Çözüldü Necm Suresi 32. Ayetin Sebeb-i Nüzulu Hakkındaki Bu Rivâyet Doğru mudur?

M Çevrimdışı

Merusa

Üye
İslam-TR Üyesi
Esselamu aleykum hocam;


Hurma satıcısı Nebhan, dükkanına gelen bir kadına,
“Dükkâna gir, içerde kaliteli hurma var” dedi. İçeri girince
birlikte olmak maksadıyla kadını taciz etti. Kadın
dışarı çıkmak istedi, fakat o kadının üzerine atıldı, eliyle
kaba etlerine vurdu. Ömer onu pey-
gambere götürdü ve “Ey Allah’ın Resulü! Kardeşlerimiz
Allah yolunda gazaya gidiyor, mızraklar göğüslerinde
kırılıyor, bu ve benzeri kimseler ise onların hanımlarına
kötülük ediyor. Haydi bunun boynunu vur” dedi.
Peygamber güldü ve “Onu serbest bırak ey Ömer” dedi.
İşte onun hakkında, “Onlar ki büyük günah ve fuhuştan
sakınırlar lemem “{yani, Nebhan’ın eliyle kadının kaba
etlerine vurması} müstesna” ayeti nazil oldu.
Mukatil, Necm, 32. ayet tefsiri.

Sahabe’den İbn Mesud, Ebu Said el-Hudrî, Huzeyfe gibilere
göre Lemem (küçük kusurlar); "ilişki kurmaktan daha aşağı mertebede
olan öpmek, çimdiklemek, bakmak ve birlikte yatağa uzanmak gibi şeylerdir."
Kurtubi, Necm, 32. Ayet tefsiri.

Bir yerde böyle bir yazıya rastladım. Bu olayın sıhhati nedir? Bu şahıs cidden bir kadını taciz etmiş midir? Ettikten sonra kendisine herhangi bir ceza uygulanmış mıdır, yoksa tamamen şahitlik ile ilgili bir durum mudur?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah kardeşim;

(İyilik edenler) O kimselerdir ki, küçük günahlar mustesna, büyük günahlardan ve çirkin şeylerden kaçınırlar. Şubhesiz Rabb'in bağışlaması geniş olandır. O; sizi yerden meydana getirdiği zamanda analarınızın karınlarında döller iken de sizi çok iyi bilendir, öyle ise kendinizi temize çıkarmayın. O sakınanı pekiyi bilendir. (Necm 32)


Hurma satıcısı Nebhan, dükkanına gelen bir kadına, “Dükkâna gir, içerde kaliteli hurma var” dedi. İçeri girince birlikte olmak maksadıyla kadını taciz etti. Kadın dışarı çıkmak istedi, fakat o kadının üzerine atıldı, eliyle kaba etlerine vurdu. Ömer onu peygambere götürdü ve “Ey Allah’ın Rasulü! Kardeşlerimiz Allah yolunda gazaya gidiyor, mızraklar göğüslerinde kırılıyor, bu ve benzeri kimseler ise onların hanımlarına kötülük ediyor. Haydi bunun boynunu vur” dedi.
Peygamber güldü ve “Onu serbest bırak ey Ömer” dedi.
İşte onun hakkında, “Onlar ki büyük günah ve fuhuştan sakınırlar lemem “{yani, Nebhan’ın eliyle kadının kaba etlerine vurması} müstesna” ayeti nazil oldu. Mukatil, Necm, 32. ayet tefsiri.


***
Bu ayetin tefsirinde sormuş olduğun üstteki rivâyeti nakleden ilk dönem kaynaklarında esas itibarıyla Mukâtil b. Suleyman (ö. 150)'ın tefsirinde bulunmaktadır. Ve bu kıssayı sadece Sâlebi kendisinden aktarmaktadır, başka hiç bir tefsir ve hadis eserinde geçmemektedir.

Sâlebi şöyle der:

وقال مقاتل: اللمم ما بين الحدين من الذنوب، نزلت في نبهان التمار، وقد مضت القصة في سورة آل عمران
"Mukâtil dedi ki: Lemem, had ile cezalandırılan büyük günahlarla bunların altındaki günahlar arasındaki fiillerdir. Bu ayet Nebhân et-Temmâr hakkında nazil olmuştur. Kıssası daha önce Âl-i İmrân sûresinde geçmişti."
Dikkat edersek; Sâ'lebî de bunu kendi isnadıyla rivayet etmiyor, açıkça قال مقاتل Mukâtil dedi. Yani kaynak yine Mukâtil!

Mukâtil bunu genellikle senetsiz (mursel/belâğ) olarak verir. Yani sahabeye ulaşan isnadı yoktur. Hadisi rivayet eden râviler zinciri mevcud değildir. "Rasulullah şöyle yaptı..." diye doğrudan anlatılır. Dolayısıyla hadis usulü açısından musned bir rivayet değildir.

Hadis imamlarının Onun hakkındaki değerlendirmeleri oldukça ağırdır. Misalen ;
Yahyâ b. Maîn
ليس بثقة "Güvenilir değildir."
Buhârî
سكتوا عنه "Hakkında (rivayetleri sebebiyle) konuşulmuştur."
Nesâî
ليس بثقة "Sika (güvenilir râvi) değildir."
Ebû Hâtim
ذاهب الحديث "Hadisi terk edilir."
İbn Hibban
كان يأخذ من اليهود والنصارى "Yahudi ve Hristiyanlardan rivayet alırdı."

Dolayısıyla Mukâtil'in tek başına naklettiği haberler hadis açısından huccet kabul edilmez. Bu sebeble de isnadı yoktur, senetsizdir, aktardığı rivâyet de sadece Mukâtil kanalıyla bilinmektedir ve başka sahih yollarla desteklenmemektedir. Bu sebeble mufessirler bunu kesin nuzul sebebi olarak kabul etmezler.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt