adlandırabilmek ve ne olduğu anlaşılabilsin diye meditasyon diye yazdım.
yoksa reiki , yoga vb.. şeylerin bundan kurtulmak için yeterli olmadığını islam'i düşüncede olan birisininde bunların peşinden gitmemesi gerektiğinin farkındayım.
zihni boşaltıp uzun süre durmanın gerçekten çok ama çok büyük etkisi var çünkü bu rahatsızlıklarda düşünce sarmalları çok fazla oluşuyor ve girdab gibi içerisinde debeleniyorsunuz.
adeta resetleniyorsunuz gibi ve kafanız çok berraklaşıyor konsantre olup zihni boşaltıp yatış pozisyonunda öyle kalmanın.
bunlar benim kendi deneyimlerimlerimden aktardıklarım.
reiki , yoga, bioenerji , doktorlar (psikiyatri , noroloj)
hocalar (en az 30) vb.. benim bu alanda denemediğim hiçbir şey kalmadı kurtulmak için.
deneyimlerimi tüm çıplaklığıyla anlatsam buradaki çoğu kişi kaldıramaz ama benim zaten kaybedecek hiçbir şeyim olmadığı için hepsini denedim.
Saygılar.
Ben de meditasyonu, "sizin kastettiğiniz anlamda" oldukça faydalı görüyorum ve bu anlamdaki meditasyon İslam'daki "tefekkür"le tamamen uyumlu. Bu sebepten ötürü kendim "tefekkür" demeyi tercih ediyorum ama bir Müslüman meditasyon deyince de, genel olarak bunu kastettiğini düşünüyorum; sizin de dediğiniz gibi bir din rütüeli olarak değil yani.
Güncel: (
@hutbetussahra ahi de belirtmiş, yorumunu sonradan gördüm.)
Bu arada yaşadığınız zorluklar karşılığında Rabbim ecrinizi bolca versin dilerim. Nitekim bu kadar ağır durumlar olmasa bile, her birimiz dönem dönem sıkıntılı psikolojik sorunlardan geçmişizdir; zihnin algısı, iç huzuru vs perdelenince çıkış rotası bulmak da, sakin olmak da kolay değil.
bu sıkıntıları yaşadığımı ve hala hafifte olsa etkileri bulunduğu için yazma gereği hissettim.
ayrıca önerilerde bulunurken dışardan bunu yaşamamış birisi olarak değilde sıkıntıları en derininde hissettiğim bilinsin diyede yazdım.
evet 20 senedir atak yaşamadım %80-90 oranında atlattım ALLAH'a şükür.
ben zaten ilk 6-7 ayda bunun tamamiyle piskolojik olmadığını anladım , çünkü kuran'dan sure okuduğumda vucudumda inanılmaz kasılmalar / enerji geçişleri / sıkışmalar oluyordu ve sonrasında inanılmaz rahatlıyordum.
sonrasında dua ve sure'lere devam ederek çoğunluğunu atlattım gibi ama hafifte olsa hala etkileri mevcut davranışsal ve kafamın biraz bulanık olması vb.. gibi.
benim denemediğim şey kalmadı bundan kurtulmak için yazsam bir 10 sayfa yazabilirim doktorlar , hocalara gitmeler vb..
ne yapınca iyi etki gösteriyor ne yapınca kötü oluyorum vb..
şunu diyebilirim. arkadaşlar özgür değiliz bir hapis ve tutukluluk yaşamında gibiyiz bunu tamamen kurtulduğunuzda anlıyorsunuz ve diyorsunuzki hayat bu kadar basit ve kolaymıymış ben neler yaşamışım.
bu sıkıntıları derinden yaşayan arkadaşlara önerim sure ve dua okumaları
eğerki vucutta kasılmalar enerji geçişleri kafada sıkışma vb.. durumlar oluşuyorsa ve sonrasında rahatlıyorsanız bu büyük oranda sizdeki rahatsızlığın piskolojik olmadığını gösterir.
ve evet inanılmaz sıkıntı yaşıyorsunuz ama bu durumu gördükten sonrada imanınız kat ve kat artıyor. bizlerin sadece bedeni varlıklar olmadığımızı sure okuyarak bu tür etki ve rahatlama sağlayabiliyorsam kuran'ın gerçek olduğu fikrini derinden görüyorsunuz ve imanınız katlanıyor zaten.
mücadeleyi asla bırakmayın yapabileceğinizin en iyisini yapın ve asla geçmişe takılı kalmayın ,
ben çok sıkıntı çektim neden yaşıyorum bunları / hayatım alt üst vb.. düşünce sarmallarına girmeyin.
abdestli gezin mümkün mertebe , ALLAH'A dua edin , sure okuyun
düzenli spor yapın , zihni boşaltıp bir süre öyle kalmayı deneyin
sigara çay kahve tüketmeyin (evet ilginç ama bunların 3'ünü bile kullanmazsanız %50 zaten iyi oluyorsunuz)
Panik atakla ilgili olarak -ki geçmişte ben de yaşamıştım ve elhamdülillah atlattım- "hiperventilasyon" durumunu çok iyi bilmek gerekiyor. Bunu internette aratırsanız daha etraflıca bilgiye sahip olabilirsiniz. Ben şu şekilde özet geçeyim:
Sık ve yüzeysel solunum yaptığımız zaman, vücuda düzensiz oksijen girişi sebebiyle kandaki karbondioksit miktarı azalıyor (ki belli bir dengede olmak zorunda) ve bunun ardından adrenalin hormonu salınıyor. Normalde bu hormonu bilirsiniz; heyecan hormonudur ve tehlikeli durumlarda salgılanır. Maksadı: bir tehlike karşısında kişiye ani bir enerji sağlamak, savaşması veya kaçması için gereken gücü vermek.
Bu hormonun etkisiyle kandaki şeker oranı aniden yükselir (bu enerjiyi sağlar), nabız artışıyla kan, yüksek miktarda gereken organlara taşınır. Ancak aynı zamanda, damarların büzüşmesi sebebiyle kan cilt yüzeyinden iç dokulara doğru çekilir. El-ayak soğuması bu sebeple olur ve bunun mantığı da "savaş ya da kaç" sırasında oluşacak bir dış yaralanmada daha az kan kaybını sağlamaktır. Kısaca, elhamdülillah, bu hormon yaratılışımızın mükemmel sistemlerinden birinin parçasıdır.
Panik ataktaki sorun ise, bu hormonun tehlike anında değil de, yanlış solunum neticesinde bozulan karbondioksit dengesi sebebiyle "maksat dışı" tetiklenmesi.
Ve çözüm, bu mantığı bilmenin ardından otomatik olarak geliyor: Gün içinde solunumumuza dikkat edersek, sakin ve doğal akışta solunum yaparsak, panik atak hiç tetiklenmez inşaAllah. Bunun için arada sırada kendimizi kontrol etmemiz gerekiyor; bilhassa omuzlar kasılı halde, gerginse, nefesin de yüzeysel hale gelmesi durumu var.
Ve diyelim ki dalgınlıkla fark etmedik ve adrenalin tetiklendi. Bu durumda da bunun sadece bize dost bir hormon olan adrenalin olduğunu fark edip sakin kalmak, korkmamak ve kanda düzeyi düşen karbondioksiti daha hızlı yerine koymak gerekiyor. Bunun için:
İki elimizi birleştirip, sakince kendi avucumuza soluyup soluduğumuz havayı geri almak gerek. Biraz sakinleşme hissedilir hissedilmez normal solunuma geri dönülebilir.
Bu arada, kişinin durumu çok yoğun değilse, enerjiyi harcamak üzere aktif hareket etmesini tavsiye edebilirim. Mümkünse hızlı yürüme, koşu veya bunların yerini tutabilecek herhangi bir aktivite. Kandaki şeker harcandığında sakinleşme hızı da artar. Ancak yoğun baş dönmesi varsa, yerinde kalıp bahsettiğim şekilde soluyarak adrenalinin etkisinin geçmesini beklemek daha iyi olacaktır.
Yaşayan herkese kolaylıklar dilerim bu durum için, ki dediğim gibi bunu geçmişte yaşamış biri olarak zorluğuna birincil şahidlerdenim.