Çözüldü Tek Vakit Namazı İslami Mazeret Olmadan Terk Etmenin Küfür Olduğu Görüşü Şaz mıdır?

Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum hocam,

1. Ebu Ubeyde bir konuşmasında diyor ki, tek vakit namazı terk etmenin küfür olduğu görüşü şazdır, bu görüş doğru mudur?

2. Ulema namazı terk edene ceza takdir ediyor, bu ceza tek vakit namazı islami bir mazeret olmadan kaçıran, terk edene mi uygun görüyorlar yoksa tamamen terk edene mi? Bazı mezhepler fıskından ötürü ölüm cezasını uygun görüyor, bunu tamamen namazı terk edene mi yoksa tek vakit namaz dahi olsa islami bir mazeret olmadan terk edene mi uygun görüyorlar?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah kardeşim;
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ
​
Namazın terki meselesi, İslâm fıkhında ve Selef-i Sâlihîn uleması arasında hem akîdevî (tekfir) hem de amelî ve kazâî (hadd ve tâ'zîr cezası) cihetiyle mufassal olarak incelenmiştir.
Tek Vakit Namazı İslâmî Mazeret Olmadan Terk Etmenin Küfür Olduğu Görüşü Şâz mıdır?
Bu görüşe fıkıh usûlü ıstılahı açısından mutlak manada 'şâz' denilmesi isabetli değildir; lâkin bu görüş "cumhûrun (ulema çoğunluğunun) benimsediği racih kavil" de değildir. Fıkıh usûlünde şâz , sahih icmâya veya kat'î nassa muhalif olan, Selef içinde aslı ve kâili bulunmayan bâtıl rivâyetlere denir. Halbuki tek bir vakit namazı vaktinin çıkmasına kadar mazeretsiz ve kasıtlı olarak terk etmenin kişiyi İslâm milletinden çıkaracağı içtihadı; Tâbiîn'den, İshak b. Râhûye'den, İbn Hazm'dan ve İmam Ahmed b. Hanbel’den nakledilen rivâyetlerden biridir. Bu hususta zikredilen sahih nasslar ve isnadları şöyledir;

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، كِلَاهُمَا عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ يَحْيَى: أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ: سَمِعْتُ
: جَابِرًا
(رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) يَقُولُ
سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِنَّ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالْكُفْرِ تَرْكَ الصَّلَاةِ
​
Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî ve Osmân b. Ebî Şeybe rivâyet etti, her ikisi Cerîr’den nakletti. Yahyâ dedi ki: Bize Cerîr haber verdi, el-A'meş’ten, Ebû Sufyân’dan, dedi ki: Câbir’i (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) şöyle derken işittim:
Nebi’yi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: "Şubhesiz ki kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır."
(Muslim, es-Sahîh, Kitâbu'l-Îmân, Bâbu Beyâni İtlâkı İsmi'l-Kufri alâ Meni't-Terake's-Salâh, C. 1, Sf: 88 – 90, Hadis no: 82)
Hadis, muhaddislerin ittifakıyla sahih derecesindedir; İmam Muslim kendi Sahîh'inde tahric etmiştir. Ravileri Kutub-i Sitte ricalindendir: Yahyâ b. Yahyâ sika bir imamdır; Cerîr b. Abdilhamîd sika ve hafızdır; el-A'meş (Suleymân b. Mihrân) meşhur sikadır; Ebû Sufyân (Talha b. Nâfi') Muslim'in sika ravilerindendir; Sahabî ise Câbir b. Abdillâh'tır (radıyallahu anhuma).
Yine Burayde el-Eslemî’den (
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) nakledilen hadis-i şerifin isnadı ve metni;
: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) قَالَ
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْعَهْدُ الَّذِي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمُ الصَّلَاةُ، فَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرَ
​
Bize Muhammed b. Beşşâr rivâyet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivâyet etti, dedi ki: Bize Şu'be rivâyet etti, Hişâm b. Hassân’dan, İbn Bureyde’den, O da babası Sahabî Bureyde’den (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) nakletti; dedi ki:
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Bizimle Onlar (mûnafıklar) arasındaki ahid namazdır. Kim onu terk ederse muhakkak ki kâfir olur."
(Tirmizî, es-Sunen, Kitâbu'l-Îmân, Bâbu Mâ Câe fî Terki's-Salâh, Hadis no: 2621; Nesâî, es-Sunen, Kitâbu's-Salâh, Hadis no: 463; İbn Mâce, es-Sunen, Hadis no: 1079; Ahmed b. Hanbel, el-Musned, C. 38, Sf: 112 – 115, Hadis no: 22987)
Hadisin isnadı sahihtir. İmam Tirmizî "Bu hadis hasen-sahih-garibdir" demiştir. İbn Hibbân (Sahîh, No: 1454) ve Hâkim (el-Mustedrak, 1/48) hadisi tashih etmiş, ez-Zehebî de muvafakat etmiştir. Ravilerin tamamı Buhârî ve Muslim ricalidir: Muhammed b. Beşşâr (Bundâr) sikadır; Gundar künyeli Muhammed b. Ca'fer sika ve hadiste sebt kabul edilir; Şû'be b. el-Haccâc emiru'l-muminîn fi'l-hadistir; Hişâm b. Hassân sikadır; İbn Bureyde (Abdullah b. Burayde) Tâbiîn'in sika kadısıdır; babası Burayde b. el-Husayb (radıyallahu anh) ise meşhur sahabîdir.

Sahâbe-i Kirâm'ın bu nassları icmâ kabilinden anlayışı hakkında Abdullah b. Şakîk el-Ukaylî (rahimehullâh) şöyle demiştir:

: حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ الْعُقَيْلِيِّ، قَالَ
كَانَ أَصْحَابُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَرَوْنَ شَيْئًا مِنَ الْأَعْمَالِ تَرْكُهُ كُفْرٌ غَيْرَ الصَّلَاةِ
​
Bize İbn Ebî Ömer rivâyet etti, bize Sufyân b. Uyeyne rivâyet etti, el-Cureyrî’den, Abdullah b. Şakîk el-Ukaylî’den; dedi ki:
"Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbı (radıyallahu anhum), namazdan başka amellerden hiçbir şeyin terkini küfür görmezlerdi."
(Tirmizî, es-Sunen, Kitâbu'l-Îmân, Bâbu Mâ Câe fî Terki's-Salâh, C. 5, Sf: 14 – 15, Hadis no: 2622; Mervezî, Ta'zîmu Kadri's-Salâh, Hadis no: 948)
Eserin isnadı sahihtir. Hâkim (el-Mustedrak, 1/48) Şeyhayn'ın (Buhârî ve Muslim) şartına göre sahih saymış, ez-Zehebî de bunu tasdik etmiştir. Ravilerden İbn Ebî Ömer (Muhammed b. Yahyâ) sika bir hafızdır; Sufyân b. Uyeyne hüccet bir imamdır; el-Cureyrî (Saîd b. İyâs) sika bir Tâbiîdir; Abdullah b. Şakîk ise Sahâbe ile görüşmüş sika bir muhaddistir.

Tek Vakit Terkini Küfür Sayanlar
İshak b. Râhûye (rahimehullâh) şöyle demiştir: "Rasûlullah ﷺ’den sahih olarak gelmiştir ki namazı terk eden kâfirdir. İlim ehlinin kavli de şöyledir: Bir kimse hiçbir mazereti olmaksızın, vaktin sonuna kadar tek bir namazı dahi kasıtlı terk eder ve diğer namazın vakti girerse kâfir olur." (Mervezî, Tâzîmu Kadri's-Salâh, C. 2, Sf: 928 – 930).
Dolayısıyla bu kavil Selef içerisinde mevcuttur; ıstılahî manada 'şâz' değildir, ancak 'mercûh' (cumhûrun tercih etmediği zayıf kavil) olarak kabul edilir.

Cumhûrun ve Muhakkik Ulemanın Tercihi
Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiyye (rahimehullâh) tekfirin tek bir vakti kaçıran için değil, namazı 'kulliyen terk eden2 kimse hakkında olduğunu açıklar.

وَأَمَّا مَنْ كَانَ مُصَلِّيًا وَيَتْرُكُ بَعْضَ الْأَوْقَاتِ فَهَذَا لَا يُكَفَّرُ عِنْدَ جَمَاهِيرِ الْعُلَمَاءِ، وَإِنَّمَا الْكُفْرُ الْمَذْكُورُ فِي النُّصُوصِ هُوَ لِلتَّارِكِ بِالْكُلِّيَّةِ​
"Bazen namaz kılıp bazen terk eden kimseye gelince; ulema cumhûruna göre bu kimse tekfir edilmez. Nasslarda geçen küfür, namazı tamamen (kulliyen) terk eden kimse hakkındadır." (İbn Teymiyye, Mecmû'u'l-Fetâvâ, C. 22, Sf: 47 – 50)

Hulâsatu'l Kavl; "Tek vakit namazı terk etmek küfürdür" görüşüne hitabî bir uslubla "şâz" denilmesi, cumhûrun kavline zıt kalmasından ötürüdür. İlmî ve usûlî hakikat ise; bu görüşün Selef'te kâili olan, lâkin cumhûr indinde mercûh (zayıf) sayılan bir içtihad olduğudur.

Namazı Terk Eden Hakkındaki Hadd / Ölüm Cezası Tek Vakte mi Yoksa Kullî Terke mi Verilir?
Fukahanın tembellikle (farziyetini inkâr etmeksizin) namazı terk eden kimseye takdir ettiği cezada mezheblerin hükümleri şöyledir;

A) Dört Mezhebin Genel Kaidesi
1- Hanefî Mezhebi; Tembellikle terk eden kâfir olmaz, öldürülmez. Tevbe edip namaz kılıncaya kadar hapsedilir ve tâ'zîren dövülür.
2- Şâfiî ve Mâlikî Mezhebleri; Kâfir olmaz, fâsık bir müslüman olarak hadden (cezaen) öldürülür.
3- Hanbelî Mezhebi (Meşhur Kavil): Namaza davet edilir; kılmazsa murted olarak küfründen ötürü öldürülür.

B) Bu Ceza Tek Vakit Namazı Terk Edene Nasıl Tatbik Edilir?
Fıkıh kitablarında ulemanın ‘tek vakit namaz’ ile infazı irtibatlandırması, şer'î muhakeme ve inat şartının tahakkuk etmesi ile alakalı bir prosedürdür. Kendi evinde bir vakit namazı kaçıran veya tembellikle kılmayan kimseye sokakta ceza tatbik edilmez.

Fukahanın şart koştuğu tertib şöyledir;
a) Mahkeme ve Çağrı; Namaz kılmadığı tesbit edilen kimse şer'î hâkim (kadı) veya veliyyu'l-emr huzuruna celbedilir.
b) Emir ve İmtinâ; Şâfiî ve Hanbelî fıkhında; hâkim kişiye meselâ ikindi namazını kılmasını emreder. O kimse "Kılmıyorum, kılmayacağım" diyerek diretir ve namazın vakti tamamen çıkana kadar bu inadında ısrar ederse;
c) İstîtâbe (Tevbeye Davet); Kişiye muhlet verilir. "Kılarsan kurtulursun, kılmazsan had tatbik edilir" denir. Buna rağmen tek bir namazı dahi kılmamakta ısrar eder ve vaktini kasten çıkarırsa, şeriatın emrine karşı bu açık itaatsizliği ve inadı sebebiyle infaz edilir.
İmam Şâfiî (rahimehullâh) el-Umm kitabında bu kaideyi şöyle kaydeder;

مَنْ تَرَكَ صَلَاةً حَتَّى يَخْرُجَ وَقْتُهَا فَقِيلَ لَهُ: صَلِّ، فَإِنْ صَلَّيْتَ وَإِلَّا قَتَلْنَاكَ، فَإِنْ لَمْ يُصَلِّ حَتَّى يَذْهَبَ الْوَقْتُ الَّذِي يَكُونُ لَهُ فِيهِ عُذْرٌ بِجَمْعِهَا إِلَيْهِ، قُتِلَ​
"Kim bir namazı vakti çıkana kadar terk eder de kendisine 'Namaz kıl, kılarsan ne âlâ, yoksa seni öldürürüz' denilirse; cem edilebilecek diğer mazeret vakti de çıkana kadar kılmamakta direnirse öldürülür." (İmâm eş-Şâfiî, el-Umm, C. 1, Sf: 312 – 314)

İbn Kudâme el-Makdisî (rahimehullâh) el-Muğnî’de şöyle nakleder:

َا يُقْتَلُ حَتَّى يُدْعَى إِلَى فِعْلِهَا، وَيَضِيقَ وَقْتُ الَّتِي بَعْدَهَا، فَإِنْ أَبَى وَقَالَ: لَا أُصَلِّي، وَاسْتَمَرَّ عَلَى ذَلِكَ حَتَّى خَرَجَ وَقْتُهَا، وَجَبَ قَتْلُهُ​
"O kimse namazı kılmaya davet edilmedikçe ve bir sonraki namazın vakti de daralmadıkça öldürülmez. Şayet imtinâ eder ve 'Kılmıyorum' der, bu hâl üzere vakit çıkana kadar ısrar ederse öldürülmesi vâcib olur." (İbn Kudâme, el-Muğnî, C. 2, Sf: 329 – 332)

Hulâsatu’l Kavl; Fıskından ötürü hadden veya küfründen ötürü irtidaden öldürülme cezası; evinde tek bir vakti kaza eden veya amelen gevşeklik gösteren avam için doğrudan tatbik edilen bir hüküm değildir. Bilakis şer'î merci huzurunda namazı ikâme etmesi emredildiği hâlde, tek bir vakti dahi kılmamakta inat eden ve tevbeye yanaşmayan kimseye tatbik edilir. Hayatında bazen kılıp bazen gevşeklik gösteren, mahkemece çağrıldığında ‘Kaza edeceğim, tevbe ediyorum’ diyen kimselere hadd uygulanmaz; bu kimseler tâ'zîr edilir ve tevbeye çağrılır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Namazı Terk Etmenin Hükmü

 
Üst