Mevlid Kandili ve Mevlid Okumak

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
Şüphesiz ki hamd, Allah’a mahsustur . O’na hamdeder, O’ndan affımızı dileriz. Nefisleri mizin şerrinden, yapacağımız kötü işlerden Allah’a sığınırız. Allah kime hidayet ederse hiç kimse onu saptıramaz, kimi de (hak ettiği için) saptırırsa hiç kimse onu doğruya iletemez. Şehadet ederim ki Allah’dan başka hiç bir ilah yoktur, tekdir ve hiç bir ortağı yoktur.

Yine şehadet ederim ki Muhammed (Sallallah u Aleyhi Vesellem) Allah’ın kulu ve rasuludur .

Birçok mevlid toplantıları münkerden, bid’atlardan ve İslam’a muhalif olan şeylerden uzak değildir. Çünkü bunu ne Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vesellem), ne ashab, ne tabiin, ne dört büyük imamlar ne de islamı en iyi bilen ve en iyi yaşayan asırlardan birinde hiçbir kimse yapmış değildir. Çünkü bunun şer’i bir delili yoktur. Mevlithan lar çoğu kez şirke düşecek sözler söylerler. Mesela arada sırada “Meded ya Rasululla h!” veya “Bizlere imdat kıl!” “Ya Rasululla h yalnız sanadır itimadımız!”

“Ya Nebiyulla h kaldır bizden sıkıntıyı!” gibi yalnız Allah’a dua edip isteneceği şeyleri Rasululla h’tan (Sallallah u Aleyhi Vesellem) isterler

Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vesellem) bu sözlere şahit olsaydı büyük şirkle onların üzerine hükmederdi. Zira darlıkta olan imdadına giden, sıkıntıları gideren, kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız Allah (Celle Celaluhu)’dır.

İşte bu konuda ayet ve hadisler :

1. “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden kaldırıp) açıyor.”(Neml, 62)

2. “De ki, doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim.(Cin, 21)

3.

Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu: “(Manevi olarak) bir şey istediğin zaman Allah’tan iste! Yardım talep ettiğin zaman yine Allah’tan yardım talep et!”

(Tirmizi, sahih ve hasendır)

Bir çok mevlidler de Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vesellem) ‘in kendi hakkında söylenmesini yasakladığı aşırı övgüler yapılmaktadır. Oysa ki, Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vesellem) bu gibi aşırı övgüleri şu sözü ile yasaklamıştır:
“Hırıstiyanların Meryem oğlunu İsa (Aleyhi Selam) abarık sözlerle övdükleri gibi beni de öyle övmeyin. Ben ancak bir kulum, bana Allah’ın kulu ve Rasulu deyin.”
(Buhari)
Düğün ve başka mevlitler de Allah’ın; Muhammed’i kendi nurundan, bütün eşyayı da onun nurundan yarattığını zikretmek tedir. Oysa ki, bunları şu ayetler yalanlama ktadır:
“De ki, ben ancak sizin gibi bir beşerim, bana vahyedild i ki, sizin ilahınız tek bir ilahtır.”
(Kehf, 116)
Bilinen şu ki: Allah’ın Rasulu (Sallallah u Aleyhi Vesellem) bir ana-babadan yaratılmış olup Allah’ın vahyi ile şereflenmiş bir kuldur.
Ayrıca mevlit kitaplarında bütün alem Muhammed (Sallallah u Aleyhi Vesellem)’in hatırası için yaratıldığı zikredilm ektedir. Halbuki Kur’an bu iddiayı şu ayeti ile yalanlama ktadır:
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”
(Zariyat, 56)
(Yani alemin bir parçası olan cinler ve insanlar Muhammed (Sallallah u Aleyhi Vesellem)’in şerefi için değil, Allah’a ibadet etmeleri için yaratılmışlardır.)
(Başka bir ayette de: “(Rasulum!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107) ifade edilmekte dir. Bu Kur’an’ı haber de alemin Muhammed (Sallallah u Aleyhi Vesellem) için değil, Muhammed (Sallallah u Aleyhi Vesellem)’in alem için yaratıldığını açıkca beyan buyurmakt adır.)
Hırıstiyanlar Mesih’in ve aile efradlarını doğum günlerini bayram olarak kutlarlar . Müslümanların da nebinin veya bazı şahışların doğum günlerini kutlamala rı hırıstiyanlardan esinlenme bir bid’at’tır. Oysa ki Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor:
“Kim bir topluma kendini benzetirs e onlardandır.”
(Ebu Davud, sahihtir)
Çoğu kez mevlitler de kadın, erkek karışık şekil bulunurla r ki, bu ayrıca islamın haram kıldığı bir davranıştır.
Ayrıca mevlit günlerinde yüzbinlerce paralarla satın alınan rengarenk kağıtlar, kandiller biraz sonra yerlere atılarak ithal edildikle ri kafir ülkelere para aşırmaktan başka hiç bir faydası yoktur. Halbuki, Allah’ın Rasulu (Sallallah u Aleyhi Vesellem), boş yere malın harcanmasını yasaklamıştır.
Böylesi merasimle rde süslenme-püslenme, yemek hazırlama ile geçirilen vakitler çoğu zaman namazın terkine bile müncer olmaktadır.
Mevlidin sonunda Rasululla h’ın huzura geldiği inancıyla ayağa kalkarlar ki, bu da uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir.
Çünkü yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Onların (ölenlerin) gerisinde dirilecek leri güne kadar bir berzah (berzah dünya ile ahiret arasındaki engeldir) vardır.”
(Mu’minun, 100)
Enes İbn Malik (rahimehul lah) diyor ki:
“Ashabın yanında Rasululla h’tan daha sevgili kimse yoktu, buna rağmen ashab onu gördükleri zaman hoşlanmayacağını bildikler i için Rasululla h’a kıyam etmezlerd i.”
(Ahmed, Tirmizi sahihtir)
Bazıları şöyle derler: “Mevlitte biz Rasullah’ın siretini okuyoruz bu suç mudur?” Gerçek şu ki, onlar Rasululla h’ın siretine ters düşen yalan ve iftiralar kabilinde n şeyler okuyorlar . Hem onun siretini senede bir defa değil, her zaman okunmalıdır. Ayrıca Rasulun doğduğu Rabiyel evvel ayı, onun ölüm ayıdır da. Dolayısıyla sevinç ayı olmaktan çok, üzüntü ayı olmalıdır. (Ki, islamda ne kimsenin doğumu için kutlama, ne de ölümü için maten törenleri tertiplem e yoktur.)
Rasululla h’ın doğum gecesini kutlayanl ar çoğu kez gece yarısına kadar uykusuz kalmakta, ya sabah namazını terk ediyorlar, ya da en azından cemaatla kılmayı fevt ediyorlar .
İnsanların çoğunun mevlit merasimin e önem vermeli, onun meşruiyyetini (şeriata göre uygun olmasını) ifade etmez. (Çünkü islam bir demokrasi dini değil ki, çokluk nerdeyse, hak da orada olsun. Bütün insanlar hakka karşı çıkmış olsa, onu benimseye n tek bir kimse bulunmasa dahi “hak” yine haktır ve gerçek olan odur.)
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Yeryüzünde çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.”
(En’am, 116)
Huzeyfe (radiallah u anhu) diyor ki:
“Bütün bid’atlar sapıklıktır insanlar onu güzel görse de.”
Hasan el Basri (radiallah u anhu) de diyor ki:
“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler . Rableriyl e karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”

Sallallah u ala Muhammedi n ve ala Ehli Beytihi ve Ashabihi Ecamain ve'l-Hamdu li'llahi Rabbil-'Alemin
 

Zeyd bin Hârise

Yeni Üye
Üye
Rabbim razı olsun abii

Huzeyfe (radiALLAH u anhu) diyor ki:
“Bütün bid’atlar sapıklıktır insanlar onu güzel görse de.”
 

temin_dari

Yeni Üye
Üye
Zeyd bin Hârise ' Alıntı:
Rabbim razı olsun abii

Huzeyfe (radiALLAH u anhu) diyor ki:
“Bütün bid’atlar sapıklıktır insanlar onu güzel görse de.”
bunalrı ne kadar insan biliyor Rabbim doğru yoldan ayırmasın bizi.....
 

hak_yolcusu

Yeni Üye
Üye
s.a
bid'atı hasene adı altında ne çok bid'atler girdi dinimize...dinin özüne dönelim inşaLLAH..
hadisteki ifade geneldir...

TÜM BİD'atler sapıklıktır....

artık bid'atın güzeli mi olur???
 

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
Hz. Muhammed (s.a.v.)in doğduğu Rabi'u'l-Evvel ayının 12 gecesi kutlanılan kandildir.
Bu gecenin ne fazileti ve ne de kutlanması hakkında hiçbir rivayet sabit olmamıştır. Dolayısıyla Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem doğum gecesini ne kendisi ne ashabı ve ne de selefi salihin kutlamış değildir.
Bunun üzerine İlim ehli bu geceyi o maksatla ihya etmeyi ve de mevlit okumayı dinde ihdas edilmiş bir bid'at saymışlardır. Nitekim okunan mevlidin de bu babtan sayıldığı (bidat) ilim ehlince malumdur.

Şia dünyasında mevlid merasimi ilk defa, Mısır'da hüküm süren Fatımîler (910-1171) tarafından tertiplenmiştir. Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkanı arasında cereyan etmekte idi. Fatimîler, Hz. Ali (r.a.) ve Fatıma (r.anha.)'ın doğum günlerinde de mevlid merasimleri tertip ederlerdi.

Sünnî müslümanlarda ilk mevlid merasimi, Hicri 604 yılında, Selahaddin Eyyubî'nin eniştesi ve Erbil atabeği Melik Muzafferuddun Gökbörü tarafından tertiplenmiştir.

Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588'de resmi hale getirildi. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii'nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii'nde yapılan merasimlere, devlet erkanıyla birlikte halk da katılırdı. Rasulullah (s.a.s.)'ın doğumunu ve hayatını medh ve senâ eden, "Mevlid" adını taşıyan çok eser kaleme alınmıştır. Bu eserler daha sonra, mevlid merasimlerinde, mevlidhanlar tarafından teğannî ile okunmaya başlanmıştır. Bunların Türkçede en meşhur olanı Süleyman Çelebi'nin Vesiletun-Necât adındaki mevlididir. Ancak, Süleyman Çelebi hakkında kaynaklarda pek fazla bir bilgi yoktur. Onun, Yıldırım Beyazıt zamanında Divan-ı Hümayûn Hocası olduğu, sonra da Bursa Ulu Camii'ne imam tayin edildiği bilinmektedir.
Mevlid şiirini yazan Süleyman Çelebi, insanlar bu şiiri Peygamberin doğum gününde okusunlar diye yazmamıştır.
Hırıstiyanların İsa (a.s.) doğumunu anma amacıyla yılbaşını kutlamalarına kızanların , Hz. Muhammed (s.a.v) doğumunu kutlamaları çelişkidir ! Üstelik bu kutlamaları esnasında törenler düzenlemeleri , aşırı övme şiirler vs okumalarının şu hadisle de ayrıca tehditi vardır : "Hıristiyanların (peygamberleri) İsâ'yı övmede aşırı gittikleri gibi siz de beni övmede aşırı gitmeyin" (Ahmed b Hanbel, I, 23, 24, 47, 55, V, 32; Dârimî, Rikâk 68; Buhârî, Enbiyâ 48)

Mevlid, halk arasında büyük bir ibadet olarak kabul edilmekte, ölülerin ruhu için mevlidler okutularak, onların günahlarının bağışlanacağı zannedilmektedir. Halkın cehaletinden ve yanlış itikadlarından istifade eden mevlid okuyucu hanendeler, bir piyasa oluşturarak, bunu ticarî bir çıkar aracı yapmışlardır. Bu tip bir kabul ve davranışın İslamî olmadığı hususu ile ilgili herhangi bir ihtilaf sözkonusu değildir. Böyle bir olaya sebeb olan herkes dinen sorumludur. Merasimlerde mevlid okunmasının vazgeçilmez bir âdet haline getirilişinin sakıncalarından biri de, netice olarak insan kelâmı bir şiir olan bu metinlerin, okunması ve dinlenilmesi ibadet olan Kur'an ile eşdeğerde görülmeğe ve değerlendirilmeğe başlanılması tehlikesidir.
 

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Yönetici
Frm. Yöneticisi
Esselamualeykum Rahmatullahi ve Berekad akhiler






güncel inşaALLAH
 

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt