Kitaplardan Alıntılar

Alketa

Yeşil çaylı ice tea yeterince övülmüyor.
İslam-TR Üyesi
Hoşuma giden değil de ilgimi çeken bir bölümü paylaşayım dedim,

Cumhuriyet devrinde yetişmiş şairlerini her yönden incelemiş( psikolojik/ sosyolojik vs) Mehmet Kaplan.

Nazim Hikmet ile ilgili bolumu bir hayli ilgi çekici
Dönemin yazarlari tarafindan bile adi yok sayılan, nefret edilen biri olmuş.

Behçet Necatigil bile 1960 /64 yılları arasında Edebiyatımızdaki Isimler sözlüğü kitabında Nazım'a yer bile vermemiş.

Daha sonra komünist dergilerce sonradan tekrar parlatılmış.
Yakın arkadaşları kendisini çok sempatik bir şekilde anlatırken o donem yön dergisi de millete hitap etmek veparlatmak için herhalde,
Kurtuluş Savaşı Destanini yayınlamışlar hemen.

Nazimin öncesi unutturulmuş
Ve ortaya yepisyeni bi şair çıkartmışlar.
Bir hayli ortak ve planlı bir çalışma olmuş.

"Ben bu bilgiyi ne yapayım kardeşim
Ne antin kuntin bir konu bu derseniz,
Ne bilim iste ortamlarda siir miir konusu açılır konu nazima gelirse cat diye kitap ismi verir olay böyle böyle edebiyat dünyası bile ismini silmis koministler partlatmış, kendi tuttuğunuz adami bile tanimiyorsunuz bilader dersiniz."

Kitap ve ilgili bölüm aşağıdadır
IMG_20211013_201009.jpg20211015_232146.jpg
 

Alketa

Yeşil çaylı ice tea yeterince övülmüyor.
İslam-TR Üyesi
Fuat Sezgin kalemini tadamadım henüz, nasıl kitap güzel mi )
Kitap çok iyi. Islam bilim ve teknoloji uzerine, karanlik cağ olarak adlandirilan aslinda muslumanlarca altin çağ olan ve Avrupanin calip cirpip kendileri bulmus gibi lanse etmeleri ki neyse arada durust insanlar varmis da bazi konular gün ışığına cikmis.
Degerli bilgiler var yani. (y)
 

Nesîbe Lena

يا نافعا علمه! لك الجنة
Süper Moderatör
Kitap çok iyi. Islam bilim ve teknoloji uzerine, karanlik cağ olarak adlandirilan aslinda muslumanlarca altin çağ olan ve Avrupanin calip cirpip kendileri bulmus gibi lanse etmeleri ki neyse arada durust insanlar varmis da bazi konular gün ışığına cikmis.
Degerli bilgiler var yani. (y)
Teşekkür ederim efenim )
 

İmam Malik

İyi Bilinen Üye
Eğer İngilizcen varsa bu konu hakkında yığınla belgesel yapılmış hatta büyük kısmı insaf ehli Hristiyanlar tarafından.
Ortaçağ denilen dönemde -özellikle 1492 senesinde Endülüs işgaline kadar- İslam dünyası bilimde açıkara öndeydi.
Avrupa ortaçağa karanlık çağ derken kendini merkeze alıyor. Aslında bunu orta çağ tabirinde bile görebiliriz, eskiden yeni çağ olara Hz Muhammed'in doğumunu alırdı hem Avrupa hem İslam alemi. Bu konuda söylenecek çok söz var aslında ama şimdilik burada kesiyorum.
Şu muhakkak ki Orta çağda İslam bilimi bu kadar gelişmemiş olsaydı daha sonra Avrupa bu kadar ilerleyemezdi. Avrupa bu günkü terakkisini Müslümanlardan öğrendiklerinin üzerine inşa etti desek yanlış olmaz herhalde.
@Nesîbe Lena
 

Alketa

Yeşil çaylı ice tea yeterince övülmüyor.
İslam-TR Üyesi
Eğer İngilizcen varsa bu konu hakkında yığınla belgesel yapılmış hatta büyük kısmı insaf ehli Hristiyanlar tarafından.
Ortaçağ denilen dönemde -özellikle 1492 senesinde Endülüs işgaline kadar- İslam dünyası bilimde açıkara öndeydi.
Avrupa ortaçağa karanlık çağ derken kendini merkeze alıyor. Aslında bunu orta çağ tabirinde bile görebiliriz, eskiden yeni çağ olara Hz Muhammed'in doğumunu alırdı hem Avrupa hem İslam alemi. Bu konuda söylenecek çok söz var aslında ama şimdilik burada kesiyorum.
Şu muhakkak ki Orta çağda İslam bilimi bu kadar gelişmemiş olsaydı daha sonra Avrupa bu kadar ilerleyemezdi. Avrupa bu günkü terakkisini Müslümanlardan öğrendiklerinin üzerine inşa etti desek yanlış olmaz herhalde.
Dilim var, bu konu hakkinda evvelden bir iki video izlemişliğim var, farkli kaynak ve goruslerden kitap ve icerikleri kiyasliyorum daha çok. Varsa aklinda bak bu cok sahane izlemeden olme vs gibi video belgesel linki ativer de bi bakayim
 

İmam Malik

İyi Bilinen Üye
Dilim var, bu konu hakkinda evvelden bir iki video izlemişliğim var, farkli kaynak ve goruslerden kitap ve icerikleri kiyasliyorum daha çok. Varsa aklinda bak bu cok sahane izlemeden olme vs gibi video belgesel linki ativer de bi bakayim
Bir iki tane geldi aklıma ama burası yeri değil, bununla alakalı bir konu açıp paylaşayım inşallah yada konuyu sen aç biraz paylaş ben altına paylaşayım
 

Alketa

Yeşil çaylı ice tea yeterince övülmüyor.
İslam-TR Üyesi
Bir iki tane geldi aklıma ama burası yeri değil, bununla alakalı bir konu açıp paylaşayım inşallah yada konuyu sen aç biraz paylaş ben altına paylaşayım
Video linki olan konuyu açmali forum kaidesi bunu gerektirir :D

Neyse dur ben aksama baska toparlama bi konu acayim altina atarsin
 

İmam Malik

İyi Bilinen Üye
Subhanallah, Burada FETÖ'denmi bahsediyor?
Eğer öyle ise tarih daha da ilgimi çekti, demek o tarihlerden bozuk olduğu belliymiş bir tek bizim saftirik iktidar bilememiş
Kardeş okulunda Hizbullah cemmatinden arkadaşların vardı değilmi, onlara sorarsan sana FETÖ'nün zulümlerini anlatırlar emin ol.
FETÖ eskiden beri İslami camialara zulemdiyordu. Bunlar sadece sıra kendilerine gelince ...
 

Alketa

Yeşil çaylı ice tea yeterince övülmüyor.
İslam-TR Üyesi
Subhanallah, Burada FETÖ'denmi bahsediyor?
Eğer öyle ise tarih daha da ilgimi çekti, demek o tarihlerden bozuk olduğu belliymiş bir tek bizim saftirik iktidar bilememiş
Tamamen cikarsal bi iliski, gayet farkindalardi.
Iktidar her ne kadar kandirildik dese de hala bas adamlar iktidarin icinde. Kimin yanunda olduguna gore degisir
Katolik dunyasi mi yahudi mi
Ona gore şekilleniyor.

Olan o cemaatin icindeki gercek saf insanlara oldu. Ama yine de kendi iclerinde muazzam bir organize icindeler.
 

Daimaİslam

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
IMG_20211024_150249.jpg

IMG_20211024_150344.jpg
Hudeybiye barışı esnasında yasanan beni cok duygulandiran bir sahne, Ömer bin hattab efendimizin kardeşinin hüznüne dayanamayip yerinden firlayarak bi umut yanina gitmesi.. Rabbim bizleri tekrar islam kardeşliği üzerine birleştirsin
 

Ayşegülce

Üye
İslam-TR Üyesi
Bizim kapitalizmin kurucusu olarak gördüğümüz İskoç filozof Adam Smith Milletlerin Zenginliği adındaki ölümsüz kitabında, eğitim ile öğretim arasındaki farkı gayet net ortaya koymuştur. Smith, eğitimin ulusal refah ile herhangi bir bağının olduğuna dair herhangi bir iddiada hiçbir zaman bulunmadı. Buna sadece serbest ticaret (aşırı kurallardan arındırılmış, dizginsiz bir rekabet) ve iş gücü bölümü katkıda bulunabilirdi.

Smith, eğitimin rolüne, bizzat bu refah üreten süreçlerin yan ürünü olan kopuş ve yaralanmaları telafi etmek için gerek
duyulduğunu söylüyordu. Serbest ticaret ve daimi rekabetin ürettiği yapay ortam ve çevrelerin dört şekilde psikolojik zarara yol açtığını anlamamız gerekiyordu: (i) Bu ortam ve şartlar işçileri korkaklaştırıyordu, (ii) aptallaştırıyordu, (iii) tembelleştirip uyuşturuyordu, (iv) ve hayvani ihtiyaçlar dışında her şeye karşı duyarsız hale getiriyordu. Ancak eğitim -ki o buna "eğitimsel öğretim" diyordu- kapitalizmin toplumda ve bireyde yol açtığı yaraları iyileştirebilirdi.

Kapitalizmin babasına göre, filozof çocukları ile sokak temizlikçilerinin çocukları arasındaki yegane fark, aldıkları
eğitimde yatıyordu. O, bizim seçkin ailelerin çocuklarıyla ilişkilendirdiğimiz kapasite ve yeteneklerin bütün çocuklarda var olduğunu öne sürüyordu, tabii, gençlerin büyük bir kısmı kasten düşünce ve muhakemeye dönük ders ve konulardan mahrum bırakılmadıkları sürece. Bu şekilde mahrum bırakılanlar "bozulur", ağır ve ciddi düşünmeye tahammülsüz hale gelirlerdi. En sıradan meselelerde dahi muhakeme güçlerini yitirirlerdi.

1960'ların sonlarına doğru benim icat ettiğim bu müfredat, korkaklık, aptallık, tembellik ve kayıtsızlığa bir karşı saldırı
olarak düşünülmüştü. Test sonuçlarıyla ilgisi yoktu. Bir öğretmen olarak yaptığım en iyi iş, daima aynı öncelikleri taşıyordu: Eğitim alma konusunda bir kararlılık gösteren herkesle kişisel bir ortaklığa girmek ve sonra da öğrencinin bizzat kendisinin belirlediği özel hedeflere ulaşmasına yardımcı olmak için bu ortaklık içinde çalışmak. Eğitimi istemeyecek kadar küsmüş ve tükenmiş olanlara okul öğretimini verdim. Zamanla, bunların bir kısmı da daha girişimci durumdaki sınıf arkadaşlarından ilham alarak okul rutininin dışına çıkmayı istediler. Diğerleri ise umutsuz vakaydı. Onlara seçkin çocuklara verilen öğretimi vermekle teselli buldum: bol bol uzun ve sağlam alıştırmalar yaptırarak yani.

Adam Smith haklıydı. Okullarda "parlak" diye nitelendirilen çocuklarla "aptal" diye tanımlanan çocuklar arasında, kasten mahrum bırakmayla oluşturulan dışında çok az fark vardı.

Tarihin en tuhaf ironilerinden biri de Adam Smith'in kendi yayıncısı tarafından, saflığı yüzünden azarlanması olmuştu. Zira onun ve Smith'in içinde bulunduğu sosyal tabakayı bir arada tutan şey, kendilerinin fırsatlarını en üst seviyeye çıkarmalarını sağlayan bilgiden insanların çoğunun kasten mahrum bırakılmasıydı. Eğer sırlar gelişigüzel dağıtılacak olursa ayrıcalık merdiveni çöker ve kendi öz çocukları kaşıklarını sıradan insanların karavanasına daldırmak zorunda kalırlardı. Bunu düşünmesi bile korkunçtu. Şu tanıdık "Bir parça bilgi tehlikeli bir şeydir:' ifadesi, Playfair'in buluşuydu. "Doğru düzgün" öğretim, "negatif" eğitimle sağlanırdı, işçi sınıflarının ya da yoksulların "okudukları şeyi, anlamalarına
yetecek kadar iyi okumalarına" asla izin verilmezdi.

Bizim genel olarak yaşantıladığımız okul öğretiminin tarifi 200 yıl önce bu kadar net ortaya konmuştu. Playfair, kamunun eğitiminin ulusal refahı arttırmayacağını, mahvedeceğini iddia ediyordu. Refah dolar ve sent üzerinden hesaplandığı sürece onun yanıldığını kim söyleyebilir? Eğer kapitalizm sistemi, sunduğu bütün avantajlarla birlikte yaşasın isteniyorsa "orta ve alt tabakaların eğitimi" bir kenara kaldırılıp onun yerine saygı ve itaat, kıskanma, kendine güvensizlik, aşırı istek gibi davranış ve alışkanlıklar konusunda psikolojik şartlandırma konulmalıydı.

"Bir tutam bilgi tehlikeli bir şeydir:' denmesi, sıradan insanların öğrenemeyecek kadar aptal olmalarından değil, tam tersine, öğrenmelerine izin verilemeyecek kadar zeki olmalarından kaynaklanmıştı. Toplumu bir arada tutan yanılsamaların farkına varan insanların sayısı artarsa halk tehlike oluşturmaya başlar.

Çok uzun zaman önce, Çin'de bu felsefeye tarih öncesi imparatorları bir ad vermişlerdi, "insanları aptal halde tutma politikası" diyorlardı buna. Birkaç bin yılın geçmesinin bu liderlik perspektifinde yaptığı tek değişim, tarz değişikliği şeklinde oldu: Modern çağda, liderler bu büyük yönetim sırrından artık ulu orta bahsetmiyorlar.


Eğitim Bir Kitle İmha Silahı / John Taylor Gatto
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt