Tevhid: İmanın Merkezi Hakikat - Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye

Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye
“Tevhid, imanın temelidir. Cennet ehli ile cehennem ehlinin arasını ayıran kelimedir. Cennetin bedeli odur ve tevhid olmadan hiç kimsenin İslâmı sahih olmaz.”
Mecmû‘u’l-Fetâvâ, 24/235



Tevhid, İslâm’ın hem başlangıcı hem de nihayetini belirleyen aslî hakikattir; kula yön veren bütün bilgilerin mihveri, amellerin sıhhati için zaruri olan temel ve kalbin selâmeti için vazgeçilmez olan nurdur. Şeyhu’l-İslâm’ın “tevhid imanın temelidir ve Cennet ile cehennem arasını ayıran kelimedir” sözü, bu gerçeğin lafızdan öte bir hakikate işaret ettiğini gösterir. Zira tevhid, kalbin yalnız dile getirdiği bir hüküm değil; insanın iç dünyasında hükmeden, düşüncelerini, arzularını ve tercihlerinin seyrini Allah’a bağlayan bir yaklaşımdır. Bu bağ, kopukluk kabul etmeyen bir irtibattır; çünkü kalp bir otoriteye dayanmak zorundadır. Bu dayanma Allah’a yönelmediğinde, insanın içini dolduran başka güçlerin ilahlık iddiası benliğe nüfuz ederek kalbi parçalara ayırır. Tevhidin ayırıcı vasfı buradadır: O, insanı dağınıklıktan kurtarır, hak ile bâtılı ayırt eden bir nur hâline gelir ve varlığın bütünlüğünü sağlayan bir ölçü vazifesi görür.

Bu yüzden tevhid olmadan yapılan amel, suret bulsa da hakikatten yoksun kalır; çünkü ameli değerli kılan niyetin yöneldiği merci, ulûhiyetin kime tahsis edildiği gerçeğidir. Kur’ân’ın şirke dair kesin hükümleri, tevhidin imanın sahihliği için yalnız ön şart değil, bizzat imanın özü olduğunu haber verir. İnsanın kalbi, yöneliş olarak bölündüğünde, tek bir hakikate teslimiyeti zayıflar; bu zayıflık ise insanın düşüncesine, ahlakına ve istikamet arayışına gizli bir dağılma olarak yansır. Tevhid, bu dağılmayı ortadan kaldıran bir toplama gücüdür; kulun arayışını kendi kendine yeterli zanlardan, güç vehimlerinden, iç putlardan ve merkezsiz anlamlardan kurtarır. Böylece insanın bilgisi sağlamlaşır, değeri sabitlenir, iradesi ferahlar; çünkü tevhid, insanın bütün varlığını Allah’ın hükmüne bağlayan en derin akdedir.

İbn Teymiyye’nin bu sözü, yalnız akîdevî bir tanım değildir; aynı zamanda insanın hayatını şekillendiren bütün yönelişlerin sağlam bir zemine oturması gerektiğini bildirir. Zira tevhid, insanı dıştan kuşatan değil, içten inşa eden bir temeldir. Kalpte bu temel gerçekleştiğinde, insanın bakışındaki karışıklık çözülür; kalp, kendi içinde çatışan güçlerden değil, tek bir hakikatin istikametinden kuvvet alır. İşte bu sebeple tevhid, Cennet’in bedeli olarak zikredilmiştir: Çünkü tevhid, kulun hem bilgisini hem amellerini hem de iç huzurunu Allah’a tahsis eden bir sadakat hâlidir; bunun yokluğunda ise kalp, hakikati bulsa bile ona tutunamaz. Tevhid, insanın hem dünya hem ahiret yolculuğunda tek geçerli istikamet rehberidir; Cennet ile cehennem arasındaki farkın kelime değil, kalpteki teslimiyet olduğunu gösteren en büyük delildir.
 

Benzer konular

Geri
Üst Ana Sayfa Alt