Soru Mevdudi'nin İran Humeyni Devrimi ile İlgili Görüşü Hakkında Bilgi Verebilir misiniz?

M Çevrimdışı

mervanbinmübarek

Üyeliği İptal Edildi
Banned
sa.tasavvuf cüneyd el bagdadinin zühdü ile baslamis ve icin de bidat dahi bulunmayan birseydi.sirk surda dursun bidat dahi yaninndan gecmemis.suf aslinda pamuk elbiseye verilen 0ve bu akimda bulunan zahidlerin giydigi bir giysi idi.aslinda bunu giyenlere de sufi deniliyordu.simdiki tasavvufun cüneyd el bagdadi ile bir alakasi benzerligi yoktur.ALLAH ayaklarimizi tevhid uzere sabit kilsin..
 
M Çevrimdışı

Musluman.

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Beyazıd Bistami Kimmiş !!!

1-E - HİCRİ 3. YÜZYIL: BEYAZÎD BİSTÂMİ


Döneme ismini verecek kadar önemli olan diğer bir şahsiyet Beyâzid Bistâmî`dir. Horasan`ın Bestam şehrinde doğan ve Zerdüşt bir geçmişe sahip bir ailenin çocuğu olan Beyazîd, tasavvufa temel olacak bazı esaslar oluşturur, yeni inançlar getirir. Bunların en önemlisi Bir`de yok olma ve şathiyedir. Bir`de yok olma inancı Vahdet-i Vucûd inancının habercisi durumundadır. Hint okenli Bir`de yok olma inancını Beyâzıd, Ebû Ali el-Sındî`den alarak tasavvufa dahil eder. [1]

Buna göre kişi rhî ve bedenî bazı imtihanlara muhatap olur ve başarırsa Tanrı`yla bir olma durumuna erişir. Bu Kulun Tanrı katına çıkması biçiminde gerçekleşebileceği gibi, Tanrının kulun seviyesine inmesi biçiminde de gerçekleşir. Bu gerçekleştiğinde de Tanrı-kul ayrılığı kalkmış olur. (el-fenâ fi`t Tevhid)

Kendisini Tanrıyla bir olarak gören kişi de elbetteki normal insana oranla farklı özellikler taşıyacaktır. Bu özellikler, Bistamî`de nasslara tamamen aykırı şekilde açığa çıkan şathlar olur. Sûfînin kendi varlık ve benliğinden habersiz hale geldiği, sekr halinde iken söylediği ve nasslara ters görünen sözler anlamındaki şathlar, sonradan tamamıyla tasavvufun en önemli konu ve kavramlarından birisi olur. Sûfilerin iddiasına göre cezbe ve vecd haline erişen bir sûfi duyular aleminin dışına çıktığı için, o anda duyular alemiyle uyuşmayan sözler sarfeder.

Bu sözlerin sûfinin o andaki durumuyla ilgili olduğu, o hali yaşamayanların bu durumu bilemeyeceği iddia edilir. Tasavvuf mensubu olmayanlar tarafından en çok eleştiri konusu edilmiş olan bu şathlar sûfiler tarafından arzulanan ve ulaşılmaya çalışılan bir halin ifadesi olarak görülmüş ve savunulmuştur. Onlar bu durumu içkiyle sarhoş olan kişinin farklı aleme geçip, (öyle zannedip) sarhoş olmayanlara ters gelen şeyle ifade etmesine benzetirler ve böylelikle durumlarını açıklayıp meşrulaştırmaya çalışırlar. Ancak bu açıklamalar inandırıcı olmamıştır ki, şathlar bir çok sûfinin hayatına mal olmuştur.[2]

Çok sayıda sûfide şath açığa çıkmasına rağmen şath denildiğinde özellikle iki isim akla gelir, bunlardan birisi Beyâzıd iken, diğeri gelecek yüzyılın sûfilerinden Hallac-ı Mansur`dur.
Onların isimleri şathla bütünlük sağlayacak kadar tanınır olmuştur.

Beyâzıd`ın şathlarına örnek verecek olursak, o şunları söyler:
„Öyle bir deniz geçtim ki, Peygamberler onun kıyısında durdu. „
„Cehennem dediğin nedir ki?, Onu görsem hırkamın ucuyla söndürüveririm.“
„Kendimi noksan sıfatlardan tenzih ederim.“ Ne de büyük zuhurum var.“[3]

„ Allah beni bir defa yükseltti, önüne oturttu ve bana şöyle dedi: „Ey Ebû Yezid, yaratıklarım seni görmeyi arzuluyorlar.“ Bunun üzerine ben dedim ki; „Beni vahdaniyetinle donat ve Sen`in benlik elbiseni bana giydir ve beni ehadiyetine yükselt, ta ki, yaratıkların beni gördüklerinde diyebilsinler: „Seni( yani Allah`ı ) gördük ve Sen O`sun“ Fakat Ben (Ebû Yezid) orada olmam“, Hak`kı Hak`la gördüm, ve bir zaman Hak`da Hak`la birlik oldum. Ne nefes, ne dil, ne kulak, ne başka birşey vardı. Vakta ki, Tanrı kendi nurundan bana göz verdi, o zaman O`na O`nun nuruyla baktım ve O`nu kendi bilgisiyle gördüm, O`nun lutfunun diliyle, kendisiyle görüştüm: „ Seninle benim hâlim nasıldır ?“ dedim. Bana „Ben seninle senim. Senden başka Allah yok“ dedi.[4]

Bayazidi Bestami’nin bazı söylevlerinden seçmeler :

“Allah’a andolsun ki benim bayrağım Muhammed (S.A.V)’in bayrağından daha büyüktür! Benim bayrağım nurdur. Altında bütün insanlar ve cinler ve peygamberlerden olanlar bulunuyor.”[5]
“Benim bir benzerim ne gökte bulunur; ne de benim sıfatlarımın bir benzeri yeryüzünde bilinir!” [6]
“Musa Peygamber, Allah’ı görmek istedi. Ben ise Allah’ı görmeyi değil, Allah beni görmeyi irade buyurdu!”[7]

Bu ve benzer sözler, o günlere kadar müslümanların arasında görülmemiş şeylerdi. Hele sahabe ve tabîunda hiç görülmemişti. Ancak dönemin sûfileri bütün bunları Allah`la bir olacak kadar yücelmiş kullar oldukları inancıyla dile getirirler. Karşı çıkanlara da, kendilerinin bâtınla uğraştıklarını ve aslın bu olduğunu, halbuki kendi dışındakilerin kabuğa (zâhir) takılıp kaldıklarını, zâhirle (şeriatla) kendilerini değerlendiremeyeceklerini iddia ederler.

3. yüzyılın en mûtedil sûfilerinden olan Cüneyd, nasslara bağlılıkla, yukarıda anlatılan düşünceler arasında gidip, gelir. Çağdaş bir araştırıcının ifadesiyle, Vahdet-i Vûcud çukurunun kenarında dönüp durur.[8]

O marifet bilgisini kabul eder ancak bir sınır getirir. Bu bilginin naslara aykırı olmaması gerektiğini savunur. Bid`at olarak nitelenen ve tasavvufn esaslarından olan tesbih, zikr gibi konulardan dolayı suçlandığında „ Ben Allah`a doğru götüren bir yolu reddetmem“[9] cevabını verir.

Beyazıd gibilerini, hayali güçlerine aldandıkları düşüncesiyle suçlar: „Kim sûlûktan önce Kur`an ezberlemez, hadis yazmaz ve fıkıh öğrenmezse ona iktida etmek caiz olmaz“ [10] diyerek Bestâmiler`in temsil ettiği anlayışa karşı çikar. O özelliklet tevhid inançı üzerinde durur ve bunu her türlü bozuk inanca karşı korumaya çalışır. Ancak bunu yaparken bir ayağı da tasavvuf üzerindedir. O bu özelliğiyle ileride isminden bahsedilecek olan fakat sınırları tam belirlenemeyen Sûnni sûfiliğinin temsilcisi durumundadır. Cüneyd, Beyâzıd`da en basit biçimde ifadesini bulan panteizme bir sınır çizme gayreti içinde olur. Fakat başaramaz. Dolayısıyla Cüneyd, inanç ve düşünceleriyle değil, sadece ismiyle yaşar. Onun, yaptığı en önemli iş tasavvufun sivri yönlerini törpülemek olur.

Aynı dönemde, İslâmî bir yapıyı temsil ettiği kadar sûsi de olan ve İslâm`ın sınırlarını taşmayan bir tasavvuf oluşturmaya çalışan Muhasibî`de vardır. O, tasavvufun temelinde yer alan ilahî aşk inancını tasavvufun bünyesine tamamen ayrılmayacak şekilde adapte eder.[11]
Onun temsil ettiği tasavvuf anlayışı Selefî, Felsefî, ehl-i Sünnet tasavvufu üçlüsünün sonuncusunda yer alır. Onun esaslarını belirler. Bunu yaparken de zamanın İslam dışı tasavvufuna çeki-düzen vermeye çalışır.

KAYNAKLAR



[1] Fahrî 192,193

[2] Mukaddime 2/259 [ Ibn Haldun, Çev: Zakir Kadiri Uğan, Devlet Kitapları, 3 cilt,ist 1970]
Ayrıntılı bilgi için bkz:
- İbn Haldun 133 [ Tasavvufun Mahiyet, Çev: Süleyman Uludağ, Dergah yy. ist 1984]
- GölpInarlı 83-85 [Abdülhaki GölpInarlı, 100 Soruda Tasavvuf, Gerçek yy. ist. 1985]
- Sülemi 12 [ Dr. Süleyman Ateş, Sülemi ve Tasavvufu Tefsiri, Sönmez Neş. ist. 1969]

[3] Gölpınarlı, 84 : Sülemi, 13 : İbn Haldun, 59, 121,153 : Fahri, 193

[4] Güngör 255, 256 [Prof. Dr. Erol Güngör, İslam Tasavvufunun Meseleleri, Ötüken yy. ist. 1982]

[5] ( Bayazidi Bestami ve İslam Tasavvufunun özü, Celal Yıldırım, Demir Kitabevi, Aralık 1978 baskısı, sayfa 263 ).

[6] (Yukarıda adı geçen kitap, sayfa,sayfa 265 ).

[7] (Yukarıda adı geçen kitap, sayfa 320 ).

[8] Fahri, 198

[9] Hitti. 2/675

[10] İşâri Tefsir, 73
-Corbin ,194 [Henry Corbin, İslâm Felsefesi Tarihi, Çev: Prof.Dr. Hüseyin Hatemi, İletişim yy. 1986]

[11] Güngör 70,72
 
K Çevrimdışı

Khaled21

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
19. yüzyılda İslam âlemine yönelik başlatılan Modern Haçlı Seferleri karşısında Cemalettin Afgani, Müslümanların dâhili ve harici bedbahtlardan kurtulması ve İslam âleminin birliği için bir tür şura biçimi olan demokrasinin bir çıkış yolu olabileceğini savunurken, 20. Asrın başlarında El-Benna demokratik yönetime mesafeli durmuş, ancak parlamenter sisteme sıcak bakmıştır. El-Benna’nın tasavvurundaki devlet yapısı, tabiri caizse “İslami Demokrasi” hüviyetine sahipken, Mevdudi, El-Benna ile Kutup arasında bir yerde, Seyyid ise daha uç noktada durmaktadır. Mevdudi de demokrasinin İslam ülkelerinde denenebileceğini savunurken, Seyyid, İslam ile demokrasinin beraber zikredilmesine şiddetle karşı çıkmakta, Batı’da iflas etmiş bir sistemin Doğu’da neden deneneceğini sorgulamaktadır. Seyyid’in, siyasi özgürlükleri teminat altına alan adil bir diktatörlüğü savunduğunu iddia etmek zor değil.

alıntıdır
 
M Çevrimdışı

Musluman.

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
19. yüzyılda İslam âlemine yönelik başlatılan Modern Haçlı Seferleri karşısında Cemalettin Afgani, Müslümanların dâhili ve harici bedbahtlardan kurtulması ve İslam âleminin birliği için bir tür şura biçimi olan demokrasinin bir çıkış yolu olabileceğini savunurken, 20. Asrın başlarında El-Benna demokratik yönetime mesafeli durmuş, ancak parlamenter sisteme sıcak bakmıştır. El-Benna’nın tasavvurundaki devlet yapısı, tabiri caizse “İslami Demokrasi” hüviyetine sahipken, Mevdudi, El-Benna ile Kutup arasında bir yerde, Seyyid ise daha uç noktada durmaktadır. Mevdudi de demokrasinin İslam ülkelerinde denenebileceğini savunurken, Seyyid, İslam ile demokrasinin beraber zikredilmesine şiddetle karşı çıkmakta, Batı’da iflas etmiş bir sistemin Doğu’da neden deneneceğini sorgulamaktadır. Seyyid’in, siyasi özgürlükleri teminat altına alan adil bir diktatörlüğü savunduğunu iddia etmek zor değil.

alıntıdır

Akhi bunu hangi kafirin sitesinden alıntı yaptın.!!!
İslami yönetimi tanımlamaya bak"
"Siyasi özgürlükleri teminat altına alan adil bir diktatörlük"
 
K Çevrimdışı

Khaled21

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Sözde tevhidi savunanların bir sitesi işte ama asıl mesele mevdudi demokrasiyi destekliyormu?
 
HAMAS Çevrimdışı

HAMAS

İslam-tr Mudâvimi
Site Emektarı
kafanızdaki mevdudi,hasan el benna,seyyid kutub,ihvani müslimin modellerini iyice gözden geçirin.bazıları bugünkü haması ihvanı eleştiriyorlar.Kuruluş bildirgelerini ve kurucularının hedeflerini iyi araştırın.
 
A Çevrimdışı

AhluSunnah

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Demokrasiden kasıt çoğunluğun yöneticiyi seçmesi ise bunda bir beis yoktur, ancak demokrasiden kasıt çoğunluğun istediği hükmü değiştirmesi ise bunun küfür olduğunda kim şüphe eder? Mevdudi'ninde ikinci manayı kastetmediği açık. Mevdudi ilede Allah'ı kendine düşman edinmiş Demokrat Hamas ve İhvan hareketi aynı kefeye koymak, hatta Şehid inşaAllah Seyyid Kutub ile bu dinsizleri bir kefeye koymak, pislik ile temiz sütü aynı kefeye koymaktır.
 
K Çevrimdışı

Khaled21

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Demokrasiden kasıt çoğunluğun yöneticiyi seçmesi ise bunda bir beis yoktur

Burda ne demek istediğini anlayamadım?
 
M Çevrimdışı

Musluman.

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Demokrasiden kasıt çoğunluğun yöneticiyi seçmesi ise bunda bir beis yoktur, ancak demokrasiden kasıt çoğunluğun istediği hükmü değiştirmesi ise bunun küfür olduğunda kim şüphe eder? Mevdudi'ninde ikinci manayı kastetmediği açık. Mevdudi ilede Allah'ı kendine düşman edinmiş Demokrat Hamas ve İhvan hareketi aynı kefeye koymak, hatta Şehid inşaAllah Seyyid Kutub ile bu dinsizleri bir kefeye koymak, pislik ile temiz sütü aynı kefeye koymaktır.

İlk cümlen hariç dediklerine katılıyorum.
İlk cümlene gelecek olursak kasıt çoğunluğun seçmesi ise Ve Bu İslami İse Bu neden İslami Literatürdeki Bir Adla Adalndırlımıyorda Her gün bir başka tarafa çekilen,bakan kişinin baktığı yöne doğru evirebildiği bir kavram karmaşası içerisine giriliyor.

Eğer Müslüman isek -ki inşAllah- Kendimize ait Literatürümü vardır paşalar gibi.Batıdan ithal edilen fikir düşünce yaşam tarzı ve kavramları Reddetmek gerektiğini iddia ediyorum.

Aksi durumda biri çıkacak yok demokrasi bu diyecek bir başkası çıkacak yok şu diyecek.Demokrasi yi D sini İslam i si ile bağdaştırmaya çalışan insanlara söylenecek tek bir söz vardır.Madem ki Demokrasiyi illa ki kullanmak istiyorsanız Cehennem olun Batı dünyasının içinde boğulmak da olduğu dipsiz kuyulara sizde gidin, o uğurunda hayatlarınızı verdiğiniz abd nin iti olun....
 
A Çevrimdışı

asrinsirri

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Mevdudi'nin Tagut meclise girmesine delil ne olabilir ? Bilen birileri var mıdır ?
 
K Çevrimdışı

Khaled21

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Şurda birşey buldum biri diyorki Seyyid kutub ehli sünnettir fakar mevdudi mürciedir sonra açıklamada bulunmuş:

http://www.ummetiz.biz/index.php?topic=21513.15;wap2
 
K Çevrimdışı

Khaled21

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Mevduninin face sayfasından:

Mevdudi'nin kafir olduğunu iddia eden Neo-Haricilerin delilleri şunlar;

*Kimi yerlerde demokrasi küfürdür diyor kimi yerlerde en iyi demokrasi Islamdır diyor...

*Kafir bir kadını başbakan olarak seçmek üzere oy vermiş

*Tağutun mahkemelerine haklı okunduğu müddetçe başvurulabilir diye fetva vermiş

*Parti kurmuş ve cumburlooop küfre girmiş

*O ve cemaati küfür içerisindeymiş ..
 
K Çevrimdışı

Khaled21

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Bilmiyorum akhi mevdudi sayfasında buldum bunları kim tekfir etmiş onuda bilmiyorum :eek:uch2:
 
A Çevrimdışı

asrinsirri

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Yazanlar Klavye Muvahhidleridir kesinlikle... TEKFİR etmediğimiz kim kaldı acaba ? sorularını soruyorlardır birbirlerine...
 
A Çevrimdışı

AhluSunnah

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Mevdudi'nin kafir olduğunu iddia eden Neo-Haricilerin delilleri şunlar;

*Kafir bir kadını başbakan olarak seçmek üzere oy vermiş

*Tağutun mahkemelerine haklı okunduğu müddetçe başvurulabilir diye fetva vermiş

*Parti kurmuş ve cumburlooop küfre girmiş

Ben Mevdudi'nin bunları yaptığına inanmıyorum, eğer yaptıysa kafirdir. Bu üç şeyi yapanın Erdoğan'dan, Obama'dan bir farkıda yoktur. Ancak iddia delil ister, bunu söyleyenler bunu delillendirirse herşey daha net şekilde açıklığa kavuşur.

Bunun haricinde "Bunu diyenler islam adına ne yapmıştır?" diyerek edebiyat yapmak ise çok büyük bir hatadır. Eğer ki Mevdudi bu hataları yaptıysa -ki yaptığına inanmıyorum- Mevdudi'nin kafir olduğuna hangi akıl şüphe eder?

Ayrıca Mevdudi nedir ki Ebu Talib'in yanında, dine fayda bakımından? Ebu Talib; en zor günde en sıkıntılı zamanlarda Rasulullah s.a.v. sahip çıkmıştı. Bir kimse çıkıpta "Ebu Talip İslam adına çok büyük şeyler yaptı. Ona kafir diyenler İslam adına ne yaptı?" diyebilir mi?

O yüzden böyle "O ne yaptı", "Şu ne yaptı" demek yerine küfrü varsa kafirdir, küfrü kesin delillerle ispatlanana kadar Şeyhimizdir demek doğru olacaktır. Dünya üzerinde kimse tekfirden korunmuş değildir. Herkes şirk ve küfr işleyebilir. Bunun adı Allame Falan, Yüce Alim Filanda olsa durum farketmez. Yukarıda sayılan küfürleri işleyen değil Mevdudi, dünyanın en zahid en alimi olsada farketmez, tekfir ona izhar edilir.

Yine dediğim gibi, "O ne yaptı İslam" için demek yerine, bu iddiayı ortaya atanlara iddialarını kesin delillerle ispatlamalarını isteyin. Zaten böyle bir mevzu varsa deliller kesin olarak ortaya konulabilir.
 
K Çevrimdışı

Khaled21

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Alıntıdır:

]Mevdudi'nin eleştirilecek yönü, demokratik platform*da İslami hareketi yürütmeye çalışmasıdır. Halbuki eserlerinden tanıdığımız kadarıyla böyle partisel bir çalışma ve Cemaatı İslami'yi politik bir kumluş haline getirme, yazdıklarıyla tezad halindedir. Ama her ne suretle olursa olsun, Mevdudi demokratik yollardan, politikayı bir basa*mak olarak kullanarak hedefe varmak istemiştir; ancak başarılı olduğu söylenemez. Cemaat, hem Pakistan'ın İs*lami kimliğini koruma, hem de demokrasiye yeniden iş*lerlik kazandırma uğrunda 1948,1962, 1971, 1977'de ya*pılan bütün ulusal seçimlere katılmış ancak hiç bir kez barajı aşamadan hep demokratik bir teşkilat olarak kalmıştır.
 
A Çevrimdışı

asrinsirri

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Ben Mevdudi'nin bunları yaptığına inanmıyorum, eğer yaptıysa kafirdir. Bu üç şeyi yapanın Erdoğan'dan, Obama'dan bir farkıda yoktur. Ancak iddia delil ister, bunu söyleyenler bunu delillendirirse herşey daha net şekilde açıklığa kavuşur.

Bunun haricinde "Bunu diyenler islam adına ne yapmıştır?" diyerek edebiyat yapmak ise çok büyük bir hatadır. Eğer ki Mevdudi bu hataları yaptıysa -ki yaptığına inanmıyorum- Mevdudi'nin kafir olduğuna hangi akıl şüphe eder?

Ayrıca Mevdudi nedir ki Ebu Talib'in yanında, dine fayda bakımından? Ebu Talib; en zor günde en sıkıntılı zamanlarda Rasulullah s.a.v. sahip çıkmıştı. Bir kimse çıkıpta "Ebu Talip İslam adına çok büyük şeyler yaptı. Ona kafir diyenler İslam adına ne yaptı?" diyebilir mi?

O yüzden böyle "O ne yaptı", "Şu ne yaptı" demek yerine küfrü varsa kafirdir, küfrü kesin delillerle ispatlanana kadar Şeyhimizdir demek doğru olacaktır. Dünya üzerinde kimse tekfirden korunmuş değildir. Herkes şirk ve küfr işleyebilir. Bunun adı Allame Falan, Yüce Alim Filanda olsa durum farketmez. Yukarıda sayılan küfürleri işleyen değil Mevdudi, dünyanın en zahid en alimi olsada farketmez, tekfir ona izhar edilir.

Yine dediğim gibi, "O ne yaptı İslam" için demek yerine, bu iddiayı ortaya atanlara iddialarını kesin delillerle ispatlamalarını isteyin. Zaten böyle bir mevzu varsa deliller kesin olarak ortaya konulabilir.
Delilin nedir kardeş ?
 
A Çevrimdışı

AhluSunnah

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
ebu talip putperest bir müşrikti..yeğen sevgisinden hz.muhammed'e yardımlar etti..o öldükten sonrada peygambere yine Allah bir yol açtı ve hicret etti..sonrada islam devletini kurdu...mevdudi ibn teymiyye hayranı tasavvufdaki bidatlara her zaman karşı çıkmış muvahhid bir müslüman...ayrıca islam medeniyeti kurulması için çalışan bir imamdı..ebu taliple mevdudi... böyle şuursuz saçma sapan bir örnek olmaz

mevdudinin eserleri

1- Islâmin esaslari
...
22- Biz ve bati medeniyeti.

mevdudinin hizmetleri ortada...böyle bir alimin küfr fısk içinde olduğunu söylemek fitneden başka birşey olmaz..

Değil Mevdudi, bir çok alimleri toplasan İslam'a olan faydaları Ebu Talib'in İslama olan faydasının yanında zerre kadar olamaz. Rastgele bir siyer okursan bunu görürsün.

İkincisi verdiğim örneği iyi anlasaydın senin için bir çok fayda görecektin. Ebu Talib bunca faydasına rağmen küfrü olduğu için tekfir edildi. Eğer Mevdudi'nin küfrü varsa neden tekfir edilmesin? Alacağın ibret buydu, sense kafandan müşrik-müslüman karşılaştırması yapmışsın. Zaten biz şuan "Eğer Mevdudi o sayılan küfürleri yaptıysa" diye konuşuyoruz.

Üçüncüsü, sofi kafasından kurtulman gerekir. Birinin tekfiri hizmet ve kitapla ölçülmez. Muhyiddin Arabi'nin kitaplarının sayısına, Cübbeli'nin kitaplarının sayısına aldanıp "Bu adamı tekfir etmek fitnedir" diyenden ne farkın var?

Mevdudi'nin İbn Teymiyye hayranı olması vs'nin onun tekfiri ile ne alakası var?

Sen hala, "Mevdudi sayılan küfürleri işlemişse bile tekfir edilmez" diyorsan, bence sen burada yazmayı bırak ve tez elden bir akide kitabı okumaya başla.

Eğer ki Mevdudi bu küfürleri işlemedi diyorsan, zaten bizde bunu söylüyoruz.

Delilin nedir kardeş ?

Onu Mevdudi'nin kafir olduğunu söylene sorarsın, burada bunu iddia eden bir şahıs yok.
 
Üst