Çözüldü Zayıf Hadisle Amel Olur mu?

A Çevrimdışı

Askalani

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Selamunaleykum ve Rahmetullah
zayıf hadisle amel edilir mi?
bunu bir örnekle açıklayabilirmisiniz kardeşler..
amel edilmez diye biliyorum ama mezhep olayı girince işin içine amel edildiğini idda ediyorlar...biraz kafam karıştı...
Rahmana emanet olun ...
selametle..
 
ABDULHAK Çevrimdışı

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
sahabe;138536' Alıntı:
Selamunaleykum ve Rahmetullah
zayıf hadisle amel edilir mi?
bunu bir örnekle açıklayabilirmisiniz kardeşler..
amel edilmez diye biliyorum ama mezhep olayı girince işin içine amel edildiğini idda ediyorlar...biraz kafam karıştı...
Rahmana emanet olun ...
selametle..
Zayıf Hadisle Amel (!)
Zayıf hadis, sahih veya hasen hadisin taşıdığı şartların birini veya birkaçını taşımayan hadistir. Bu şartların bulunup bulunmadığı, hadisin çeşitli yönlerden tetkik ve tenkide tabi tutulmasıyla anlaşılır.
Söz gelimi, hadisin râvisi adaletindeki kusur sebebiyle, zabtının zayıflığı, seneddeki kopukluk, râvinin kendindan daha sika bir râvi veya râvilere aykırı rivayeti... sebebleriyle hadisin Peygamber'e ait olduğu zayıf kabul edilir.


Hadislerin zayıf olması genelde 2 sebebten kaynaklanmaktadır.
1.si senette herhangi bir kesintinin olması, diğeri ise râvinin adalet ve zabt vasfıyla ilgili; (Yalan, Yalan söylemekle itham olunmak, Fısk, Cehalet, Bid'at; Çokça yanılmak, Gaflet, Vehim, Muhalefet (ravinin kendinden daha güvenilir birine muhalefet etmesi), Su-i hıfz, gibi ilk beşi adalet ikinci beşi zabt vasfına yönelik bir tenkidin bulunmasıdır.


Zayıf hadisler şu şekilde tasnif edilmiştir:

1- Senetteki kopukluk (muttasıl) yüzünden zayıf olan hadisler; Muallak, Mursel, Mudelles, Munkatı, ve Mu'dal , (muttasıl olduğu bilinmeyen) Muan'an ismini alır.
2- Râvisinde adalet şartı bulunmadığından dolayı tenkid yüzünden zayıf' olan hadisler; Mevzu; Mechul, Mubhem (yalancılık ve günah işleme dolayısıyla), Munker, Şaz;
3- Râvisi zabt özelliğini taşımadığı için zayıf olan hadisler ise; Munker, Muallel, Mudrec, Maklub, Metruk, Muzdarib, Musahhaf, Muharref ve Şaz ismini alırlar.
Bazı fırkalar aksini söylemişse de peygambere yalan haber isnad etmenin küfürden sonra en büyük günah olduğunda şubhe yoktur. Böyle bir hadisi kabul etmek de şöyle dursun (uydurma/mevzu) olduğunu bile bile bunu açıklamadan rivayet etmek bile kesinlikle haramdır.

Zayıf hadislerin helal, haram, akaid ve ahkam ile ilgili olanları hariç, terğib, terhib ve amellerin fadiletleri ile ilgili olanlarını zayıf olduklarını açıklamadan da rivayet etmek caizdir. Ahmed b. Hanbel, Abdurrahman b. Mehdi ve Abdullah b. el-Mubârak gibi büyük imamların, amellerin fadiletlerine dâir hadislerin rivâyeti hususunda daha musamahakar davrandıkları tür vakıadır.
Her ne kadar senedin zikredilmesi hadisin kıymetini ifade etmekle eşdeğer kabul ediliyorsa da, konunun uzmanlarının iyice azalmış olması itibariyle bu kısmın bile zayıf olduğunu açıklamak suretiyle rivayet etmek gerektiği ifade edilmiştir.

Zaten klasik ya da daha sonraki dönemlerde birçok alimin bu gibi hadisleri rivayet etmeleri şu gerekçelere dayandırılmıştır;
1. Zayıf hadisleri bilip tanımak,
2. Başka tarikten rivayet edilen benzer hadisleri takviye etmek amacıyla itibar ve istişhad etmek,
3. Muhtemel değerlendirme hatalarından dolayı kaybedilmek istenmeyen bilgileri daha sonraki alimlerin tetkikine sunmak,
4. Helal, haram, ahkam ve akaid ile ilgili konuların dışındaki amellerin fadiletine dair terğib ve terhib ile ilgili zayıf hadislerin rivayetinde gösterilen musâmaha.


Ahmed bin Hanbel'in bu konuda meşhur sözü şöyledir:

إذا روينا عن النبي ﷺ في الحلال والحرام والسنن والأحكام تشددنا في الأسانيد، وإذا روينا في فضائل الأعمال وما لا يضع حكماً ولا يرفعه تساهلنا في الأسانيد​
“Nebî ﷺ’den helâl-haram, sünnetler ve hükümler hakkında rivayet ettiğimizde isnadlarda titiz davranırız; fadiletli ameller ve bir hüküm koyup kaldırmayan konularda rivayet ettiğimizde ise isnadlarda daha musamahalı davranırız.” (el-Câmiʿ li Ahlâki’r-Râvî, C. 2, Sf: 162; Şerhu ʿİleli’t-Tirmizî, C. 1, Sf: 65)

İmam Nevevî şöyle der:

قال العلماء من المحدثين والفقهاء وغيرهم: يجوز ويستحب العمل في الفضائل والترغيب والترهيب بالحديث الضعيف ما لم يكن موضوعاً​
“Muhaddisler, fakihler ve diğer âlimler demişlerdir ki: Uydurma olmadığı sürece fadiletler, teşvik ve sakındırma konularında zayıf hadisle amel etmek câiz ve mustehabdır.” (Nevevî , el-Ezkâr, Mukaddime, Sf: 7–8 - Dâru’l-Minhâc baskısı- ; el-Mecmûʿ Şerhu’l-Muhezzeb, C. 3, Sf: 523)

İbn Hacer el-Askalânî de şöyle der:
اشتهر بين أهل العلم التساهل في إيراد الأحاديث الضعيفة في الفضائل، بشرط ألا يكون الضعف شديداً، وأن يكون أصل العمل ثابتاً، وألا يعتقد ثبوت الحديث عند العمل به​
“Âlimler arasında fadiletler konusunda zayıf hadisleri nakletmede müsamaha göstermek meşhur olmuştur; ancak şu şartlarla: zayıflığı şiddetli olmayacak, genel bir şer’î asıl altında bulunacak ve onunla amel eden kişi hadisin kesin sabit olduğuna inanmayacaktır.”
(İbn Hacer el-Askalânî,
Tebyînu’l-ʿAceb bimâ Verade fî Şehri Receb, Sf: 23; İbn Hacer el-Askalânî, en-Nuket ʿalâ İbni’s-Salâh, C. 1, Sf: 462)

Celâleddîn es-Suyûtî de şöyle der:
يجوز عند أهل الحديث وغيرهم التساهل في الأسانيد ورواية ما سوى الموضوع من الضعيف والعمل به في فضائل الأعمال​
“Muhaddislerin ve başkalarının yanında, uydurma olmayan zayıf hadislerin isnadlarında musamaha göstermek, onları rivayet etmek ve fadiletli amellerde onlarla amel etmek caizdir.” (Celâleddîn es-Suyûtî, Tedrîbu’r-Râvî, C. 1, Sf: 298)


Şeyh Muhammed Nâsıruddîn el-Elbânî de şöyle der:

لا أرى العمل بالحديث الضعيف مطلقاً، لا في الأحكام ولا في الفضائل، لأن عامة الناس لا يفرقون بين الصحيح والضعيف​
“Ben zayıf hadisle mutlak olarak amel edilmesini uygun görmüyorum; ne hükümlerde ne de fadiletlerde. Çünkü insanların çoğu sahih ile zayıfı ayırt edemez.” (Muhammed Nâsıruddîn el-Elbânî, Tamâmu’l-Minne, Sf: 34–35)


إن العمل بالحديث الضعيف في فضائل الأعمال لا دليل عليه، بل الواجب الاقتصار على ما صح عن النبي ﷺ​
“Fadiletli amellerde zayıf hadisle amel etmeye dair bir delil yoktur. Aksine vâcib olan, Nebî ﷺ’den sahih olarak gelenlerle yetinmektir.” (Muhammed Nâsıruddîn el-Elbânî, Silsiletu’l-Ehâdîsi’d-Dâʿîfe, C. 1, Mukaddime, Sf: 47-49)


Şeyh'ul İslam ibn teymiyye rahimehullah, Mecmûʿu'l-Fetâvâ'da fadiletli amellerde / فضائل الأعمال zayıf hadisle amel edilmesini mutlak olarak değil, belirli şartlarla câiz gören âlimlerin görüşünü nakletmiş ve kendisi de bunu açıklamıştır:

: قال شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله
ولا يجوز أن يُعتمد في الشريعة على الأحاديث الضعيفة التي ليست صحيحة ولا حسنة، لكن أحمد بن حنبل وغيره من العلماء جوَّزوا أن يُروى في فضائل الأعمال ما لم يُعلم أنه ثابت إذا لم يُعلم أنه كذب، وذلك أن العمل إذا عُلِم أنه مشروع بدليل شرعي، ورُوي في فضله حديث لا يُعلم أنه كذب، جاز أن يكون الثواب حقًّا، ولم يقل أحدٌ من الأئمة: إنه يجوز أن يجعل الشيء واجبًا أو مستحبًّا بحديث ضعيف، ومن قال هذا فقد خالف الإجماع
​
Şeyhu'l'islâm İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir:
"Sahih veya hasen olmayan zayıf hadislere şeriatta dayanmak câiz değildir. Ancak Ahmed b. Hanbel ve diğer bazı âlimler, yalan olduğu bilinmeyen rivayetlerin fadiletli ameller konusunda rivayet edilmesine izin vermişlerdir. Bunun sebebi şudur: Bir amelin meşruiyeti şer'î bir delille zaten sabit olmuşsa ve onun fadileti hakkında yalan olduğu bilinmeyen bir hadis rivayet edilmişse, o sevabın gerçekten var olması mümkündür. Fakat imamlardan hiç kimse, zayıf bir hadisle bir şeyin vâcib veya mustehab kılınabileceğini söylememiştir. Kim bunu söylerse icmâya aykırı davranmış olur." (İbn Teymiyye, Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 18, Sf: 65–66 - Dârû'l-Vefâ tahkiki; baskılara göre sayfa numarası birkaç sayfa farklılık gösterebilir).
Aynı cildin başka yerinde şöyle der;

إذا روي الحديث في الترغيب والترهيب، ولم يعلم أنه كذب، جاز أن يروى ويعمل به إذا لم يثبت في الباب شيء يدفعه، وكان أصل العمل ثابتاً بدليل شرعي​
"Bir hadis terğîb ve terhîb (teşvik ve sakındırma) hakkında rivayet edilmiş olur ve onun yalan olduğu bilinmezse, o rivayet edilebilir ve onunla amel edilebilir; şu şartla ki:
O rivayeti reddeden sahih bir delil bulunmamalıdır.
O amelin aslı şer'î bir delille zaten sabit olmalıdır." (
İbn Teymiyye, Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 18, Sf: 250 - Dârû'l-Vefâ tahkiki; baskıya göre küçük farklılıklar olabilir).

Farklı eserinde ;
وأما العمل بالحديث الضعيف في فضائل الأعمال فإنما هو إذا لم يعلم أنه كذب، وذلك فيما كان أصل العمل ثابتاً بدليل آخر، لا أنه يثبت به حكم شرعي​
"Fadiletli amellerde zayıf hadisle amel edilmesi ancak onun yalan olduğu bilinmediği zaman söz konusu olur. Bu da ancak o amelin aslının başka bir delille sabit olması hâlindedir. Yoksa zayıf hadisle yeni bir şer'î hüküm sabit olmaz." (İbn Teymiyye, İktidâu's-Sırâti'l-Mustakîm, C. 1, Sf: 497-498 - Muhammed Hâmid el-Fıkî tahkiki)

فأما إذا علم أن الحديث كذب فلا يجوز أن يروى إلا مع بيان حاله، ولا يجوز أن يستحب شيء بحديث موضوع باتفاق العلماء​
"Hadisin yalan olduğu bilinirse, durumu açıklanmaksızın rivayet edilmesi câiz değildir. Uydurma hadisle herhangi bir şeyin mustehab kabul edilmesi ise âlimlerin ittifakıyla câiz değildir."
(İbn Teymiyye, el-Kâʿidetu'l-Celîle fi't-Tevessul ve'l-Vesîle, Sf: 162-163 - çeşitli baskılarda küçük sayfa farklılıkları olabilir)



İbn Teymiyye'nin bu metinlerden çıkan esaslar şunlardır:
- Akîde zayıf hadisle isbat edilmez.
- Helâl-haram zayıf hadisle belirlenmez.
- Vâcib ve mustehab hükmü yalnız zayıf hadisle konulmaz.
- Uydurma hadisle hiçbir şekilde amel edilmez.
- Zayıf hadis yalnız:
fadiletli amellerde,
amelin aslı sahih delille sabit ise,
rivayet çok zayıf veya uydurma değilse,
sahih delile aykırı değilse kullanılabilir.

Cumhurun görüşü: Fadiletli amellerde, uydurma olmayan ve şiddetli derecede zayıf bulunmayan hadislerle, amelin aslı başka delille sabit olmak şartıyla amel edilebilir.
İbn Teymiyye: Bu görüşü kabul eder; ancak zayıf hadisle yeni hüküm, vacib veya mustehablık tesis edilemeyeceğini açıkça vurgular.
Elbânî: Şartları kabul etmekle beraber, uygulamada zayıf hadisle amel edilmesini çok sınırlı görür ve çoğu durumda terk edilmesini tercih eder.



Âlimler arasında oldukça fazla tartışmalara vesile olan hatta bazılarınca re'ye tercih edilen zayıf hadislerle amel edilmesi konusunda üç temel görüş ileri sürülmüştür:

1. Zayıf hadisle hiçbir konuda asla amel edilmez,

(Yahya b. Main'den nakledilen bu görüşü, Buhari ve Muslim'in yanısıra İbn Hazm ve Ebû Bekr İbnu'l-Arabi benimsemiştir.)
2. Zayıf hadisle her konuda amel edilebilir,
(Ahmed b. Hanbel ve Ebu Davud "zayıf hadis re'y, yani kıyastan daha iyidir" diyerek bu görüşü tercih etmişlerdir.)
3. Amellerin fadiletleri ile ilgili konularda belli şartlara bağlı olarak amel edilir.

İbn Hacer el-Askalâni bu şartları şöyle sıralar ;

a. Hadis aşırı derecede bir zafiyet (zayıf) taşımamalıdır. Buna göre mevdu, metruk ve munker hadislerle kesinlikle amel edilemez.
b. Kitab veya sünnete dayalı olarak amel edilen sabit bir asla dayanmalıdır.
c. Kendinden daha kuvvetli bir delile muhalif olmadığı gibi, haber hakkındaki zayıflık kulak ardı edilip unutulmamalıdır.

Dün olduğu gibi bugün de taraftarları mevcud olan bu görüşlerden, birinci ve ikincisi biraz abartılı, amellerin fadiletleri ile ilgili konularda şartlı kabulü savunanlar daha isabetli görünmekle beraber hadis teriminin tarih içinde geçirdiği evrelerden Tirmizi öncesi zayıf hadis ile Tirmizi sonrası terminolojik gelişmeyi dikkate almaları gerekmektedir.
Zira Tirmizi öncesi dönemde zayıf hadisin kapsamında değerlendirilen merviyyatın bir kısmı Tirmizi sonrası dönemde Hasen hadis ismiyle ayrı bir kategorik değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Aksi takdirde kaynaklardaki bilgileri kusursuz değerlendirmek imkansız hale gelir ve ciddi bir takım hatalara düşmek kaçınılmaz olur.

(Zehebi, el-Mukıza, 33-54; Ahmed Muhammed Şakir, el-Baisu'l-hasis, 44-102; Ahmed Naim, Mukaddime, 270-272; 282-349; Subhi es-Salih, Hadis İlimleri, (trc Prof. Dr. M. Yaş'ar Kandemir), 137-180; 225-236; Prof. Dr. İsmail L. Hakan, Hadis Usulû, 131-147; Ana hatlarıyla Hadis, 195-201; Prof. Dr. Talat Koçyiğit, Hadis Istılahları, 467-470).
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt