 5.000 TL veriyor. Eğer bu 5.000 TL'yi 'nafakaya mahsuben' vermediyse ve gerçekten ayrı bir yardım olarak verdiyse 10.000 TL - vâcib nafaka; 5.000 TL - gönüllü infak/sadaka şeklinde değerlendirilebilir. Bu ayrım özellikle 'ekstra verdiği para nafakadan sayılır mı, yoksa ayrıca sadaka mıdır?' meselesinde önemlidir.
Ayrıca İbn Kayyim'in Zâdu'l-Me‘âd, C. 5, Sf: 455 civarında nafakanın mâ'rûf ölçüsüyle ilgili daha ayrıntılı ifadeleri var;

İbn Teymiyye'nin Mecmû‘u'l-Fetâvâ, C. 34'teki nafaka bahisleriyle birlikte bunları karşılaştırınca, 'nafaka olarak verilen para' ile 'nafakanın üzerinde gönüllü yardım' ayrımını çok daha sağlam şekilde ortaya koyabiliriz.


Yetim Çocuk Hakkında Bir Soru (Hidane Hakkı)

İslam'a Göre Boşanma Nasıl Olur? Çocuk ve Mal Taksimi Nasıl Olur?

Müsluman, Kâfire; Kâfir , Muslumana Mirasçı Olabilir mi? Mezheblerin Görüşü?

Anne Babanın Kafir Olması Durumunda, Nikahta Velinin İzni Nasıl Olur?
Hocam vacip miktar derken anladığım kadarıyla mahkemenin belirlediği miktardan bahsediyorsunuz ve on bin tl örneği vermişsiniz ama gerçekte on bin olsa yine iyi çünkü mahkemeler genellikle çok komik ,insafsız rakamlar belirliyor. Bu durumda mahkemenin belirlediği miktar bariz yetersiz kalacağı için insaflıca belirlenen yeterli miktarın vacip miktar olması gerekmez mi ?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Vâcib nafaka miktarı; asıl itibariyle mahkemenin belirlediği rakam değildir.
Mesela mahkeme "Çocuk için aylık 10.000 TL nafaka ödenecek." demişse, bu 10.000 TL'nin tamamı otomatik olarak şer‘î vâcib nafakanın miktarıdır anlamına gelmez. Şer‘î açıdan asıl ölçü; çocuğun gerçek ihtiyacı, örf ve babanın imkânı gibi unsurlardır.
İbn Kudâme'nin ifadesiyle

والواجب في نفقة القريب قدر الكفاية من الخبز والأدم والكسوة، بقدر العادة
'Yakının nafakasında vâcib olan; örfe göre yiyecek, katık ve giyecekten Onun ihtiyacını karşılayacak miktardır.'

Boşanmış Eşe ve Çocuklara Belirlenen Nafaka Haricinde Verilen Para, Sadaka Ecri Alır mı?


Kadına da nafaka vâcib olabilir, Fakat kadının boşanmış olup olmamasına ve iddet durumuna göre hüküm değişir.
Kadın hâlâ nikâh altındaysa; Kocanın eşine nafaka vermesi vâcbdir. Yiyecek, giyecek, mesken ve örfe göre gerekli ihtiyaçlar buna dahildir.
Talâk-ı ric‘î ile boşanmışsa ve iddet devam ediyorsa; Kadın hâlâ hükmen eş konumundadır; nafaka ve mesken hakkı devam eder.

Süresiz Nafakanın Hükmü Nedir? Malvarlığının Yarısı Kadına Verilmesin Diye Başkasının Adına Geçirmek Caiz midir?


Talâk-ı bâin olmuş ve kadın Hamile değilse; İddet döneminde nafaka konusunda mezhebler arasında ayrıntılı ihtilaflar vardır.
Talâk-ı bâin olmuş ve kadın Hamileyse; Doğum yapıncaya kadar nafaka ve mesken hakkı vardır.
İddet bittikten sonra; Eski kocanın kadına sırf 'eski eşi' olduğu için vâcib eş nafakası devam etmez. Fakat kadın çocukların annesi olduğu için değil, kendi şahsı açısından ayrıca sadaka/yardım yapılabilir.

Çocukların nafakası; boşanmadan sonra çocuklar annenin yanında kalıyorsa bile Çocukların nafakası babaya aittir. Yiyecek, giyecek, mesken ve çocuğun mâkul zaruri ihtiyaçları buna girer.

Türkiye'deki Aile Mahkemesinin verdiği nafaka kararıysa, mahkemenin belirlediği miktarı kendiliğinden "şer‘an vâcib nafakanın miktarı" kabul edemeyiz. Çünkü Türkiye'deki mahkeme nafakayı Türk Medenî Kanunu'ndaki hukukî ölçülere göre belirler. Misalen çocuk nafakasında TMK 330, çocuğun ihtiyaçları ile anne-babanın hayat şartları ve ödeme güçlerinin dikkate alınmasını öngörüyor.

Şer‘î açıdan ise nafakanın miktarı kişinin ihtiyacı, örf ve nafaka yükümlüsünün imkânı gibi şer‘î ölçülere göre değerlendirilir. Nafakanın miktarının her durumda nass ile sabit bir rakam olmadığı ve ihtilaf halinde hâkimin bu ölçülere göre takdirde bulunabileceği açıklanmaktadır.

Dolayısıyla mesela Türkiye'deki Aile Mahkemesi çocuğa aylık 15.000 TL iştirak nafakası bağladı. Bundan doğrudan “Şer‘an babanın üzerine kesin olarak 15.000 TL nafaka vâcibtir.” sonucunu çıkarmak doğru olmaz. Önce o 15.000 TL'nin şer‘î nafaka ölçülerine göre gerçekten gerekli olan miktar olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Fakat önemli bir başka nokta var ki o da 'Türkiye'deki mahkeme kararı hiçbir şekilde dikkate alınmaz' demek de fazla basit olur. Çünkü mahkeme bir miktarı belirlemişse, ödenmesi gereken hukukî borç ayrı bir meseledir; Allah katında şer'an vâcib olan nafakanın gerçek miktarı ise ayrı bir meseledir.

Yani iki soru;
S. 1- Türkiye hukukuna göre ne kadar ödemek zorunda?
S. 2- Şer‘an çocuğun/eşin hakkı olarak ne kadar nafaka vâcib?


C. 1- Türkiye'deki Aile Mahkemesi 10.000 TL belirlediyse, 10.000 TL'nin tamamı şer‘an vâcib değildir.

Sırf mahkeme 10.000 TL belirledi diye bu rakamın tamamı şer‘an vâcib nafaka hâline gelmez.
Şer‘î nafakanın vücûbu mahkeme kararından kaynaklanmaz. Çocuğun nafakası, çocuk muhtaç olduğu ve baba da bunu karşılayabilecek durumda olduğu sürece, şer‘î hükümden dolayı babanın zimmetindedir. İbn Bâz da nafakanın sabit bir rakam olmadığını, ihtiyaca, çocukların durumuna, hayat pahalılığına vb. göre değiştiğini açıkça söylüyor.
Dolayısıyla Türkiye Aile Mahkemesi 'Çocuk için aylık 10.000 TL öde.' demişse, bunun şer‘î açıdan incelenmesi gerekir.

Çocuğun gerçekten şer‘an hak ettiği nafaka 7.000 TL ise;
7.000 TL vâcib nafakadır. Fazladan 3.000 TL ise otomatik olarak "vâcib nafaka" olmaz; şartlarına göre gönüllü infak/yardım olabilir.
Çocuğun gerçek ihtiyacı 12.000 TL ise;
Mahkemenin 10.000 TL vermesi, babanın şer‘an sadece 10.000 TL ile sınırlı olduğu anlamına gelmez. Gerekli şartlar varsa kalan 2.000 TL de şer‘an vâcib olabilir. Yani ölçü mahkeme kararının rakamı değil, şer‘î nafakanın hak edilmiş miktarıdır.

Nafaka Konusunda Beşeri Mahkeme Kararına Ne Kadar Dikkate Alınmalı?
Burada da iki ayrı borç vardır.
Birincisi; Allah katındaki şer‘î nafaka borcu.
İkincisi; Türkiye hukukuna göre ortaya çıkan kanunî/mahkeme kaynaklı ödeme yükümlülüğü.

Bunların miktarı aynı olabilir; fakat aynı şey değildir.
Nitekim İbn Bâz'ın bir fetvasında, boşanmış eş ve çocukların nafakası konusunda taraflar anlaşamazsa mahkemeye başvurulabileceğini ve mahkemenin gerekli nafakayı takdir edebileceğini söylediğini görüyoruz. Buradaki mahkeme bağlamı, şer‘î hakların tesbiti ve uygulanmasıdır.

Ayrıca İslâm âlimlerinin muasır fetvalarında, babanın çocuk nafakasını ödememesi hâlinde mahkemeye başvurulmasının câiz olduğu ve mahkeme yoluyla nafakanın tahsil edilebileceği belirtiliyor.


C. 2-
Mahkemenin belirlediği rakam otomatik olarak şer‘an vâcib nafaka miktarı değildir.
Şer‘î miktar; nafaka hakkı bulunan kişinin mâkul/zaruri ihtiyacı, nafaka yükümlüsünün mali imkânı ve örf gibi şer‘î ölçülere göre belirlenir. Misal;
Türkiye Aile Mahkemesi kararı : 10.000 TL
Şer‘î ölçülere göre gerçek nafaka ihtiyacı : 7.000 TL
Bu durumda
A - Türkiye hukuku: 10.000 TL ödemek zorunda.
B - Şer‘î nafaka:
7.000 TL vâcib nafaka olduğu kabul edilir.
Aradaki 3.000 TL'nin mahkeme kararıyla ödenmesi, onu kendiliğinden 'şer‘an vâcib nafaka' yapmaz. Tersi de mümkündür; yâni Şer‘î ölçülere göre gerçek nafaka ihtiyacının belirlediği miktar Türkiye Aile Mahkemesi kararından fazla da olabilir. Bu durumda ;
A - Hukuken : 10.000 TL
B -
Şer‘an : şartları mevcudsa 13.000 TL nafaka borcu olabilir.
Yani mahkeme kararı şer‘î nafakanın üst sınırını da belirlemez. Konuyu özetleyecek olursak;
A = Türkiye hukukuna göre borç: Mahkemenin hükmettiği miktar.
B = Allah katında şer‘an vâcib nafaka: Şer‘î ölçülere göre hak edilen miktar.
A ile B aynı rakam olabilir; fakat biri diğerinin ölçüsü değildir.



Hulasâtul kavl;

Türkiye'nin laik mahkemesinin belirlediği rakam otomatik olarak şer‘î vâcib nafaka miktarı değildir. Şer‘î vâcib nafaka = çocuğun/eşin şer‘an hak ettiği gerçek nafaka miktarıdır.
Mahkeme kararı = ayrıca Türkiye hukuku bakımından doğan bir yükümlülüktür. Dolayısıyla 'mahkeme 15.000 TL dediği için Allah katında 15.000 TL nafaka vâcib oldu' denilemez. Fakat şer‘an 8.000 TL olduğunu düşünüyorum, o hâlde mahkemenin 15.000 TL kararını kendim 8.000 TL'ye indiririm de doğru bir yöntem değildir.

İslam'a Göre Boşanma Nasıl Olur?

Çocuk ve Mal Taksimi Nasıl Olur?

 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt