Çözüldü Dâru'l İslam Devletin Bir Yöneticisi veya Halife Kafir Olsa da, Devletin Hükmü İslam Olmaya Devam Eder mi?

Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh kardeşim;

Dâru'l İslam Devletin Bir Yöneticisi veya Halife Kafir Olsa da, Devletin Hükmü İslam Olmaya Devam Eder mi?​

İbretlik bir durum, aşırı tekfir hastasının yıllarca dar ve hikmetsiz ilim ve bakış açısıyla fitne çıkararak tekfir ettiği ummet ve mucâhidler hakkında , şimdi bir şey yaşanmamış, olmamış gibi akideden 180 derece dönülüyor ama cemadAtı aynan ayak izlerine mutmaince basabilmekte. Neyse biz meseleye geçelim.

Soruyu şöyle soralım:


İslam devletinin halifesi kafir olursa başta kalmaya devam edebilir mi?
Başta kalırsa islam devleti olarak devam eder mi?


Ehl-i Sünnet ulemasına göre; Halife açık ve kesin küfür işlediği, yani İslâm’ın zaruri hükümlerini inkâr ettiği durumda, artık Müslüman sayılmaz.
Bu durumda halifelik vasfını kaybeder; çünkü halifelik, Müslümanların temsilini gerektirir.
Ancak bir şahsı "kâfir" ilan etmek çok ağır bir mesele olduğundan, kesin delil ve icmâ ile sabit olması gerektiği söylenmiştir. Zira hata payı büyük tehlike taşır.

Eğer gerçekten küfre düşmüşse, halifenin başta kalamayacağı belirtilir. Nitekim İmam Maverdi, İbn Hacer el-Askalânî, Nevevî gibi âlimler, "Halife küfre düşerse hal’ edilir (azledilir)" demiştir. Çünkü bir kâfirin Müslümanlara imamlık yapması İslâm’ın mantığına aykırıdır.
Eğer halife küfre düşmüş ama zorla başta kalıyorsa, devlet fiilen bir "küfür devleti"ne dönüşmüş olur; çünkü başındaki otorite İslâm’ı temsil etmiyordur. Ancak, halk ve yönetimde hâlâ İslâmî hükümler uygulanıyor olabilir. Bu durumda ekseri ulema, "sistemde şer‘î hükümler yürürlükteyse devlet kısmen İslâm devleti sayılır", ama başındaki kişi İslâmî meşruiyetini kaybetmiştir, demişlerdir.

Ulema, halifenin küfre düşmesi kesinleştiğinde görevden alınmasını söylemiştir. Ama bu nasıl yapılır?
İsyan ve fitne çıkarmadan, ummetin birliği bozulmadan yapılması tavsiye edilmiştir.
Eğer güç yetmiyorsa, Müslümanların sabretmesi ve imkân bulduğunda değiştirmesi gerektiğini söyleyenler vardır.

Halife'nin küfre düşmesiyle birlikte Devlet İslâm devleti (Dâr'ul İslam) vasfını kaybeder mi?

Şahıs olarak halifelikten düşer. Çünkü halife olmanın şartı Müslüman olmaktır. Küfre düşen biri İslâm ummetini temsil edemez.
Bu konuda cumhur (fukahanın çoğunluğu) ittifak etmiştir:
Halife küfre düşerse azledilir.

Halife kâfir oldu; Fakat İslam Şeriatı Yürürlükte Olursa, Devlet küfür devleti mi olur, Yoksa İslam Devleti olarak kalaya devam mı Eder? ​

Cumhurun görüşü: Halife Kâfir olsa da Şeriat hâlâ yürürlükteyse Devlet İslâm devleti olarak kalır.​

Çünkü "İslâm devleti" veya "küfür devleti" hükmü, yalnızca baştaki kişinin imanına bakılarak verilmez.
Devletin vasfı, hangi hukukun ve hâkimiyetin câri olduğuna (ahkâmın icrası) göre belirlenir. Eğer İslâm şeriatı uygulanıyor, Müslümanların can–mal güvenliği İslâm hukuku ile korunuyorsa o belde Dâru’l-İslâmdır.

İmam Serahsî (el-Mebsût): “Bir beldenin Dâru’l-İslâm olması, İslâm ahkâmının orada zahir olmasıyladır.”
Yani ölçü: sistem ve hükümlerdir, şahıs değildir.

Mâverdî (Şâfiî, el-Ahkâmu’s-Sultâniyye): Halife küfre düşerse görevden alınır; ama bu, devletin İslâm vasfını ortadan kaldırmaz.
Bazı âlimler (özellikle Hanbelî mezhebince) şöyle der:
Halife kâfir olursa, devletin başı kâfir olmuş olur, temsil de düşer , devlet küfür devleti olur.
Buna delil olarak da “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte Onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide 44 - 47) ayetlerini getirirler:
Ama bu görüş cumhura göre azınlık ve daha katı bir yorumdur.



Gayr-ı muslimleri Sırdaş ve Yönetici Edinme Yasağı
Selef-i sâlihin menhecinde asıl olan; Müslümanların kamu işlerinde gayr-ı muslimleri yönetici, sırdaş (bitâne) veya Müslümanların üzerine velayet sahibi kılmanın şer'an haram olduğudur.
«Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş/içli dışlı dost edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten geri kalmazlar, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler...» (Âl-i İmran 118)

«.
..Allah, kâfirlere mûminlerin aleyhine asla bir yol (hâkimiyet/velayet yetkisi) vermeyecektir.» (Nisa 141)

İmam Ahmed b. Hanbel (el-Musned) ve İbn Ebî Şeybe’nin rivayet ettiğine göre; Ebû Mûsâ el-Eş‘arî (r.anh), Ömer’e (r.anh) hesabları tutan Hristiyan bir kâtibinin olduğunu ve işinde çok mahir olduğunu söylediğinde, Ömer (r.anh) son derece sert tepki göstermiş ve şöyle buyurmuştur:
«Allah’ın Onları zelil kıldığı yerde Siz Onları aziz kılmayın! Allah’ın Onları uzaklaştırdığı yerde Siz, Onları yaklaştırmayın! Allah’ın Onları güvenilmez saydığı yerde Siz Onlara güvenmeyin!» (İbn Kayyim el-Cevziyye, Ahkâmu Ehli'z-Zimme, C. 1, Sf: 40-44)

Bu sebeble Selef uleması ve mezheb imamları, gayr-ı muslimlerin Müslümanlar üzerinde velayet (vilâyetu'l-istîlâ veya emirlik) kurmasını câiz görmemiştir.

Böyle Bir Durumda Devlet "İslam Devleti" Olmaktan Çıkar mı?
Devlet yöneticilerinin günah veya bidat işleyerek gayr-ı muslim birini icrai bir göreve/bakanlığa getirmesi meselesi ve "Devletin Dâru’l İslam olup olmaması" meselesi fıkıhta birbirinden ayrı iki meseledir.

Dâru’l islam'ın Tanımı ve Alameti
Ehl-i sünnet imamlarının ittifak ettiği kaideye göre bir beldenin İslam yurdu (Dâru’l islam) sayılmasının ölçüsü; ahkâmın ve hâkimiyetin kime ait olduğudur.
Bir beldede üstün güç, otorite ve ahkâm İslam’a aitse, hududlar uygulanıyor ve şeriat hâkimse orası Dâru’l islam’dır. Yöneticilerin fâsıklığı, zulmü ya da memuriyette yaptıkları haram tasarruflar Dâru’l islam vasfını düşürmez.

«Cumhuru ulemaya göre: Eğer hüküm ve otorite Müslümanlara aitse ve İslam hükümleri galebe çalıyorsa orası Dârülislam’dır. İçinde kâfirlerin çokluğu veya azlığı yahut bazı işlerde bulunmaları bunu değiştirmez.» (İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye (Ahkâmu Ehli'z-Zimme, C. 1, Sf: 366)

İmam Mâverdî’nin el-Ahkâmu’s-Sultâniyye eserinde vezaret (bakanlık) iki ana kategoriye ayrılır:
Vezâret-i Tefvîz
(Yetki/İdare Bakanlığı):
Devlet başkanının (halife veya hükümdarın) genel yönetim yetkilerini tam ve bağımsız olarak devrettiği makamdır. Ordu sevk etme, yargı atamaları yapma ve dinî hükümleri doğrudan yürütme yetkisi içerdiği için klasik fakihlerin çoğunluğu bu makama yalnızca Müslümanların getirilebileceğini belirtmiştir.

Vezâret-i Tenfîz (İcra/Uygulama Bakanlığı):
Hükümdarın veya meclisin aldığı kararları teknik, idari ve bürokratik olarak uygulayan makamdır. Mâverdî ve birçok klasik hukukçuya göre, gayrimüslim zimmîlerin bu tür icracı/teknik bakanlıklara (maliye, imar, sağlık, diplomasi veya kâtiplik gibi) atanmasında fıkhen bir sakınca görülmemiştir. Çünkü burada nihai siyasi ve hukuki egemenlik şeriata ve devlet başkanına aittir; bakan ise bir uygulayıcı ve uzman konumundadır. (İmam Mâverdî’nin el-Ahkâmu’s-Sultâniyye)

Günahkârlık ile Hükmün İbtali Arasındaki Fark

Muasır ehl-i sünnet ilim adamlarının da belirttiği üzere; İslam şeriatını anayasa ve kanun olarak bütünüyle uygulayan bir idare, gayr-ı muslim bir şahsı bakan/bürokrat tayin ederse büyük bir haram ve şer'i hata işlemiş olur. Yöneticiler bu fiillerinden ötürü günahkâr olurlar; zira kâfire Müslümanların maslahatı üzerinde tasarruf yetkisi vermişlerdir.

Ancak bu haram atama, devletin şeriatla hükmettiği gerçeğini ve "Dâru’l islam" vasfını düşürmez. Bir günah veya şer'i ihlal, devletin küfür devleti (Dâru’l harb / Dâru’l küfür) olmasına yetmez. Bir devlet ancak şeriatı lağvedip yerine beşerî kanunları ikame ederse veya hâkimiyet hakkını şeriat dışı mercilere verirse İslam devleti olmaktan çıkar.

Özetle; gayr-ı muslimin bakan yapılması Selef-i Salihin menhecine göre şer'an caiz olmayan ve nehyedilen munker bir fiildir; lakin şeriatın yürürlükte ve hâkim olduğu bir devleti tekfir etmeye veya "İslam devleti olmaktan çıktı" demeye şer'i bir gerekçe teşkil etmez.


 
eL_Muhacir Çevrimdışı

eL_Muhacir

İlimsiz Mucâhid, kâtil; Cihâdsız âlim, belâm olur
Frm. Yöneticisi
Hatalarından vazgeçmelerine sevindim.Rabbim ayaklarımızı İslam üzere sabit kılsın
 
alparslan26 Çevrimiçi

alparslan26

Euzu Billahi Mineşşeytanirracim
İslam-TR Üyesi
Hatalarından vazgeçmelerine sevindim.Rabbim ayaklarımızı İslam üzere sabit kılsın
Buda birşeydir evet. Ama özellikle soruşturma çok geçirdiği için (Işid olayları) birde kafir demiş Işid kendisine galiba. Ondan sonra daha ılımlı tarafa kaydı. Yoksa birazcık aranırsa internette kayıtları var.
 
Üst