Işid Harici Mi?

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

menhec

Yeni Üye
Üye
Şam İslam Heyeti Fetva Kurulu ile yapılan röportaj...

Şam İslam Heyeti Fetva Kurulu

Soru:

İslam devletini (IŞİD) hariciler olarak vasıflandırmamız doğrumudur? Nitekim Hariciler büyük günahtan dolayı insanları tekfir etmekteydiler. Ancak islam devleti (IŞİD) büyük günahtan dolayı kimseyi tekfir etmemektedir. Hariciler Müslümanların imamına (halifeye) başkaldıran kimselerdir. Ancak Suriye ve Irak’ta Müslümanların halifesi yoktur. Bilakis ehli sünnete düşman olan taifelerin yöneticileri vardır. Kendi içlerinde şeriate tutunmuş, Suriye ve Irak’ta cihat ettikleri ve şeriatle hükmetmeyi talep ettikleri halde nasıl harici oluyorlar?
Cevap:

Hariciler islam ümmetinde gelmiş geçmiş fırkalar içerisinde en şerli ve en tehlikelisidir. Bu nedenle nebevi sünnet haricilerin vasıflarını çok açık bir şekilde beyan etmiştir. Hatta onların durumu insanlara karışık gelmez. Bu vasıflar islam devletine (IŞİD) çok fazlasıyla uyum sağlamakta. Şer’i naslarda, harici olmak için “Müslümanların imamına karşı çıkmak veya büyük günahtan dolayı tekfir etmek” diye bir şart yoktur. İlim ehlinin hariciler için zikretmiş olduğu bu tarifler ve asıllar takribi kurallar olup kendi asırlarında harici fırkaların yönelmiş olduğu şeyi tavsif etmek için işaretler ve alametlerdir. Bunun açıklaması şöyledir:

Birincisi: Haricilerin tarifinde ve onların taife ve fırkalardan bir fırka olmasında ki muteber kaide ve son söz şer’i naslarda varit olan şeylerdir. Nebevi sünnet çok tehlikeli olmalarından ve aldanılacağından dolayı haricilerin vasıflarını tafsilatlı bir şekilde açıkladığı gibi diğer fırkaları tafsilatlı bir şekilde açıklamamıştır. Bu vasıfların en önemlileri; tekfir, kan akıtmayı helal görme, Kuran ve sünnet naslarını kötü bir şekilde anlama, kararsızlık, tutarsızlık, akıllarının kıt olması, yaşlarının genç olması, gurur ve kibirdir.

İkincisi: Âlimlerden birçoğu “büyük günahtan dolayı insanları tekfir etme” görüşünün bütün haricileri kapsayıcı bir vasıf olmadığını zikretmişlerdir. Bu bir başkasını haricilikle vasıflamak için şart değildir. Bilakis her kim haksız yere Müslümanları tekfir ederse, onların kanlarını helal görürse büyük günahın küfür olmadığına inansa bile o, hariciler fırkasına dâhil olmuştur.

Nebevi sünnette onların islam ehliyle savaşacakları beyan edilmiştir. İlim ehli bu öldürmenin sebebinin “kendilerine muhalefet edenlere küfür ve riddetle hükmetmeleri” olduğunu söylemişlerdir.

İmam Kurtubi şöyle söylemiştir: “Bunun sebebi onların ancak Müslümanlardan kendilerine karşı çıkan kimseleri tekfir etmeleri ve kanlarını helal görmeleridir.”

İbn Teymiyye şöyle demektedir: “ Haricilerin dini: Müslümanların cemaatinden ayrılmak ve onların kanlarını ve mallarını helal saymaktır.”

Yine şöyle demektedir: “ Hariciler mürtet olduğu için ehli kıblenin kanını, asli kâfirlerden daha fazla helal görmektedirler.”

İbn Abdilber şöyle demiştir: “Onlar Allah’ın kitabında tevil etmiş oldukları şeyler ile Müslümanların kanlarını helal gören bir kavimdir. Müslümanları günahlarından dolayı tekfir edip onlara kılıç kaldırmışlardır.”

Ali bin Ebi Talip ve sahabelere karşı ayaklanıp onlara karşı çıkan hariciler; zina, hırsızlık ve içki içmek gibi büyük günahların küfür olduğuna inanan kimseler değildi. Sahabeyi ancak -aslen günah olmamasıyla beraber- tahkimi kabul etmelerinden dolayı tekfir ettiler. Hz. Ali’yi, Hz. Muaviye’yi, iki hakemi ve tahkimden razı olan herkesi tekfir edip kanlarını helal gördüler. Sahabe bu fiillerinden dolayı onların, Allah Resulünün haber vermiş olduğu hariciler olduğuna hükmetti. Diğer günahlarda ki görüşlerini, tekfir edip etmediklerine dair sorular sormadılar. İlim ehlinin ittifakıyla haricilerin önderleri sayılan “Necadat” büyük günahın küfür olduğunu söylemez. İmam Eşari “Makalatul İslamiyyin” adlı kitabında haricilerin akidesine mebni olarak şöyle demektedir: “Büyük günahın küfür olduğunda icma ettiler. Ancak “Necadat” bunun küfür olduğunu söylemez.”

Haricilerin en temel vasıfları haksız şekliyle Müslümanları tekfir etmek, bundan dolayı kanlarını helal görmektir. Bu tekfir etmenin birçok şekli vardır. Bunlar:

- Büyük günahlardan dolayı tekfir etmek

- (Büyük olsun küçük olsun) herhangi bir günahtan dolayı tekfir etmek

- Aslen günah olmayan şeylerden dolayı tekfir etmek

- Zan, şüphe ve ihtimalli şeylerde tekfir etmek

- Kendisinde ihtilaf ve içtihat olan şeylerde tekfir etmek

- Manilerin ortadan kalkması ve şartların tamamlanması tahakkuk etmeden tekfir etmek

Şayet âlimler büyük günahtan dolayı tekfir eden kimselerin harici olduklarına hükmetmişlerse, küçük günah, içtihadi meseleler ve –kâfirlerle oturmak veya gazetecilik yapmak gibi- mubah olan şeylerden dolayı insanları tekfir eden kimselerin hükmü nasıldır?

Üçüncüsü: Aynı şekilde şer’i naslarda Müslümanların imamına karşı çıkarak ayaklanmanın hariciliğin vasfı olduğuna dair herhangi bir şart varit olmamıştır. Bilakis her kim onların itikadında ve menhecin de olursa, ister imama karşı ayaklansın isterse ayaklanmasın haricilerden sayılır.

Haricilerin imamlara karşı ayaklanması, Müslümanları haksızca tekfir etmek ve kanlarını helal görmelerinin neticesidir. Hariciler imam bulurlarsa ayaklanır, karşı çıkar, kanları ve malları helal sayarlar. Ancak imam bulamazlarsa Müslümanların genelinin, seçkin mücahitlerin, âlimlerin ve davetçilerin kanını helal görürler.

Onların harici olarak isimlendirilmesinin sebebi din ahkâmından çıkmaları ve Müslüman cemaatten ayrılmalarından dolayıdır.

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Ahir zamanda yaşça küçük, akılca kıt birtakım gençler çıkacak. Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söylerler, Kur'ân'ı okurlar. İmanları gırtlaklarından öteye geçmez. Okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkarlar. Onlara nerede rastlarsanız onları öldürün. Zira onları öldürene, Allah kıyamet günü ecir verecektir.”

İbn Hacer şöyle demektedir: “Dinden çıkmalarından ve Müslümanların seçkinlerine karşı ayaklanmalarından dolayı bu şekilde isimlendirilmişlerdir.”

İmam Nevevi şöyle demektedir: “Cemaate karşı çıkmalarından dolayı harici olarak isimlendirilmişlerdir. Dinden çıktıkları içinde denilmiştir.”

İnsanlar Tatarlar hakkında ihtilaf ettiğinde İbn Teymiyye onları “harici” olarak görmüştür. halbuki onlar imama karşı çıkmamışlardı.

İbn Kesir şöyle demektedir: “(Kendilerinde sadır olan bazı şüphelerden dolayı) İnsanlar tatarlarla nasıl savaşacaklarını konuşmaya başladılar. Hangi cinsten bir savaş olacak. Çünkü onlar müslüman olduklarını izhar ediyor ve Müslümanların imamına karşı çıkıp asi olmuyorlar. Bir süre ona itaat edip sonrasında muhalefet etmiyorlar! (Nasıl savaşırız onlarla!)

İbn Teymiyye şöyle demektedir: “Bunlar (Tatarlar) Hz. Ali ve Hz. Muaviye’ye karşı çıkan haricilerin cinsindendir. Hariciler kendilerini o ikisinden daha hak sahibi gördüler. İşte bunlar kendilerini hakkı ikame etmede Müslümanlardan daha hak sahibi görmekteler.”

Hariciler devlet kursa dahi, bu durum onlardan haricilik vasfını gidermez. Onlar devlet ve emirlik ikame etmeye devam etmekteler. Hatta hilafet bile ilan edenler olmuş! Haricilerin salt hükme (devlet) ulaşmaları onlardan haricilik vasfını söküp almamıştır. Sürekli Müslümanları tekfir etmişler ve kanlarını helal görmüşlerdir.

Dördüncüsü: İbadetlere düşkün olmak, canı feda etmek, şeriat tatbikini ilan etmek veya tağutlarla savaş içerisinde olmak sapkınlıklardan salim olunduğu anlamına gelmez. Hatta zikretmiş olduğumuz şeyler tarih boyunca haricilerin kendisiyle meşhur olup tanınmış olduğu şeylerdir.

Allah Resulü aldanmamamız için haricilerin ibadete ne kadar düşkün olduğunu bizlere haber vermiştir. “Sizden biri onların namazı yanında kendi namazını, onların orucu yanında kendi orucunu hakir görür.”

Yine, Allah Resulü haricilerin güzel söz söyleyeceğini ve hakka davet ettiklerini izhar edeceğini bizlere haber vermiştir.

“Güzel söz söyleyecekler ama kötü fiil işleyecekler.”

“Hak kelimesi konuşacaklar ama boğazlarından aşağıya inmeyecek”

İmam Sindi şöyle demektedir: “Yani bunlar insanların en hayırlı kelimelerinden bazılarını konuşacaklardır. Örnek olarak “hüküm yalnızca Allah’ındır” ve benzeri şeyler.”

Haricilerin liderleri, Ali bin Ebi Talip zamanında toplanmışlar ve Kitap ile hüküm, hakkı talep edip zulmü inkar, zalimlere karşı cihat, dünyaya iltifat etmeme ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma konularında ahitleşmişler sonra da gidip sahabe ile savaşmışlardır!!

Beşincisi: İslam Devleti (IŞİD) sözlerinde ve fiillerinde sürekli yinelenen islama muhalif birçok konuma düşmüştür. Bu tutumları onlara, nebevi menhecden ayrılan haricilerin hükmünü gerekli kılmıştır. Bunlar:

Müslümanların beldelerinin küfür ve riddet beldeleri olduğuna hükmetmeleri ve kontrolü ellerinde tuttukları bölgelere hicreti vacip görmeleri.

Kendilerine muhalefet eden kimselere küfür ve riddet ile hükmetmeleri, onları sahve ile vasıflandırmaları, hain olarak ve kâfirlerin yardımcıları olarak görmeleri. Bunu şüphe ve aslen küfür olmayan şeylerden dolayı yapmaları. Örnek olarak; hükümetler ve başka rejimlerle muamele ve onların sorumluları ile görüşme gibi.

Menheclerinde kendilerine muhalefet eden kimselerle savaşmayı helal görmeleri.

Müslümanları fidye için kullandılar, zindanlara attılar işkenceler yaptılar ve onları öldürdüler. Mücahitlerin makarlarına patlayıcı araçlarını gönderdiler. Irak ve Suriye rejiminin güç yettirip öldürmeyi başaramadığı bu devrimin mücahit liderlerini, davetçilerini, gazetecilerini ve aktivistlerini öldürdüler. Düşmanlardan daha şiddetli bir şekilde Müslümanlarla savaştılar. Bu olayların tümü Allah resulünün “Putperestleri bırakırlar Müslümanlarla savaşırlar” sözünü doğrulamaktadır.

Sapkın cemaatler ile savaşma iddiasıyla Müslümanların mallarını helal kabul etmeleri, haksızca petrol kuyularından ve tahıl silolarından elde edilen gelir kaynaklarını tekellerine geçirmeleri vb. Ayrıca bunlarda kontrolü elinde tutan iktidar sahibi hakimler gibi tasarrufta bulunmaları.

Müslümanların cemaatlerinden ayrılmaları ve hakkı sadece kendi menheclerine hasretmeleri, fikir ve kurallarında kendilerine düşmanlık eden her bir kimseye din düşmanı diye hükmetmeleri ve sonunda hilafet ilan etmeleri ve bütün Müslümanların kendilerine beyat etmelerini vacip görmeleri.


İçlerinde müslümanlar nazarında meşhur olup tanınan herhangi bir alimin olmaması. İbn Abbasın haricilere söylediği gibi: “Peygamberin sahabesi olan muhacir ve ensarın yanından size geldim. Kuran onlara indi ancak sizin yanınızda onlardan bir kişi bile yok!”

Bu şahısların genelinin yaşları küçük olup basiretsiz ve ufuklarının dar olmasının yanısıra istikrarsızlık, acelecilik, hamaset, düşünce ve idrak kıtlığı kendilerine galip gelmiştir. Peygamberin onları tavsif ettiği gibidirler; “Yaşları küçük akılları kıttır.”

İlim ve hikmet ehlinin yokluğu onları bu tasarrufatlara sürüklemiştir. Tutarsızlığa, sefihliğe ve olayların sonuçlarını, neticelerini düşünmemeye iletmiştir. Müslümanların üzerine felaketler, afetler getirmiştir. Gerçeği bütün çıplaklığıyla açıkladıklarını ve Allah’a tevekkül ettiklerini zannetmişlerdir.

Bunların tamamı onları Müslümanlara karşı gurur ve kibre götürmüştür. Sadece kendilerinin Allah yolunda mücahit olduklarını ve cihat hakkında Allah’ın sünenini sadece kendilerinin bildiğini zannetmişlerdir. Bundan dolayı yaptıkları ve sundukları şeylerle çok fazla böbürlenmişlerdir.

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“Sizden bir fırka vardır ki, ibadet edecekler, dindarlık yapacaklar. Öyle ki, insanlar onları beğenecek, nefisleri de kendilerini beğenecektir. Bu kimseler okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkarlar”

İlim ve hikmet ehline karşı gelip onlarla çekişmelerine ve onların sözlerini dinlememelerine ileten etken gururdan başka bir şey değildir. İlim ve fehmi terk edip hiçbir tecrübeleri olmadan boylarını aşan olaylara yöneliyorlar. Kendileriyle başka guruplar arasında çıkan problemden dolayı kurulan müstakil mahkemede muhakeme olmayı reddediyorlar.

Sonra onlar mücahitlere karşı mevcut savaş içerisinde rejime yardım edip mücahitlerin bu rejim karşısında yenilgi yaşamasından ve bu rejimin onların makarlarını istila etmesinden mutluluk duyuyorlar. Hatta islam düşmanlarının ve bazı ülkelerin istihbaratının onların saflarına dahil olma ihtimali uzak bir ihtimal değildir. Bunlarla mücahitleri vurup mevcut savaşta gerçekleştirmekten aciz kaldıkları şeyleri bu sayede gerçekleştirmiş oluyorlar.

İslam Devletinde (IŞİD) toplanmış olan şer, bundan önce hiçbir harici grupta toplanmamıştı. Batıl üzere toplanmaları, şer’i mahkemelerden yüz çevirmeleri, yalan, aldatmak, ihanet, sözde durmamak ve islam düşmanlarıyla işbirliği gibi. Hatta o seviyeye geldi ki önceki haricilere şer, kötülük ve sapkınlık yönünden muvafakat ederek Müslümanlara ve mücahitlere Nusayri rejiminden daha fazla tehlike arz etmeye başladılar.

Bizim İslam Devleti (IŞİD) hakkında ki hükmümüz onların Harici olduğu yönündedir. Tabi biz onların her ferdinin zaruri olarak harici olduğuna hükmetmiyoruz. Zira onların içerisinde onların sözlerinin ve hallerinin cahili olanlar bulunabilir. Ancak muamele noktasında hepsi eşittir. Bize gerekli olan şerlerini def etmektir. Hesapları ise Allah’a kalmıştır.

Bütün hamdler Allah’a mahsustur.

Kaynak: Tekfirden Tefkire
 

Slave of Allah

Yeni Üye
Üye
Hayır müşrik demokratlar da aynı delilleri Şehid Usameye de El kaideye karşı söylüyor. Yazılar düpedüz aynı. Sadece başlıklar ve içinde kullanılan isimler değişik. Oy vermek vaciptir diyen bana harici diyor, "büyük şirkte cehalet mazeret değildir ancak bu şirkleri yapmayıp mazeret diyen tekfir edilmez" diyen ben de düpedüz aynı delilleri "kafire kafir demeyen kafir olur" diyenlere, yani silsilei tekfiri tüm dünyaya yayanlara söylüyorum. Tatmin edici değil. Allah selamete çıkarsın.
 

Mustafa Sabri

İyi Bilinen Üye
Üye
Hayır müşrik demokratlar da aynı delilleri Şehid Usameye de El kaideye karşı söylüyor. Yazılar düpedüz aynı. Sadece başlıklar ve içinde kullanılan isimler değişik. Oy vermek vaciptir diyen bana harici diyor, "büyük şirkte cehalet mazeret değildir ancak bu şirkleri yapmayıp mazeret diyen tekfir edilmez" diyen ben de düpedüz aynı delilleri "kafire kafir demeyen kafir olur" diyenlere, yani silsilei tekfiri tüm dünyaya yayanlara söylüyorum. Tatmin edici değil. Allah selamete çıkarsın.
Işid e karşı bu düşünce de olanların hepsi müşrik demokrat değil şeriat özleminde olan bir çok müslüman da ışide karşı bu düşünceye sahip ve Şeyh Usame ye simdiye kadar harici yada tekfir ci diyende aklı başında hiç kimseyi görmedim.hatta geçen demokrat ve laik birisiyle bu konuları konuşurken abd ye karşı tavrından dolayı sevgi duyduğunu anlatmıştı.
 

Ebu Mervan

İyi Bilinen Üye
Üye
Selamun aleykum ihvan. takvahaber'de Islam Devleti ile bi röportaj var okudunuz mu? 1.bölüm ve 2.bölüm diye. ikisinide okudum 1.bölümde bazi seylere katilmiyorum. 2.bölümdede bazisindan cogu seylere katilmiyorum :) ama okumanizi öneririm ve yorumlarida okumanizi tafsiye ederim :D :D bazi tekfirci zihniyetdeki yorumcular adamlari yani Isid icin röportaj veren Kadi'yi bile tekfir edecekler nerdeyse :D :D Allah hepimizi islah etsin.
 

Slave of Allah

Yeni Üye
Üye
Evet o röportaj sebebiyle tekfirciler ortalığı inletti, sonra Gezenler kaldırdı sitesinden sebebini bilmiyorum
 

Slave of Allah

Yeni Üye
Üye
nerden kaldirdi, hangi site kardes?
Bu röportaj neredeyse 14 gün önce koyulmuştu kardeş. Forumu var onun twitter hesabından yönlendirmeli. Orada okudum sonra kaldırıldı, diğer kardeşlere okutamadım. Nedenini bilmiyorum. Hak yayınlarının ve darul tevhidin sitesinde büyük tepki doğmuştu onu görünce.
 

Muhammed Taha

La İlahe İllallah
Üye
 

musab99

İyi Bilinen Üye
Üye
Bu gruba harici demek ne kadar dogru?? oncelikle iclerinde sadece Allah icin mucadele eden muslumanlari bir koseye ayirt ediyorum onlar icin bir sey demiyorum.
Fakat hareketi yonlendiren insanlar hakkinda cok buyuk supheler var. Haricilerde munafiklik suphesi yoktu.

Hz Ali hariciler icin "onlar hakki ararken batila sapmislar" diye bir soz seyledigine dair rivayetler var , ama isid grubunu yonlendiren insanlar gercekten hakki arakenmi sapmislardir yoksa bilinci bir sapma veya saptirmami vardir.

Bu gruba harici derken ,harici olan muslumnlarin hakkina giriyor olabilirsiniz
 

Muhammed Taha

La İlahe İllallah
Üye
Bu gruba harici demek ne kadar dogru?? oncelikle iclerinde sadece Allah icin mucadele eden muslumanlari bir koseye ayirt ediyorum onlar icin bir sey demiyorum.
Fakat hareketi yonlendiren insanlar hakkinda cok buyuk supheler var. Haricilerde munafiklik suphesi yoktu.

Hz Ali hariciler icin "onlar hakki ararken batila sapmislar" diye bir soz seyledigine dair rivayetler var , ama isid grubunu yonlendiren insanlar gercekten hakki arakenmi sapmislardir yoksa bilinci bir sapma veya saptirmami vardir.

Bu gruba harici derken ,harici olan muslumnlarin hakkina giriyor olabilirsiniz
Eskiden böyle bi söylemin yoktu abi, ne değişikti? Meraktan soruyorum.
 

eslem berire

Üyeliği İptal Edildi
Banned
Bu gruba harici demek ne kadar dogru?? oncelikle iclerinde sadece Allah icin mucadele eden muslumanlari bir koseye ayirt ediyorum onlar icin bir sey demiyorum.
Fakat hareketi yonlendiren insanlar hakkinda cok buyuk supheler var. Haricilerde munafiklik suphesi yoktu.

Hz Ali hariciler icin "onlar hakki ararken batila sapmislar" diye bir soz seyledigine dair rivayetler var , ama isid grubunu yonlendiren insanlar gercekten hakki arakenmi sapmislardir yoksa bilinci bir sapma veya saptirmami vardir.

Bu gruba harici derken ,harici olan muslumnlarin hakkina giriyor olabilirsiniz
Din konusunda asırı gittikleri icin sapmıs olabilirlermj..?
Bu grup insanlar bizi tekfir ediyor cocuklarıyla birlikte..
Daha elif cuzu bilmiyorlar kalkıp liste yapıyorlar ..Tekfir etmeyeni tekfir etmessen iman etmis olmassin .Akide bu.
Örnek veriyorum ; beni tekfir etmez iseler tekfir etmeyenleride tekfir etmeseler iman etmis olmuyorlar.
Cunku ben onlara gore kafirim .Isid diye bir dewlet yok bagdadidende tiksiniyorjm dedim.
 

Muhammed Taha

La İlahe İllallah
Üye

Muhammed Taha

La İlahe İllallah
Üye
Tavrı çok sertti. Harici deyip demediğini bilmiyorum.
 

ebu_zerr

Yeni Üye
Üye
Allah'a hamd olsun ve Rasulullah s.a.v' ve ailesine salât ve selâm olsun. Hepinizi en güzel şekilde selamlıyorum.

Bizi bu camide topladığı gibi naîm cennetinde de bizi tekrar toplamasını Allah'tan onun en güzel isimleri ve yüce sıfatlarıyla istiyorum Âmin deyin.

Allah’ım bizi naîm cennetinde topla, Allah’ım bizi nebiler, sıddıklar, şehitlerle bir araya topla. -Âmin!- Âlemlerin Rabbi olan Allah’ım, düşmana sınır mevzilerinde ribat tutan kardeşlerin ecirlerini zayi etme. Allah’ım bizi senin yolunda yardımcılar kıl ya Zülcelal’I velikram. Ey kardeşlerim bu zor vaziyet ve vakitte size selamlıyorum.



Ey kardeşler bu mühim konferanstaki konuşmam, İslâm ümmetinin ve cihat sahalarının en tehlikeli konusudur İslam devleti diye isimlendirilen harici cemaat ve hilafet etrafında dönen uzun tartışmalardan bahsedeceğim.



İnsanların çoğu birbirine sorup duruyor, "Neden biz hilafet devletiyle ihtilaf ediyoruz, biz de Lailaheillallah'ı istiyoruz, biz de hilafeti istiyoruz, hilafet ilan edilmedi mi?

Hilafet ilan edildiyse niçin hilafetle ihtilaf ediyoruz." İnsanlar birbirine sorup duruyor, "Niçin onlarla sulh yapıp

Allah'ın düşmanlarına karşı savaşmıyoruz?"

"Niçin onlara hariciler diyoruz?" Hariciler kelimesi İslam'da çok büyük bir sözdür Ey kardeşlerim, bunlara burada cevap vereceğim umarım ki sesimiz bu beldeden yeryüzünün doğusundan batısına kadar ulaşır.

Ey kardeşlerim, şüphesiz Müslümanlardan birinin vasıflandırılması ancak Allah’ın dininin vasıflandırmalarından bir

Vasıflandırmadır [Vasıflandırmalar], tartışma ayrılıklar üzerine kurulamaz Şüphesiz İslam dininde, filan kâfir, filan mürtet, filan şebbiha vs. gibi şer’i vasıflandırmalar çok büyük vasıflandırmalardır.

Hiçbir Müslümanın, âlimleri bırakıp, Allah adına konuşup bu

işe müdahale etmemelidir Eğer bunu yaparsa hesap gününde Allah’ın huzurunda sorgulanacaktır. Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: "Kim bir

kardeşine kâfir derse, bu söz ikisinden birine döner."

Bu mesele çok tehlikeli bir meseledir. Eğer birine kâfir oldun

dersem bu iki halden biri muhakkak gerçekleşecektir.

Ya o kâfirdir, eğer ki değilse bana döner. Allah'tan afiyet ve selamet diliyorum.

Bununla ilgili Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: "Her kim

Müslüman kardeşine 'Ya kâfir' derse ve o kişi kâfir değilse, bu

söz, sahibine döner."

Gelin kardeşler bu mübarek, güzel camide ve bu büyük günde

'Havaric'(Hariciler) kelimesi üzerinde duralım.

Rasulullah s.a.v.'in belirttiği "Havaric" kelimesi 'Devle

cemaati'ndeki özelliklere uyuyor mu? Eğer Rasul'un s.a.v.

söyledikleri onların vasıflarına uyuyorsa,

o zaman onlara 'Havaric'(Hariciler) deriz. Eğer ki onlara

uymuyorsa -Allah'a sığınırız- Allah'ın ve Rasulu'nun

söylediklerinden başka bir şey söylemeyiz.

Ey kardeşlerim, 'havaric' kelimesi ıstılahta yeni bir kelime

değildir. İlk olarak bu kelimeyi kim kullandı? Rasulullah s.a.v. !

Cabir r.a'dan gelen hadiste olduğu gibi; "Rasulullah s.a.v.:

'Hariciler cehennemin köpekleridir.' dedi ve üç defa tekrar etti.

'Hariciler cehennemin köpekleridir.'

'Hariciler cehennemin köpekleridir.' Ve şöyle devam etti:

"Allah'ın yarattıkları içinde yeryüzünün en şerlileridir." Başka

bir rivayette de "Onlara ateş(cehennem) vardır." dedi.

Gelin Rasulullah s.a.v.'in belirlediği haricilerin sıfatları nedir,

onlara bakalım.

Öncelikle, haricilerin otuza yakın sıfatının araştırmasını bu

konferansta topladım. Nedir bu sıfatlar?

Ve gelin adil bir şekilde bakalım bu sıfatlar 'Devle Cemaati'ne

uyuyor mu uymuyor mu?

Ancak başlamadan önce şunu belirtmem lazım: İslam âlimleri

din, mezhep ve itikad kitaplarında her cemaatin iki çeşit sıfatı

olduğunu belirtmişlerdir.

Sizden bu dersi iyice kavramınızı istiyorum kardeşlerim. Allah

sizi iyilikle mükâfatlandırsın. Bütün cemaatler için iki çeşit

sıfat vardır.

Aslî-temel sıfatlar ve genel-ortak sıfatlar vardır. Hangi

sıfatlarmış sizden duyalım. Asli-temel sıfatlar ve genel-ortak

sıfatlar.

Buna bir örnek verelim: "Biri dese ki 'Filanca şebbihadır.',

onun asli-temel sıfatı Beşar Esed rejimiyle yardımlaşmasıdır.

Fakat burada genel-ortak sıfatlar da vardır.

Şebbiha'nın rengi beyaz veya sarışın, şekli şöyle, hızlı

öfkelenir vs. Bu sıfatlar asli-temel sıfatlardan değildir.

Bu sıfatlar bu şebbihanın kişisel genel-ortak sıfatlarıdır.

Şebbihanın asli sıfatları ise Beşar rejimiyle yardımlaşmasıdır.

Haricilerin sıfatlarına gelirsek, iki asli-temel sıfatları vardır. Kim

bunu yaparsa o haricidir ve kim de yapmaz ise o da harici

değildir.

Ve alimler şunu zikreder, eğer asli-temel sıfatlar tam

anlaşılmamışsa, bu sıfatlar genel-ortak sıfat sayılabilir.

Örnek verirsek Rafıziler, kim sahabelere söverse bunlar

Rafızidir. Burada başka bir sıfat daha vardır asli olmayan belki

genel-ortak bir sıfat.

Rafızilerde muta vardır. Biri gelir ben mutayı kabul etmiyorum

der. Ancak o, [muta'yı kabul etmese] de sahabeye

sövdüğünden rafizidir.

Ayşe r.a.'ya kim lanet ediyorsa Allah’ın laneti üzerine olsun ve

kim Ebu Bekir, Ömer ve Osman r.a.’a lanet ediyorsa Allah’ın

laneti üzerlerine olsun.

Haricilerin sıfatlarının ilki; İslam Ehlini öldürmeleridir. İslam

ehlini riddet adına öldürürler.

Rasulullah s.a.v. haricilerle ilgili müttefikun aleyhi bir hadiste

İslâm ehlini öldürdüklerini bildirdi.

İmam Ahmet bin Hanbel rh: "Hariciler dinden çıkmış, ehli

İslam’a kılıç çekmiş, ehli İslâm'ın malını ve kanını helal

görmüştür." der.

Şam ehli ehli sünnet imamlarından ibn-i Teymiyye, haricilerin

ehli-Kıblenin kanını helal gördüklerini ve onların mürtet

olduklarına inandıklarını söyler.

Bu sıfat Devle Cemaati'nde var mı yok mu? Soruyorum

kardeşlerim, bu sıfat onlarda var. Onlar sizden mürtet diye

bahsediyorlar.

Cihat etseler de Nusret Cephesi'ni mürtet sayıyorlar, Ahraruş

Şam’ı, Fetih Ordusu'nu mürtet sayıyorlar.

İdlib’i küfür diyarı kabul ediyorlar. İslam diyarı değil. Halep de

aynı şekilde. Bu sözler garipsenecek şeyler değil herkes

tarafından biliniyor.

Böylece ilk sıfatları Ehli İslam’ı tekfir etmeleri. Peki, biz onları

tekfir ediyor muyuz? Hayır etmiyoruz.

Bu mesele o bana kâfir dedi, ben de onu tekfir ediyorum gibi

husumete dayalı bir mesele değil. Aramızda böyle bir

husumet yok.

Biz İslam’ını nakıs kılan şartlara göre amel ederiz. Bilakis

kendinden başka ilah olmayan Allah’a yemin olsun ki bu

onların konuşmalarıydı.

Altı ay boyunca onlarla insanların arasını düzeltmekmücadele

ettim. Hatta bu konuşan zatı hocalarından alimlerinden biri

olarak görürlerdi.

Ne zaman ki kan döküldü ve ben onları eleştirdim, siz

mürtetsiniz dediler.

Müslüman öldürmek bunların ilk sıfatıdır. İkinci sıfat

Müslümanları tekfir etmek. Peki, kardeşler ilk sıfat asli sıfat

mı? Evet, asli sıfat.

İkinci sıfat ise Müslümanları tekfir etmek. Size soruyorum

Müslümanları mücahitleri tekfir ediyorlar mi etmiyorlar mı?

Ya kardeşlerim bugün konuşmak istiyoruz. Konuşma ve

tartışma... Yani mesele geniş. Bu din meselesi.

Sen de ihtilaf ettiğin bir şey varsa, dersin hayır kardeş

Müslümanları tekfir etmiyorlar. Bugün Müslüman mücahitleri

tekfir ediyorlar mı? Evet, onları riddet sıfatı ile vasıflandırıyorlar.

Hatta bir zamanlar aynı çatı altında oldukları kişileri tekfir

ediyorlar. Bir zamanlar Şeyh Eymen Zevahiri Allah -onu

korusun- ile aynı çatı altında idiler. Bugün onu sefihlikle ve

çamurun eşeği vasfı ile sıfatlandırıyorlar. Âlimler içinde aynısı

söz konusu, aynı şekilde bugün bizle savaşan Rusya’nın ilk

burnunu sürttüren kimdi? Afganistan'daki mücahitler değil mi?

Bugün onları da riddet ile vasıflandırıyorlar.

İnşallah Şam'da Rusların burnu sürtecek. Bugün "Taliban'ın

Riddet Beyanının Açıklaması" adlı bir kitap yayınladılar.

Allah’tan selamet ve afiyet dileriz. Üçüncü sıfata gelelim, bu

sıfat asli-temel sıfat değil. İki sıfat asli sıfattır, Müslümanları

tekfir ve haksız yere öldürme.

Tekfir dinde yok gibi bir şey demiyorum. Tekfir Allah’ın

dinindendir. İslam usulünün asıllarındandır, fakat kim tekfir

edilir?

İslam’ı nakıs eden ameller yapan kâfir, şeriata uygun hüccet

beyanı ile tekfir edilir.

Üçüncü sıfat, hızlı bir şekilde okuyorum sizinde bildiğiniz gibi

bu genel bir konferans ve sizi bıktırmak istemiyorum.

Üçüncü sıfat bakın 1400 küsür sene tarih geçmesine rağmen,

onların çoğunun genç yaşta ve sefih ahlakta olmalarıdır.

Mücahidin küçük olması problem değil, lakin mücahitlerin

cemaatlerinin emirlerinin sefih ahlaklı olmaları sorundur. Sefih

şekilde düşünürler.

Hatta onlardan biri: "Size karşı savaş, Beşar rejimine karşı

savaştan daha evlâdır." dedi. 'Niye?' diye sorunca: "Siz

mürtetsiniz, Beşar asli kâfirdir." dedi.

Bu sefihlik değil de nedir? Bu en büyük sefihlik, ahmaklıktır.

Şu ahmaklığa bakın Beşar rejimini bırakıp Nusret Cephesi'ne,

Fetih Ordusu'na karşı savaşıyor.

Önce Beşar'ı bitir. Varil bombalarını durdur, mustazafları

kurtar, daha sonra istediğin gibi kimi tekfir ediyorsan et.

Beşar rejimini bırakıp gelip mücahitlerle savaşmak, bu

ahmaklıktandır.

Mücahitler Cisr eş-şuğur’a vardıklarında ne yaptılar hatırlarız

hepimiz. Mazotu kestiler. Marea tarafından ilerlemeye

giriştiler.

Başka bir konuma bakalım, Rusya müdahale ettiğinde Rusya

ve İran için bunlardan vazgeçip durmasıı gerekirken ne

bulursun?

Muşa Medresesi'ni ve etraflarındaki yerleri aldılar.

Subhanallah, bu en büyük ahmaklık değil midir? Vallahi

öyledir.

Dördüncü sıfata bakalım, dış görünüşteki salahiyet,

uygunluk... Subhanallah, yani hariciler ile ilgili hadisi dikkatle

incelemek gerekir.

Neden Rasulullah s.a.v. Buhari ve Müslim'de, haricilerle ilgili

on hadis zikretti.

Çünkü bu mesele açıklanmaya ihtiyacı vardır. İnsanların çoğu

şöyle der: "Sakalı var, savaşıyor, cihat ediyor ben nasıl

ayırayım?"

Bunun için bu iş âlimlere bırakılmalıdır. Rasulullah s.a.v. bu

sebeple haricilerden bahsetti.

İmam Acurri rahimehullah şöyle dedi: "Her kim, birinde harici

mezhebi görürse, onun namazının uzunluğu, kıratının

güzelliği,

çokça oruç tutması sizi aldatmasın." Mezhebi harici, yani

Müslümanları öldürmesi ve onları tekfir etmesi.

İnsanların bazıları: "Onlar nasıl harici olurlar? Aralarında

muhacirler, salihler vs. var." Müslümanları haksız yere öldürüp

tekfir ediyorsa namazının bir faydası yoktur.

Çünkü kimleri öldürdüler, kim biliyor? Sahabeden kimleri?

Habbab ve Ali rd. anhuma'yı öldürdüler.

Dördüncü halifeyi kim öldürdü? Hariciler öldürdü. İbn-i Mülcim

şöyle der: "Ali r.a.'ı öldüren kişiyi öldürmek istediler. Ve Ali'yi

öldüren kişi ağladı ve dedi ki,

düşünün Ali r.a.'ı öldürdü. Müslümanların imamını. Onu

öldürmek istediler ağladı ve 'Niye ağlıyorsun' dediler.

"Sürekli Allah’ı zikreden dilimden Allah'ın zikri kesilecek."

Güzel kelimeler fayda etmeyecek eğer Müslümanları tekfir

edip öldürdüyse.

Bunun için İbn-i Kesir r.a. Allah'ın şu ayeti hakkında şöyle der:

"Bu ayet çok büyük bir ayet.<De ki; size amellerinde en çok

hüsrana uğrayanları haber vereyim mi?> insanların en çok

hüsran olanları <dünya hayatında onların çabaları kaybolup

giden> kalplerinde <iyi iş yaptıklarını sandıkları halde>

Onlar mücahit. Hilafeti ikame ettiler diyorlar. İyi iş yaptıklarını

sanıyorlar. Lakin İbn-i Kesir şöyle diyor:

"Bu ayet hariciler için inmiştir. Hariciler için olduğunu

sanıyorum kendisinin hak olduğunu sanıyor. Allah ile kendi

arasında sadık, maalesef ki Müslümanları öldürüyorlar.

Onları tekfir ediyorlar. Zahiri salahiyet onlarda var mı yok mu?

Kardeşler, var.

Kısaca bir sonraki sıfata gelirsek, Allah’ın ayetlerini yanlış

anlarlar. Kâfirlere inen ayetleri Müslümanlara indirirler. Size bir

örnek vereceğim.

Bugün 'Bağdadi Cemaati', "Size yakın olan kâfirlerle savaşın."

ayetlerini okuyorlar ama 'yakın olan' olarak Müslümanları

işaret ediyorlar.

Kâfirlere inen ayetleri Müslümanlara indirirler. Bir örnek daha

vereceğim. "Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır."

ayetini okuyorlar. Ve diyorlar ki:

"Sen kâfir oldun çünkü kâfir ile ittifak ettin." [İttifak ettiği]

kâfirden kastettiği Allah yolunda cihat eden Mücahit!

Kâfirlerle ilgili ayetlere bakıyorlar Müslümana indiriyorlar.

Bakın İbni Ömer r.a. ne diyor: "Hariciler yeryüzü yaratıklarının

en şerlileridir, kâfirlere inen ayeti

götürüp Müslümanlara uygularlar." Bu sıfat Bağdadi

Cemaati'nde var mı yok mu? Var. Bir sonraki meseleye

gelirsek,

İbni Ömer r.a. hariciler için yeryüzünün en şerlileridir dedi.

Müslümanları tekfir etmeye, öldürmeye koyulur hatta o

adamın eşine gider ve

onlardan birisi onunla evlenir. Bu var mı yok mu? Elbette var.

Vallahi var!

Birçok mücahid biliyorum ağlıyor ve diyor ki: "Karım onları

hilafet zannedip onlara gitti. Ve 'kocan mürtettir' diyerek

onunla evlenmişler."

İbn-i Ömer r.a. bundan yaklaşık 1400 sene önce bunu

söylemiş. Bugün bu sıfat tekrar ediyor. Bu beşinci sıfat.

[Altıncı Sıfat]]Âlimler şöyle der: Hariciler Müslümanlara karşı

savaşmakta inisiyatif alırlar.

İbn-i Teymiyye r.h. der ki: "Sahabe ve onlardan sonraki alimler

ittifak etmişlerdir ki Haricilerle savaş bâğilerle(asilerle) savaş

gibidir.

Ancak Müslümanlara karşı savaşı ilk başlatanlar hariç. Ve

onların şerleri ancak onlarla savaşarak giderilebilir." (Menhec-

üs Sünne ve Nebeviyye)

Birkaç gün önce Adnani’nin hutbesini dinlersen böyle

olduğunu anlarsın, diyor ki:

"Cemaatleri ayıracağız, safları parçalayacağız, örgütleri

öldüreceğiz, yapacağız, yapacağız."

Biz deriz ki ey Devle Cemaati komplonu kur gözlerimiz

üzerinde. Yemen'deki Allah yolunda cihat eden yemen

aslanlarının günahı nedir?

Gidiyorsun saflarını bölüyorsun? Somali’de aynı şekilde,

gidiyor, cemaati ayırıyor. Libya aynı şekilde ve başka yerler...

Bu onların sıfatları. Bundan sonra bak âlimler ne diyor:

"Hariciler üzerlerine muvaffak olunmayan bütün

Müslümanların öldürülmesine çabalarlar."

İbn-i Teymiyye rh. şöyle dedi: "Haricilerin Müslümanlara

kötülüğü başkalarından daha çoktur.

Müslümanlara kötülükleri onlardan daha fazla olan yoktur.

Hatta Yahudi ve Hristiyanlardan da fazladır.

Öldürülmeleri caiz olmayan Müslümanların hepsini öldürmeye

çabalarlar. Bugün Müslüman biri mücahitler ile hariciler

arasında öldürülür.

Denilir ki bir safta öldürüldü. Lakin Salkin'e, Halep’e,

Serrmada'ya vs. ulaşan patlayıcı yüklü arabalar,

Müslümanların hepsini öldürme çabası değil mi kardeşler?

O zaman Müslümanları ekstra bir çabayla öldürmeye

çabalıyorlar, bunlar sadece onlarla savaşanlar değil.

Bomba yüklü araçla şehit edilen mücahitlerden sorun, Ebu

Halid es-Suri'den sorun.

Allah, onların eliyle şehit edilen âlimlerin şehadetlerini kabul

etsin. Yedinci veya sekizinci sıfata bakın, hariciler

naslardan müteşâbih olanlarına itibar ederler onları muhkem

ayetlere arz ederler. Kardeşler, Allah’ın dini, Kur’an ve Sünnet

iki kısımdır, muhkem ve diğeri ne? Müteşâbih. Muhkem olan

açık bir kelamdır. Örneğin “Kim kasıtlı olarak bir mümin öldürürse

cezası orada kalıcı cehennemdir. Allah ona kızar, lanet eder,

ona acı verici bir azap hazırlar” Bu ayet açıktır, Müslüman

haksız yere öldürmek haramdır, kim yaparsa yeri

cehennemdir. Onlar muhkem ayeti bırakıyorlar ne yapıyorlar?

Geliyorlar müteşâbih hadisleri getiriyorlar Rasulullah

s.a.v.’in Mercidabık ile ilgili hadisini

Getiriyorlar. Biz oradayız diyorlar. Bu hadis müteşâbih olarak

isimlendirilir. Bugün filan grup Mercidabık’ta savaşıyor.

Yarın filan grup orada olabilir. İki sene önce Mercidabık’ta

Beşar rejimi vardı. ‘Kim Mercidabık’taysa o haktır’ mantıklı bir şey midir?

Kim Mercidabık’ı aldı o hak. Kim kaybetti o hak değil. Hayır,

bu hadis müteşâbihtir. Hakkı Allah ve Resulü

s.a.v.’in sözünden biliriz. Doğu Guta’ya bakın,

Rasulullah s.a.v.: “Büyük

savaş (Melhame)günü Müslümanlardan bir grup Guta’da

olacaktır.” Buna göre kim Guta’yı alırsa hak kim alamazsa batıl mı? Bu

hadis müteşâbih diye isimlendirilir. Bugün de onlar muhkemi

bırakıp müteşâbihe dayanıyorlar. İbni Teymiyye rh. Şöyle dedi

ve böylece bidat ehli ve onlardan birinin onayladığı birbirine

benzeyen bir risale, hariciler gibi muhkemi bırakıp müteşâbihe

tabi olurlar. Kardeşler gelin peşi sıra gelen sıfata bakalım,

hariciler âlimlere. İlim ehli ve fazilet sahibi âlimlere iftira

atarlar. Dimi kardeşler Rasulullah s.a.v.’in

zamanından bugüne. İlk harici Huveysera kime iftira attı?

Rasulullah s.a.v.’e! Ki İnsanların en bilgilisi,

ilmin ve takvanın imamı! Kim, Rasulullah

s.a.v. Harici bir gün geldi ve Rasulullah

s.a.v.’e “Allah’tan kork.” dedi. Hatta “Ya Rasulullah”

demedi. “Allah’tan kork ya Muhammed, adil ol.” dedi. Hainlikle

kimi itham etti? Rasulullah s.a.v.: “Yazıklar

olsun sana ben adil olmazsam kim olur.” dedi. Ömer r.a.:

“Öldüreyim mi bunu?” dedi. Rasulullah s.a.v.:

“Hayır.” dedi. “Hariciler çok çıkacak. Bundan kavimler çıkacak,

onların namazının yanında namazınızı, oruçlarının yanında

orucununuzu küçümsersiniz.” Hariciler ile ilgili hadisler çoktur. Onların

sıfatı ilim ehline iftira etmeleridir. İbni Abbas r.a. bir gün geldi

onlarla münazara yapıyordu. Hayal et onlar sahabe bile değil.

Rasulullah s.a.v.:

“Sizden biri Uhud dağı kadar infak etse onların yanında hiçbir

Şeydir.” dedi. İbni Abbas r.a. gelir nereye? Haricilere.

Şöyle der: “İnsanların en hayırlılarından size geldim.

Sahabeden geldim. Sizde sahabeden kimse yok.” Hariciler

şöyle cevap verir: “İbni Abbas Kur’an okuyor, ama onu fıkıh

etmiyor, anlamıyor.” Allahuekber. Rasulullah

s.a.v. ibni Abbas için “Kur’an tercümanı, onu

insanlar içinde en iyi bileni” dedi. Onlar İbni Abbas’a sövüp,

Kur’an’ı fıkıh etmiyor diyorlar. Bilakis dinle Rasulullah

s.a.v. ne dedi: “Sonra kavimler gelir Kur’an’ı

okurlar, sonra ‘Kur’an’ı okumuştuk, kim bizden daha iyi okur

ve daha iyi bilir.’ derler.” Haricîlerin sıfatı neydi? Âlimlere, salihlere,

muslihlere sövmeleridir. Adnani’nin son konuşmasını

dinlerseniz ne dedi: “Şüphesiz biz sembolleri tutuşturduk,

yıktık ve putları yıktık.” Yani âlimler. Sonra söyler: “İşte bunlar -yani âlimler- çamurun eşekleridir.” Subhanallah. İlk zaman

haricileri gibi; Rasulullah s.a.v.: “Onlar

Kur’an’ı okurlar; ‘Var mı bizden iyi Kur’an okuyan, var

mı bizden iyi bilen.’ Derler. Sonra Rasulullah s.a.v.

şöyle dedi: “İşte bunlar cehennemin yakıtlarıdır.” Allah’tan

selamet ve afiyet dileriz. Bunun için hariciler âlimlere

müracaat etmezler. Ama hak ehli olan, âlimlere başvurur.

Adnani, son konuşmasında ne dedi: “Devle hakkında

şüpheli olan kişi, ‘Şüpheye düştüğün şeyi Nebi’ne sor ve

Devle’ye katıl.’ Yani insanların avamı. Böyle bir durumda Allah

subhanahu ve teâlâ kime sor diyor? ‘Âlimlere sor.’ Ne diyor:

“Zikir(ilim ehli)ehline sorun? Eğer ne iseniz? “Eğer

bilmiyor iseniz.” Soruyorum kardeşler bunlarda âlimlere iftira,

sövme mevcut mu? Mevcut. Güzel şimdi âlimlerin sözlerine

gelelim. İmam Şafi rh. ‘İtisam’ kitabında bunlar hakkında ne

dedi: “Fesadın aslı haricilerdedir.” Çünkü Selefi Sâlih’e ilk bunlar

sövmüştür. Lanet etmiştir. Hatta günümüzde de böyle.

Subhanallah. Bunu asrımızın yeni âlimleri söylemiyor.

Bugünün âlimlerinden konuşmuyorum, kimlerden? İbni

Teymiyye ’den, Şafi’den, İbni Hazım’dan, İbni Ömer’den.

O zaman 1400 sene önce başladı. Aynı manzara, aynı kıssa

bugün tekrar ediyor. Sonra biri gelip aynı şüpheye düşer,

çünkü âlimlere tabi olmamıştır. İmam Hasan rh. Şöyle dedi:

“Eğer fitne başlayıp devam ediyorsa onu kim tanır? Âlimler,

ilim ehli. Fitne yürüyüp gitti mi onu insanların avamından

anlarsın.” Gelen sıfata bakalım, onuncu sıfat. Haricilerde onları

yönetecek âlimleri yoktur. Ve dürüstlük de yoktur. Neredeyse onlarda

güvenilir bir kitap bulamazsın. Şeyhülislam İbni Teymiyye

hariciler için: “Onlar hakkında şeyleri avamın insanlarından

duyarsın. Onların ne kitapları ne de âlimleri vardır.” dedi. Tarihi

Taberi’de geçen Ali r.a.’nın bir sözünde; haricilerde ne

bir Kur’an kurr’ası, ne bir âlim, ne bir dinde fukaha, ne bir

Kur’an tevilini bilen âlim, ne de onlardan İslam’da öne çıkmış

kişiler bulabilirsin. Bu haricilerde bilinen büyük âlimlerden

birini bulabilir misin? Vallahi çok garipsiyorum bilinen

âlimlerden bir tanesini bile bulamazsın. Ancak yeni

yetmelerden bir genç geliyor, kendi içlerinde şişiriyorlar, sonra

sunuyorlar. Nerede âlimler, bütün âlimler hilafete karşı savaş

mı açtılar? Eğer bu hilafetse tabii! Subhanallah. Bunun için

âlimlerin olmaması onların sıfatlarındandır. Eğer âlimler kendi

taraflarında olursa onlar âlimdirler. Kitaplarını dağıtırlar. Şeyh Ebu

Katade Filistini’nin -Allah onu korusun- kitaplarını dağıtıyorlardı.

Biraz zaman geçtikten sonra onlara muhalefet edince, ona

Sövdüler. Değerini düşürmeye çalıştılar. Filan âlimlerin

kitaplarını dağıtıyorlardı, onların hepsi muhalefet edince,

onların itibarlarını düşürdüler. İlim ehli değilsiniz dediler. Ne

zaman ki yanlarında ilim ehli kalmayınca, Adnani çıktı:

“Elhamdülillah hilafeti başlattık, sembolleri yıktık.” dedi. Nerede

Âlimler? İlim ehli olmadan Allah’a nasıl ulaşırsın? Allah, “Eğer

bilmiyorsanız ilim ehline sorun.” diyor.

Bu acayip sıfatı bir dinle. Âlimler haricilerle ilgili:

“Onlar kendi yerlerinden bahsederken ‘Dârulislam’ derler.

Kendinden başka yerler için ‘Dârulküfür’ derler, “Orada şeriat

tatbik edilmiyor.” derler. Subhanallah! Kardeşlerim bu mevcut

mu onlarda yoksa yok mu? Mevcut. Onların yazılarını oku,

onların sözcüsü olan Adnani’nin yazılarını oku. Diyor ki: “İsyan

diyarından bize katıl -yani devletlerine- buradan başka yerde

şeriat tatbik edilmiyor!” Biz burada ne yapıyoruz? Dünyanın

bütün yerlerindeki mücahitler ne yapıyorlar? Somali, Yemen,

Libya’da ve başka yerlerde mücahitler neler yapıyor? Namaz

kılanlar, Allah’ın şeriatını tatbik eden mahkemeler ne yapıyor?

İyiliği emredip, kötülüğü nehy edenler ne yapıyorlar?

Subhanallah! Garipsenecek şey nasıl Müslüman gençlerin

akıllarında şüphe var. Lakin Rasulullah s.a.v.

şöyle buyurdu: “İşte o zaman da insanların çoğunun aklı

başından çıkıp gider.” Dinle. İbni Teymiyye -Allah ondan razı

Olsun- Mecmuâtul Feteva on üçüncü ciltte haricîlerin sıfatlarını

zikrettiği zaman: “İmamlarından, cemaatlarından, yurtlarından

ayrılırlar, kendi yurtlarını hicret diyarı, diğer yerleri

küfür diyarı diye isimlendirirler. Bu onlarda var mı yok mu?

Var. Sadece onların imamları, yurtları sadece onlarınkiler.

Diğerleri küfür diyarı. İslam diyarına katıl! Subhanallah!

Bir sonraki sıfata gelirsek, Harici cemaati kendilerinden bir

imam koyar, göreve getirir, onu müminlerin emiri diye

isimlendirir.

Ona muhalefet edenlerle savaşı vacip kılar. Şeyh Hassan

Mihel ve nihel’de haricilerden bahsederken; harici bidatı

imamettir. Kendi içlerinden olan imamı caiz görüp,

sancaklarını dikerler, kim onlara karşı çıkarsa savaşta onlara

yardım edilmesini vacip kılarlar, İbni Teymiyye Hariciler

hakkında: “İmamlarıyla, cemaatlarıyla, yurtlarıyla ayrıt edilir.”

Gelin bir de ahitleri, misakları bozmalarına gelelim. Allah azze

ve celle Kur’an da şöyle buyurdu: “Allah’ın ahdini misak ile

bağlandıktan sonra bozarlar. Allah’ın birleştirmesini emrettiği

şeyi ayırırlar ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte onlar

gerçekten hüsrana uğrayanlardır.” Musab İbni Sad r.a. :

“Babama sordum: “Kim bunlar?” Babası, “Bunlardan muradım,

Haruriyye, yani Hariciler. Onların sözlerini bozmalarına,

hilelerine bak, var mı yok mu?” Bakın şu olaya Tevhit

medresesine girdiler. Livâi Tevhid’in merkezine girdiler ve ‘Müzakere

yapmak için geldik.’ dediler. Ve onlar toplandılar sonra kendini

patlattı. Bu aldatma değil de nedir. Urim’deki haciz olayına bakın.

Bir hafta önce, kendinden başka tapılmayı hak eden ilahın

olmadığı Allah’a yemin olsun ki oradaki kardeşi ziyaret ettim,

dedi ki: “Bir adam bize geldi ve ‘Sizinle namaz kılmak istiyorum.’

dedi.” Namaz! Adamın biri savaşta seninle namaz kılmak için

gelse kılar mıyım kılmaz mıyım? Dedi ki: “Sizinle namaz kılmak

istiyorum.” dedik ki, ‘Buyur.’ Manzaraya bak! Avam

manzaraya bakar ve onunla aldanır. ‘Bize namazı sen kıldır.’

dedik. Toplandığımız zaman patlayıcı yeleğini çekti ve bizi

patlattı.” Bu kıssayı duydum lakin inanamadım.

Kendim bizzat onu ziyaret ettim ayağı kopmuş veya

parmaklarından bir kısmı kopmuş; çünkü yürüyemiyor. Dedi ki ‘Olay

böyle oldu.’ Bu aldatma değil mi? Bu aldatmanın zirvesi. Allah’tan selamet ve afiyet dileriz. Bununla ilgili şahitler çok. On

beşinci veya on altıncı sıfata gelirsek. Hariciler Müslümanlara

karşı onlar şeriatı tatbik etmiyorlar davetiyle çıkarlar. Var mı yok mu? Subhanallah! Asırlar geçti aynı şey. Müslümanlara

karşı çıkarlar; sen şeriatı tatbik etmiyorsun derler. Vallahi ilmi

kitaplar,

dokümanlar okuyorum. Yoksa İbni Teymiyye, İbni Hazım, Ali

bin Ebu Talip aramızda mı diyorum. Subhanallah! İbni Cerir rh.

Şunu anlatır: “Ali r.a. ve ona karşı ayaklanan haricilerden

biri arasındaki konuşma: ‘Harici, Ali r.a.’ya: ‘Ya Ali, adamlar

için Allah’ın dininde şirke düştün, Allah’ın şeriatını tatbik

etmedin. Allah’ın hükmünden başka hüküm yoktur.” dedi ve her

taraftan ‘Allah’ın hükümden başka hüküm yoktur.’ nidaları

yükseldi. Ali r.a. şöyle cevap verdi: “Bu kelime hak,

yalnız batılı murad ettiniz.” Tarih boyunca haricilerin

sıfatlarından biri ilim zayıflığıdır ve aralarında cehaletin yaygınlığıdır.

İbni Hacer r.h. hariciler hakkında şunları dedi: “Hariciler onlara

muhalefet edenleri tekfir edip, kanlarını, mallarını mübah

görüp zimmet ehlini bırakınca, şöyle dediler: ‘Bunlardan

sonra ehli zimmete ne?’ Müslümanları cihat ibadeti adına

öldürmeye uğraşırlar. Bütün bunlar kalplerindeki ilim nurunun

sönüklüğünden kaynaklanır. Haricîlerin sıfatlarından

kendilerine muhalefet edenleri irca ile suçlamalarıdır. ‘Filan

mürcielerdendir’ derler. Herhangi bir âlim bir konuda muhalefet

etse ona filan mürcieden derler. Subhanallah! Hatta âlimler

aleyhinedir. İmam Ahmed rh. Şöyle dedi: “Hariciler ehli sünnet

velcemaat’i mürcie’lik ile itham eder. Bu onların sözlerindeki

yalanıdır.” Haricîlerin başka sıfatı kendini beğenmişlik,

insanların avamının beğenisini çekme. Rasulullah

s.a.v. şöyle buyurdu: “Sizin içinizden bir

topluluk vardır, Allah’a yoruluncaya kadar ibadet ederler, ta ki

insanların beğenisini kazanırlar ve kendilerini beğenirler, okun

yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar.” İmam Ahmed rivayet etti.

Hariciler ümmet içinde Müslümanlar ve hilafet ihtilafında zuhur

ederler. Ali r.a. ve Muaviye r.a. arasındaki ihtilaf

sırasında zuhur ettiler. Yeni Şam cihadında gruplar

arasındaki ayrılıkta zuhur ettiler. Bunun için Rasulullah

s.a.v. hariciler için: “İnsanlar arasında tefrika

anında ortaya çıkarlar.”(Buhari),İmam Nevevi rh.: “İnsanlar

arasında ihtilaf ve tefrika vakti ortaya çıktılar.” Nedir bu ihtilaf?

Ali r.a. ve Muaviye r.a. arasındaki ihtilaf. Bakın

haricilerin bidatı, insanları tövbeye çağırıp, hızlı bir şekilde

dinden çıkarmaları. Hatta günümüzde Bağdadi cemaatinde

var. Kâtip koydular neden? Ey kardeşler, tövbesini alma kâtibi,

randevu günleri, çarşamba ve perşembe günleri, hatta

şeyhler bile gidiyor, orada tövbe etmeden onlara katılamıyor.

Girmeden önce gel küfründen tövbeni alayım! Var mı yok mu?

Ey kardeşler! Tarihler boyu bunun gibi mevcut. Ali r.a.’ya

bunu yaptılar ve şöyle dediler: “Ya Ali eğer Rabbine yönelir,

kendine öfkelenir, kendine küfründe şahitlik edersen ve tövbe

edersen artık bizimle senin arandakine bakarız bizlerden biri

olursun(Elbidaye ven-nihaye). Şeyh Selahaddin Rakka’ya,

onlarla barış, savaşı durdurma meselesi için gittiğinde onlar: “Tövbe

edene kadar bunu yapmayız çünkü onlar mürtettir.” dediler.

Bugünü gelince onlara kimse giremez ta ki ondan tövbesini

isteyinceye kadar. .tövbe isteme kapısını açtılar, onlara bu

vizeyi sundular. Haricîlerin sıfatı tartışmaya, medyaya,

hitabete ve insanları aldatmaya dayanmalarıdır. Ebu Abbas r.a.:

“Haricilerin hepsi çok tartışır, protesto eder, hatipleri ve

şairleri çoktur.” dedi.

İnsanlari dinleri ve akideleri ile imtihan etmeleri… Savaş ilk başladığında,

ilk damla kan döküldüğünde dedim ki onlara: “Mahkemeye

gelin. Kimin hüküm vermesini istiyorsanız,

hangi insan olursa olsun, istediğinizi seçin. Dediler ki

hüküm vermeyiz hatta onların halleri belli oluncaya kadar.

Haricilerin başka bir sıfatı, insanları haricilerin dini ile imtihan

etmeleridir.(Zehebi’nin siyeri’nden)Haricilerden bir muallimi

gönderdiler. “Yolda size gelen iki muhacir gördün mü? Onlara

ne oldu?” Onları imtihan ettim, imtihanı geçemediler.” Dinlerinde

imtihan etmeleri. Tarihler geçmesine rağmen sıfatları aynı,

sözleri güzel, eylemleri çirkin. Rasulullah

s.a.v. haricilerden bahsederken: “Sözü

güzelleştirirler, kötü ameller yaparlar ve Allah’ın kitabına

Çağırırlar. Onlarda Allah’ın kitabından bir şey bulamazsın.” dedi.

Onların konuşmalarını dinle. Adnani’nin son konuşması: “Ya

Amerika senin için geldik! Ya filan, yavaş ol Amerika” vs. lakin

yeryüzüne bak Marea yıkılmış, müşa medresesi yerle bir

olmuş. Öldürme ve yıkma görürsün, hitap Ya Amerika, Rusya,

İran dersin ki ‘Allahuekber Washington fethedildi’ ama ayakların

yere basınca ne görürsün ki, Marea’yı müşa medresesini

vuruyorlar. Bugün Hama’ya geçecek olursak bizimle onlar

arasında tarihi bıraktık, bugün tarih, 9 Muharrem ilk başlayan

savaşı biz başlatmadık. Bizimle onlar arasındaki rejimin yerlerini

Bıraktık. Oraya hücum etmedik ki onlarla çarpışmayalım. Ta ki

Şam’a doğru girersek, bu dediğimi hatırlayacaksınız, onlar

hücum edip bu yolu kesecekler; Allah’ın Merhamet edip

acıması müstesna. Bunu için Rasulullah

s.a.v.’in dediği gibi: “Sözü süsleyip

güzelleştirirler, ameli kötü yaparlar. Ahir zamanda bir topluluk

gelecek hakkı söyleyecek, lakin boğazlarından aşağı

geçmeyecek.” Yani salt kelamdan ibaret. Maslahat için

öldürmek haricilerin sıfatlarındandır. Filanı maslahat için

öldürür. Filan, öldür kardeş, problem yok maslahat! Harici

Kıtriy İbni Füceyl: “İnsanların iyiliği için birini öldürme münker

olmayan bir iştir.” dedi. Haricilerin sıfatları, takriben yirmi oldu.

Hakkı hangi taraftan olursa olsun kabul etmezler, nasihat da

kabul etmezler. İbni Kesir rh. Elbidaye vennihaye’de; “Bu darbe

insanlar içinden Âdemoğlunun(hariciler) en garip mizaçlarda

olanlardandır.” Yarattıklarını istediği gibi farklı farklı yaratan ve

büyük kaderi geçen Allah’ı tenzih ederiz. Hariciler için

seleften bazılarının söylediği söz ne güzeldir. Onlar Allah’ın

sözünü zikrederler “De ki: İnsanların amelce en çok hüsrana

uğrayanını haber vereyim mi?” dedi. Haricîlerin sıfatlarını son

iki sıfatla sonlandırıyorum. Umarım örnek alır ve

faydalanırsınız. Haricîlerin bir diğer sıfatı, fâsit, bozuk

ver’a(takva).Bazı işlerde takva bulursun, büyük işlerde takva

bulamazsın. İlk haricilere bakalım, Kayb İbni Ammad; çıktılar

ve Abdullah İbni Habbab’a r.a.’a geldiler, o fitnenin indiği

köyde idi. Onu aldılar. Hurma ağacından bir hurma kafasına

Düştü. Dinle nasıl takva! Onlardan bir adam hurmayı aldı

ağzına koydu. Onlar, “Bu hurma anlaşmalı olan zimmet

ehlinden bunda hayır mı alırsın?” dediler. Ve hurmayı çıkardı.

Sonra bir domuzun yanına geldiler. Onlardan biri domuzu

öldürdü. Hristiyan olan domuzun sahibine gittiler. Domuzun

bedelini sahibine ödediler. Habab r.a. onlara şöyle dedi:

“Sizin üzerinizde bu hurmanızdan daha büyük hakka sahip

şeyi haber vereyim mi?” Hariciler bu sahabeyi yere yatırmıştı.

Bu harici domuz cevap verdi: “Elbette! Ben Vallahi!

Buluğumdan beri namazı, orucumu, ramazanı hiç bırakmadım

ve birçok şey saydı.” Sonra onun yanına gelip öldürdüler.

Birkaç gün önce hac günü yayınladıkları bir bildiri okuyorum.

Bozuk takvayı dinle. Kurban bildiri. Bildiri “Kim kurbanı

kesiyorsa ve diğer kurban onu görmeyecek.” Bu sünnettir.

Herhangi kasap kurbanı keserken diğer kurban görürse bu

sünnete muhalif. Maalesef ki mücahidi getirdiklerinde bütün

topluluk içinde öldürüyorlar. Bu fasit takva onlarda var mı yok

mu? Ey kardeşler. Bundan sonraki sıfat husumette birden

parlama ve insanlardan merhametten en uzak olanları olma.

Uzun tarih geçmesine rağmen haricilerin sıfatı, tartışmalarında

birden parlarlar. Buhari ve Müslim’de geçen bir hadiste

Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu: “Münafığın

alâmeti üçtür, tartıştığında birden parlar. Bazı hariciler ile ilgili

kitaplarda hariciler, Osman rd. anhu için, ‘Deccal’ın fitnesinden

daha şiddetli’ dediler. Onlar bunu müminlerin emiri Osman r.a. için söylediler. Bugüne bakın şeyhlerden, âlimlerden biri

onlara muhalefet etti mi hemen ona; ‘O ajan casus, istihbarat,

müfsit, sahavat, mürtet’ vs. Ona her ismi koyarlar.

Subhanallah, mücahide nasıl sahavat diyor, biz biliyoruz ki

sahavat Amerikalıların mücahitlerle savaşması için

yetiştirdikleri kişilerdir. Nasıl oluyor bu? Amerika her gün geliyor

mücahitleri öldürüyor. Rusya, İran gelip mücahitleri öldürüyor.

Hala onların akılsızları ve buna kandırılanlar nasıl böyle iftira

atıyorlar. Böylece bazılarını tanıttık. Bu sıfatlardan yirmi beş

Yâ da otuzuna yaklaştık. Bunu adet olarak sınırlamayacağım,

bundan başka sıfat çok. Sizin de gördüğünüz gibi. Size Allah

için soruyorum, benim ve âlimlerin zikrettiği sıfatlar onlara

uyuyor mu uymuyor mu? Siz gördünüz. Kardeşler bu

konferans uzun sürdü sözlerimi sonlandırmak istiyorum

Anladım ki bunlar savaşı ifsat edecekler, bunlardan korunmak

için bunları anlattım ta ki Kıyamet günü Allah’ın huzurunda

korunayım ve tüm Şam ehli korunsun. Tam alıyordu kardeşler,

insanların bazıları şöyle diyor: “Neden bazı insanlar aldanıyor?”

Seleften birinin dediğini diyorum: Kim bizi Allah’ın dini ile

aldatırsa, aldanırız. İnsanlar Hilafet, İslam diyorlar. Vallahi

biz savaşıp kanımızı Laiaheillallah’tan başka bir şey için

akıtmıyoruz, Şam topraklarına kimse bir karış zapt edemesin

diye bu kelime için savaştık.

Lakin bazı insanlar bu gibi şeyler ile kandırıldı. Onlar içinde

bazı muhacir, salih kimseler ve başkaları

buluyorlar. İlk zaman haricileri Kur’an okuyor, ilim

görüyorlardı, Rasulullah s.a.v.

onları ‘Cehennemin köpekleri’ diye isimlendirdi. Köpeklikleri

Müslümanları öldürmeleri içindi.

Bazıları bazı gruplarda hata görüyor. Evet bazı gruplarda

hata çok ama sorun Müslümanları öldürme sorunu.

Bunun için Rasulullah s.a.v. Usame’ye

-Müslüman bir adamı öldürdüğünde; ne yapacaksın kıyamet

günü Lailaheillallah diyen birini öldürdüğün kişi geldiğinde!-

Bunun için Rasulullah s.a.v. şöyle dedi:

“Dünya’nın yok olması bir Müslümanın haksız yere

öldürülmesinden daha hafiftir.” Bunun için hatta onlara

muhabbet duyan, onlara destek olan, hatta kalbinde onlara

karşı sevgi olan, bu adamın kıyamet günü Allah’ın huzurunda

hasmıyız. Sen Allah katında ortağısın. Rasulullah

s.a.v. şöyle buyurdu: “Kim bir Müslümanın

öldürülmesine yarım bir kelimeyle bile yardım etse, -fakat

yardım-

kıyamet günü Alnında, Allah’ın rahmetinden ümitsiz yazacak. “

Allah’tan selamet ve afiyet dileriz. Sözlerimi bitiriyorum.

Onlarda sadıklar yok vs. kastettiğim bütün içinde olanlar fert

fert harici değil lakin onların batıl ve harici hilafetlerini

isimlendiriyoruz. Hilafetleri batıl ve harici. Bütün harici sıfatları

onlarda vuku buldu. Sözlerimi Devle Cemaatinin gençlerinin

geneline ve onlarla karşılıklı sevgi alışverişi içinde olanların

geneline ve kandırılanlara seslenerek bitiriyorum. Sana

acıyarak diyorum, bu sıfatları duydun, âlimlerin sözlerini

işittin, zannetme ki, ben kandırıldım demen kıyamet günü

seni kurtaracak. Kıyamet günü Allah’ın huzuruna hesaba

çıkacağın halden sana acıyorum. Ben kandırıldım.

Sloganlar,

kelimeler beni kandırdı diyeceksin. Allah sana şöyle diyecek:

“Okumadın mı emri? “Bilmiyorsanız ilim ehline sorun.” Allah’a ne

cevap vereceksin? Ya Devlenin askerleri, Allah’ın huzuruna

çıkacağınız durum için size acıyorum. Sen kâfirleri öldürdün,

mücahit mi zannediyorsun kendini? Kıyamet günü Allah’ın

huzuruna çıkınca ve bizde orada senin önünde durunca,

elimizde ezberlediğimiz Kur’an’ı göğüslerimizde taşıyor olarak ve

Lailaheillallah, Rasulullah s.a.v.’in sünnetini

kalplerimizde taşıyor olarak Allah’ın önünde sana hüccet olarak

sunacağız. Ey Devle’nin askeri Allah’ın huzurunda duracağın

halden korkuyorum, Allah yolundaki eğer binlerce mücahitlere

düşmanlık yaptın, onları haksız yere tekfir edip kanlarını

döktün, onları haksız yere öldürdün. Bazıları bu kadar

anlattıklarımdan sonra hala ikna olmadıysa, derse ki ikna

olmam orada hilafet var iki taraftan savaş oldu. Sana şunu

Derim: “Bugün Devle ’ye sor. Bütün aramızda geçenlerden

sonra Müslümanlarla savaşı durdurmaktan razı olur mu,

barışa razı olur mu?” Sana bunların hepsi imkânsız derler.

Hangi sebeple? Çünkü onlar bizi mürtet olarak görüyor.

Mürtetlerle ateşkesi haram görüyorlar. Sulhu ve savaşı

durdurmayı kabul edilemez görüyorlar. Allah’ın kullarına kendi

katından merhamet etmesi müstesna. Hay, Kayyum olan

Allah’tan kıyamet günü huzurunda mâzeret sahibi kılmasını

istiyorum. Bu kelimeler duyana yeter. Rasulullah

s.a.v.: “Hariciler cehennemin köpekleridir.

Allah katında yaratıklarının en şerlileridir.” dedi. Haktan

sonra ancak sapıklık vardır.

Allahumme Ya Hayyu Ya Gayyum, Azim olan isminle sana

soruyorum.....
 

hebbit kerrih

İyi Bilinen Üye
Site Emektarı
Üye
içlerinde hariciler olsa da hepsine topyekun harici cehennem kopegi vs demek dogru degil bence. Konuyla alakalı tarık ebu abdullah'ın hariciler dersleri var dinlemebilir. Selametle.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt