Çözüldü İşlediği Günahla Gurur Duyan Kişi Dinden Çıkar mı, Yoksa Günahkar mı Olur?

Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum hocam,

Bir Müslümanın işlediği büyük bir günahla (örneğin kul hakkı yemek, içki içmek veya birine zulmetmek gibi) utanmadan, pervasızca gurur duyması, pişmanlık duymaması, etrafına övünerek anlatması dinen nasıl değerlendirilir?

İslam inancına göre bir günahı işlemek insanı dinden çıkarmaz, ancak o haramı helal saymak veya hafife almak dinden çıkarır. Benim merak ettiğim husus şudur: Bir kişi işlediği günahla gurur duyarken, kalben onun haram olduğunu biliyor ama sırf kibir, ahlaki zafiyet veya "havalı görünmek" için övünüyorsa, bu kişi dinden çıkmış kafir olur mu, yoksa çok ağır bir haram işlemiş günahkar bir Müslüman mıdır?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Es selamu aleykum hocam,
Bir Müslümanın işlediği büyük bir günahla (örneğin kul hakkı yemek, içki içmek veya birine zulmetmek gibi) utanmadan, pervasızca gurur duyması, pişmanlık duymaması, etrafına övünerek anlatması dinen nasıl değerlendirilir?
İslam inancına göre bir günahı işlemek insanı dinden çıkarmaz, ancak o haramı helal saymak veya hafife almak dinden çıkarır. Benim merak ettiğim husus şudur: Bir kişi işlediği günahla gurur duyarken, kalben onun haram olduğunu biliyor ama sırf kibir, ahlaki zafiyet veya "havalı görünmek" için övünüyorsa, bu kişi dinden çıkmış kafir olur mu, yoksa çok ağır bir haram işlemiş günahkar bir Müslüman mıdır?
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh kardeşim;

Bu meselede Ehl-i Sünnet'in temel kaidesi şudur:
Bir kimse büyük günah işlemekle, hatta günahını açıkça işlemekle veya onunla övünmekle tekfir edilmez; ta ki o günahı helâl görmedikçe veya Allah'ın hükmünü inkâr etmedikçe.

Ehli Sünnet vel Cemaat (ve Selef-i Salihîn) akidesine göre, büyük günah işleyen bir kimse (günahı helal saymadığı muddetçe) dinden çıkmaz, "fâsık-ı millî" (günahkar Müslüman) olarak kabul edilir
.
Ancak günahla övünmek, onu yaymak, utanmamak ve pişmanlık duymamak çok ağır bir günahtır ve kişinin imanının zayıflığına, kalbinin hastalığına ve büyük bir tehlike içinde olduğuna delâlet eder.

: عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ
سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ يَقُولُ : كُلُّ أُمَّتِي مُعَافًى إِلَّا الْمُجَاهِرِينَ
​
Ebu Hurayra'den:
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: "Ummetimin tamamı afva mazhar olabilir; ancak günahlarını açıkça işleyenler mustesna."

Sonra Rasûlullah ﷺ, gece günah işleyip Allah örttüğü halde sabahleyin onu insanlara anlatan kimseyi örnek vermiştir.
(Sahih-i Buhari, Kitâbu'l-Edeb, Bâb: Setru'l-Mûmin alâ Nefsih, Hadis no: 6069; Sahih-i Muslim, Kitâbu'z-Zuhd ve'r-Rekâik, Bab 52, Hadis no: 2990)


Günahıyla gurur duyan kişi kâfir olur mu?

Eğer İçkinin, zulmûn, Kul hakkının haram olduğunu biliyorsa ve Allah'ın bu fiilleri yasakladığına inanıyorsa;
ama buna rağmen; Kibirden, Hevâsından, Nam / San için veya güçlü görünmek için günahıyla övünüyorsa;
Ehl-i Sünnet'e göre kâfir olmaz. Fâsık ve büyük günah sahibi olur.
İblîs te bu şekilde idi, İblis'in küfrü sadece isyan etmesi değildi; Allah'ın emrine karşı kibir göstermesi ve reddetmesiydi. Müslüman günahkâr ise günah işler fakat Allah'ın hükmünü kabul etmeye devam eder.

Selef menhecine göre bir amelin küfür olabilmesi için kalbî bir "istikbal" (büyüklenme / kaale almama), "istihlal" (haramı helal sayma) veya "tekzib" (yalanlama) barındırması gerekir. Kişi kalben haram olduğunu itiraf ediyor ama nefsine yenik düşüp övünüyorsa, buradaki illet "küfür" değil, ağır bir kibir ve cahiliye ahlakıdır. Kibir haramdır ve büyük günahlardandır, ancak aslı itibariyle kişiyi dinden çıkaran "büyük küfür" (el-kufru'l-ekber) değildir.

İmam Tahâvî رحمه الله şöyle der:

ولا نكفر أحدا من أهل القبلة بذنب ما لم يستحله

"Kıble ehlinden hiçbir kimseyi, işlemiş olduğu bir günah sebebiyle, onu helâl saymadıkça tekfir etmeyiz." (Şerhu'l-Akîdeti't-Tahâviyye)
Bu, Ehl-i Sünnet'in meşhur kaidesidir.



Günahı hafife almak ile günah işlemek arasındaki fark
Burada önemli bir ayrım vardır:

"Bu haramdır ama ben nefsime uyuyorum."
Bu söz küfür değildir; büyük günahtır.

"İçki haram değildir."
Bu, haramlığı zarurât-ı diniyyeden bilinen bir şeyi inkâr etmek olduğu için küfürdür.

"İçkinin haram olması saçmalıktır." veya "Allah'ın bu hükmünü beğenmiyorum."
Bu da Allah'ın hükmünü küçümsemek olduğundan küfürdür.

"İçki haramdır ama ben içiyorum, yaptığım da yanlıştır."
Bu kişi günahkârdır fakat Müslümandır.

"İçki haram olduğunu biliyorum ama içiyorum; arkadaşlar arasında hava atmak için de anlatıyorum."
Bu da büyük günahtır; fakat tek başına küfür değildir.

Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye
رحمه الله şöyle der:
"Günah sebebiyle tekfir edilmez. Ancak Allah ve Rasûlü'nün haram kıldığını helâl sayarsa veya Allah ve Rasûlü'nün emrini reddederse kâfir olur." (İbn Teymiyye , Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 7, Sf: 312 civarı)

Mucâhirun (Günahı Alenen İşleyen ve Övünenler)
İslam fıkhında bu karakterdeki kişilere Mucâhir denir. Rasulullah (s.a.v.) bu kimseler hakkında çok sert uyarılarda bulunmuştur:
Ummetimin hepsi afvedilmiştir, ancak mucâhirler (günahı alenen işleyenler) hariç! Bir kişinin geceleyin bir amel işlemesi, sonra Allah Onun günahını örtmüşken, sabahleyin kalkıp: 'Ey filan! Dün gece ben şöyle şöyle yaptım' demesi mucâherettir (pervasızlıktır). Hâlbuki O, Rabb'i kendisini örtmüş olarak geceyi geçirmişti. Fakat O, Allah’ın üzerindeki örtüsünü açarak sabahlıyor."
(Buhari, Edeb, 60; Muslim, Zuhd 52)

Kişi günahı gizlemek bir nebze hayâ ve imanın eseri iken, günahla övünmek Allah'ın Settâr (örtücü) ismine karşı bir pervasızlıktır. Bu durum kişiyi dinden çıkarmasa da, tevbe etmediği muddetçe Allah'ın rahmetinden ve affından mahrum kalma riskini had safhaya çıkarır.


İstihfaf (Hafife almak)
Eğer bir kimse günahla övünürken, Allah'ın o günah için koyduğu cezayı, tehdidi veya haram hükmünü küçümsüyor, alaya alıyor veya 'Allah'ın yasağı da neymiş' tarzında bir hafife alma psikolojisine giriyorsa, bu durum "istihfaf" silsilesine girer. Selef âlimleri, Allah'ın ayetlerini veya haramlarını alenen hafife almanın/küçümsemenin insanı dinden çıkarabileceğini (küfre sürükleyeceğini) belirtmişlerdir.
Eğer övünme sadece nefsi bir azgınlık, çevreye "ben suçluyum, güçlüyümdür" imajı verme ezikliğinden kaynaklanıyorsa imandan çıkarmaz; fakat şeriatın hükmünü basitleştirme ve dalga geçme kastı taşıyorsa tehlike büyüktür.

Selef âlimleri, günahıyla övünen kişiyi Fasık, Fâcir, Mucâhir (günahını açık eden), Kalbi katılaşmış olarak nitelendirmişlerdir.
Fakat yalnızca "günahla övünmesi" sebebiyle tekfir etmemişlerdir.

Hulâsatu'l Kelam; Bir kişi
İşlediği fiilin haram olduğunu kabul ediyor, Allah'ın hükmünü inkâr etmiyor ve Haramı helâl saymıyor; fakat buna rağmen:
Günahını anlatıyor,
Onunla övünüyor,
Pişmanlık göstermiyor bununla birlikte Kibir veya gösteriş için bunu yapıyorsa;
Ehl-i Sünnet'e göre dinden çıkmış kâfir olmaz; ancak çok ağır bir günah işlemiş, fıskı artmış ve kalbi ciddi bir tehlike içine girmiş bir Müslüman olur. Günahını helal saymadığı için dinden çıkmaz ama tövbe kapısını kendi üzerine zorlaştıran, hadisi şerifin ifadesiyle 'afv dışı kalma' tehlikesi yaşayan bir zavallıdır. Kul hakkı ve zulüm gibi günahlarda övünmek ise, ahiretteki iflası ve azabı katmerleştirir.
Bununla birlikte, günahı övme sırasında söylenen bazı sözler (misâlen Allah'ın hükmünü küçümseme, haramı meşru görme, şeriatla alay etme gibi) ayrıca incelenir; bu durumda mesele sadece günahla övünme olmaktan çıkıp küfür kapsamına girebilir. Bu yüzden tekfir, fiilin kendisinden ziyade kişinin söz ve inançlarının ayrıntılı değerlendirilmesine bağlıdır.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt