Haber OdaTV: Kendisine Musa Hoca diyen bir kişi: "Atatürk'ü Seven Kafir Olur"

Mubadil

ölüm davetcisi
İslam-TR Üyesi
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü hedef alan videolar çeken "Musa Hoca" isimli kişi yayınladığı videoda, "Atatürk'ü seven kimselere nasihatim şudur; tövbe ediniz. Etmezseniz kafir olursunuz." diye konuştu.

Davet Minberi adlı kanal oluşturan ve sosyal medyada bu isimle yayın yapan kişinin söylemleri tepki çekti.
 
Son düzenleme:

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
İftira temeline yatırılmış bir sunum.. (Güncel: Musa Hoca baştan sona haklı, Oda tv'nin bu videoyu insanlara sunarkenki sözlerine iftira diyorum )

Atatürk'ü seven değil; benimseyen ve seven, ilke ve inkılapları ile... Yani yaptıklarını bildikleri halde seven.

Bize okullarda, şapka kanununa uymayanlara yaptıkları anlatılmamıştı mesela...

Veya "devletin dini İslam" maddesinin anayasamızdan sonradan kaldırıldığı...

Atatürkün bastırdığı tarih kitaplarında Peygamberimize (sav) karşı yapılan aşağılamalar...

Halifeliğin kaldırılması için ise: ben 4 büyük halifeden sonra halife olduğunu bile bilmiyordum ki, kaldırılan halifeliğin "İslam'ın 4 büyük halifeden beri süregelen halifelik" olduğunu akledebileyim. Padişahlık ile ilişkili bir yapı sanıyordum.

Tarih dersim 2 falandı bu arada, ders bitse de eve gitsek derdindeydim. Lise mezunu olduğum halde durum bu. İlkokul okuyan veya onu bile okumayan ve okulu benim gibi okuyanlar Atatürkü ne bilsin. "O olmasa idi babamız Hans olurdu" ve "bizi düşmandan kurtardı", ortalama bilinen bu. İnsan böyle düşününce sever yani... Ve bunlara kafir denilmez, ki hocamız da bu kesimi kastetmiyor.
 

Hakka-Davet

Üye
İslam-TR Üyesi
İftira temeline yatırılmış bir sunum..

Atatürk'ü seven değil; benimseyen ve seven, ilke ve inkılapları ile... Yani yaptıklarını bildikleri halde seven.

Bize okullarda, şapka kanununa uymayanlara yaptıkları anlatılmamıştı mesela...

Veya "devletin dini İslam" maddesinin anayasamızdan sonradan kaldırıldığı...

Atatürkün bastırdığı tarih kitaplarında Peygamberimize (sav) karşı yapılan aşağılamalar...

Halifeliğin kaldırılması için ise: ben 4 büyük halifeden sonra halife olduğunu bile bilmiyordum ki, kaldırılan halifeliğin "İslam'ın 4 büyük halifeden beri süregelen halifelik" olduğunu akledebileyim. Padişahlık ile ilişkili bir yapı sanıyordum.

Tarih dersim 2 falandı bu arada, ders bitse de eve gitsek derdindeydim. Lise mezunu olduğum halde durum bu. İlkokul okuyan veya onu bile okumayan ve okulu benim gibi okuyanlar Atatürkü ne bilsin. "O olmasa idi babamız Hans olurdu" ve "bizi düşmandan kurtardı", ortalama bilinen bu. İnsan böyle düşününce sever yani... Ve bunlara kafir denilmez, ki hocamız da bu kesimi kastetmiyor.
Çocuk değilse bu konuda cehalet mazaret olamaz ayrıca o söylediğiniz kitle atatürkün islam karşıtı olduğunu bildiği halde kabullenmek istemediği için o şekilde düşünüyor, atatürk yaptığı inkılaplar ile islama açıkca savaş açmış bir insan bu yüzden atatürkü seven düşüncelerini benimseyen kişi rahatlıkla tekfir edilir bu konularda cehalet mazaret olamaz,
kendisine müslümanım diyen hiçbir insan bile bile Allaha şirk koşmaz cehaletinden dolayı koşar...
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Çocuk değilse bu konuda cehalet mazaret olamaz ayrıca o söylediğiniz kitle atatürkün islam karşıtı olduğunu bildiği halde kabullenmek istemediği için o şekilde düşünüyor, atatürk yaptığı inkılaplar ile islama açıkca savaş açmış bir insan bu yüzden atatürkü seven düşüncelerini benimseyen kişi rahatlıkla tekfir edilir bu konularda cehalet mazaret olamaz,
kendisine müslümanım diyen hiçbir insan bile bile Allaha şirk koşmaz cehaletinden dolayı koşar...
Hangi konuda cehalet mazeret olamaz?

Atatürkün yaptıklarının İslama ters olduğunu bilmemek mi?

Yoksa Atatürkün yaptıklarını bilmemek mi?

Benim bahsettiğim kesim, yaptıklarını bilmeyenler. Tekrar okursanız kardeşim bunu görebilirsiniz.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı

Bu konuya Atatürkün yaptıklarının tarihini bilmeme cehaletini de eklesek yeridir. Tarih bilmemenin mazereti olmaz mı? Atatürk tarihini bilmek imanın şartlarından mı?
 

Hakka-Davet

Üye
İslam-TR Üyesi
Hangi konuda cehalet mazeret olamaz?

Atatürkün yaptıklarının İslama ters olduğunu bilmemek mi?

Yoksa Atatürkün yaptıklarını bilmemek mi?

Benim bahsettiğim kesim, yaptıklarını bilmeyenler. Tekrar okursanız kardeşim bunu görebilirsiniz.
Bilmiyorlar değil kabullenmek istemiyorlar demeniz daha doğru olur kardeşim çünkü atatürkün islama olan karşıtlığı çok açık ortada bunun cehaleti mazaret olamaz.. Sosyal medyada atatürkü Allah gibi gören kemalist zihniyet profilene atatürkü koyup islama saldırıyor veya geçmişe gidelim atatürkün askerleriyiz diye sloganlar atan kemalist zihniyet başörtülü kadınları zamanında başından tutup sürükledi, senin okumaya hakkın yok diyerek başındaki örtüyü çekip attılar bu şekilde atatürkçülük ve kemalizm adı altında birçok zulüm yapıldı bu ülkede Allah aşkına bunca yapılan zulüm ve hakaretten sonra nasıl bilmiyorlar..?

Allahın kanunlarına açıkca savaş açmış bir insan düşünün ve bu insanı seven kişi Allahın huzuruna çıktığı zaman Allahım bilmiyordum o yüzden sevdim derse bu kabul olurmu yoksa ahirette o sevdiği kişi ilemi haşrolur....
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Örnek: bizzat benim çevrenin çoğunda: ne tarih, ne kültür, ne sosyal medya turu, ne bir haber takip etme, hiçbir şey yok ki ) Sabah kahvaltı, komşu gelecek çay börek; adam işe, kadın çocukla... Yani bilmiyorlar... Herkes bizler gibi değil.

Saydıklarınızı bildikleri halde sevene bir şey demiyorum, zaten "benimseyen, benimseyerek sevenleri" ayrı tuttum. Hoca da benimseme kelimesini kullanmış.

Benim dediklerim : dünyadan habersizler. İnternet her yere yayıldı ama hala kullanmayı bilmeyen bir dolu insan var. Komşum mesela, telefon almışlar, whatsappta durumlara bakmayı öğrenmiş ama linklere tıklamayı hala bilmiyor. Bir diğeri, durumların yeri ile, gelen mesajların yerini ayırt edip de, attığım mesajlara bakamıyor. Öteki haftalarca mesaj attığım halde (o da bir büyüğüm) ayda yılda bir topluca okuyor, ya da ben okuduğunu sanıyorum, çünkü telefonunu bir yakını alıp bakıyor olabilir.

Benden küçüklerin hali de çok ileri değil. Belki lise okuyanlarda farkındalık olması mümkün ama yukarıda benim halime bakın, dersleri dinlemedi ise o da bilmez )
 

Alketa

Bindiğim dalı keserken boşluğu sevip kuş oldum.
İslam-TR Üyesi
İftira temeline yatırılmış bir sunum..

Atatürk'ü seven değil; benimseyen ve seven, ilke ve inkılapları ile... Yani yaptıklarını bildikleri halde seven.

Bize okullarda, şapka kanununa uymayanlara yaptıkları anlatılmamıştı mesela...

Veya "devletin dini İslam" maddesinin anayasamızdan sonradan kaldırıldığı...

Atatürkün bastırdığı tarih kitaplarında Peygamberimize (sav) karşı yapılan aşağılamalar...

Halifeliğin kaldırılması için ise: ben 4 büyük halifeden sonra halife olduğunu bile bilmiyordum ki, kaldırılan halifeliğin "İslam'ın 4 büyük halifeden beri süregelen halifelik" olduğunu akledebileyim. Padişahlık ile ilişkili bir yapı sanıyordum.

Tarih dersim 2 falandı bu arada, ders bitse de eve gitsek derdindeydim. Lise mezunu olduğum halde durum bu. İlkokul okuyan veya onu bile okumayan ve okulu benim gibi okuyanlar Atatürkü ne bilsin. "O olmasa idi babamız Hans olurdu" ve "bizi düşmandan kurtardı", ortalama bilinen bu. İnsan böyle düşününce sever yani... Ve bunlara kafir denilmez, ki hocamız da bu kesimi kastetmiyor.
Oda tv bu nihayetinde illa ki iftirasal haberler yapacak misyonlari bu.

Ama bir seye takildim ben.
Ataturk.olmasaydi babamiz hans olacakti kismina
Ben Dimitri olarak biliyodum yav :D
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Oda tv bu nihayetinde illa ki iftirasal haberler yapacak misyonlari bu.

Ama bir seye takildim ben.
Ataturk.olmasaydi babamiz hans olacakti kismina
Ben Dimitri olarak biliyodum yav :D

@Alketa kardeşim, niye buralara takıldın ki ) Bahsettiğim insanlar zaten komple tarih ve kültür bilgisi olmayan kişiler: ne bilsinler Kurtuluş Savaşı kimler arasında oldu ve Hans veya Dimitri, Yorgo, Agop, hangi milletlerin isimleridir; ne bilsinler )
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Videonun tam hali:

İzledim, videonun tam hali de konuyu net şekilde anlatıyor elhamdülillah. Atatürk'ün yaptıklarını bile bile onu seven ve benimseyenleri ayrı tutuyorum, hocanın söyledikleri onlar için aynen geçerlidir.

Sadece Atatürk'ün yaptıklarını, yani tarihi gerçekleri bilmeyenler onu hataen seviyor olabilir, ve bu onları kafir yapmaz. Çünkü bu durum tarihi bilgi eksikliğidir, kültürel bir eksiklik. İman konusunda bir eksiklik değil.

Bununla birlikte, yaşadığımız toplumun içinde eskiye nazaran sıklıkla bu tür konular dile getiriliyor ve misal bizler için "sağır sultan bile duydu, duymayan mı var?" zannı hasıl oldu. Ancak var kardeşler, duymayanlar hala var. Ben bizzat kaç tanesine denk geldim... Türkiye'nin tüm tarih ve kültür eksiği olanlar sadece bana denk gelmiyor ise: toplumun nüfusuna oranla, sadece benim denk geldiklerimi hesaba alırsak, istatiksel olarak çok çok çok daha fazla bilmeyen var.

Bu bir tarihi bilgi eksikliğidir. Tarih bilgisi de iman konusu değildir. Kimler ne yaptı, ne etti, kaç yılında ne oldu vs konuları kültür konusudur. Bunları bilerek seven, hocanın dediği gibidir. Bilmeden seven ise, tarih bilgisi eksiktir, anlatılır. Anlatılır ki, insanlar bilmeden bir Allah düşmanına sevgi besleyenlerden olmasın. Onlar bu konuda bilmedikleri için mazeret sahibidir ve bu mazeret onları kurtarır. Ama onları mazeretlerinin kurtardığı gerçeği, bizlerden tebliğ vazifesini düşürmez, çünkü bilen bilmeyene anlatmakla mükellef... Anlata anlata hakiki bilgileri herkese ulaştırmak bizlerin görevi ancak bu aşamada bilenin bilmeyenden üstünlüğü: sadece tarihi bilgi... İnsanları kınamadan, hor görmeden, kendimizden uzaklaştırmadan güzel söz ile tebliğ etmek durumundayız. Bir çoğumuz eskiden onlar gibiydik, o günleri unutup, bugünkü halimizle övünme hakkımız yok, çünkü Allah dilese idi hala bu bilgileri öğrenmemiş olma durumumuz olabilirdi.
 

Alketa

Bindiğim dalı keserken boşluğu sevip kuş oldum.
İslam-TR Üyesi
@Alketa kardeşim, niye buralara takıldın ki ) Bahsettiğim insanlar zaten komple tarih ve kültür bilgisi olmayan kişiler: ne bilsinler Kurtuluş Savaşı kimler arasında oldu ve Hans veya Dimitri, Yorgo, Agop, hangi milletlerin isimleridir; ne bilsinler )
Tamamen magazinsel boyuttan bakıyorum ben.:D (Aslında sırf sana takılmak latife yapmak için)

Oda tv haberleri nazarimda bir şey ifade etmiyor açıkcası.

Öte yandan yorumlarina zaten imza atabilirim
Cunku kemaliz mi, ataturkculugu, ataturku, tek tek acilimlarini yapabiliriz.
Bilenler, bilmeyenler, sevenler, sevmeyenler, kullananlar, siyasal alanda cikarlari dogrultusunda kavramlastiranlar, putlaştiranlar, ideolojiler, donemsel şahitlik edenler, askeri dehasi uzerinde durup komutanligi uzerinde duranlar, sadece dışlanmamak icin sosyal bir cevreye girenler bile var ataturku kullanarak vs vs.

Yani biliniyor kismi olayi cok tumturakli
Kastamonunun koyunde git bi dede bul
Kuranlari saklardik der. Adamin oglu ise ataturkcu cikar. Torunu baska boyutta ataturk bilinciyle yetisir ki cogu cikarsal.
Belli bi kitle olaylara vakif geneli detay bilmez. Cumhuriyet 23 nisan 19 mayis 10kasim etrafinda döner mevzular balkona bayrak asmakla biter.
En basiti, Kac kisi cumhuriyet donemi romanlari ya da o donemin yazarlarini gercek manada okumustur.
Adamlarin 5 kiloluk dambil kadar makaleleri var paso mesela. Donemleri muazzam anlatir. Corumdaki ayse teyze bunu nerden bilsin de ataturku tanisin. Dusmani suya atti der gecer. Ummu ayse ablanin yorumlari 10 dua puanlik bence.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Tamamen magazinsel boyuttan bakıyorum ben.:D (Aslında sırf sana takılmak latife yapmak için)

Oda tv haberleri nazarimda bir şey ifade etmiyor açıkcası.

Öte yandan yorumlarina zaten imza atabilirim
Cunku kemaliz mi, ataturkculugu, ataturku, tek tek acilimlarini yapabiliriz.
Bilenler, bilmeyenler, sevenler, sevmeyenler, kullananlar, siyasal alanda cikarlari dogrultusunda kavramlastiranlar, putlaştiranlar, ideolojiler, donemsel şahitlik edenler, askeri dehasi uzerinde durup komutanligi uzerinde duranlar, sadece dışlanmamak icin sosyal bir cevreye girenler bile var ataturku kullanarak vs vs.

Yani biliniyor kismi olayi cok tumturakli
Kastamonunun koyunde git bi dede bul
Kuranlari saklardik der. Adamin oglu ise ataturkcu cikar. Torunu baska boyutta ataturk bilinciyle yetisir ki cogu cikarsal.
Belli bi kitle olaylara vakif geneli detay bilmez. Cumhuriyet 23 nisan 19 mayis 10kasim etrafinda döner mevzular balkona bayrak asmakla biter.
En basiti, Kac kisi cumhuriyet donemi romanlari ya da o donemin yazarlarini gercek manada okumustur.
Adamlarin 5 kiloluk dambil kadar makaleleri var paso mesela. Donemleri muazzam anlatir. Corumdaki ayse teyze bunu nerden bilsin de ataturku tanisin. Dusmani suya atti der gecer. Ummu ayse ablanin yorumlari 10 dua puanlik bence.
Aynen Alketa kardeşim; çeşit çeşit bilgi düzeyi, ve çeşit çeşit algı düzeyi, ve çeşit çeşit bakış açısı var. Böyle bir durumda kolay değil bir kimse hakkında karar vermek...

Bu arada bu konudaki cehalet durumu hakkında, konuyu herkese net ifade etme adına: tekraren lise mezunu olduğumu, tarihimin de 2 olduğunun altını çiziyorum ) Bir dersin notunun 2 olması ne demek? Konu öğretmenlerce anlatıldı, kitaplarda işletildi; ama öğrencinin aklına girmedi, yani dersi dinlemedi, veya dinledi ama anlamadı demek ) Okullarda öğretiliyor olması, insanların öğrendiği anlamına gelmiyor yani. Okuldan çıkınca da: okulda ilgilenmediği konuyla, şahsi vakitlerinde mi ilgilenecek çocuklar, gençler, insanlar? Çocuğun derdi oyun; gencin derdi gezi vs; yetişkinin derdi: kadınsa yemek, çocuk; erkekse geçim derdi...

Ayrıca: okullarda hem tarih, hem din kültürü dersi mevcut. Aynı hafta içinde, bir ondan, bir bundan ders görüyor çocuklar ve gençler. Bu da açıkça "dinimiz tarihimize, tarihimiz dine ters değil" algısı oluşturuyor. Öyle ya, din ülkede istenmiyor olsa, dersi okutulur muydu? Böyle bir manipülasyon eğitiminden geçen öğrenci, hele bir de dersler umurunda da değilse, nasıl durduk yerde bir farkındalık kazanabilir? Durduk yerde, nasıl?

Anca bilen birisi karşısına çıkar da, etkili bir anlatım ile anlatır ise, ancak öyle uyanır. Kimseyi tarih dersini dinlemedi veya anlamadı; ayrıca ülke nasıl yönetiliyor bilmiyor diye şahsen bu tür ithamlarla itham edemiyorum. Hele şu anki nesiller, bizim zamanımızdan da kalitesiz eğitim görüyor. Onlara öğreten bir büyükleri, bir arkadaşları olmadığı sürece veya kafalarını gömdükleri dijital oyunlardan bir anlık çıkıp, bu tür konuların işlendiği sitelere denk gelmedikleri sürece bu cehalet devam edecek (ve: denk gelse de, bakalım ilgisini çekip tıklayacak mı; yoksa "bana ne Atatürkten ya, zaten derslerden bunalmışım?" mı diyecek) Çünkü hala Milli Eğitim ve TV kanalları, yeni nesillerin 1 numaralı öğreticisi ve eski nesillerin 1 numaralı uyutucusu olmaya devam ediyor.
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
images.jpeg-1.jpg


Bu arada, hem dini, hem yakın tarihi bilen bu insanın bu yorumu beni vakti zamanında çok etkilemişti. Konuyla ilgili olarak yine aklıma geldi. (Bu kadar bilgiye rağmen bir ateist olması ise, oldukça üzücü...)


Bu görseli ararken konuyla ilgili bu yazıyı buldum. Hem laikliği, hem İslamı nasıl da iyi anlamış...

(Metni kopyalarken görseller arada çıkmadı ama yazılardan mevzu anlaşılıyor, yine de linki sona ekliyorum)


Anasayfa » Tüm Yazılar » Aziz Nesin’e Atfedilen “Hiçbir Müslüman Atatürk’ü Sevmez” Sözü

Doğrulama / Yanlışlama

Aziz Nesin’e Atfedilen “Hiçbir Müslüman Atatürk’ü Sevmez” Sözü

Malumatfurusorg 19 Ağustos 2022



“Hiçbir Müslüman Atatürk’ü sevmez niye sevsin ki yaptığı hiçbir şey İslam’ın lehine değildir. Eğer bir Müslüman hem Atatürk’ü seviyor hem de Müslümansa ya ahmaktır ya sahtekar ya da cahildir.” sözünün Aziz Nesin’e (20 Aralık 1915 – 6 Temmuz 1995) atfedilerek yaygın şekilde paylaşıldığı görülüyor.





Sözün geçmişini taradığımızda 1990’lı yıllardan aktarımlara rastlayabiliyoruz.



“Aziz Nesin: ” Müslümanlar Atatürk’ü sevmezler. Atatürk’ü sevmemekte haklıdırlar. Çünkü Atatürk Müslümanların seveceği hiçbir şey yapmamıştır” diyerek, Atatürk’e hakaret etmiştir. Ve Müslümanları Atatürk’e karşı kışkırtmış.



Cengiz Özakıncı (1995). İletişim Çağında Aydın Kirlenmesi. Bellek Yayınları. Sf: 211



Kadir Mısıroğlu’nun Geçmiş Günü Elerken adlı kitabında (1993. Sebil Yayınevi. Sf: 62) Aziz Nesin’in bu sözüne şöyle yer verdiği görülüyor.

“Böyle ahmaklara verilebilecek cevapların en güzelini bir dinsiz olan Aziz Nesin bakınız nasıl veriyor: “Gerçek müslümanlar Atatürkü sevmez!..” dedikten sonra ilâve ediyor: “Atatürk müslümanlar acısından sevilecek bir şey yapmadı, Türkiye’de Atatürk’ü sevdiğini söyleyen müslümanlar yalancıdır!..”(Bkz. Hürriyet Gazetesi 13 Ocak 1993 tarihli nüsha.)”



İnternet taramasında bahsi geçen 1993 yılından Hürriyet gazetesi haberinin aşağıdaki küpür olduğu anlaşılıyor.





Hürriyet Haber Ajansı’ndan Oğuz Uçar (Abant (Bolu)) imzalı haberin ilgili bölümünün metni şu şekilde:

“AZİZ NESİN: ‘Gerçek müslümanlar Atatürk’ü sevmez’

ÜNLÜ yazar Aziz Nesin, ‘Kara Ses’ olarak tanınan Cemalettin Kaplan’ı ‘İşte Gerçek Müslüman’ olarak tanımlayarak, gerçek Müslümanların Atatürk’ü sevmemelerinin normal olduğunu söyledi.

Abant’ta tatil yapan Nesin, ‘Atatürk, Müslümanlar açısından sevilecek bir şey yapmadı. Türkiye’de yaşayan ve Atatürk’ü sevdiğini söyleyen Müslümanlar, yalancıdır. Ben Atatürk’e hayranım, ama bu tapıyorum anlamına gelmez’ dedi.”



Metinden görülebileceği üzere Aziz Nesin’in “gerçek Müslüman”ı, “Cemalettin Hocaoğlu (Kaplan)” üzerinden tanımlamış.

‘Kara Ses’ lakabıyla tanınan Cemaleddin Kaplan, Kaplancılar olarak bilinen Anadolu Federe İslam Devleti (AFİD) isimli örgütün kurucusudur. Adana müftülüğü yaparken lâiklikle uyuşmayan fetvalar verdiği için emekliliğe sevk edildikten sonra 1980 darbesinin ardından yurt dışına kaçan Cemaleddin Kaplan, 1984 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmıştı. Cemalettin Kaplan, Türkiye’yi “Darü’l-Harp” olarak ilân etmişti. Yerine geçen oğlu Metin Kaplan, halifeliğini ilan edip, Türkiye’ye yönelik cihat çağrısında bulunmuştu. Metin Kaplan, Almanya’dan Türkiye’ye iade edilmesinin ardından yapılan yargılamasında “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış ve 2016 yılında sağlık gerekçesiyle tahliye edilmişti.



Aziz Nesin’e atfedilen söze dönecek olursak…



Nesin’in farklı pek çok yerde “Müslüman – lâik” arasındaki farkı vurguladığı görülüyor.



Aziz Nesin, eserlerinde ve demeçlerinde bir Müslümanın lâik olamayacağını ileri sürmüş ve farklı gördüğü bu 2 kesimin ancak hoşgörü ile bir arada barış içinde yaşayabileceğini belirtmişti:



“Bir insan hem Müslüman hem de laik olabilir mi ? Bana göre olamaz. (…) Müslümanın laik olamayacağı Kuran’dan bellidir, şeriattan bellidir. Kuran şeriattır çünkü. Şeriatı değiştiremezsiniz. Değiştirmek mümkün değildir zaten.”

Çuvala Doldurmuş Kediler: 173



“Laik olmanın biçok koşulu vardır ; ama başat koşul, din işleriyle dünya işlerinin birbirinden ayrı olmasıdır. Müslüman olmanın da biçok koşulu vardır. Ama Müslümanlığın başat koşulu, Allahın kelamı olan Kuran’a inanmak, iman etmektir ; yani bu, din işleriyle dünya işlerinin birbirinden ayrı olmamasıdır. Bütün yasalar ve anayasalar zamanla değişir ama İslamın anayasası olan Kuran değişmez ve bu anayasaya (Kuran’a) göre, dünya işleriyle din işleri birbirinden ayrılamaz. Çünkü Kuran, hem bu dünyanın hem öbür dünyanın değişmez kurallarını, yasalarını koymuştur. Müslümanlıkla laiklik arasındaki en büyük çelişki de burdadır. Hem Müslüman hem laik olunamaz. Bu yüzden laikliği kabul etmeyen, hatta laikliğe düşman olan gerçek Müslümanlar kendi açılarından kesin haklıdırlar.”



Bir Tutam Aydınlık: 44-45



“Müslüman, tek kitabı olan Kuran hükümlerini uygulamakla yükümlüdür. Bu hükümler şeriatın yasalarıdır. Hiçbir Müslüman şeriat yasalarının dışına çıkamaz. Oysa görüyoruz ki demokrasiyle şeriat hiçbizaman bağdaşamazlar. İşte buyüzden, bir Müslümandan laik olması beklenemez. Bir insan ya Müslüman değildir, ya laik değildir. Günümüzde ne yazık ki laik Müslüman yada Müslüman laik gibi uydurma kavramlar yaygındır. Aslında bu, tam Müslüman olmayan Müslümanların şeriatçılara verdiği bir ödündür. Düşünülmesi gereken şudur : Bir Müslüman laik olamayacağına ve şeriat hükümleri uygulamakla yükümlü olduğuna göre laiklerin Müslüman düşmanı, Müslümanların da laik düşmanı olması gerekmiyor mu ? İşte sorun budur. Nasıl Müslümanlar, örneğin başka dinden olanlarla üzerinde yaşadıkları dünyayı paylaşmak zorundaysalar laiklerle de bu dünyayı paylaşmak ve birarada insanca yaşamak durumundadırlar. Bunun yolu salt hoşgörüdür. Ancak hoşgörüyle Müslümanlarla laik olanlar ve başka dinden olanlar birarada ve barış içinde yaşayabilirler. Yoksa laik Müslüman yada Müslüman laik uydurma kavramlarıyla değil.”



ÇDK: 167-168



“Cumhuriyet’ten sonra Türkiye’ye Batı’dan alınan üstyapı kurumları arasında bir de “laiklik” kurumu sokulmuştur. Ve sanılmıştır ki ileri Avrupa devletlerinde nasıl bir laiklik varsa, bizde de böyle bir laiklik olabilir. Bu sanıda olanlar, Müslümanlıkla Hıristiyanlık arasındaki büyük ayrımı anlayamadıkları için, yaşamın acı gerçekleri karşısında durmadan yanıldıklarını görmüşlerdir. Oysa laiklik salt Hıristiyanlığa uygun bir kurumdur ; bir Müslüman’ın laik olabilmesi olanaksızdır. Çünkü laikliği, şöyle tanımlıyoruz : “Dünya işleriyle iman işlerinin birbirinden ayrılması.” Bir Hıristiyan için, dünya işlerini din işinden ayırmak kolaydır ; çünkü onun dini, İslamlığa göre dünya işleriyle daha az ilgilidir. Oysa Müslümanlık tümüyle dünya işlerinin düzenlenmesi üzerine kurulmuş bir dindir.”



Merhaba: 180



Aziz Nesin’in Bir Tutam Aydınlık adlı kitabında yer alan 24 Ağustos 1993 tarihli “Ne Yapmalıyız” başlıklı yazısında Diyanet görevlilerinin ve tarikat Müslümanlarının Atatürk’ü sevmediği yönünde yorumu şöyleydi:

“Peki ama sonuç ne oldu? Türklerin yaşadığı biçok Avrupa kentinde pekçok cami var. Bir camiye gidenler, öbür camiye gidenlere düşmandır. Tarikat Müslümanları, Diyanet İşleri Müslümanlarına ve Diyanet İşleri de tarikatçılara düşmandır. Camileri bile ayrılmış Müslümanlar! Asıl düşmanlık nerden kaynaklanıyor? Diyanet İşlerinin din görevlileri sözde Atatürkçü sayılır, öbürleri de Atatürk düşmanı. Bana göre ikisi de Atatürk’ü sevmez! Asıl sorun, çıkar sorunudur. Diyanet İşlerinden olanlar parayı (aylıklarını) devletten alıyor, kaçakçının, rüşvetçinin, genel kadının, Hıristiyanın, Yahudinin, dinsizin, yani hepimizin ödediği vergilerden toplanıp biriken devlet bütçesinden öbürleri de Müslüman saf Türk işçisinin gönüllü olarak cebinden verdiği paradan…

Peki ama bizi bize düşman eden kim? Bu düşmanlığı yok etmenin umarı nedir? Ne yapmalıyız? Sizin ne yapacağınızı bilemem ama bana göre bunun umarı ne yapmamız gerektiğini düşünmek, bir daha düşünmek, ille de düşünmek!”





Aziz Nesin, babasının Atatürk hakkındaki düşüncesini bir söyleşide şöyle aktarmıştı (Ahmet Kahraman (1990). İnsanlar ve İnsancıklar. Boyut. Sf: 28):

– Babanız çok dindarmış…

Aziz Nesin: Dindardı ama, yobaz değildi. Aydınlık düşünceliydi.

– Onun Atatürk’ü sevmediğini yazıyorsunuz.

Aziz Nesin: Bırakın sevmemeyi, düşmandı.



Nesin ayrıca, Türkiye’nin aslında lâik olmadığını da şöyle ileri sürmüştü:

“Türkiye’de Müslümanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla ve hükümet yoluyla devletin içindedir. Böyle olunca devletle din işleri birbirinden ayrılmıyor. Yani Türkiye laik değil demektir.”



Aziz Nesin / Bir Tutam Aydınlık: 1993



1993 yılında BBC’ye verdiği demeçte bu görüşünü şöyle detaylandırmıştı:

“Şimdi efendim sorunu genel almak lâzım. Şeytan Ayetleri önemli bir olay değil. Türkiye’nin girdiği bir bağnazlık ve köktencilik akımı var. Bu Şeytan Ayetleri bunun içerisinde bir parça ve güncel olan bir ufak durumdur. Yani tek başına Şeytan Ayetlerini ele alırsanız Türkiye’yi anlamamış olursunuz. Türkiye gericiliğe köktenciliğe bağnazlığa adım adım giderken şimdi koşar adım gidiyor. Bugün artık Türkiye lâik değil, açık olarak lâik değil, anti-lâik İslamcı bir devlet hâline geliyor. Ve kendi bünyesi içerisinde de İslamcılık Sünnilik Alevilik gibi 2’ye ayrılmış durumda. Biz lâik olarak yani demokrasinin laisizmden ayrılmayacağını düşünerek hareket ediyoruz. Şimdi bunların çevrilmesi yayımlanması o büyük olayın bir parçası olarak gösterilen tepkidir. Başka bir şey değildir.”



* Katkısı için Aziz Nesin Arşivi‘ne teşekkürlerimizle



 

Alketa

Bindiğim dalı keserken boşluğu sevip kuş oldum.
İslam-TR Üyesi
Ekli dosyayı görüntüle 30199

Bu arada, hem dini, hem yakın tarihi bilen bu insanın bu yorumu beni vakti zamanında çok etkilemişti. Konuyla ilgili olarak yine aklıma geldi. (Bu kadar bilgiye rağmen bir ateist olması ise, oldukça üzücü...)


Bu görseli ararken konuyla ilgili bu yazıyı buldum. Hem laikliği, hem İslamı nasıl da iyi anlamış...

(Metni kopyalarken görseller arada çıkmadı ama yazılardan mevzu anlaşılıyor, yine de linki sona ekliyorum)







Şeyhefendinin ruyasinda turkiye / ismail kara'nın kitabinı okuyun mutlaka
Donemi cok guzel anlatıyor
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Şeyhefendinin ruyasinda turkiye / ismail kara'nın kitabinı okuyun mutlaka
Donemi cok guzel anlatıyor
İşi başından aşkın bir ev hanımı olarak, bu yoruma ilk tepkim:

"Ne? Okunması gereken bir kitap mı? Bunca işin arasında mı? Hayıııırr, olamaz" ))

Eğer vaktim olsaydı, eşime kitap alacağımı söylediğimde eşimin tepkisi?

"Ne? Bu devirde kitap almak mı? Sen ekmek kaç para oldu biliyor musun, ekmek? ) Hem sen önce kitaplıktakileri bitir" ))

Bunu, bir okul gencine söylese idik:

"Senin bu yılki matematik konularının zorluğundan haberin var mı? Peki ya Fizik? Kimya? Hıı??!!"

Bu devirde hayat çok zor ) Ve bunun tesadüf olmadığını düşünüyorum. Kadınlar temizlikten başını kaldıramasın diye: açık veya çok koyu renk laminant tasarlayan ilk kişinin; "pimapen beyaz renk harika olur" diyen tasarımcının; sürekli leke tutan "mermerden çok iyi mutfak tezgahı olur" diyen akıllının; sürekli su gören yerlere derzleri sürekli kararan ve kendisi de su lekesi olan fayans döşemeyi ilk akıl eden kişinin ilham kaynağının şeytan olduğunu düşünüyorum )

Sürekli aç hissetmeye sebep olan ve toplumun en büyük bağımlılığı beyaz un ve şekerin, tüm dünyaya yayılmış olmasının da sebebinin şeytan olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu sayede ahaliye 3-4 öğün yemek yapmaktan kurtulamıyoruz. Oysa Rasulullah sav zamanında en çok 2 öğün yenilirdi. Ve şu işe bakın: o zamanda şeker yoktu ve ilgili hadisten biliyoruz ki un elenmeden kullanılıyordu.

Başka? Hayat pahalılığı, internet çağında hala resmi işlemlerde bürokrasi koşturmacası, yukarıda kısaca değindiğim, belki hukuk okuyacak öğrenciğe zorla kimyada hücrelerin temeline inme dersleri, matematiği hiç demiyorum zaten, coğrafya da makiyi öğrenmezseniz de olmaz, ova ile plato farkı da önemli zaten )

Kısaca şu içinde yaşadığımız toplum düzeninin mimarisi açıkça şeytan. Hedef ise, kimseye soluk alacak vakit bırakmamak, yormak yormak yormak...Sonra daa:

"Ne kitap mı? Yaa, yapma Allah aşkına..." ))
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Allah tarafından bizlerin ihtiyacı olan vitaminleri vs temin edecek şekilde yaratılmış gıdaların genetiği ile oynamak;

ve ardından insanlar bunlar sebebi ile hasta olunca, onları iyileştirecek "doğal beslenme" öğüdünü vermek yerine: ilgili hastalığı sürdürülebilir kılan ama bir yandan da daha çok hasta eden kimyasal ilaçlarla güya tedavi uyguladığını sanan tıp dünyasının ilham kaynağını da unutmayalım.

Bu sayede günlük işlerini yorulmadan yetiştirmekte zorlanan; yanlış beslenme sebebi ile vitaminsizlikten ötürü: zihin fonksiyonları durmanın bir adım ötesinde sabitlenen bir nesil ile karşı karşıya kaldık. Olmuyor, güçleri yetmiyor. Zihinsel veya bedensel, kötü durumdalar... Bu yüzden Kemal Özer'in dediği şu söze çokça katılıyorum: Tayyib gıda bir iman konusudur...

Aklıma gelmişken videosunu da ekledim:


Konu Atatürk'le ilgili ama mevzuyu anlamak için önce sağlıklı beslenme ile zihni şöyle bir açmak gerek...
 

Repentant

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Ulan oda tv :D tepki çeken sözler yazmış bir de,siz böyle paylaştığınız zaman tepki çekmeye başladı videoyu meşhur eden sizsiniz zaten çakallara bak sjsjzj
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt