Çözüldü Peygamberlerin Meziyetleri ile İlgili Rivayetler Sahih midir ?

Komutan Talut Çevrimdışı

Komutan Talut

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Selamun Aleykum. @Abdulmuizz Fida Hocam aşşağıdaki ilk rivayet zayıfmış. Diğerleri de tarih veya tabakat kitaplarında geçiyorlar sanırım. Hz.Adem'in okur-yazar olsuğuna dair sahih haber var mı ? Veyahut Hz. İdris demirle ziraatle vesaire uğraşıyor muydu ? Aşşağıdaki bazı bilgiler bildiğimiz tarihi verilerle çelişiyor zira yazıyı Sümerler buldu olarak kabul ediliyor tarımın ve demirin tarihi tutmuyor. Bunlar sahih midir ilk rivayet zayıf olduğundan diğerleri de muteber hadis kaynaklarında değilde tarih kitaplarında geçmesinden dolayı sormak istedim. Bu ve buna benzer peygamberlerle ile ilgili olan riveyetler sahih midir ?


Kaynaklarda yer alan ve zayıf olduğu kabul edilen bir rivayette Ebû Zer el-Gıfârî’nin Allah’ın resullerine kaç kitap gönderdiği sorusuna Hz. Peygamber 104 cevabını vermiş, bunlardan on sahîfenin Âdem’e, elli sahîfenin Şît’e, otuz sahîfenin İdrîs’e, on sahîfenin İbrâhim’e verildiğini, ayrıca Tevrat, İncil, Zebûr ve Kur’an’ın indirildiğini belirtmiştir (Taberî, Târîḫ, I, 312-313; Zemahşerî, VI, 360). İbn Hazm Tevrat, Zebûr ve İncil’in İbrânîce, Hz. İbrâhim’e indirilen suhufun Süryânîce olduğunu söyler.

Taberi'de Hz. Şit'e verilen sahifelerden şöyle bir cümle nakledilmektedir:

"Âdem oğullarına söyle ki, bir şart koştuklarında ona şâhid tutsunlar, ta ki inkar edemesinler. Nitekim Âdem, benim ahdimi unuttu İblis de onu aldattı ve Cennetten çıkmasına sebep oldu" (Taberi, Tarih, I/93).

Hem bu sahifelerin, hem de diğer semavi kitabların; kitab gönderilmeyen peygamberlerin tebliğ görevinde hükümlerine tabi oldukları metinler olduğunu ifade bakımından da şöyle denilmektedir "İdris (a.s) Şît aleyhisselâmın suhufunu okurdu ve ahaliyi o kitabın hükmüne davet ederdi. Hak Teâlâ ona da otuz sahife gönderdi. O bu sahifeleri kendi eliyle yazdı. Âdem (a.s)'dan sonra ilk kalem tutup yazı yazan İdris (a.s)'dır."

İdris (a.s) şöyle dedi: "Ya Rıdvân, ben Hak Teâlânın peygamberiyim. Benim makamımın cennet olacağını suhufta gördüm" (Taberî, Tarih, I/95, 97).

İbn Kuteybe’den Hz. İdrîs (a.s)’in uzun boylu, beyaz tenli, geniş göğüslü, iri kemikli, vücudu hafif kıllı, gür saçlı, yumuşak sesli ve kısa adımlı olduğu rivayet edilir.[23]
Fahreddin Râzî, “Biz onu yüce bir mekana yükselttik” ayetiyle ona peygamberlik ve otuz sahife verilmesinin yanında onun kalemle yazı yazan, elbise diken, hesap ve yıldız ilmiyle meşgul olan ilk insan olduğunun kastedildiğini söyler.[24]
İbn Esîr ise teraziyi ilk kullanan, ilk defa yazı yazan, demiri keşfedip ondan aletler yaparak ziraatı geliştiren kimsenin Hz. İdrîs (a.s) olduğunu nakleder. Ayrıca onun deriden elbiseler diktiğini, Âdem ve Şîs’e verilen sayfaları ezberlediğini, yıldızların ilmine, tıp, hesap ve bitkilerin sırrına vakıf olduğunu rivayet eder.[25]

[23]İbn Kuteybe, Maarif, s. 10.
[24]Fahreddin Razi, Mefatihül’l-Gayb, XXI/233.
[25]İbn Esir, Kâmil, I,59.

Hz. Şît’in kendisine ve babasına gönderilen suhufu bir araya getirerek bunlarla amel ettiği (İbnü’l-Esîr, I, 54), kendisine indirilen suhufta hikmet, kimya, simya, riyâzî ilimler ve bazı sanatlardan bahsedildiği nakledilmiştir. Hz. İdrîs’e indirilen suhufta semavî sırların, ruhanîlere hükmetme yöntemlerinin ve yıldızlar ilminin açıklandığı belirtilmiştir (Nişancızâde, I, 121, 124-125).
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah kardeşim;

Bu mesele; Selef-i Sâlihîn menhecinde hadîs usûlü, cerh-tadîl kaideleri, İsrâîliyyât tahlili ve Kur’an-ı Kerîm nassları çerçevesinde incelenir. Bahsi geçen rivâyetlerin kaynak değeri, isnad sıhhati ve tarihî verilerle münasebeti şu esaslar üzere tahlil edilir:

Suhuf Sayılarını ve İsimleri Zikreden Rivâyetin Tahlili
Ebû Zerr el-Gıfârî’den
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakledilen; peygamberlerin sayısını (124 bin), rasûlleri (313 veya 315) ve indirilen suhufları (Âdem’e 10, Şît’e 50, İdrîs’e 30, İbrâhîm’e 10 sahîfe) tafsilatıyla zikreden Ebû Hâtim b. Hibbân ve Taberî rivâyetinin isnad zinciri şöyledir:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُعَافَى الْعِدَادِيُّ بِصَيْدَا، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ هِشَامِ بْنِ يَحْيَى الْغَسَّانِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، عَنْ أَبِي
:إِدْرِيسَ الْخَوْلَانِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ (رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) قَالَ
دَخَلْتُ الْمَسْجِدَ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَالِسٌ وَحْدَهُ... قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، كَمْ كِتَابًا أَنْزَلَهُ اللَّهُ؟
قَالَ: مِائَةُ كِتَابٍ وَأَرْبَعَةُ كُتُبٍ، أُنْزِلَ عَلَى شِيثٍ خَمْسُونَ صَحِيفَةً، وَأُنْزِلَ عَلَى إِدْرِيسَ ثَلَاثُونَ صَحِيفَةً، وَأُنْزِلَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ عَشْرُ صَحَائِفَ، وَأُنْزِلَ عَلَى مُوسَى قَبْلَ التَّوْرَاةِ عَشْرُ صَحَائِفَ، وَأُنْزِلَ التَّوْرَاةُ وَالْإِنْجِيلُ وَالزَّبُورُ وَالْفُرْقَانُ
​
Bize Muhammed b. el-Muâfâ el-İdâdî Saydâ’da haber verdi, dedi ki: Bize Hişâm b. Ammâr rivâyet etti, dedi ki: Bize İbrâhîm b. Hişâm b. Yahyâ el-Gassânî rivâyet etti, bana babam dedemden, o Ebû İdrîs el-Havlânî’den, O da Sahâbî Ebû Zerr’den رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakletti;
Ebû Zerr
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ anlatıyor; Mescide girdim; Rasûlullâh ﷺ tek başına oturuyordu...
Dedim ki: "Yâ Rasûlallâh, Allah kaç kitab indirdi?"
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurdu: "104 kitab indirdi. Şît’e 50 sahîfe indirdi. İdrîs’e 30 sahîfe indirdi. İbrâhîm’e 10 sahîfe indirdi. Tevrât’tan önce Mûsâ’ya 10 sahîfe indirdi. Ayrıca Tevrât’ı, İncîl’i, Zebûr’u ve Furkân’ı (Kur’an’ı) indirdi."
(İbn Hibbân, es-Sahîh, Kitâbu'r-Rikâk, C. 2, Sf: 76 – 79, Hadis no: 361; Taberî, Târîhu'r-Rusul ve'l-Mulûk, C. 1, Sf: 312 – 313)
Hadis zayıf ve munkerdir; bir tarikine göre mevdû (uydurma) derecesindedir.
İbnu'l-Cevzî bu rivâyeti el-İlelu'l-Mutenâhiye'de (C. 1, Sf: 124) ve el-Mevzûât'ta (C. 1, Sf: 148 – 150) zikretmiş; İbn Hacer el-Askalânî ise Lisânu'l-Mîzân'da (C. 1, Sf: 122) hadisin metrûk olduğunu beyan etmiştir.


Kur'an-ı Kerîm'de İbrâhîm ve Mûsâ aleyhimesselâm'a indirilen suhuflar tasrih edilmiştir: (en-Necm Sûresi, 36 – 37; el-A'lâ Sûresi, 19). Ancak Âdem, Şît ve İdrîs aleyhimesselâm'a verilen sahîfe sayıları Kur'an'da ve sahih sünnette sabit olmayıp, mezkûr zayıf ve senedi bozuk habere dayanmaktadır.

Âdem Aleyhisselâm'ın Okur-Yazarlığı Meselesi
Âdem aleyhisselâm'ın bizzat kâğıt-kalem tutarak yazı yazdığına dair Kutub-i Sitte veya diğer muteber sahih hadîs mecmualarında merfû ve sahih bir rivâyet bulunmamaktadır.

وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا
"Ve Âdem'e bütün isimleri öğretti..." (Bakara 31)
İbn Abbâs
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا ve Selef mufessirleri buradaki 'bütün isimler' lafzını; varlıkların adları, diller, hitab kabiliyeti, aletler ve dünyevî maişet bilgileri olarak tefsir etmişlerdir.
İnsanoğlu ilk yaratıldığında konuşmaktan aciz ilkel bir mahluk olarak değil; Allah Azze ve Celle'nin beyan nimetiyle kâmil bir surette yarattığı bir fıtratta dünyaya inmiştir (er-Rahmân Sûresi, 3 – 4).
Lakin Âdem aleyhisselâm'ın bugünkü manada bir alfabe ile yazı yazdığına dair kat'î bir nass bulunmamaktadır.

İdrîs Aleyhisselâm, Kalem ve Sanatlar
Tarih ve tabakât kitablarında geçen (teraziyi ilk kullanan, demiri alet yapıp ziraatı geliştiren, elbise diken, hendese ve hesab ilmini başlatan kimsenin İdrîs aleyhisselâm olduğu yönündeki) haberler İsrâîliyyât menşelidir.
Hadîs mecmualarında bu mevzuya temas eden yegâne sahih rivâyet, Muâviye b. el-Hakem es-Sulemî'den
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakledilen hadîstir:
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الْمُخْتَارِ بْنِ فُلْفُلٍ، عَنْ رِيَاحِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي الْحَكَمِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي
:الْحَكَمِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ الْحَكَمِ السَّلَمِيِّ
(رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) قَالَ
قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَمِنَّا رِجَالٌ يَخُطُّونَ؟
قَالَ: «كَانَ نَبِيٌّ مِنَ الْأَنْبِيَاءِ يَخُطُّ، فَمَنْ وَافَقَ خَطَّهُ فَذَاكَ»
​
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe haber verdi, dedi ki: Bize Alî b. Mushir rivâyet etti, el-Muhtâr b. Fulful’den, Riyâh b. Ubeyde’den, Abdurrahmân b. Ebî’l-Hakem’den, Amr b. Ebî’l-Hakem’den, Atâ b. Yesâr’dan, O da Sahâbî Muâviye b. el-Hakem es-Sulemî’den رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakletti;
Muâviye b. el-Hakem es-Sulemî
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ anlatıyor;
Rasûlullâh
ﷺ'e dedim ki: "Yâ Rasûlallâh, içimizden bazı adamlar var ki kuma çizgiler çizerler (hat/remil ilmiyle gaybdan haber vermeye yeltenirler, buna ne dersiniz)?"
Rasûlullâh
ﷺ şöyle buyurdu: "Nebîlerden bir nebî (kum üzerine) çizgi çizerdi (yazı yazardı). Kimin çizgisi Onun çizgisine tevafuk ederse, o câizdir."
(Muslim, es-Sahîh, Kitâbu'l-Mesâcid ve Mevâdıı's-Salâh, C. 1, Sf: 381 – 383, Hadis no: 537)
Hadis sahihtir; İmam Muslim Sahîh'inde tahrîc etmiştir.

Hadîsin Mânâsı;
Hadîs şârihleri (Nevevî ve İbn Hacer), kum üzerine hat çizen nebînin İdrîs aleyhisselâm veya Dâvud aleyhisselâm olduğunu nakletmişlerdir.
Rasûlullâh ﷺ bu beyanıyla cahiliye kehânetini ve remilciliği meşrulaştırmamış; tam aksine gaibten haber almanın imkânsızlığını ortaya koymuştur. Zira o çizgi O peygambere vahiyle öğretilmişti; vahiy kesildiğine göre hiçbir insanın O peygamberin çizgisine tevafuk ettiğini bilmesi mümkün değildir.
İbn Hibbân'ın zayıf bir tarikinde geçen "İlk kalemle yazı yazan İdrîs idi" lafzı da isnadındaki zayıflık sebebiyle hadîs imamlarınca delil sayılmamıştır.

Tarih Kitabları ve Arkeolojik Veriler (Sümerler, Ziraat ve Demir)
Yazının M.Ö. 3200'lerde Sümerler tarafından bulunduğu, tarımın Neolitik devirde başladığı ve Demir Çağı'nın M.Ö. 1200'lerde şekillendiği yönündeki bilgiler beşerî arkeolojinin ulaştığı maddî bulgulara dayanır.
Bu durum ile İslâmî nasslar arasındaki munasebet şu şekildedir;

a- Tarihçilerin Nakil Metodu:
İbn Cerîr et-Taberî, İbn Kuteybe ve İbnu’l-Esîr gibi muellifler, tarih mecmualarında hadîs kitablarındaki gibi cerh-tadîl süzgecini tatbik etmemişlerdir. Ehl-i Kitab’ın tahrif edilmiş Tevrat nushalarını ve Kâ‘b el-Ahbâr ile Vehb b. Munebbih gibi râvilerden gelen İsrâîlî rivâyetleri senetsiz veya zayıf isnadlarla toplamışlardır. İmam Taberî bizzat Târîh'inin mukaddimesinde, naklettiği acâib haberlerin mesuliyetinin kendisine değil, haberi aktaran râvilere ait olduğunu beyan etmiştir.

b- Arkeolojinin Hudûdu:
Arkeolojik kazılar ancak toprağın koruduğu taş tablet, seramik ve maden kalıntılarına ulaşır. Sümerlerin çivi yazısı 'günümüze tableti ulaşabilmiş en eski tescilli yazı sistemi'dir; yoksa insanlığın var olduğu ilk günden beri hiç yazı yazmadığının kâti bir delili değildir. Çürüyüp yok olan deri, yaprak ve ahşap zeminler arkeolojiye kalıntı bırakmaz.

c- Nûh Tufanı Hakikati:
Kur'an-ı Kerîm'in haber verdiği Nûh aleyhisselâm devrindeki azim helak ve kûllî tufan, önceki medeniyetleri ve izleri yerle bir etmiştir. Beşerî arkeolojinin ulaştığı kayıtlar ancak Tufan sonrasına aittir.

d- Ziraat ve Demir:
Kur'an-ı Kerîm'de demirin indirilip onda büyük bir kuvvet bulunduğu bildirilmiştir (Hadîd 25). Âdem aleyhisselâm'ın evlatları Hâbil ve Kâbil kıssasında ziraat ve hayvancılık sarih olarak zikredilir; binaenaleyh ziraat insanlığın ilk devrinden beri mevcuddur. Ancak demirin İdrîs aleyhisselâm tarafından keşfedildiği iddiası sahih nasslarda yer almaz; Dâvud aleyhisselâm için ise demirin mucizevi şekilde yumuşatıldığı nassla sabittir (Sebe' Sûresi, 10).

Simya, Ruhanîler ve Yıldız İlimleri İddiaları
İdrîs ve Şît aleyhimesselâm’a atfedilen 'simya, yıldız ilimleri, ruhanîlere hükmetme' gibi iddialar; eski Babil ve Mısır Hermetizmi ile Sabîî felsefesinin İslâm tarihlerine karışmış bâtıl hurafeleridir.
- Peygamberlerin vazifesi; insanları hâlis tevhîde, Allah'ın şeriatına ve ahiret gününe davet etmektir. Sihir, tılsım, simya veya yıldızlardan gaibden haber çıkarma gibi şirk ve cehalet unsurları peygamber suhuflarına asla nisbet edilemez.
- Bu hezeyanlar, tahrif olunmuş Tevrattan (Hânoh / İdris Kitabı gibi uydurma metinlerden) İslâmî kaynaklara sızmış bâtıl hezeyanlardır.

Hulâsatu'l Kavl;
- Peygamberlerin ve sahîfelerin adetlerini bildiren Ebû Zerr
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ rivâyeti zayıf ve munkerdir; akîdede kâti huccet teşkil etmez.
- Âdem aleyhisselâm'ın okuma-yazma bildiğine veya İdrîs aleyhisselâm'ın terazi ve demiri ilk icat eden kişi olduğuna dair sahih, merfû bir nass yoktur.
- Taberî ve İbnu'l-Esîr gibi muelliflerin naklettiği meslek, alet ve fizîkî tasvirler İsrâîliyyât kabilindendir. İtikadî bir bağlayıcılıkları bulunmaz.
- Simya, ruhanîlere hükmetme ve astroloji gibi iddialar ise peygamberlerin tevhîd risaletine tamamen zıt, eski muşrik kavimlerin tahrif edilmiş hurafelerinden ibarettir. Modern tarihî verilerle çatışan kısımlar da vahiyle değil, işte bu asılsız İsrâîlî rivâyetlerle ilgilidir.
 
Üst