Soru Allah'tan Başka Ezelî Varlık Olabilir mi?

H Çevrimdışı

hangisigercek

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Merhabalar, foruma üye olmamın sebebi sorularımı yanıtlayacak birini aramam. Müslüman bir ailede Müslüman olarak doğdum. Ailemden gördüğüm dini, lise yıllarıma kadar pek sorgulamadım. Ara sıra “Acaba cennet ve cehennem gerçekten var mı?” veya “Gerçekten Allah var mı?” diye düşünürdüm ama cevap bulamazdım. Sonra tövbe deyip normal hayatıma devam ederdim.

Şu an 20 yaşındayım ve belki size çok saçma gelebilir ama son zamanlarda kafamı kurcalayan bir soru var: Simülasyonda olup olmadığımızı nereden bilebiliriz? Örnek veriyorum. yeni teknoloji ile ölmüş bir sineğin nöronlarını kopyalayıp dijital bir ortama aktarmışlar. Sineğin davranışlarını dijital ortamda simüle edebiliyor ve internet üzerinden bu dijital modeli kontrol edebiliyorlar. Bu beni bilinç ve gerçeklik hakkında düşünmeye itti.

Belki de teorik olarak bizi de bir varlık, insanlığı böcek gibi görüp bu teklonojiyi kullanmıştır. Milyarlarca insanın bilincini dijital bir evrene aktarıp farklı dünyalara veya boyutlara yerleştirmiş olabilir. Hatta belki de çoklu evren ve alternatif “ben” düşüncesinin bize bu kadar mantıklı gelmesinin sebebi budur. Belki de gördüğümüz bazı rüyalar, başka bir dijital dünyadaki alternatif benliğimizin yaşadığı şeylerdir.
Tabii ki bunun gerçek olduğunu kanıtlayamam ama kanıtlayamamam bunun gerçek olmadığı anlamına da gelmiyor. Bunlar sadece aklıma gelen ihtimaller. Fakat aynı şekilde din konusunda da kesin bir kanıtım olmadığını düşünüyorum.

Bunu zamanında din hocama da söylemiştim. Hocam bana dünyanın ne kadar özenli ve düzenli yaratıldığını ve bunun bir yaratıcının varlığına işaret ettiğini söylemişti. Lise zamanında bu cevap bana biraz mantıklı gelmişti. Fakat şimdi düşündüğümde, bunun sorduğum soruyu tam olarak cevaplamadığını hissettim.
Bir yandan bir yaratıcının olması gerektiğini düşünüyorum. Diğer yandan ise bu tür ihtimaller ve sorular kafamı karıştırıyor. Simülasyonda olup olmadığımızı, evrenin neden var olduğunu veya bir yaratıcının gerçekten var olup olmadığını kesin olarak bilemiyorum.

Bu yüzden kendimi şu anda ne tamamen inançsız ne de tamamen inançlı olarak görüyorum. Daha çok, gerçekten doğru cevabı bulmaya çalışan ve bu konuda arada kalmış biriyim.

Ek olarak aklımda başka bir soru daha var. Bunun insanlığın aklını aşan bir soru olduğunu ve kesin bir cevabının belki de mümkün olmadığını biliyorum.

“Allah ezelidir ve başlangıcı yoktur” deniliyor. Ezelî bir varlığın nasıl mümkün olduğunu insan aklı tam olarak idrak edemiyor ama buna inanıyoruz. Benim aklımdaki soru ise şu. Evrendeki bir cisim veya varlık da ezelî olabilir mi?İnsan aklı ezelî bir varlığın nasıl mümkün olduğunu kavramakta zorlanıyorsa, neden bunun sadece yaratıcı için mümkün olduğunu düşünüyoruz? Belki evrenin kendisi veya evrendeki başka bir şey de ezelî olabilir ve biz bunu insan aklımızla kavrayamıyor olabiliriz. Bunu inançlı bir insana söylediğimde ise genellikle saçma bir düşünce olarak görülüyor. Ben ise bunun neden mantıken imkânsız olduğunu anlamaya çalışıyorum.Yine de bir yaratıcının olduğunu düşünüyorum ya da düşünmek istiyorum. hristiyan veya yahudi olduğun için sonsuza kadar cehennemde cezalandıran tanrıyı değilde, iyilik ve kötülüğe göre cennet ve cehennemin olduğuna inanıyorum ama böyle birşeyinde %100 olup olmadığını bilemiyorum belki de yaratıcı evreni yarattı ve hiç umursamadı. not: bu yazımın benzerini birkaç forumda da paylaştım ancak yine cevabımı alamadım bazıları delirdiğimi söylüyor ama harbidende cevabını alamadığım için deliriyorum
 
Z Çevrimdışı

zaatar

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
‎
İlk sorunuz ile ilgili aklıma bu ayet geldi inşaAllah faydalı olur.

هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

‎O, (öncesi olmayan) El-Evvel’dir, (sonrası olmayan) El-Âhir’dir, (her şeyin üzerinde ve varlığının delilleri apaçık olan) Ez-Zâhir’dir, (aklın hakikatini tam idrak edemediği ve kullarına yakın) El-Bâtın’dır ve O, her şeyi bilendir.‎

‎(57/Hadîd, 3)

2. Olarak iyi ve kötü ayrımının olduğu bir ahiret inancından bahsetmişsiniz ama hristiyanların ve yahudilerin değilde sizin iyilik kötülük anlayısınıza göre bir ayrıma inandığınızı kast ediyorsanız şunu diyebilirim: sadece yahudi ve hristiyanlar değil demokratlar laikler budistler ateistler deistler agnostikler paganlar ve kısaca tüm müşriklerin ve kafirlerin bu hal üzere ölürlerse gideceği yer cehennemdir. Peki neden böyle ? Çünkü bizi yaratmış olmasına rağmen Allah'a şirk koşmak en büyük günahtır. Ve ayette şöyle geçer:

‎ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا

‎Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun (şirkin) dışında kalanları dilediğine bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa (geri dönüşü zor ve) uzak bir sapıtmayla sapıtmış olur.
‎(4/Nisâ, 116)

Muttefekun aleyh olan sahih bir hadiste şöyle geçer:

Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) şöyle anlatır:
“Resûlullah’a ﷺ, ‘Allah katında günahların en büyüğü hangisidir?’ diye sordum.
Şöyle buyurdu:
‘Seni yarattığı hâlde Allah’a bir denk/ortak koşmandır.’
‘Sonra hangisi?’ dedim.
‘Seninle beraber yemek yiyeceğinden korkarak çocuğunu öldürmendir.’
‘Sonra hangisi?’ dedim.
‘Komşunun hanımıyla zina etmendir.’”
Kaynak: Sahih-i Buhârî, Tefsîr, 25 (Bakara 22); Sahih-i Müslim, Îmân, 141.

Ayrıca zaten iyilerde cennettedir kötüler ise cehennemde.

‎ اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۚ
‎Hiç şüphesiz ebrâr (çokça iyilik yapanlar), nimetler içerisindelerdir.‎
‎(82/İnfitâr, 13)

‎ وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ي جَح۪يمٍۚ
‎Facirlerse elbette cehennemdelerdir.‎
‎(82/İnfitâr, 14)

‎ يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدّ۪ينِ
‎Din Günü’nde oraya gireceklerdir.‎
‎(82/İnfitâr, 15)

‎ وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَٓائِب۪ينَۜ
‎Ondan kaybolup (bir ân olsun bile) uzaklaşamayacaklardır.‎
‎(82/İnfitâr, 16)

Bunlar bu konuda benim aklıma gelen ayetler ve hadisler bunun dışındaki dediklerimde bir yanlış varsa kendi nefsim ve şeytandandır.
Allah en doğrusunu bilendir.
 
H Çevrimdışı

hangisigercek

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
‎
İlk sorunuz ile ilgili aklıma bu ayet geldi inşaAllah faydalı olur.

هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

‎O, (öncesi olmayan) El-Evvel’dir, (sonrası olmayan) El-Âhir’dir, (her şeyin üzerinde ve varlığının delilleri apaçık olan) Ez-Zâhir’dir, (aklın hakikatini tam idrak edemediği ve kullarına yakın) El-Bâtın’dır ve O, her şeyi bilendir.‎

‎(57/Hadîd, 3)

2. Olarak iyi ve kötü ayrımının olduğu bir ahiret inancından bahsetmişsiniz ama hristiyanların ve yahudilerin değilde sizin iyilik kötülük anlayısınıza göre bir ayrıma inandığınızı kast ediyorsanız şunu diyebilirim: sadece yahudi ve hristiyanlar değil demokratlar laikler budistler ateistler deistler agnostikler paganlar ve kısaca tüm müşriklerin ve kafirlerin bu hal üzere ölürlerse gideceği yer cehennemdir. Peki neden böyle ? Çünkü bizi yaratmış olmasına rağmen Allah'a şirk koşmak en büyük günahtır. Ve ayette şöyle geçer:

‎ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا

‎Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun (şirkin) dışında kalanları dilediğine bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa (geri dönüşü zor ve) uzak bir sapıtmayla sapıtmış olur.
‎(4/Nisâ, 116)

Muttefekun aleyh olan sahih bir hadiste şöyle geçer:

Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) şöyle anlatır:
“Resûlullah’a ﷺ, ‘Allah katında günahların en büyüğü hangisidir?’ diye sordum.
Şöyle buyurdu:
‘Seni yarattığı hâlde Allah’a bir denk/ortak koşmandır.’
‘Sonra hangisi?’ dedim.
‘Seninle beraber yemek yiyeceğinden korkarak çocuğunu öldürmendir.’
‘Sonra hangisi?’ dedim.
‘Komşunun hanımıyla zina etmendir.’”
Kaynak: Sahih-i Buhârî, Tefsîr, 25 (Bakara 22); Sahih-i Müslim, Îmân, 141.

Ayrıca zaten iyilerde cennettedir kötüler ise cehennemde.

‎ اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۚ
‎Hiç şüphesiz ebrâr (çokça iyilik yapanlar), nimetler içerisindelerdir.‎
‎(82/İnfitâr, 13)

‎ وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَف۪ي جَح۪يمٍۚ
‎Facirlerse elbette cehennemdelerdir.‎
‎(82/İnfitâr, 14)

‎ يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدّ۪ينِ
‎Din Günü’nde oraya gireceklerdir.‎
‎(82/İnfitâr, 15)

‎ وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَٓائِب۪ينَۜ
‎Ondan kaybolup (bir ân olsun bile) uzaklaşamayacaklardır.‎
‎(82/İnfitâr, 16)

Bunlar bu konuda benim aklıma gelen ayetler ve hadisler bunun dışındaki dediklerimde bir yanlış varsa kendi nefsim ve şeytandandır.
Allah en doğrusunu bilendir.
Anlıyorum ancak örnek vereyim, Hristiyan doğmuş birisi daha önceden hiç Müslümanlığı araştırmamış olabilir, ya da araştırmıştır ancak birkaç şey mantıksız gelmiştir, 1 tane şeyin mantıksız gelmesi ona göre yeterli olur çünkü kendisi doğma Hristiyandır ve doğrudan önyargılı olabilir bu insanlığın içinde olan bir şey.

o da mı bu yüzden ömür boyu yanacak yoksa ömür boyu yanması Allah'ın vereceği bir karar mı? Misal bu kul hakkı gibi birşey değil. Allah, hristiyan doğan birisinin doğru araştıramadığı için veya başka sebeplerden dolayı onu sorumlu veya sorumlu tutmaz ve ona göre mükafatlandırılır, ahlaklı ve iyi biri olmadığına bakar.

Açıkçası bende müslüman bir ailede doğdum ve incil tevrat gibi şeyleri pek okuma isteği duymadım çünkü onların dininde birçok tanrı olması bana doğrudan saçma geliyor, saçma geldiği için onların dininde şirk koşmuş oldum ve ömür boyu cehennemlik olduğumu söylerler. sadece hristiyanlıkta değil birçok dinde vardır bu kimbilir kaç dinde ben inanmadığım ya da araştırmadığım için ömür boyu cezalandırılıcam.

Aynı şey hristiyan birisinde de geçerli. doğduğunda hristiyan bir ailede doğmuş ve ona görede tek yaratıcı olması ona çok saçma gelmiş olabilir ve bu yüzden kuran'ı incelememiş olabilir. Bu yüzden şirk koşmuş mu sayılıyor?

Hatta şöyle örnek vereyim bu dünyada hep iyilik yapmış, tüm dünya tarafından sevilip saygı duyulan birisini düşünelim sadece inancı farklı olduğu için ömür boyu cehennemde mi yanacak? Avrupa'da Müslüman olmayıp, israilin yaptığı soykırıma karşı sokağa çıkıp protesto eden o güzel insanlarda mı ömür boyu yanacak? Bu bana mesela çok tuhaf geliyor ve tuhaf geldiği için ben de mi şirk koşmuş ve ömür boyu cehennemde yanacağım?

Ayrıca aynı soruyu camide bir hocaya da sormuştum yakınım olduğu için çok çekinmiyordum "birçok din var bunların hepsini araştırıp okursa ömründen ömür gider hangisinin doğru olup olmayacağını nereden bilecek?" dediğimde hoca bana "Müslümanlığa inanan milyonlarca kişi olduğunu ve diğer dinlere inananlar dünyada en fazla %5 %10 dur" demişti ama o şekilde bakarsam hristiyanlık ve yahudi inancı da bir o kadar çok, hatta dünyada en çok inanılan din hristiyanlık.
 
Son düzenleme:
H Çevrimdışı

hangisigercek

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Ayrıca ilk sorduğum soruda çok fazla şeyin cevabını alamadım hocam madde madde vereyim isterseniz çünkü kafamı kurcalayan şeyler bunlar.

1. Hristiyan bir ailede doğan ve İslam'ı hiç ciddi şekilde araştırmayan kişi hangi ölçüde sorumludur?

2. İslam kendisine ulaştığı halde bazı noktaları mantıksız bulup reddeden kişi ile İslam'ın hiç ulaşmadığı kişi aynı durumda mıdır?

3. Ahlaken çok iyi bir insan, yalnızca inancı farklı olduğu için sonsuza kadar cehennemde mi kalır?

4. Dünyada birçok din varken, insan bunların tamamını nasıl araştırıp doğru olanı belirleyecek?

5. Birçok din varken sadece kur'an ı okuyup doğru din olduğunu nasıl kabul edebiliriz

6. Zamanın dışında olan bir şeyi insan idrak edemiyor ise yaratıcıya %100 inanmak doğru mu? (Bu soru aynı şekilde evrende oluşan ilk cisimde zamanın dışında olduğunu ve yine insanın bunu idrak edemediğini açıklar)

7. Kur'anda herhangibir mucize anlatılıyor mesela Ay'ın yarılması veya musanın denizi ortadan yarması gibi, buna şahit olan kişiler gerçekten peygamber olduğuna inanır, inanmak istemeyende şirk koşmuş olur çünkü gözünün önünde olmuş birşey. ancak bizler sadece bu mucizeleri kur'anda görüyoruz ve buna inanmayan kişi, peygamberin mucizesini görüpte şirk koşanla aynı cezayı mı alıcak?

8.
“Mekke halkı Allah Resûlü'nden ﷺ kendilerine bir mucize göstermesini istedi. Bunun üzerine onlara ayın iki parçaya ayrılmasını gösterdi; öyle ki Hira Dağı'nı iki parçanın arasında gördüler.”
İbn Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, Kamer 54:1 tefsirinde Ebû Dâvûd et-Tayâlisî ve Beyhakî'nin rivayetlerini aktarır. Rivayetin ilgili kısmı şöyledir:
انشق القمر بمكة حتى صار فرقتين، فقال كفار قريش أهل مكة: هذا سحر سحركم به ابن أبي كبشة، انظروا السفار فإن كانوا رأوا ما رأيتم فقد صدق، وإن كانوا لم يروا مثل ما رأيتم فهو سحر سحركم به. قال: فسئل السفار، قال: وقدموا من كل وجهة، فقالوا: رأيناه.
Türkçesi:
“Ay Mekke'de iki parçaya ayrıldı. Bunun üzerine Mekke'deki Kureyş kâfirleri: ‘Bu, İbn Ebî Kebşe'nin (Muhammed'in) size yaptığı bir sihirdir. Yolculara bakın/sorun; eğer onlar da sizin gördüğünüzü gördülerse Muhammed doğru söylemiştir. Eğer sizin gördüğünüz gibi görmedilerse, bu sizin üzerinizde yapılmış bir sihirdir’ dediler. Bunun üzerine yolculara soruldu. Onlar her taraftan gelmişlerdi ve ‘Biz de onu gördük’ dediler.”

Eğer bu olay fiziksel anlamda Ay'ın gerçekten iki parçaya ayrılması şeklinde gerçekleştiyse, olayın yalnızca Mekke'den değil, Ay'ın o sırada ufkun üzerinde bulunduğu geniş bir coğrafyadan da gözlemlenebilmesi beklenmez miydi? Özellikle o dönemde astronomik gözlemler yapan toplumlar bulunduğu için, en azından bağımsız bir tarihsel kayıtta böyle olağanüstü bir olayın izine rastlamayı beklemek makul değil midir?

Belki “Bu sadece Mekke'de görülen bir mucizeydi, diğer bölgelerde görülmedi” denebilir. Fakat o zaman benim başka bir sorum ortaya çıkıyor: Neden böyle olması gerektiğini düşünmeliyiz? Eğer amaç insanlara peygamberin mucizesini göstermekse, Mekke dışındaki insanların aynı olayı görmemesi onların açısından nasıl değerlendirilecek?

Çünkü olay gerçekten fiziksel ve gökyüzünde gerçekleşen bir olay ise, Ay'ın o sırada ufkun üzerinde olduğu başka bölgelerde yaşayan insanların da bunu görmesi beklenmez mi? Eğer olay bütün dünyadan görülebilecek kadar büyük bir olay olsaydı, bunun farklı toplumların kroniklerinde, astronomik kayıtlarında, yazıtlarında, çizimlerinde veya başka tarihsel kaynaklarda iz bırakmasını beklemek daha da makul olmaz mıydı?

Ben “Bağımsız bir kayıt yoksa kesinlikle gerçekleşmemiştir” demiyorum. Sadece şu soruyu soruyorum: Böyle olağanüstü ve geniş ölçekte gözlemlenebilecek bir olay için neden elimizde İslami kaynaklardan bağımsız en az bir tarihsel kayıt bulunmuyor?

Ayrıca burada benim için önemli olan başka bir nokta daha var. Eğer Allah'ın amacı insanlara peygamberi doğrulayabilecekleri bir mucize göstermekse, neden bu mucizeyi yalnızca belirli bir bölgede yaşayan insanların görebileceği şekilde gerçekleştirsin? O dönemde dünyanın başka yerlerinde yaşayan insanlar bu olayı görmedikleri için başka bir dine veya inanca sahip olarak yaşamaya devam edeceklerse, onların durumuyla Mekke'de mucizeyi gördüğü söylenen insanların durumu nasıl aynı değerlendirilebilir?

Benim asıl sorguladığım nokta bu.
 
Son düzenleme:
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin

اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ 'Allah her şeyin yaratıcısıdır.' (Zumer 62)

Rasulullah ﷺ de şöyle buyurmuştur:
كَانَ اللَّهُ وَلَمْ يَكُنْ شَيْءٌ غَيْرُهُ
“Allah vardı ve O'ndan başka hiçbir şey yoktu.”
(Buhârî, el-Câmiʿu’s-Sahîḥ, Kitâbu Bedʾi’l-Halk, Bâbu mâ câe fî kavli’llâh - Ve huve’l-evvelu ve’l-âhir)

Rasulullah
ﷺ şöyle buyurmuştur:
اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ
"Allah'ım! Sen Evvel'sin; Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Âhir'sin; Senden sonra hiçbir şey yoktur."
(Sahîh Muslim, Kitâbu’z-Zikr ve’d-Duâ, Hadis no: 2713)

Allah'tan başka, Allah'tan bağımsız ve kendi başına mevcud olan ezelî hiçbir varlık yoktur. Allah el-Evvel'dir; O'ndan önce hiçbir şey yoktur. Allah'ın ilim, kudret, hayat, kelâm gibi sıfatlarının ezelî olması ise Allah'tan ayrı ve bağımsız ezelî varlıkların bulunduğu anlamına gelmez. Çünkü sıfatlar Allah'ın zâtından bağımsız ilâhlar veya varlıklar değildir; O'nun sıfatlarıdır. Kâinat ve içindeki bütün mahlûkat ise yaratılmıştır, dolayısıyla ezelî değildir.
 
H Çevrimdışı

hangisigercek

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ 'Allah her şeyin yaratıcısıdır.' (Zumer 62)

Rasulullah ﷺ de şöyle buyurmuştur:
كَانَ اللَّهُ وَلَمْ يَكُنْ شَيْءٌ غَيْرُهُ
“Allah vardı ve O'ndan başka hiçbir şey yoktu.”
(Buhârî, el-Câmiʿu’s-Sahîḥ, Kitâbu Bedʾi’l-Halk, Bâbu mâ câe fî kavli’llâh - Ve huve’l-evvelu ve’l-âhir)

Rasulullah
ﷺ şöyle buyurmuştur:
اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ
"Allah'ım! Sen Evvel'sin; Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Âhir'sin; Senden sonra hiçbir şey yoktur."
(Sahîh Muslim, Kitâbu’z-Zikr ve’d-Duâ, Hadis no: 2713)

Allah'tan başka, Allah'tan bağımsız ve kendi başına mevcud olan ezelî hiçbir varlık yoktur. Allah el-Evvel'dir; O'ndan önce hiçbir şey yoktur. Allah'ın ilim, kudret, hayat, kelâm gibi sıfatlarının ezelî olması ise Allah'tan ayrı ve bağımsız ezelî varlıkların bulunduğu anlamına gelmez. Çünkü sıfatlar Allah'ın zâtından bağımsız ilâhlar veya varlıklar değildir; O'nun sıfatlarıdır. Kâinat ve içindeki bütün mahlûkat ise yaratılmıştır, dolayısıyla ezelî değildir.
Hocam, verdiğiniz ayet ve hadislerde Allah'ın ezelî olduğu ve Allah'tan başka ezelî bir varlık olmadığı açıkça belirtiliyor. Benim sorum ise aslında bunun İslam'da ne şekilde anlatıldığı değil, bunun mantıksal olarak neden zorunlu olduğu.

“Allah her şeyin yaratıcısıdır” dediğimizde, benim sorum zaten “Neden her şeyin yaratıcısının Allah olması gerektiğini biliyoruz?” Benim kafamı kurcalayan şey şu:

Eğer “ezelî bir varlığın nasıl mümkün olduğunu insan aklı tam olarak kavrayamaz, fakat Allah ezelîdir” diyebiliyorsak, neden aynı ihtimali evren için baştan reddediyoruz?

Örneğin “Evren ezelîdir ve hiçbir başlangıcı yoktur” diyen birinin hangi mantıksal gerekçeyle kesin olarak yanlış olduğunu gösterebiliriz? “Çünkü Allah her şeyin yaratıcısıdır” cevabı benim için yeterli olmuyor, çünkü bu zaten Allah'ın varlığını ve evrenin yaratılmış olduğunu baştan kabul ediyor.

Benim sorduğum şey tam olarak şu:

Allah'ın ezelî olması ile evrenin ezelî olması arasında mantıksal açıdan nasıl bir fark var?

Eğer “Evren ezelî olamaz, çünkü evren değişiyor, parçalar hâlinde ve fiziksel” gibi bir gerekçe varsa bunu anlamak isterim. Yok eğer “Evren ezelî olamaz çünkü Kur'an Allah'ın her şeyin yaratıcısı olduğunu söylüyor” deniyorsa, bu benim için yine Kur'an'ın doğru olduğunu baştan kabul etmek anlamına geliyor.

Ben zaten Kur'an'ın doğru olup olmadığını sorguladığım için, Kur'an'daki ifadeyi Kur'an'ın doğruluğunun kanıtı olarak kullanmak benim soruma cevap vermiyor.

Yani sizden istediğim şey “İslam'a göre cevap nedir?”den ziyade “Allah'ın ezelî olması neden mantıksal olarak zorunludur ve evrenin ezelî olması neden mantıksal olarak mümkün değildir?” sorusunun açıklaması.

Ayrıca sanki şeytanmışım gibi yazmışsınız.. Bende müslümanım ancak aklımı kurcalayan sorular var ve bunu herhangibir din forumunda paylaşarak kafamın karıştığı şeyleri çözmek, eğer burası böyle bir forum değilse kusura bakmayın o halde. 6. soruma kısmen cevap vermişsiniz ancak bu istediğim cevap değildi ve diğer sorularda benim için çok önemli.
 
H Çevrimdışı

hangisigercek

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Lütfen madde madde sorduğum soruları biliyorsanız açıklayınız, tekrar söylüyorum eğer burası dinle alakalı kafası karışıp konu hakkında yardım istemenin yasak olduğu yer ise kusura bakmayın
 
S Çevrimdışı

seleff

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Lütfen madde madde sorduğum soruları biliyorsanız açıklayınız, tekrar söylüyorum eğer burası dinle alakalı kafası karışıp konu hakkında yardım istemenin yasak olduğu yer ise kusura bakmayın
Sorularının cevapları için site içinde detaylı arama yapabilirsin bu seni merak ettiğin bilgiye inseallah daha hızlı ulaştıracaktir. Biraz arastirdiginda aslında buna benzer bir çok sorunun cevaplanmis olduğunu göreceksin. Abdulmuizz Fida hocamızın bir çok makalesi faydali olacaktır. Yine de bu konuya hocanın cevap vereceğini düşünüyorum
 
طالب بن عايد Çevrimdışı

طالب بن عايد

انا لله وانا اليه راجعون
Frm. Yöneticisi
Hocam, verdiğiniz ayet ve hadislerde Allah'ın ezelî olduğu ve Allah'tan başka ezelî bir varlık olmadığı açıkça belirtiliyor. Benim sorum ise aslında bunun İslam'da ne şekilde anlatıldığı değil, bunun mantıksal olarak neden zorunlu olduğu.

“Allah her şeyin yaratıcısıdır” dediğimizde, benim sorum zaten “Neden her şeyin yaratıcısının Allah olması gerektiğini biliyoruz?” Benim kafamı kurcalayan şey şu:

Eğer “ezelî bir varlığın nasıl mümkün olduğunu insan aklı tam olarak kavrayamaz, fakat Allah ezelîdir” diyebiliyorsak, neden aynı ihtimali evren için baştan reddediyoruz?

Örneğin “Evren ezelîdir ve hiçbir başlangıcı yoktur” diyen birinin hangi mantıksal gerekçeyle kesin olarak yanlış olduğunu gösterebiliriz? “Çünkü Allah her şeyin yaratıcısıdır” cevabı benim için yeterli olmuyor, çünkü bu zaten Allah'ın varlığını ve evrenin yaratılmış olduğunu baştan kabul ediyor.

Benim sorduğum şey tam olarak şu:

Allah'ın ezelî olması ile evrenin ezelî olması arasında mantıksal açıdan nasıl bir fark var?

Eğer “Evren ezelî olamaz, çünkü evren değişiyor, parçalar hâlinde ve fiziksel” gibi bir gerekçe varsa bunu anlamak isterim. Yok eğer “Evren ezelî olamaz çünkü Kur'an Allah'ın her şeyin yaratıcısı olduğunu söylüyor” deniyorsa, bu benim için yine Kur'an'ın doğru olduğunu baştan kabul etmek anlamına geliyor.

Ben zaten Kur'an'ın doğru olup olmadığını sorguladığım için, Kur'an'daki ifadeyi Kur'an'ın doğruluğunun kanıtı olarak kullanmak benim soruma cevap vermiyor.

Yani sizden istediğim şey “İslam'a göre cevap nedir?”den ziyade “Allah'ın ezelî olması neden mantıksal olarak zorunludur ve evrenin ezelî olması neden mantıksal olarak mümkün değildir?” sorusunun açıklaması.

Ayrıca sanki şeytanmışım gibi yazmışsınız.. Bende müslümanım ancak aklımı kurcalayan sorular var ve bunu herhangibir din forumunda paylaşarak kafamın karıştığı şeyleri çözmek, eğer burası böyle bir forum değilse kusura bakmayın o halde. 6. soruma kısmen cevap vermişsiniz ancak bu istediğim cevap değildi ve diğer sorularda benim için çok önemli.
Öncelikle size verilen cevabta şeytanmışsınız gibi bir anlam ben göremedim, gayet İslami cevab verilmiş.

Mantıksal diye bir kavram ile cevab beklentisine şöyle de cevab verilebilir; mantık kelimesi nutk kelimesinden türemiştir, nutk ise konuşmak, ses vermek, verilen seste bir düzen ahenk oluşturmaktır..

Bildiğimiz mantık kelimesinin anlamına dönüşmesi ise şöyledir; bir ses geliyor ama nereden geliyor, nasıl geliyor, bu ne sesi, sesin kaynağı nedir, bu düzenli sesin bir kaynağı olmalıdır.. Böyle bir kavram ile bazı kurallar oluşturulmuştur. Özetle bir ses geliyorsa onun kaynağı vardır..

Yaratılış inancı dışında kalmış herhangi birinin gözüyle evrene baktığımızda; bir şeye inanmayıp herşeye inanmamız gerekiyor. Bu binlerce ve belki milyonlarca yıldır tüm insanlığın tecrübesi sonucunda varılan ve son zamanlarda özellikle ğayrimuslimlerin zorla üzerine çöreklendikleri bilimin de tıkandığı bir noktadır. Bilim dediğinde normalde çözüm arayan saf tecrübeye dayanan bir kavram oluşması gerekirken bazı ideolojilerin hurafelerle yozlaştırdığı, yobazlaştırdığı bir toplulukla karşı karşıya gelmiş durumdayız maalesef..

Saf tecrübeye ve tarafsızlığa dayanan bilime göre zincirleme reaksiyonun bir başlangıcı olmalı, ama onun ne olduğuna nebola veya benzeri şeylerden başka cevab veremiyorlar tıkanıyorlar. Burada mantık devreye giriyor hatta zaten başından beri bu kaynak arayışına ve tecrübelere götüren de mantık idi; bir ses/reaksiyon var, ama kaynağını göremiyoruz bir cevabı olmalı; bu şundan, şu bundan olmuş türemiş de bunun ilki nedir dediğinde herkesin orada durması bir tesadüf değildir. Bu hiç mantıklı değil, görüp tecrübe edebildiğimiz veya hesaplayabildiğimiz herşeyin bir ilki mutlaka olmalı.. Mantıken başka kaçarı yok. İşte o kısım tecrübeyi aşan kısım, o yüzden tecrübenin varamayacağı yerde Allah swt insana elçilerini ve vahiylerini gönderiyor.

Kime sorarsan sor, hiç kimse veya düşünce sistem İslam'dan daha mantıklı bir cevab veremeyecektir.. Bazılarının bilim ve mantık vesilelerini adeta put edinip konuşamayan putlarını yediklerini çok kez gördük..

Ayrıca mantık denen şeyi de aslına götürürsek; Allah'ın swt bizim fıtratımıza ta yaratılışta yüklediği iç ses diyebiliriz. Zorla kendi kalbini mühürletenler dışında iç sesi sahibini Hakka yönelmesi üzere kuruludur.. Marazlı olmayan mantık/iç sesi hakka yönelmekten başka hiçbir şeyle tatmin olamaz..

Herşeyin doğrusunu Allah swt bilir..
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt