Seçimlere Katılmak

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Muvahhid Faruk

* لا أمثل إلا نفسي *
İslam-TR Üyesi
İkinci Soru: Türkiye çok yakın bir zamanda seçimler yapılacak. Sahada görünen iki parti var. Bu partilerden birisi Recep Tayyib Erdoğan’ın partisidir. Diğeri ise başkanı bizzat alevi olan laik bir partidir. Burada sorum şudur:
“İki zararlı olandan en hafifini tercih etmek gerekir” kaidesine binaen bu seçimlerde Recep Tayyib Erdoğan’ın partisi desteklenebilir mi?
Diğer parti iktidara geldiği zaman İslam’a ve Müslümanlara büyük baskılar uygulayacağı düşünülmektedir. Aynı şekilde Recep Tayyib Erdoğan’ın başa gelmesiyle de İslam’a doğru bir yöneliş olduğu, devletin dini eğitime ve islami
okullara müdahale etmediği görülmektedir.
Cevap: Değerli kardeşim! Birçok defa verdiğimiz cevaplarda görüleceği üzere şer’an bir takım sakıncaları olması hasebiyle demokratik seçimlere katılmak asla caiz değildir. Bu sakıncaların en önemlisi hüküm koyma hakkının Allah’tan alınıp halka verilmesi ve böylelikle halkın Allah’ın dışında hüküm koyma hakkına sahip olmasıdır.
Daha önce de söylemiş olduğumuz gibi bu tür sistemlerde seçimlere katılmak hangi yönüyle ya da hangi gerekçeyle olursa olsun caiz değildir. Çünkü böyle bir amel demokrasiyi kabul etme, ondan razı olma ve onu meşrulaştırmadır. Bilinmelidir ki demokrasiye rıza gösterme, demokrasiden doğacak olan İslama muhalif olan bütün kötülüklerin ortaya çıkmasına, Allah’ın hükümlerine muhalif bir şekilde kanunlar çıkarmaya, teşri konusunda Allah ile çekişmeye rıza göstermek demektir. Bilindiği üzere herhangi bir şeyden razı olmak demek o razı olunan şeyden ortaya çıkacak diğer şeylere de razı olmak demektir.
Fevaiud-ul Behiyye’de şöyle der:
“Bir şeye rıza gösterme, her zaman görüldüğü gibi rıza gösterilen şeyden ortaya çıkacak olana rıza göstermedir.”
Bundan dolayı kardeşlerimizin yapması gereken, bu tür sistemleri İslama hizmet etmek için vesile edinmek değil bilakis bu sistemlerin kökünü kazımak için çalışmak ve insanları da bu konuda uyarmaktır. Açıkça belirtmek isterim ki şirk vasıtası ile tevhide ulaşmak mümkün değildir.
Dolayısıyla ister yerel, ister genel seçim olsun Müslümanlara vacip olan hiçbir şekilde bu seçimlere katılmamaları ve bu seçimleri protesto etmeleridir.
Asıl yapılması gereken İslama hizmet etmek için şer’i vesilelere yapışmaktır. Ben bu konuyu “İslamiyyun fi-l Vahlid Demokratiy” isimli kitabımda anlatmaya çalıştım.
Cevap Veren: Ebu Münzir eş-Şankiti
Bkz. Zikir Ehline Sorun sy 84-85
 

f471h

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Kılıçdaroğlu, başa geldiği takdirde Suriye’li mazlumları tepeleme göndereceğini söylüyor.

Tayyip Erdoğan, Suriye’de beldelerin Işid, Ypg, Pyd ve Pkk (hariciler ve müşrikler) gibi örgütlerden ÖSO yardımıyla temizlenip Suriye’lilerin o şekilde yerleştirileceğini söylüyor ve uyguluyor.

Ben oy vermek istemiyorum ama TİKA ve direkt devlet aracılığıyla dünyada ki mazlumlara ulaştırılan yardımlar olsun, Suriye meselesi olsun bu tür şeyler kafamı karıştırıyor.
 

Abdulhakim35

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Oy veren birisiyle bu konuda geçen gün facebook aracılığıyla yazıştım:

Oy veren: Sen oy kullanmayı kanun yapma yetkisini Allah'tan alıp bir mahluka verdiğin için caiz görmüyorsun değil mi?
Ben: Evet..
Oy veren: Sen kaç yaşındasın?
Ben: 43.
Oy veren: Sen Türkiye'de bir Türk ailesinden doğarak TC vatandaşı oldun değil mi?
Ben: Evet.
Oy veren: Senin TC vatandaşı olarak doğman senin iradenle alakalı değildir fakat sen 43 yaşına kadar TC vatandaşı olarak bu ülkede yaşamayı özgür iradenle seçip kabullenmiş oldun değil mi?
Ben: Evet.
Oy veren: Bu ülkede özgür iradenle yaşamayı ve bu ülkenin vatandaşı olmayı ve kendine ait bir TC numaranın olduğunu kabul ediyor ve bunda bir sorun görmüyorsun değil mi?
Ben: Evet.
Oy veren: Sen bu ülkede ikamet etmeyi özgür iradenle seçip kalmakla tağutların yaptığı 1982 anayasasına rıza göstermiş ve onaylamış oluyorsun.
Ben: Hayır asla rıza ve onayım yoktur.
Oy veren: Bu ülkenin 43 yıldır vatandaşı olmayı özgür iradenle kabul etmekle sen bu ülkenin tağutlarının senin için yaptığı kanunlara göre yaşamayı da seçmiş olmaktasın çünkü bu ülkede yaşamaya devam etmen başka bir yere hicret etmemen seni Allah katında sorumlu yapmaktadır. Sen bu ülkede şu kanunları okudun mu?

Türk vatandaşlığının kazanılması halleri

MADDE 5 – (1) Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır.

Doğumla kazanılan vatandaşlık

MADDE 6 – (1) Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren hüküm ifade eder.


TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI:

Madde 1 – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.


IV. Değiştirilemeyecek hükümler

Madde 4 – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.


V. Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.


VI. Egemenlik

Madde 6 – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

X. Kanun önünde eşitlik

Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.


I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği

Madde 12 – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.


III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

Madde 14 – (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.


Kişinin Hakları ve Ödevleri:

VI. Din ve vicdan hürriyeti

Madde 24 – Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.


Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.


II. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi

Madde 42 – Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.


Gençliğin korunması


Madde 58 – Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.


Türk vatandaşlığı

Madde 66 – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.


Vatan hizmeti

Madde 72 – Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.


Vergi ödevi

Madde 73 – Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.


Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.


I. İnkılap kanunlarının korunması

Madde 174 – Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:

1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

2. 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun;

3. 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; 4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;

6. 1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkında Kanun;

7. 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun;

8. 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

İşte sen bu ülkede özgür iradenle yaşamaya devam ederek yukardaki dine muhalif olan kanunlara uymayı kabul etmiş oluyorsun.



Oy verenle aramızda böyle bir yazışma gerçekleşti ve ben henüz onun bu söylediklerine bir cevap vermedim.
 

Alketa

Kim var imiş biz burada yoğ iken.
İslam-TR Üyesi
Oy veren birisiyle bu konuda geçen gün facebook aracılığıyla yazıştım:

Oy veren: Sen oy kullanmayı kanun yapma yetkisini Allah'tan alıp bir mahluka verdiğin için caiz görmüyorsun değil mi?
Ben: Evet..
Oy veren: Sen kaç yaşındasın?
Ben: 43.
Oy veren: Sen Türkiye'de bir Türk ailesinden doğarak TC vatandaşı oldun değil mi?
Ben: Evet.
Oy veren: Senin TC vatandaşı olarak doğman senin iradenle alakalı değildir fakat sen 43 yaşına kadar TC vatandaşı olarak bu ülkede yaşamayı özgür iradenle seçip kabullenmiş oldun değil mi?
Ben: Evet.
Oy veren: Bu ülkede özgür iradenle yaşamayı ve bu ülkenin vatandaşı olmayı ve kendine ait bir TC numaranın olduğunu kabul ediyor ve bunda bir sorun görmüyorsun değil mi?
Ben: Evet.
Oy veren: Sen bu ülkede ikamet etmeyi özgür iradenle seçip kalmakla tağutların yaptığı 1982 anayasasına rıza göstermiş ve onaylamış oluyorsun.
Ben: Hayır asla rıza ve onayım yoktur.
Oy veren: Bu ülkenin 43 yıldır vatandaşı olmayı özgür iradenle kabul etmekle sen bu ülkenin tağutlarının senin için yaptığı kanunlara göre yaşamayı da seçmiş olmaktasın çünkü bu ülkede yaşamaya devam etmen başka bir yere hicret etmemen seni Allah katında sorumlu yapmaktadır. Sen bu ülkede şu kanunları okudun mu?

Türk vatandaşlığının kazanılması halleri

MADDE 5 – (1) Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır.

Doğumla kazanılan vatandaşlık

MADDE 6 – (1) Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren hüküm ifade eder.


TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI:

Madde 1 – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.


IV. Değiştirilemeyecek hükümler

Madde 4 – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.


V. Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.


VI. Egemenlik

Madde 6 – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

X. Kanun önünde eşitlik

Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.


I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği

Madde 12 – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.


III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

Madde 14 – (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.


Kişinin Hakları ve Ödevleri:

VI. Din ve vicdan hürriyeti

Madde 24 – Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.


Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.


II. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi

Madde 42 – Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.


Gençliğin korunması


Madde 58 – Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.


Türk vatandaşlığı

Madde 66 – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.


Vatan hizmeti

Madde 72 – Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.


Vergi ödevi

Madde 73 – Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.


Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.


I. İnkılap kanunlarının korunması

Madde 174 – Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:

1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

2. 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun;

3. 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; 4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;

6. 1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkında Kanun;

7. 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun;

8. 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

İşte sen bu ülkede özgür iradenle yaşamaya devam ederek yukardaki dine muhalif olan kanunlara uymayı kabul etmiş oluyorsun.



Oy verenle aramızda böyle bir yazışma gerçekleşti ve ben henüz onun bu söylediklerine bir cevap vermedim.
Tc de dogmak benim irademle degilse
bu yasima kadar yasamis olup
ozgur irademle secip kabullenmis oldugum anlamina gelmez.

Kaldiki inkilap kanunlari altinda korumaya alinmis kanunlari bi zatihi devletin kendisi iplememistir

Tevhidi tedrisat 430.maddesini devlet kanundan 1 sene sonra bizzat kendisi delmistir.

Sapka kanunu hangi devlet kadrosu uygulamis bugune kadar

Ya da turk harflerinin tatbikini kim uygulamis

Bazi kisvelerin giyinilmesi uzerine olan kanun yuruyor mu su an.
Bu inkilap koruyucularin laikcilerin bizatihi kiyafteleri kanuna aykiridir

677 li kanun ? En basiti unvanlar??? Hoca efendiler??

Demem o ki kendilerinin koydugu kanunlari delik desen edenlerin virvirlarini ne dinleyecek ne kabul edecek elbette degiliz.

Ama su var resmi gazetelerde yayinlari takip eden var midir bilmem lakin
Isin kilifina uydurulmus guzel ek parantezler de yok degildir.

Yani sapka kanuna gore sapka kanunu korunmustur ama kafan rahat olsun takmadigin icin ceza almazsin artik.

Bakma evvelden meclise giderken sapka takmadigimiza, biz giymesek de giymeyenleri guzel astık vaktiyle.
 

Şamil Basayew

Sabret nefsim Allah bizimle beraberdir..
İslam-TR Üyesi
Her seçim yaklaştığında hortluyor bu konu bu konuda insanları tekfir etmektense ictihadi bir konu olduğunu düşünmek yeğdir diye düşünüyorum. Bu olaya haram boyutunda bakanlar var (mehmed emin akın ,fikrettin koç, abdullah imamoğlu gibi) vacib olarak görenler var (ubeydullah arslan, abdullah yolcu, ebu zerka gibi) küfür olarak görenler var ki isimlerini zikretmeye gerek yok.

Allah aşkına düşünün kardeşler ehli sünnet vasattır ve orta yoldadır. Yukarıda zikretttiğim 3 grubu inceleyin vacip diyenler selefi maskesi adı altında idareciler de dahil herkese müslüman diyen aşırıcı bir güruh, küfür diyenler ise mücahidlere hatta herkese kafir diyen aşırıcı bir grup. Haram diyenler ise ne aşırıya kaçan ne de dinde taviz veren kişiler.

Ben mehmed emin akın hocanın görüşünü kendime mezheb edindim ne oy kullanırım ne de islam için oy kullandığını söyleyenleri tekfir ederim onları bidat ehli olarak görüyorum tabii kalkıp hizmet güzel, ekonomi çok iyi gibi sebeplerle oy kullanan varsa onlar benim gözümde küfür ehlidir.
 

Nurettin Zengi

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Her seçim yaklaştığında hortluyor bu konu bu konuda insanları tekfir etmektense ictihadi bir konu olduğunu düşünmek yeğdir diye düşünüyorum. Bu olaya haram boyutunda bakanlar var (mehmed emin akın ,fikrettin koç, abdullah imamoğlu gibi) vacib olarak görenler var (ubeydullah arslan, abdullah yolcu, ebu zerka gibi) küfür olarak görenler var ki isimlerini zikretmeye gerek yok.

Allah aşkına düşünün kardeşler ehli sünnet vasattır ve orta yoldadır. Yukarıda zikretttiğim 3 grubu inceleyin vacip diyenler selefi maskesi adı altında idareciler de dahil herkese müslüman diyen aşırıcı bir güruh, küfür diyenler ise mücahidlere hatta herkese kafir diyen aşırıcı bir grup. Haram diyenler ise ne aşırıya kaçan ne de dinde taviz veren kişiler.

Ben mehmed emin akın hocanın görüşünü kendime mezheb edindim ne oy kullanırım ne de islam için oy kullandığını söyleyenleri tekfir ederim onları bidat ehli olarak görüyorum tabii kalkıp hizmet güzel, ekonomi çok iyi gibi sebeplerle oy kullanan varsa onlar benim gözümde küfür ehlidir.
Ebu Munzır eş Şenkiti oy kullananı tekfir etmiyor zaten kardeşim. Buradaki mesele iyi niyetle oy kullananların hatasını ortaya dökmek.
 

JuNDuLLAH

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Muslumanin yolu bellidir bir iste ALLAH zulcelal varsa ölüsü dahi o yolda gider yoksa ALLAH zulcelal o da yoktur.

Bu bu kadar basit kafa yorupta beyin yormaya gerek yok cunku seytan ufacik supheni alir seni bir anda vezir yapar.

Onun icin forumda bolca konu mevcut surekli ayni seyleri sormak yerine sorulmuslari okumak gerek.. diye dusunuyorum
 

Ebu Emir

Fe terabbasû innâ meakum muterabbisûn
İslam-TR Üyesi
Her seçim yaklaştığında hortluyor bu konu bu konuda insanları tekfir etmektense ictihadi bir konu olduğunu düşünmek yeğdir diye düşünüyorum. Bu olaya haram boyutunda bakanlar var (mehmed emin akın ,fikrettin koç, abdullah imamoğlu gibi) vacib olarak görenler var (ubeydullah arslan, abdullah yolcu, ebu zerka gibi) küfür olarak görenler var ki isimlerini zikretmeye gerek yok.

Allah aşkına düşünün kardeşler ehli sünnet vasattır ve orta yoldadır. Yukarıda zikretttiğim 3 grubu inceleyin vacip diyenler selefi maskesi adı altında idareciler de dahil herkese müslüman diyen aşırıcı bir güruh, küfür diyenler ise mücahidlere hatta herkese kafir diyen aşırıcı bir grup. Haram diyenler ise ne aşırıya kaçan ne de dinde taviz veren kişiler.

Ben mehmed emin akın hocanın görüşünü kendime mezheb edindim ne oy kullanırım ne de islam için oy kullandığını söyleyenleri tekfir ederim onları bidat ehli olarak görüyorum tabii kalkıp hizmet güzel, ekonomi çok iyi gibi sebeplerle oy kullanan varsa onlar benim gözümde küfür ehlidir.
Hem içtihadi mesele olarak görüyorsun hem küfür görenlerin isimlerini zikretmeye gerek yok diyorsun öyle mi?
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Demeokratik rejimlerde Oy kullanma meselesi maslahati mesele değil, akidevi meseledir. Bu sebeble oy kullanmayı "haram" kabul ediyor diye isimlerini zikrettikleriniz doğrusu kufur görmektedirler. Fakat "oy kullanan herkesin" kayıtsız şartsız tekfiri / kâfir olma durumundan ise, tekfirin mânileri sebebiyle imtina etmektedirler. Nitekim biz de bu akide üzereyiz.

Oy kullanmayı kufur gören diğer grub ise, oy kullanan herkesi kayıtsız şartsız tekfir ederek kâfir görmektedirler. Hatta bunların bazısı, İslami kaygılarla oy verenleri, tekfirin engellerine muhatab olma ihtimalinden dolayı herkesi kayıtsız şartsız tekfir etmeyenleri de tekfir etmektedirler.! Ara(mız)daki fark budur.

Ülkedeki muslumanların daha kötü duruma düşmemesi için muslumanlara daha yakın olduğunu düşündükleri demokratik, İslam tandanslı partilere, kendilerince maslahati görerek oy kullanmaya cevaz, hatta vâcib farziyeti yükleyenler de varsa da tevhid akidesine aykırı olduğu için itibar edilmemelidir!

Forumumuzda konu hakkında detaylı konular mevcud olduğunda bu konu kilitlendi.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt