Çözüldü "Ümmetim Acısını da Bana Yükle Canımı Öyle Al" Hadisi Sahih mi?

عبيد Çevrimdışı

عبيد

إذا لم تخلص فلا تتعب
Selamün aleyküm we Rahmetullah
Peygamber Efendimiz Azrail'i çağırır ve: "Emanetini al", der.
Azrail canını almaya başlayınca, Peygamber efendimiz çok terler ve yüzü kızarmaya başlar Azrail'e der ki : "Ya Azrail, ümmetimin canını da böyle mi alacaksın?" Azrail buyurur ki : "Ya Resulallah, kimsenin canını sizinki kadar kolay almadım, almayacağım." Efendimiz ağlamaya başlar. "Ümmetim bu acıya dayanamaz. Onların acısını da bana yükle, canımı öyle al", der. Ve Peygamber efendimiz şahadet parmağını kaldırıp üç kere: "Şahit ol yâ Rab (ya Refiki ala )", der ve canını teslim eder.
Böyle bir rivayet var mı? Varsa kaynağı nedir?
Selametle
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;

ilgili rivâyet sahih kaynaklarda hiç rastlanmadığı gibi muteber olmayan eserlerde dâhi denk gelemedik. Zaten içerik olarak da sahihe benzemiyor. Zira azrail (Meleku'l mevt = ölüm meleği) kulların emriyle gidip gelen değil, Allah'ın emriyle eceli gelen kulların ruhunu / canını kabzeden bir memurdur. Ayrıca İslam ummetinin ölüm acısını Rasulullah'a yükleyebilecek bir imkanı yoktur. Bu zaten adil de değildir, doğru da değildir. Binlerce yıldır ölüm acısı çekilmektedir de.


م يثبت في كيفية قبض روحه ﷺ حديث يعتمد عليه​
“Rasûlullah’ın ﷺ ruhunun nasıl alındığına dair itimat edilecek bir hadis sabit değildir.” (İbn Kayyim el Cevziyye, Zâdu’l-Me‘âd, C. 1, Sf: 501)

وكثير مما يذكر في هذا الباب لا أصل له​
“Bu konuda anlatılanların çoğunun aslı yoktur.” (İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, C. 5, Sf: 247)


Eserlerimizde Rasulullah'ın vefat anı şöyledir:

Ebu Umam’den gelen zayıf bir rivayette:
“Rasulullah (s.a.v.)’in ani ölümden Allah’a sığındığı ve ölmeden önce biraz hastalık çekmek istediği” bildirmiştir.
(Nuraddin el Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 2/318)

"Cebrâil, ölüm meleği ile birlikte geldi. Rasûl-u Kibriyâ Efendimizin (a.s.) hal ve hatırını sordu.
Sonra, "Ölüm meleği (Azrail) içeri girmek için izin ister." dedi.
Rasulullah (a.s.) musâade edince, Ölüm meleği içeri girdi ve önünde oturup şöyle buyurdu: "Yâ RasûlAllah!.. Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım, istersen sana bırakacağım." dedi.
Rasulullah (s.a.v.), Cebrâil'e baktı. O da :
"
Yâ RasûlAllah, Mele-i A'lâ seni beklemektedir." dedi.
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Ey ölüm meleği! Gel, memuriyetini yerine getir." buyurdu.
(İbn Sâd, Tabakat, II/259; ibn-i Kesîr, Sîre, IV/550)


اللهم الرفيق الأعلى​
“Allah’ım, Refîk-i A‘lâ’yı (yüce dostluğu) istiyorum.”
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Merḍâ, Hadis no: 4449; Sahîh-i Muslim, Kitâbu’l-Fedâil, Hadis no: 2444)

كان رسول الله ﷺ يُغشى عليه وعرقُه يتحدر كالجمان​
“Rasûlullah’a ﷺ ölüm hâli geldiğinde, teri inci taneleri gibi akıyordu.”
(İmam Ahmed bin Hanbel,
Musned, C. 6, Sf: 30 - İsnadı hasen kabul edilmiştir)


Mubârak başları Âişe (r.anha)'nin kucağında, göğsüne dayalı idi. Yanında su kabı vardı. İki elini suya batırıp ıslak ellerini mubârak yüzlerine sürdü. Mubârak dudaklarından "Lâ ilâhe İllAllah" cümlesi döküldü.
Sonra ellerini yüzünden kaldırdı. Gözlerini evin tavanına dikti. "Allah'ım! Refik-i Alâ" cümlesini tekrarlaya tekrarlaya altmış üç yaşında iken mubârak ruhu Refik-i Alâ'ya yükseldi.
(Tabakât, II/229; Musned, IV/89; Buharî, 3:96; ibn-i Kesîr, Sîre, IV/475)
 
H Çevrimdışı

Hamzaalmdr

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;

ilgili rivâyet sahih kaynaklarda hiç rastlanmadığı gibi muteber olmayan eserlerde dâhi denk gelemedik. Zaten içerik olarak da sahihe benzemiyor. Zira azrail (Meleku'l mevt = ölüm meleği) kulların emriyle gidip gelen değil, Allah'ın emriyle eceli gelen kulların ruhunu / canını kabzeden bir memurdur. Ayrıca İslam ummetinin ölüm acısını Rasulullah'a yükleyebilecek bir imkanı yoktur. Bu zaten adil de değildir, doğru da değildir. Binlerce yıldır ölüm acısı çekilmektedir de.

Eserlerimizde Rasulullah'ın vefat anı şöyledir:

Ebu Umam’den gelen zayıf bir rivayette:
“Rasulullah (s.a.v.)’in ani ölümden Allah’a sığındığı ve ölmeden önce biraz hastalık çekmek istediği” bildirmiştir.
(Nuraddin el Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 2/318)

"Cebrâil, ölüm meleği ile birlikte geldi. Rasûl-u Kibriyâ Efendimizin (a.s.) hal ve hatırını sordu.
Sonra, "Ölüm meleği (Azrail) içeri girmek için izin ister." dedi.
Rasulullah (a.s.) musâade edince, Ölüm meleği içeri girdi ve önünde oturup şöyle buyurdu: "Yâ RasûlAllah!.. Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım, istersen sana bırakacağım." dedi.

Rasulullah (s.a.v.), Cebrâil'e baktı. O da : "Yâ RasûlAllah, Mele-i A'lâ seni beklemektedir." dedi.
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Ey ölüm meleği! Gel, memuriyetini yerine getir." buyurdu.
(İbn Sâd, Tabakat, II/259; ibn-i Kesîr, Sîre, IV/550)

Mubârak başları Âişe (r.anha)'nin kucağında, göğsüne dayalı idi. Yanında su kabı vardı. İki elini suya batırıp ıslak ellerini mubârak yüzlerine sürdü. Mubârak dudaklarından "Lâ ilâhe İllAllah" cümlesi döküldü.
Sonra ellerini yüzünden kaldırdı. Gözlerini evin tavanına dikti. "Allah'ım! Refik-i Alâ" cümlesini tekrarlaya tekrarlaya altmış üç yaşında iken mubârak ruhu Refik-i Alâ'ya yükseldi.
(Tabakât, II/229; Musned, IV/89; Buharî, 3:96; ibn-i Kesîr, Sîre, IV/475)
Heralde ölüp dirildinizde ölüm acısı var diyorsunuz
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Heralde ölüp dirildinizde ölüm acısı var diyorsunuz
Ölüp dirilmediğimiz halde cennet ve cehhenneme de iman ediyoruz!


وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ​
"Ve ölüm sekeratı (şiddet, sıkıntı ve acıyı) hakk ile geldik te: işte diye: o senin kaçıp durduğun" (Kaf 19)

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ قَالَ اُو۫حِيَ اِلَيَّ وَلَمْ يُوحَ اِلَيْهِ شَيْءٌ وَمَنْ قَالَ سَاُنْزِلُ مِثْلَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ ف۪ي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَاسِطُٓوا اَيْد۪يهِمْۚ اَخْرِجُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنْتُمْ عَنْ اٰيَاتِه۪ تَسْتَكْبِرُونَ​
Allah hakkında yalan uyduran veya kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde “Bana vahiy geliyor” iddiasında bulunan kimseden, bir de: “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indiririm” diyenden daha zâlim kim olabilir? Sen O zâlimlerin ölümün şiddetli sıkıntıları içinde can çekiştikleri ve meleklerin Onlara pençelerini uzatarak: “Haydi çıkarın canlarınızı! Allah hakkında gerçek dışı sözleriniz ve O’nun âyetlerini büyüklük taslayıp kabul etmeyişiniz yüzünden bugün aşağılayıcı bir azabla cezalandırılacaksınız” dedikleri zaman onların hâlini bir görsen. (Enam 93)

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ يَتَوَفَّى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۙ الْمَلٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْۚ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ​
Melekler, O kâfirlerin yüzlerine ve arkalarına vurarak ve “Tadın bakalım şimdi cayır cayır yanmanın acısını!” diyerek canlarını alırken Onların hâlini bir görsen! (Enfal 50)


إِنَّ لِلْمَوْتِ سَكَرَاتٍ​
“Şubhesiz ölümün sıkıntıları (can acısı) vardır.”
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Merḍâ, Bâb: Şiddetu’l-Mevt, Hadis no: 4449)


وَجَعَلَ يَمْسَحُ عَنْهُ الْعَرَقَ وَيَقُولُ: إِنَّ لِلْمَوْتِ سَكَرَاتٍ​
“(Vefatı esnasında) terini silerken şöyle buyuruyordu: ‘Şubhesiz ölümün sıkıntıları vardır.’”
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Merḍâ, Hadis no: 4446)


إِنَّ الْمُؤْمِنَ تَخْرُجُ نَفْسُهُ سَهْلًا كَمَا يَقْطُرُ الْمَاءُ مِنَ السِّقَاءِ​
“Mûminin ruhu, kırbadan suyun akması gibi kolayca çıkar.”
(Sunenu’n-Nesâî, Kitâbu’l-Cenâiz, Hadis no: 1828)

​
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt