Makale Düşmandan Övgü

Burhanuddin Aldiyaî

Üye
İslam-TR Üyesi
Düşmandan Övgü
26862 Bazı arkadaşlar var ki, aykırı iddialarına yine aykırı olanlardan methiye alırken, doğru oldukları havasına giriyorlar. Adam ifrat bir uçta yürürken birilerinin etki alanına giriyor. Neticede vasata doğru ilerliyor diye sevinirken, bir bakıyorsun ki başka bir müfrit uca, hem de temelden dinin sınırını aşan bir uca kaymış. Vardığı müfrit uçta bir takım iddialar ileri sürüyor ve bunların akademik diye tabir edilen bir takım çevrelerden övgü topladığını söylüyor. Bu da haliyle kendisine bir moral ve motivasyon veriyor. Sonuçta fikir ve düşüncelerim akademik çevrelerden destek görüyor havası, nefse pek hoş, pek havalı geliyor!...

Oysa insan şöyle bir bakmaz mı; bana moral ve motivasyon olmaya çalışanlar ya da benim öyle zannettiğim kişiler kimdir? Müslümanları topa tutarken hatta ümmetin ilmi usullerine aykırı olanların kervanına katılırken, bana motor olanlar nerede duruyorlar? Yazdığım aykırılıklara like atanlar içerisinde bir takım akademik unvan taşıyanların da olması, bana gaz mı vermelidir? Yoksa kendimi kontrol etmemi mi gerektirir? Özetle yanlışları eleştiriyorum iddiasıyla ümmetten aykırı düşerken yazdıklarıma like atanların içerisindeki bir iki tanesinin adının başında Dr. gibi ibarelerin yazıyor olması, beni ayrı bir havaya mı sokmalıdır? Yoksa kimin beni nereye çekmeye çalıştığına dikkat etmemi mi gerektirir?!...

Araplarda bu durumu özetleyen çok güzel bir söz vardır, der ki:


مَنْ يَقْبَلِ المَدِيحَ مِن أَعْدَائِهِ يَعِشْ حَزِينًا أو يَمُتْ بِدَائِهِ

Kim düşmanlarından övgü kabul ederse, ya hazin yaşar ya da hastalığıyla ölür.

Bu son derece hikmetli söz, aslında bir fabldan alınmadır. Fablın özeti şöyledir; bir karga gagasında bir parça peynirle ağacın dalına konmuşken, acıkmış hilebaz bir tilki oradan geçiyor. Karganın gagasındaki peynirin düşmesi için ağzını açması gerektiğini görüyor ve kargaya övgü dizmeye başlıyor. Sen şöylesin, sesin bülbülden de güzeldir, bir şarkı söylesen de şu hüzünlü halime ilaç olsan… diyor. Gariban karga da buna inanarak havaya giriyor ve ağzını açar açmaz peyniri yere düşüyor. Tabi tilki hemen peyniri kapıp yiyor. Sonra da kargaya diyor ki: “Kargaların efendisi bunu bir mesel olarak al ve gelecek zamanlara sakla. Kim düşmanlarından övgü kabul ederse, ya hazin yaşar ya da hastalığıyla ölür.


خذها نصيحة يا سيد الغربان و احفظها للآتي من اﻷزمان، من يقبل المديح من أعدائه يعش حزينا أو يمت بدائه

Evet, kimden övgü aldığımıza, yazdığımız aykırı fikir ve düşüncelerimize kimlerin like attığına dikkat etmezsek, ağzımızı açtırır ve Allah korusun belki imanımızı bile kaptırırlar. Zaten iyice sapıtanların mesela laiklerin oyuncağı olduğunu aşikâr bir şekilde görüyoruz. İşte bu noktada Bakara Suresi 109. ayetinin ilk cümlesinde dikkat çektiği tehlikeyi daha geniş bir pencereden okumak gerekebilir. Unutmayalım ki en büyük düşman; içimizde yaşayan, isimlerimizi taşıyan, bizimle aynı dili konuşan ancak kafası düşman tarafından doldurulan kişidir!...


Burhanüddin Aldiyaî
 

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt