İslam akidesini Yunan mantığı ve Aristoteles felsefesiyle kirletip dinin temel esaslarını tahrip eden Gazzâlî paradigması, ilim ulemasının hakikat kılıcı karşısında felç olmaya mahkûmdur. Dini "ihya" etme iddiasıyla yola çıkıp Vahyin saf pınarını Yunan artıkları ve Bâtınî tevil yöntemleriyle bulandıran bu zihniyet, fıkıh ve hadis imamları tarafından açıkça teşhir ve ilzam edilmiştir.
1. Suyu Sidikle Yıkamak: Felsefe ve Bâtınî Tevil ÇıkmazıGazzâlî’nin bizzat görüştüğü çağdaşı Mâlikî fakihi et-Turtûşî (ö. 520), onun ilmî düşüşünü şöyle ifşa eder: "İslam dinine felsefecilerin mezhepleri ve mantıkçıların görüşleriyle hizmet etmeye çalışan kimse; ancak suyu sidikle yıkayan kimse gibidir!" Turtûşî’nin bildirdiğine göre Gazzâlî, sûfiyyenin ahvâl ilimlerine cahilce dalmış, tepesi üstü çakılarak ne âlimler ne de zâhidler arasında bir karar kılabilmiştir. İhyâu Ulûmi'd-Dîn adlı eserini Peygamberimize (s.a.v.) atılan dizginlenemez yalan hadislerle, İhvân-ı Safâ’nın felsefî nübüvvet anlayışıyla ve Hallâc-ı Mansûr’un küfür kokan rumuzlarıyla doldurmuştur. Turtûşî, yeryüzünde Hz. Peygamber’e karşı bundan daha fazla yalan barındıran başka bir kitap bilmediğini vurgular.
Dahası Gazzâlî; nefisleri tahrifçi söylemlerle celbedip "Bu mükâşefe sırrıdır, yazılması caiz değildir" veya "Bu, ifşa etmekten nehyolunduğumuz kader sırrındandır" diyerek tam bir Bâtıniyye ve fesat ehli kurnazlığıyla hareket etmiştir. Turtûşî bu yıkıcı tabloyu şu keskin fetvayla mühürler: Gazzâlî bu yazdıklarına bizzat inanıyorsa tekfir edilmesi, inanmadığı halde yazdıysa sapıklıkla itham edilmesi (tadlîli) vaciptir!
2. Bâtınî Usul ve Bâtıl Hadis DeposuBüyük muhaddis İbnu’l-Cevzî (ö. 597) de Gazzâlî’nin düşüşünü Telbîsu İblîs’te tescil eder: Gazzâlî, sûfîlerin usulü üzere yazdığı el-İhyâ’nın içini bâtıl olduğunu bilmeksizin asılsız hadislerle doldurmuş ve fıkhın çerçevesinden çıkmıştır. Gazzâlî’nin, Hz. İbrahim’in (a.s.) gördüğü yıldız, ay ve güneşi "Allah’ın perde olan nurlarıdır, bilinen maddi şeyler değildir" şeklinde tevil etmesini sert bir dille eleştiren İbnu’l-Cevzî: "İşte bu, Bâtınîlerin sözü cinsindendir!" diyerek onun ayetleri nasıl saptırdığını ifşa etmiştir.
3. Kitaplarının Yakılması ve Ümmetin TekzibiGazzâlî’nin ümmetin akidesinde açtığı yara o denli büyüktür ki, Hâfız ez-Zehebî’nin (ö. 748) Kadı İyâz’dan aktardığı üzere; çirkin haberlerin ve berbat/kocaman tasniflerin sahibi olan Gazzâlî, tasavvuf yolunda aşırıya kaçarak bir davetçi olmuş ve ilim ehlinin zanlarını bozmuştur. Neticede Mağrib coğrafyasında Sultan’ın emri ve Mâlikî fakihlerinin fetvasıyla onun kitaplarının ateşte yakılması ve toplumdan uzak tutulması hükme bağlanmış ve aynen uygulanmıştır.
4. Mantık Bidati ve Sünnet Usulünün Tahrifiİbnu’s-Salâh (ö. 643) ise Gazzâlî’nin el-Mustasfâ kitabının başına mantık mukaddimesi koyup "Mantığı kavramayanın ilmine güvenilmez" diyerek ihdas ettiği büyük bidati teşhir eder. Yûsuf ed-Dımaşkî bu hezeyanı reddederek: "Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve nicelerinin fıtraten sahip olduğu apaçık yakîn ne olacak? Onlar bu mantık mukaddimesini bilmiyorlardı!" demiştir. Gazzâlî, kendi hocası İmâmu’l-Haremeyn el-Cüveynî dâhil önceki hiçbir İslam imamının iltifat etmediği Yunan mantığını fıkıh usulüne sokarak talebeleri felsefeciliğe özendirmiş ve dini ilimleri felsefî taassuba mahkûm etmiştir.
Gazzâlî’nin mantık bidati, Bâtınî tevillerle dolu üslubu ve uydurma hadislerle inşa ettiği yapı, Vahyin sarih iklimi karşısında tamamen çökmüş, ümmetin muhakkik imamları tarafından ilmen mahkûm edilmiştir.
KAYNAKÇA / DİPNOTLAR
1. Suyu Sidikle Yıkamak: Felsefe ve Bâtınî Tevil ÇıkmazıGazzâlî’nin bizzat görüştüğü çağdaşı Mâlikî fakihi et-Turtûşî (ö. 520), onun ilmî düşüşünü şöyle ifşa eder: "İslam dinine felsefecilerin mezhepleri ve mantıkçıların görüşleriyle hizmet etmeye çalışan kimse; ancak suyu sidikle yıkayan kimse gibidir!" Turtûşî’nin bildirdiğine göre Gazzâlî, sûfiyyenin ahvâl ilimlerine cahilce dalmış, tepesi üstü çakılarak ne âlimler ne de zâhidler arasında bir karar kılabilmiştir. İhyâu Ulûmi'd-Dîn adlı eserini Peygamberimize (s.a.v.) atılan dizginlenemez yalan hadislerle, İhvân-ı Safâ’nın felsefî nübüvvet anlayışıyla ve Hallâc-ı Mansûr’un küfür kokan rumuzlarıyla doldurmuştur. Turtûşî, yeryüzünde Hz. Peygamber’e karşı bundan daha fazla yalan barındıran başka bir kitap bilmediğini vurgular.
Dahası Gazzâlî; nefisleri tahrifçi söylemlerle celbedip "Bu mükâşefe sırrıdır, yazılması caiz değildir" veya "Bu, ifşa etmekten nehyolunduğumuz kader sırrındandır" diyerek tam bir Bâtıniyye ve fesat ehli kurnazlığıyla hareket etmiştir. Turtûşî bu yıkıcı tabloyu şu keskin fetvayla mühürler: Gazzâlî bu yazdıklarına bizzat inanıyorsa tekfir edilmesi, inanmadığı halde yazdıysa sapıklıkla itham edilmesi (tadlîli) vaciptir!
2. Bâtınî Usul ve Bâtıl Hadis DeposuBüyük muhaddis İbnu’l-Cevzî (ö. 597) de Gazzâlî’nin düşüşünü Telbîsu İblîs’te tescil eder: Gazzâlî, sûfîlerin usulü üzere yazdığı el-İhyâ’nın içini bâtıl olduğunu bilmeksizin asılsız hadislerle doldurmuş ve fıkhın çerçevesinden çıkmıştır. Gazzâlî’nin, Hz. İbrahim’in (a.s.) gördüğü yıldız, ay ve güneşi "Allah’ın perde olan nurlarıdır, bilinen maddi şeyler değildir" şeklinde tevil etmesini sert bir dille eleştiren İbnu’l-Cevzî: "İşte bu, Bâtınîlerin sözü cinsindendir!" diyerek onun ayetleri nasıl saptırdığını ifşa etmiştir.
3. Kitaplarının Yakılması ve Ümmetin TekzibiGazzâlî’nin ümmetin akidesinde açtığı yara o denli büyüktür ki, Hâfız ez-Zehebî’nin (ö. 748) Kadı İyâz’dan aktardığı üzere; çirkin haberlerin ve berbat/kocaman tasniflerin sahibi olan Gazzâlî, tasavvuf yolunda aşırıya kaçarak bir davetçi olmuş ve ilim ehlinin zanlarını bozmuştur. Neticede Mağrib coğrafyasında Sultan’ın emri ve Mâlikî fakihlerinin fetvasıyla onun kitaplarının ateşte yakılması ve toplumdan uzak tutulması hükme bağlanmış ve aynen uygulanmıştır.
4. Mantık Bidati ve Sünnet Usulünün Tahrifiİbnu’s-Salâh (ö. 643) ise Gazzâlî’nin el-Mustasfâ kitabının başına mantık mukaddimesi koyup "Mantığı kavramayanın ilmine güvenilmez" diyerek ihdas ettiği büyük bidati teşhir eder. Yûsuf ed-Dımaşkî bu hezeyanı reddederek: "Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve nicelerinin fıtraten sahip olduğu apaçık yakîn ne olacak? Onlar bu mantık mukaddimesini bilmiyorlardı!" demiştir. Gazzâlî, kendi hocası İmâmu’l-Haremeyn el-Cüveynî dâhil önceki hiçbir İslam imamının iltifat etmediği Yunan mantığını fıkıh usulüne sokarak talebeleri felsefeciliğe özendirmiş ve dini ilimleri felsefî taassuba mahkûm etmiştir.
Gazzâlî’nin mantık bidati, Bâtınî tevillerle dolu üslubu ve uydurma hadislerle inşa ettiği yapı, Vahyin sarih iklimi karşısında tamamen çökmüş, ümmetin muhakkik imamları tarafından ilmen mahkûm edilmiştir.
KAYNAKÇA / DİPNOTLAR
- [et-Turtûşî Risâlesi]: Ebû Bakr et-Turtûşî, "Abdullah b. el-Muzaffer'e Yazılan Risâle," Ahmed el-Venşerîsî içinde, el-Mi'yâr el-Mu'rib ve'l-Câmi' an Fetâvâ Ehli İfrîkıyye ve'l-Endelüs ve'l-Magrib (Rabat: Vizâretü'l-Evkâf, 1981), 12: 186-187; Şemseddîn ez-Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nubelâ (Beyrut: Müessesetü'r-Risâle, 1985), 19: 339; Mustafa Bâhu, Ulemâu'l-Mağrib, 1: 56.
- [İbnu’l-Cevzî Nakli]: Ebû’l-Farac İbnu'l-Cevzî, Telbîsu İblîs, thk. el-Mezîd ve es-Suheybânî (Riyad: Dâru’l-Vatan, 1997), 1: 420.
- [Kadı İyâz ve Zehebî Nakli]: Kadı İyâz’dan aktaran Şemseddîn ez-Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nubelâ (Beyrut: Müessesetü'r-Risâle, 1985), 19: 327.
- [İbnu’s-Salâh Nakli]: İbnu's-Salâh, Tabakâtu'ş-Şâfi'iyye (Beyrut: Dâru'l-Beşâiri'l-İslâmiyye, 1992), 1: 254-255.

