Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Soru Hicret Etmek İstiyorum, Tavsiyede Bulunur musunuz?

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
SalihBeratt Çevrimdışı

SalihBeratt

Üye
İslam-TR Üyesi
Âhiler, İslâm'ı olduğu gibi yaşamayı kabul etmiş ve doğruların Kur'an ve sünnetten geldiğini bu yüzden de metin tabanlı (Kuran ve hadis) bir aklın ve sahabenin yaşamını öğrenmeyi ve İslâm'a münâfi olmadıkça onları sünnete en yakın şekliyle taklit etmeyi ve bunların hiçbirinde günümüze ait bir meselenin cevabını bulamazsak en sonda da aklı kullanmayı doğru bulan biriyim. Çünkü akıl vahiy ile törpülenmeli. Zaten Bizim yükümlü
olduğumuz kitapda kendisini hak ve batılı ayıran diye tanıtmıyor mu?


شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa (erişirse) artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz. (Bakara 185 - kuranmeali - Ali Bulaç)

(Kısacası Hanbelî usûlü diyebilirim.)

18 yaşından küçüğüm, evde islâmi pek çok konuda gerçekten uzun bir zamandır kavga ediyoruz. Mesela iftar açacağım, yemek koymam gerekiyor tabağa, ailemden birisi müzik dinliyor. Onun müziği beni de etkiliyor. Hanefi ve Hanbeli mezhebindeki durumu da söylüyorum. Zorla kapattırmaya çalışıyorum (şiddet olmadan, telefonu kısa süreli rehin tutmak gibi) onların bana tepkisi şiddetle oluyor.

Okulda öğretilen geoid Dünya sistemine reddiye yapıyorum. Rahman 33 ve Şems ilk 2. ayetleri örnek gösteriyorum. Rahman'a göre yerin bir sınırı vardır lakin bu geoid sistemde dümdüz yürü aynı noktaya gelirsin, bu kurana münafidir; Şems suresi ilk 2 ayette ayın güneşi takip ettiği anlaşılıyor bu sistem ise ayın dünyayı tavaf ettiğini ve dünyanın güneşi tavaf ettiğini söylüyor bu da kuran'a münafidir. Yere ve göğe bak. Yerde sabit olduğunu görüyorsun ve güneşin hareket ettiğini görüyorsun buna rağmen sana anlatılan yanlış şeylere inanıyorsun diyorum. Reddediyor. Müslümanım diyor, Müslümanım dediği için susmuyorum. Hakkı haykırıyorum. Bana şiddetle karşılık geliyor.

Mâide 44 gibi daha pek çok konuda ihtilaf yaşıyoruz, kavga ediyoruz. Şunu diyebilirim ki bu ihtilaflar uzun süredir devam ediyor.
Onlar hakkı reddediyor diye, ben hakkı söylemekten susmam. Ki hakkımdır. Zaten peygamberlere de hakkı söyleme, sus diye telkinde bulunmuyorlar mıydı? Onlar bunu reddetti ise benim hakkı söylemem ve haykırmam hakkımdır. Ve hatta sünnete uymaktan mütevellid belki bu haykırmam da bir ibadet niyetini alıyordur. (?)

Ben bu tarz konularda direttikçe bana tımarhanelik gözüyle bakıyorlar. Sebebi ise metin tabanlı aklı doğru bulmam ve kuranda ve hadiste olana sımsıkı sarılmam. Bilmediğim konuda pek çok konuda doğru olduğunu düşündüğüm imam ahmed bin hanbelin görüşlerine uymam...
İnsanların çoğu hakkı sevmez...

اَمْ يَقُولُونَ بِه۪ جِنَّةٌۜ بَلْ جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَاَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ
(Yahut: 'Onda bir delilik var' mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar. / Müminun 70 - kuranmeali.com - Ali Bulaç)

Ve çevremdeki insanların çoğunun (okuldaki, sınıftaki insanların) güzel bir hâl üzerinde olduğunu düşünmediğim için hemen hemen hiç arkadaşım yok. Dost diyebileceğim kimse yok muhtemelen.

Velhâsılı Kelâm: Bunlardan mütevellid bulunduğum evden, hanbeli usulünü (Kur'ana ve sünnete sımsıkı sarılanların) takip eden bir yere hicret etmek istiyorum. Sizlerden de tavsiyeler bekliyorum.

İman yılanın yuvasında toplandığı gibi Medine'de toplanacaktır hadisinden mütevellid Medine'ye gitmek istiyorum ama arapça bilgim hem zayıf, hem param yok, hem de çevrem yok...
 
Son düzenleme:
SalihBeratt Çevrimdışı

SalihBeratt

Üye
İslam-TR Üyesi
Tımarhanelik gözüyle bakıyorlar derken şaka yapmıyorum. İslâm'a sımsıkı sarılmaya çalıştığım ve onların ahmak görüşlerini yanlış kabul ettiğim için beni yarın hastahaneye psikiyatriste götürmeyi düşünüyor babam...
 
M Çevrimdışı

Muhammed Türk

Üye
İslam-TR Üyesi
HİCRET

✅Müellif: Şeyh Hammad bin Ali bin Atik rahimehullah:

Hicret bu ümmete Kıyamete kadar farzdır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

Tevbe kapısı kapanmadıkça, hicret yolu kapanmaz, güneş batıdan doğmadıkça da tevbe kapısı kapanmaz."

Ebu Davud, Cihad: 2, Ahmed: 1/192,

Enes (radiyallahu anh), Rasulullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle rivayet etmiştir:

"Müşriklerin ateşinden yararlanarak aydınlanmayın.

Ahmed: 3/99, Nesai Zinet: 51

İbni Kesir, bu hadisle ilgili olarak şöyle diyor:

"Evlerinizi onlara yakın yapmayın, onlarla birlikte yaşayarak bir arada bulunmayın. Aksine onlardan uzaklaşın ve müşriklerin ülkelerinden hicret edin."

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"İkisinin ateşleri (müslümanlarla müşriklerin ateşleri) birbirine görünmesin."

Ebu Davud Cihad: 95, Nesai Kasame: 27

Başka bir hadiste de şöyle buyruluyor:

"Kim müşriklerle beraber bulunur, onlarla birlikte yaşarsa, o da onlar gibidir."

Ebu Davud Cihad: 170

Allah şöyle buyuruyor:

"Nefislerine zulmeden kimselerin canlarını alırken melekler 'Ne işte idiniz' deyince, bunlar 'Biz yeryüzünde mustaz'afdık' diye cevap verirler. Melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret erseydiniz ya!" derler. İşte onların barınağı Cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir." Nisa; 4/97

İbni Ebu Hatem'in rivayetine göre, İbni Abbas şöyle demiştir:

"Mekke halkından bazı kimseler müslüman olmuşlardı. Fakat müslüman olduklarını gizli tutuyorlardı. Müşrikler, Bedir Günü onları da savaşa gitmeye zorladılar. Bunlar da savaşa katıldılar ve bazıları savaş sırasında öldürüldüler. Bunun üzerine müslümanlar "Şu müslüman kardeşlerimiz bize karşı savaşmaya zorlandılar, onlar için Allah'tan mağfiret dileyin" dediler. Bunun üzerine Nisa suresinin 97. ayeti nazil oldu."

Dahhak bu ayetle ilgili olarak şöyle diyor:

"Ayet, Mekke'de kalıp da hicret etmeyen ve Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında yer almayan bir takım münafıklar hakkında nazil oldu. Bunlar Bedir Günü müşriklerle birlikte çıktılar ve savaşta vuruldular."

İbni Kesir bunu Dahhak'tan rivayet eder ve şöyle der:

"Bu ayet, müşrikler arasında oturmaya devam eden herkesi kapsar. Çünkü bunlar hicrete güçleri yettiği halde, müşriklerin arasında kalıyorlar. Oysa ki müşriklerin arasında dinlerini yaşama imkanları olamaz. Böylece kendi nefislerine zulmetmiş, kendilerine yazık etmiş, bir bakıma intihar etmiş olurlar.

Bu hareket icma ile haram kabul edilmiştir.

Çünkü ayette "Nefislerine zulmeden kimselere, melekler canlarını alırken" buyrulmuştur.

Şeyhin ailesine

bir kimsenin ticaret maksadıyla kafirlerin ülkesine yolculuk etmesinin caiz olup olmadığı sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

"Eğer bu kimse gittiği yerde dinini açık bir şekilde yaşayabilecek ve müşriklere dostluk göstermeyecekse caizdir.

Nitekim ashabdan bazıları (örneğin; Ebu Bekir) böyle yolculuklar yapmışlar, Rasulullah da (sallallahu aleyhi ve sellem) buna karşı çıkmamıştır."

Eğer gittiği ülkede dinini açıkça yaşayamayacak ve müşriklere karşı düşmanlığını açıkça gösteremeyecekse kafir ülkelere gitmesi caiz değildir.

Bunun yasak olduğunu gösteren pek çok hadis ve alimlerin görüşleri vardır. Allah müşriklere düşmanlık göstermeyi farz kılmıştır.

Eğer bir yer de bu şartlar yerine getirilemiyorsa, oraya gitmek caiz değildir.

Çünkü kafir ve müşrik beldelere yolculuk etmek, kişiyi yavaş yavaş onları benimsemeye ve onların yaptıklarını hoş karşılamaya götürür.

Bu gerçeği kafir beldelere göç eden müslümanlarda görmek mümkündür.

Soru:

Bir müslümanın ticaret amacıyla, müşriklerin sembollerini ve geleneklerini açıkça ortaya koyduğu yerlere gitmesi caiz midir?

Cevap:

Bu sorunun cevabı da bir önceki gibidir. Aralarında hiç bir fark yoktur. Eğer bir müslüman herhangi bir beldede dinini açıkça yaşayamıyorsa, oraya yolculuk yapması caiz değildir.

Soru:

Bir iki ay gibi kısa bir süre ile, daha uzun bir süre kalmak arasında bir fark var mıdır?

Cevap: Kısa veya uzun süre kalmak arasında .bir fark yoktur. Süre ister kısa olsun, ister uzun olsun, eğer müslüman orada dini

ni açık bir şekilde yaşayamıyorsa, müşriklere karşı düşmanlığını açıkça sergileyemiyorsa ve oradan çıkabilme gücü de varsa, orada bir gün bile kalması caiz değildir.

Soru:

İslam'ı kabul edip dinini ve müslümanları seven ve müşriklere kin besleyen bir kişi düşünün. Bu kişinin yaşadığı yöre halkı açıkça İslam'a karşı tavır ortaya koymuş, müslümanlarla mücadele ediyor, onlarla savaşıyor, ailelerine rahat vermiyor. Bu kişi bütün bunlara rağmen sırf ülkesinden ayrılmak kendisine ağır geldiği için ya da bunun gibi mazeretler sebebiyle hicret etmezse müslüman kalabilir mi?

Cevap:

Bu durumda olan bir kişi, müşriklerin arasında dinini açıkça yaşayabiliyor, din açısından onlarla olan bağlarını koparıyor, onların inançlarından hiçbir şeyi benimsemiyor, onların kafir olduklarını, İslam'a ve müslümanlara düşman olduklarını kesin bir dille belirtebiliyorsa, müşrikler de, dini, akrabaları, malı ya da başka birşey konusunda kendisini fitneye sokmuyor ve baskı da yapmıyorsa bu' kişiye kafir hükmü verilemez.

Ancak bu gibi kimseler hicret edebilme gücüne sahip oldukları halde hicret etmeyip müşriklerin arasında ölürlerse, "Nefislerine zulmeden kimselere, meleklerin canlarını alırken,..."(Nisa: 4/97 98) ayetlerinin kapsamına girmelerinden korkulur.

Çünkü Allah sadece bir çare ve yol bulamayanları mazeretli saymıştır. Ancak günümüzde böyle kimseler oldukça azdır.

Çünkü müşrikler, böylelerini genellikle aralarında pek barındırmazlar. Böyle kimseleri ya öldürür ya da ülkelerinden atarlar.

Ancak hicret etmek için bir mazereti olmadığı halde müşrikler arasında kalmaya devam eden, kendisinin de onlardan biri olduğunu çekinmeden söyleyen, "Sizin dininiz de haktır, İslam dini de" (farklı bir nüshada "İslam dini batıldır") diyen bir kimse kalben İslam inancına sahip olsa da kafir ve mürtettir. Çünkü sırf dünyayı ahirete tercih ettiği için hicret etmemekte, bir baskı ve ikrah olmadığı halde, küfür sözlerini söylemektedir. Böyle kimseler:

"Kalbi iman ile dolu olduğu halde küfre zorlanan hariç, kim iman ettikten sonra Allah'ı inkar eder ve küfre göğüs açarsa, Allah katından gazap ve büyük bir azap vardır. Bu dünya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah'ın kafir olan kimselere hidayet etmemesi sebebiyledir." (Nahl: 16/106 107) hükmünün içine girerler.

Bunlar, Şeyh Hüseyin ile Şeyh Abdullah b. Muhammed b. Abdu'l Vehhab'ın
cevaplarıdır.

Kendilerine bu davetin ulaştığı bir belde halkının dediğine göre, bazı kimseler

"Bu anlatılanlar doğrudur, fakat biz herhangi bir kötülüğü yasaklamıyor ve iyiliği de emretmiyoruz." diyorlar ve tevhid ehli "Biz atalarımızın dininden uzağız, onlarla bir ilgimiz yok." dediklerinde de onlara karşı 'koyuyorlar.

Bu kimseler, sadece kendilerini aldatıyorlar ve şeytan da bunu kendilerine süslü gösteriyor. Çünkü açıkça söylemeleri gereken şeyleri söyleyemiyorlar. Bunun için de bazı açılardan en başta anlatılan belde halkına benziyorlar.

Bu kimseler, delillere karşı çıkanların kafir olacağını bilmelerine rağmen böyle kimseleri tekfir etmedikleri için kendileri kafir oluyorlar.

Halbuki müşriklerin arasında oturduğunda, dinini açıkça yaşayamayan bir kimsenin buradan hicret etmesi farzdır.

Eğer Allah'ın mazeretli saydığı kimselerden değilse, hicret etmek zorundadır.

Hicret etmediği zaman durumu kafir ve müşriklerle aynıdır.

Aciz ve güçsüz oldukları için mustaz'af sınıfına girenler, mazeretli kişilerdir. Çünkü bunlar, bir çıkış yolu bulamamaktadırlar.

Bu konu ve dinini açıklama gücüne sahip olmayan bir kimsenin hicret etmesinin vacip olduğu konusu daha önce açıklanmıştı.

Burada önemli olan başka bir husus da; dinin nasıl açıklanıp ortaya koyulacağıdır.

Bu, müslüman kimsenin müşriklerin yüzüne kafir olduklarını ve dinlerinin batıl olduğunu açıkça haykırmasıyla gerçekleşir. Bu husus da daha önce açıklanmıştı.

Kişi, onlara kafir olduklarını açıkça haykırır, düşmanlığını açıklarsa, artık aralarında yaşama imkanı kalmayacak, onlar tarafından ya öldürülecek ya da sürgün edilecektir.

Allah, tüm kafirlerin tavırlarının bu şekilde olacağını haber vermiştir.

Allah şöyle buyuruyor:

"Kafir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helak edeceğiz!" diye vahyetti. Ve (Ey iman edenler!) onlardan sonra sizi o yerde yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkan ve tehditten sakınan kimseler içindir." İbrahim: 14/13-14

"Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: 'Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız, veya dinimize döneceksiniz'

(Şuayb) dedi ki: "İstemesek de mi?" ' A'raf:7/88

"Çünkü, onların sizden haberi olursa (yerinizi öğrenirlerse) sizi taşlayarak öldürürler..." Kehf: 18/20

Dikkat edilirse, burada taşlanarak öldürülmek söz konusudur,

Müşriklere dostluk gösterip itaat etmeleri yüzünden mürted olanlar, şu gerçeği çok iyi bilmeliler:

Kafir ve müşrikler, istedikleri gibi olmadıkça müslümanlardan asla hoşnut kalmazlar.

Müslümanların kendi aralarında barınmalarına izin vermez, onları sürgün ederler. Hatta fırsat bulabilirlerse, onları öldürüp, ortadan kaldırmaya çalışırlar.

İnananların yardımcısı yalnızca Allah'tır.

📙Eser: El-Vela Vel-Bera

Allah azze ve celle tüm müslümanlar için bir çıkış hicret yolu açsın. amin Allahumme
 
SalihBeratt Çevrimdışı

SalihBeratt

Üye
İslam-TR Üyesi
HİCRET

✅Müellif: Şeyh Hammad bin Ali bin Atik rahimehullah:

Hicret bu ümmete Kıyamete kadar farzdır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

Tevbe kapısı kapanmadıkça, hicret yolu kapanmaz, güneş batıdan doğmadıkça da tevbe kapısı kapanmaz."

Ebu Davud, Cihad: 2, Ahmed: 1/192,

Enes (radiyallahu anh), Rasulullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle rivayet etmiştir:

"Müşriklerin ateşinden yararlanarak aydınlanmayın.

Ahmed: 3/99, Nesai Zinet: 51

İbni Kesir, bu hadisle ilgili olarak şöyle diyor:

"Evlerinizi onlara yakın yapmayın, onlarla birlikte yaşayarak bir arada bulunmayın. Aksine onlardan uzaklaşın ve müşriklerin ülkelerinden hicret edin."

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"İkisinin ateşleri (müslümanlarla müşriklerin ateşleri) birbirine görünmesin."

Ebu Davud Cihad: 95, Nesai Kasame: 27

Başka bir hadiste de şöyle buyruluyor:

"Kim müşriklerle beraber bulunur, onlarla birlikte yaşarsa, o da onlar gibidir."

Ebu Davud Cihad: 170

Allah şöyle buyuruyor:

"Nefislerine zulmeden kimselerin canlarını alırken melekler 'Ne işte idiniz' deyince, bunlar 'Biz yeryüzünde mustaz'afdık' diye cevap verirler. Melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret erseydiniz ya!" derler. İşte onların barınağı Cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir." Nisa; 4/97

İbni Ebu Hatem'in rivayetine göre, İbni Abbas şöyle demiştir:

"Mekke halkından bazı kimseler müslüman olmuşlardı. Fakat müslüman olduklarını gizli tutuyorlardı. Müşrikler, Bedir Günü onları da savaşa gitmeye zorladılar. Bunlar da savaşa katıldılar ve bazıları savaş sırasında öldürüldüler. Bunun üzerine müslümanlar "Şu müslüman kardeşlerimiz bize karşı savaşmaya zorlandılar, onlar için Allah'tan mağfiret dileyin" dediler. Bunun üzerine Nisa suresinin 97. ayeti nazil oldu."

Dahhak bu ayetle ilgili olarak şöyle diyor:

"Ayet, Mekke'de kalıp da hicret etmeyen ve Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında yer almayan bir takım münafıklar hakkında nazil oldu. Bunlar Bedir Günü müşriklerle birlikte çıktılar ve savaşta vuruldular."

İbni Kesir bunu Dahhak'tan rivayet eder ve şöyle der:

"Bu ayet, müşrikler arasında oturmaya devam eden herkesi kapsar. Çünkü bunlar hicrete güçleri yettiği halde, müşriklerin arasında kalıyorlar. Oysa ki müşriklerin arasında dinlerini yaşama imkanları olamaz. Böylece kendi nefislerine zulmetmiş, kendilerine yazık etmiş, bir bakıma intihar etmiş olurlar.

Bu hareket icma ile haram kabul edilmiştir.

Çünkü ayette "Nefislerine zulmeden kimselere, melekler canlarını alırken" buyrulmuştur.

Şeyhin ailesine

bir kimsenin ticaret maksadıyla kafirlerin ülkesine yolculuk etmesinin caiz olup olmadığı sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

"Eğer bu kimse gittiği yerde dinini açık bir şekilde yaşayabilecek ve müşriklere dostluk göstermeyecekse caizdir.

Nitekim ashabdan bazıları (örneğin; Ebu Bekir) böyle yolculuklar yapmışlar, Rasulullah da (sallallahu aleyhi ve sellem) buna karşı çıkmamıştır."

Eğer gittiği ülkede dinini açıkça yaşayamayacak ve müşriklere karşı düşmanlığını açıkça gösteremeyecekse kafir ülkelere gitmesi caiz değildir.

Bunun yasak olduğunu gösteren pek çok hadis ve alimlerin görüşleri vardır. Allah müşriklere düşmanlık göstermeyi farz kılmıştır.

Eğer bir yer de bu şartlar yerine getirilemiyorsa, oraya gitmek caiz değildir.

Çünkü kafir ve müşrik beldelere yolculuk etmek, kişiyi yavaş yavaş onları benimsemeye ve onların yaptıklarını hoş karşılamaya götürür.

Bu gerçeği kafir beldelere göç eden müslümanlarda görmek mümkündür.

Soru:

Bir müslümanın ticaret amacıyla, müşriklerin sembollerini ve geleneklerini açıkça ortaya koyduğu yerlere gitmesi caiz midir?

Cevap:

Bu sorunun cevabı da bir önceki gibidir. Aralarında hiç bir fark yoktur. Eğer bir müslüman herhangi bir beldede dinini açıkça yaşayamıyorsa, oraya yolculuk yapması caiz değildir.

Soru:

Bir iki ay gibi kısa bir süre ile, daha uzun bir süre kalmak arasında bir fark var mıdır?

Cevap: Kısa veya uzun süre kalmak arasında .bir fark yoktur. Süre ister kısa olsun, ister uzun olsun, eğer müslüman orada dini

ni açık bir şekilde yaşayamıyorsa, müşriklere karşı düşmanlığını açıkça sergileyemiyorsa ve oradan çıkabilme gücü de varsa, orada bir gün bile kalması caiz değildir.

Soru:

İslam'ı kabul edip dinini ve müslümanları seven ve müşriklere kin besleyen bir kişi düşünün. Bu kişinin yaşadığı yöre halkı açıkça İslam'a karşı tavır ortaya koymuş, müslümanlarla mücadele ediyor, onlarla savaşıyor, ailelerine rahat vermiyor. Bu kişi bütün bunlara rağmen sırf ülkesinden ayrılmak kendisine ağır geldiği için ya da bunun gibi mazeretler sebebiyle hicret etmezse müslüman kalabilir mi?

Cevap:

Bu durumda olan bir kişi, müşriklerin arasında dinini açıkça yaşayabiliyor, din açısından onlarla olan bağlarını koparıyor, onların inançlarından hiçbir şeyi benimsemiyor, onların kafir olduklarını, İslam'a ve müslümanlara düşman olduklarını kesin bir dille belirtebiliyorsa, müşrikler de, dini, akrabaları, malı ya da başka birşey konusunda kendisini fitneye sokmuyor ve baskı da yapmıyorsa bu' kişiye kafir hükmü verilemez.

Ancak bu gibi kimseler hicret edebilme gücüne sahip oldukları halde hicret etmeyip müşriklerin arasında ölürlerse, "Nefislerine zulmeden kimselere, meleklerin canlarını alırken,..."(Nisa: 4/97 98) ayetlerinin kapsamına girmelerinden korkulur.

Çünkü Allah sadece bir çare ve yol bulamayanları mazeretli saymıştır. Ancak günümüzde böyle kimseler oldukça azdır.

Çünkü müşrikler, böylelerini genellikle aralarında pek barındırmazlar. Böyle kimseleri ya öldürür ya da ülkelerinden atarlar.

Ancak hicret etmek için bir mazereti olmadığı halde müşrikler arasında kalmaya devam eden, kendisinin de onlardan biri olduğunu çekinmeden söyleyen, "Sizin dininiz de haktır, İslam dini de" (farklı bir nüshada "İslam dini batıldır") diyen bir kimse kalben İslam inancına sahip olsa da kafir ve mürtettir. Çünkü sırf dünyayı ahirete tercih ettiği için hicret etmemekte, bir baskı ve ikrah olmadığı halde, küfür sözlerini söylemektedir. Böyle kimseler:

"Kalbi iman ile dolu olduğu halde küfre zorlanan hariç, kim iman ettikten sonra Allah'ı inkar eder ve küfre göğüs açarsa, Allah katından gazap ve büyük bir azap vardır. Bu dünya hayatını ahirete tercih etmeleri ve Allah'ın kafir olan kimselere hidayet etmemesi sebebiyledir." (Nahl: 16/106 107) hükmünün içine girerler.

Bunlar, Şeyh Hüseyin ile Şeyh Abdullah b. Muhammed b. Abdu'l Vehhab'ın
cevaplarıdır.

Kendilerine bu davetin ulaştığı bir belde halkının dediğine göre, bazı kimseler

"Bu anlatılanlar doğrudur, fakat biz herhangi bir kötülüğü yasaklamıyor ve iyiliği de emretmiyoruz." diyorlar ve tevhid ehli "Biz atalarımızın dininden uzağız, onlarla bir ilgimiz yok." dediklerinde de onlara karşı 'koyuyorlar.

Bu kimseler, sadece kendilerini aldatıyorlar ve şeytan da bunu kendilerine süslü gösteriyor. Çünkü açıkça söylemeleri gereken şeyleri söyleyemiyorlar. Bunun için de bazı açılardan en başta anlatılan belde halkına benziyorlar.

Bu kimseler, delillere karşı çıkanların kafir olacağını bilmelerine rağmen böyle kimseleri tekfir etmedikleri için kendileri kafir oluyorlar.

Halbuki müşriklerin arasında oturduğunda, dinini açıkça yaşayamayan bir kimsenin buradan hicret etmesi farzdır.

Eğer Allah'ın mazeretli saydığı kimselerden değilse, hicret etmek zorundadır.

Hicret etmediği zaman durumu kafir ve müşriklerle aynıdır.

Aciz ve güçsüz oldukları için mustaz'af sınıfına girenler, mazeretli kişilerdir. Çünkü bunlar, bir çıkış yolu bulamamaktadırlar.

Bu konu ve dinini açıklama gücüne sahip olmayan bir kimsenin hicret etmesinin vacip olduğu konusu daha önce açıklanmıştı.

Burada önemli olan başka bir husus da; dinin nasıl açıklanıp ortaya koyulacağıdır.

Bu, müslüman kimsenin müşriklerin yüzüne kafir olduklarını ve dinlerinin batıl olduğunu açıkça haykırmasıyla gerçekleşir. Bu husus da daha önce açıklanmıştı.

Kişi, onlara kafir olduklarını açıkça haykırır, düşmanlığını açıklarsa, artık aralarında yaşama imkanı kalmayacak, onlar tarafından ya öldürülecek ya da sürgün edilecektir.

Allah, tüm kafirlerin tavırlarının bu şekilde olacağını haber vermiştir.

Allah şöyle buyuruyor:

"Kafir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helak edeceğiz!" diye vahyetti. Ve (Ey iman edenler!) onlardan sonra sizi o yerde yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkan ve tehditten sakınan kimseler içindir." İbrahim: 14/13-14

"Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: 'Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız, veya dinimize döneceksiniz'

(Şuayb) dedi ki: "İstemesek de mi?" ' A'raf:7/88

"Çünkü, onların sizden haberi olursa (yerinizi öğrenirlerse) sizi taşlayarak öldürürler..." Kehf: 18/20

Dikkat edilirse, burada taşlanarak öldürülmek söz konusudur,

Müşriklere dostluk gösterip itaat etmeleri yüzünden mürted olanlar, şu gerçeği çok iyi bilmeliler:

Kafir ve müşrikler, istedikleri gibi olmadıkça müslümanlardan asla hoşnut kalmazlar.

Müslümanların kendi aralarında barınmalarına izin vermez, onları sürgün ederler. Hatta fırsat bulabilirlerse, onları öldürüp, ortadan kaldırmaya çalışırlar.

İnananların yardımcısı yalnızca Allah'tır.

📙Eser: El-Vela Vel-Bera

Allah azze ve celle tüm müslümanlar için bir çıkış hicret yolu açsın. amin Allahumme
Hicret meselesi hakkında verdiğin deliller için teşekkür ederim.

Yarına evden kaçmayı düşünüyorum. Zîra beni psikiyatriste götürmek istemelerindeki amaç beni ya hastahaneye yatırmak yahut bana ilaç içirmek ki bu ilaçların aklı uyuttuğunu tahmin etmek barizdir...

Lâkin şöyle de bir şey var 18 yaş altı olduğum için tağuti sistem onların yanında, evden kaçarsam bile beni yakalamaya çalışacaklarını düşünüyorum... Takip edilmeyecek bir şekilde planım olmalı.
 
M Çevrimdışı

Muhammed Türk

Üye
İslam-TR Üyesi
Babana asi olma kardeşim, şirkten sonra en büyük günah ana babaya asi olmak.

Ama içmemeye çalış ilacı çünkü banada zorla verdiler... İbadetlerime engel olmuştu.

Hele iğne vururlarsa vücutta kasılmalar oluyor yemek bile yiyemiyorsun..
 
SalihBeratt Çevrimdışı

SalihBeratt

Üye
İslam-TR Üyesi
Babana asi olma kardeşim, şirkten sonra en büyük günah ana babaya asi olmak.
Olabildiğince onlara yumuşak davranmaya çalışıyorum. Lakin hak varsa da susmuyorum. Ve ilaç da batıl. Çünkü aklı uyutan şeylerin kullanımı caiz değildir. Onlara söz ile yahut telefonu almak gibi müdahalede bulunuyorum. Onlar bana vurmadan onlara (özellikle babama, zaten kadınlar güçsüz olduğu için annemin vurduğunu olabildiğince görmezden geliyorum.) vurmuyorum. Vurdukları meselelerde de kendimi haklı gördüğüm için savunuyorum. Bu çerçevede de olabildiğince asi olmamaya çalıştığımı düşünüyorum.

Hele iğne vururlarsa vücutta kasılmalar oluyor yemek bile yiyemiyorsun..
Kardeş, yarın eğer beni oraya götürürlerse oradaki doktor kılığındaki zalim fikirlerimin İslam'a sımsıkı sarıldığını fark ederse beni hastaneye tıkabilir yahut dediğin gibi iğne yapabilir. O yüzden kaçmayı düşünüyorum. Allah kerim.
 
M Çevrimdışı

Muhammed Türk

Üye
İslam-TR Üyesi
Benide zorla götürdüler psikiyatriste...

Kardeş, yarın eğer beni oraya götürürlerse oradaki doktor kılığındaki zalim fikirlerimin İslam'a sımsıkı sarıldığını fark ederse beni hastaneye tıkabilir yahut dediğin gibi iğne yapabilir. O yüzden kaçmayı düşünüyorum. Allah kerim.
İlaç kullanmayı kabul etmessen iğne yaparlar o daha kötü.
 
SalihBeratt Çevrimdışı

SalihBeratt

Üye
İslam-TR Üyesi
Benide zorla götürdüler psikiyatriste...
Şu an senin durumun nasıl? Halen ailenle misin? Onlara karşı nasıl konuşuyorsun? İslama münafi harekat ediyorlarsa ne yapıyorsun?

İlaç kullanmayı kabul etmesen iğne yaparlar o daha kötü.
Hmm... anladım bu yedek plan olarak dursun o zaman eğer zorla götürüp ilaç verdirtirlerse kabul ederim artık sonra da orta parmağımı boğazıma bastırıp kusarım inşallah. Ama kaçmayı düşünüyorum bu 1. planım.
 
M Çevrimdışı

Muhammed Türk

Üye
İslam-TR Üyesi
Şu an senin durumun nasıl? Halen ailenle misin? Onlara karşı nasıl konuşuyorsun? İslama münafi harekat ediyorlarsa ne yapıyorsun?
Güzel kardeşim, ben aileme Tevhid den bahsettim ve ahlaksız işleri (dizi programlarını, küfürlü konuşmayı VS) bırakmalarını söyledim...

Bazen İslam olur gibi oldular ama sonra eski hallerine geri döndüler... Hidayet Allah'tan.
 
eL_Muhacir Çevrimdışı

eL_Muhacir

İlimsiz Mucâhid, kâtil; Cihâdsız âlim, belâm olur
Frm. Yöneticisi
Âhiler, İslâm'ı olduğu gibi yaşamayı kabul etmiş ve doğruların Kur'an ve sünnetten geldiğini bu yüzden de metin tabanlı (Kuran ve hadis) bir aklın ve sahabenin yaşamını öğrenmeyi ve İslâm'a münâfi olmadıkça onları sünnete en yakın şekliyle taklit etmeyi ve bunların hiçbirinde günümüze ait bir meselenin cevabını bulamazsak en sonda da aklı kullanmayı doğru bulan biriyim. Çünkü akıl vahiy ile törpülenmeli. Zaten Bizim yükümlü
olduğumuz kitapda kendisini hak ve batılı ayıran diye tanıtmıyor mu?


شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa (erişirse) artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz. (Bakara 185 - kuranmeali - Ali Bulaç)

(Kısacası Hanbelî usûlü diyebilirim.)

18 yaşından küçüğüm, evde islâmi pek çok konuda gerçekten uzun bir zamandır kavga ediyoruz. Mesela iftar açacağım, yemek koymam gerekiyor tabağa, ailemden birisi müzik dinliyor. Onun müziği beni de etkiliyor. Hanefi ve Hanbeli mezhebindeki durumu da söylüyorum. Zorla kapattırmaya çalışıyorum (şiddet olmadan, telefonu kısa süreli rehin tutmak gibi) onların bana tepkisi şiddetle oluyor.

Okulda öğretilen geoid Dünya sistemine reddiye yapıyorum. Rahman 33 ve Şems ilk 2. ayetleri örnek gösteriyorum. Rahman'a göre yerin bir sınırı vardır lakin bu geoid sistemde dümdüz yürü aynı noktaya gelirsin, bu kurana münafidir; Şems suresi ilk 2 ayette ayın güneşi takip ettiği anlaşılıyor bu sistem ise ayın dünyayı tavaf ettiğini ve dünyanın güneşi tavaf ettiğini söylüyor bu da kuran'a münafidir. Yere ve göğe bak. Yerde sabit olduğunu görüyorsun ve güneşin hareket ettiğini görüyorsun buna rağmen sana anlatılan yanlış şeylere inanıyorsun diyorum. Reddediyor. Müslümanım diyor, Müslümanım dediği için susmuyorum. Hakkı haykırıyorum. Bana şiddetle karşılık geliyor.

Mâide 44 gibi daha pek çok konuda ihtilaf yaşıyoruz, kavga ediyoruz. Şunu diyebilirim ki bu ihtilaflar uzun süredir devam ediyor.
Onlar hakkı reddediyor diye, ben hakkı söylemekten susmam. Ki hakkımdır. Zaten peygamberlere de hakkı söyleme, sus diye telkinde bulunmuyorlar mıydı? Onlar bunu reddetti ise benim hakkı söylemem ve haykırmam hakkımdır. Ve hatta sünnete uymaktan mütevellid belki bu haykırmam da bir ibadet niyetini alıyordur. (?)

Ben bu tarz konularda direttikçe bana tımarhanelik gözüyle bakıyorlar. Sebebi ise metin tabanlı aklı doğru bulmam ve kuranda ve hadiste olana sımsıkı sarılmam. Bilmediğim konuda pek çok konuda doğru olduğunu düşündüğüm imam ahmed bin hanbelin görüşlerine uymam...
İnsanların çoğu hakkı sevmez...

اَمْ يَقُولُونَ بِه۪ جِنَّةٌۜ بَلْ جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَاَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ
(Yahut: 'Onda bir delilik var' mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar. / Müminun 70 - kuranmeali.com - Ali Bulaç)

Ve çevremdeki insanların çoğunun (okuldaki, sınıftaki insanların) güzel bir hâl üzerinde olduğunu düşünmediğim için hemen hemen hiç arkadaşım yok. Dost diyebileceğim kimse yok muhtemelen.

Velhâsılı Kelâm: Bunlardan mütevellid bulunduğum evden, hanbeli usulünü (Kur'ana ve sünnete sımsıkı sarılanların) takip eden bir yere hicret etmek istiyorum. Sizlerden de tavsiyeler bekliyorum.

İman yılanın yuvasında toplandığı gibi Medine'de toplanacaktır hadisinden mütevellid Medine'ye gitmek istiyorum ama arapça bilgim hem zayıf, hem param yok, hem de çevrem yok...

Ailen seni şirke mi zorluyor? Namaz kılma, oruç tutma falan mı diyor ? Peygamber a.s 13 sene bil fiil davet etmiş.Cekmedigi sıkıntı kalmamış sabret miş sen ise hakkı kabul etmedikleri için hicret edeyim diyorsun.

Daha nereye hicret edeceğinde muallaktasin
Ne bir hazırlığın ne bir birikimin.
Medine de salihberat gelsinde kabul edelim diyordu zaten.

Anne babaya dünyevi meselelerde itaat et.Seni isyana teşvik edecek hususlardan kaç.
Çevrende tevhid ehli cemaatleri araştır onlara katıl.Baska da yapabileceğin birşey yok.Kendini geliştir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Ana Sayfa Alt