Çözüldü Farz ve Sunnet Namazların Arasını Ayırmanın Gerekliliği?

Horasani

اعيدوا إلى الحق سلطانه
İslam-TR Üyesi
Selamun aleykum.bircok sitede bu durumun peygambere (sav) has oldugu gibi şeyler yazıyor.arayı ayırmak sevabı azaltır filan yazıyor.var mı bunun bir doğru yanı ?
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah ;
60b8035417aca913e45993b9.jpg
Aslen bu sorunun cevabını o iddiayı dile getirenlerin vermesi gerekirdi. Çünkü iddia sahibine delil düşer. Bu konuda bizim diyeceğimiz ise şudur:
Allah Rasulu (s.a.v.) : "Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız siz de o şekilde kılın" buyurmuştur.
(Buharî, Ezan, 18; Ahmed b. Hanbel, Musned, 5/53)



Farz namazın arkasında zikir, tesbihat ve dua vardır. Daha sonra nafileler / sunnetler kılınır. Yahut namazına göre sunneti kılmışsan, biraz bekleyip (konuşma, yürüme vs)'den sonra farz kılınmalıdır. Farz ve sunnet arası ayrılmalıdır.

Ebû Hurayra (r.anh)'den merfuan
Rasulullah (s.a.v.)'den şöyle buyurdu:
"Biriniz" -(Musedded'in) Hammâd'dan yaptığı rivayetteki ziyâdeye göre -"namazı (yani nafile) için" - Musedded'in Abdulvâris rivayetine göre- "ileriye geriye veya sağa-sola gitmekten âciz mi? (gitsin)"
(Ebu Davud, salat, Bab 187-188, Hadis no: 1006; Ahmed b. Hanbel, Musned, II, 425) hadisi de farzdan ayrılınca yer değiştirmenin mustehab oluşunun delillerindendir.

Ebû Davud'un hocası Musedded b. Muserhed bu hadisi iki ayrı zat (Hammad ve Abdulvâris)'den rivayet etmiştir. Ancak bu râvilerin rivayetleri arasında bazı farklılıklar vardır. Bu hadis bu iki rivayetin birleştirilmesinden meydana gelmiştir. Râvilerin her birinden alınan kısım, tercemede tire arasında gösterilmiştir. Hadis-i şerifin düzgün tercemesi şöyledir:
Peygamber: "Sizden bîri namazda (yani nafile - sunnet) için ileriye - geriye veya sağa - sola gitmekten âciz midir?" buyurmuştur.

Bu hadis farz namazı kılan bir kimsenin bundan sonra nafile kılmak isterse evvelki yerini değiştirmesinin meşru olduğuna delildir. Yer değiştirme konusunda imam ile cemaat arasında fark yoktur. Bundan maksat, Buhârî ve Beğavî'nin dediği gibi secde mahallerini çoğaltmaktır. Çünkü secde yerleri kıyamet gününde kişinin namazına şahidlik edecektir. Ayrıca imamın yerinde durması, sonradan gelenler için karışıklığa sebeb olabilir. Bunlar imamın farz mı yoksa nafile mi kıldığını bilemezler.

Şevkâni'nin Neylul-Evtâr'ında; "bu sebeb farzdan evvel nafile kılındığı takdirde farz için o yerin değiştirilmesini de gerekli kılar. Ayrıca ayrı ayrı nafilelerde de yerin değiştirilmesi gerekir. Eğer yer değiştirilmezse aralarının söz ile ayrılması lâzımdır. Çünkü arada konuşmadan veya çıkmadan bir namazın başka bir namaza birleştirilmesinin nehyedildiğine dair hadis vardır" denilmektedir.


Bu ifâdelere bakarak diyebiliriz ki, imamlar farzdan evvelki sünnetleri mihrabın dışında bir yerde kılmalılar, farzdan sonraki sünnetleri kılmak için de mihrabtan ayrılmalı veya mihrab genişçe ise, iyice sağa ya da sola çekilerek kılmalıdırlar.

Ezrak b. Kays dedi ki: Kunyesi Ebû Rimse (isminin Rufa'a b. Yesribî veya Hibbân b. Vehb olduğu söylenir) olan bir imam bize namaz kıldırıb şöyle dedi:
Bu namazı -veya- (Bu şekk Ezrak b. Kays'tandır.) bu namazın benzerini- Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber kıldım. Ebû Bekir ve Ömer ilk safta Peygamber'in sağında duruyorlardı. Bir adam vardı o da namazın ilk tekbirine yetişmişti. Rasûlullah (s.a.v.) namazı bitirdi, bizim yanağının beyazlığını görebileceğimiz şekilde sağına ve soluna selam verdi. Sonra Ebû Rimse'nin -kendisini kast ediyor- döndüğü gibi (yönünü kıbleden) döndü. Bu esnada onunla birlikte namazın ilk tekbirine yetişmiş olan adam iki rekat (nafile - sünnet) kılmak üzere kalktı.
Bunu görünce Ömer yerinden fırlayıp adamın omuzunu tuttu ve silkeledi sonra da:

"Otur, çünkü ehl-i kitab ancak namazları arasında fasıla olmadığı için helak oldu" dedi.
Peygamber (s.a.v.) gözünü kaldırıp: "Senin bu davranışınla Allah, bir hakkı ortaya çıkardı, ey Hattâb'ın oğlu" buyurdu.
(Ebu Davud, Salat, Bab 187-188, Hadis no: 1007 ; Hâkim, el-Mustedrak, I, 270)

Bu rivâyetten de anlaşıldığı gibi sunnet - nafileyi hemen farzın akabinde fasıla vermeden kılmanın mekruh olduğuna delildir.
Hanefî'lere göre farz ile sünnet arasını ayırmak mustehabdır. Diğer mezheblere göre ise farz ile nafilenin arasını namazdan sonra okunması mesnûn olan tekbir (Allahuekber), tahmid (Elhamdulillah), teşbih (SubhanAllah) ve istiğfar (Estağfirullah) gibi zikirlerle ayırmak mendubdur.


Sunnetlerin farzların kılındığı yerlerden farklı yerlerden kılmaya tekrar gelirsek;
Rasulullah'ın (s.a.v.) sunneti, mescidde insanların arasında kılmayıp, evlerine ayırmıştır. Bu uygulama bize örnek teşkil etmelidir, böylece riyadan da uzak olma söz konusudur. Ayrıca ahiratta namaz kılınan yerlerin farklı olması, yerlerin de şahidlik yapacak olmasından dolayı güzel bir uygulamadır.


وَعنْ عُمَر بْنِ عطاءٍ أَنَّ نَافِعَ بْنَ حُبَيْر أَرْسلَهُ إلى السَّائِب ابن أُخْتِ نَمِرٍ يَسْأَلُهُ عَنْ شَيْءٍ رَآهُ مِنْهُ مُعَاوِيةُ في الصَّلاةِ فَقَالَ : نَعمْ صَلَّيْتُ مَعَهُ الجُمُعَةَ في المقصُورَةِ ، فَلَمَّا سَلَّمَ الإِمامُ ، قُمتُ في مقَامِي ، فَصلَّيْتُ ، فَلَما دَخل أَرْسلَ إِليَّ فقال : لا تَعُدْ لما فعَلتَ: إذا صلَّيْتَ الجُمُعةَ ، فَلا تَصِلْها حَتى تَتَكَلَّمَ أَوْ تخْرُجَ ، فَإنَّ رسولَ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم أَمرَنا بِذلكَ ، أَنْ لا نُوصِلَ صلاةً بصلاةٍ حتَّى نَتَكَلَّمَ أَوْ نَخْرُجَ.رواه مسلم .

1133. Ömer İbni Atâ’dan rivâyet edildiğine göre, Nâfi` İbni Cubeyr onu Sâib İbni Yezîd İbni Uhti Nemir’e göndererek, Muâviye’nin namaz kılarken kendisinde gördüğü durum hakkında bilgi istedi. Sâib de şunları söyledi:
- Evet, Muâviye ile birlikte maksurate Cumua namazı kıldım. İmam selâm verince ben olduğum yerde ayağa kalkıp Cumuanın sünnetini kıldım. Muâviye evine gidince bana haber gönderdi ve şunları söyledi:
- Bir daha öyle yapma. Cumua namazını kıldıktan sonra biriyle konuşmadıkça veya mescidden çıkmadıkça Cumua namazına bir başka namaz ekleme. Zira Rasulullah bize, konuşmadıkça veya mescidden çıkmadıkça farz namaza bir başka namazı eklememeyi emretti.
(Muslim, Cum`a 73 ; Sunen-i Tirmizi, C. 5, 1133)



عَنْ زيدِ بنِ ثابتِ رضِيَ اللَّه عَنْهُ ، أَنَّ النَّبيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قالَ : « صلُّوا أَيُّها النَّاسُ في بُيُوتِكُمْ ، فَإنَّ أفضلَ الصَّلاةِ صلاةُ المَرْءِ في بَيْتِهِ إِلاَّ المكْتُوبَةَ » متفقٌ عليه
1130. Zeyd İbni Sâbit (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zira farz namaz dışındaki namazların en makbulu, insanın evinde kıldığı namazdır.
(Buhârî, Ezân 81, İ’tisâm 3; Muslim, Musâfirîn 213; İbni Mâce, İkâmet 186, 198)



İlgili Konu:

Farz Namazın Arkasından Yapılacak Tesbihat ve Duânın Delili Nedir?

Çözüldü - Farz Namazın Arkasından Yapılacak Tesbihat ve Duânın Delili Nedir?
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt