Kevserî ve Tenzih Maskeli Yahudi Kelamı

Kadızâde-i İstanbûlî Çevrimdışı

Kadızâde-i İstanbûlî

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
1. Kelâmî Tenzihin Felsefî ve Tarihî Menşei
Kelâmî ekollerin "Tenzih" adı altında meşrulaştırmaya çalıştığı, ilâhî sıfatları selbî (olumsuzlayıcı) bir dille soyutlama yöntemi; Kur'an ve Sahih Sünnet’in üslubundan ziyade Yunan felsefesi ve felsefî teolojiye dayanır. Vahyin temel metodu İsbât-ı Mufassal (sıfatları tek tek ve detaylıca kabul etmek) ve Nefy-i Mücmel ("O'nun benzeri hiçbir şey yoktur" buyruğuyla noksanlıkları toptan reddetmek) üzerine kuruludur. Cehmiyye, Mu'tezile ve devamı niteliğindeki felsefî Kelâm okulları ise bu kaideyi ters yüz ederek "Nefy-i Mufassal" (ne olmadığını detaylıca sayma) yoluna gitmişlerdir. Sıfatların manasını tamamen boşaltma (Tefvîd-i Mânâ) veya mantıkı kalıplarla çarpıtma (Te'vîl) gayreti, nasları Aristotelesçi gelenekle uzlaştırma arayışının zorunlu bir neticesidir.

2. İbn Meymûn, Gazzâlî ve Yahudi Kelâmı İrtibatı
Bu uzlaştırmacı çizginin felsefe ve kelâm tarihindeki en bariz köprülerinden biri, "Rambam" olarak bilinen Yahudi filozofu Mûsâ bin Meymûn el-Kurtubî'dir (ö. 601). İbn Meymûn, başyapıtı Delâletü’l-Hâirîn (Şaşkınlara Kılavuz) isimli eserinde Tevrat’taki sıfat ayetlerini, Mu'tezile ve Ebû Hâmid el-Gazzâlî’nin kullandığı felsefî-mecazî tevil yöntemleriyle tahrif etmiştir. İbn Meymûn’un Tanrı'ya müspet sıfat vermeyi reddeden katı selbî tutumu, Yahudi teolojisine uygulanmış Cehmî bir okumadan ibarettir.

Şeyhülislâm İbn Teymiyye, bu metodolojik akrabalığı net bir şekilde ortaya koymaktadır:
«Şüphesiz "Delâletü'l-Hâirîn" kitabının sahibi Mûsâ bin Meymûn, Müslümanlar arasındaki Ebû Hâmid el-Gazzâlî gibidir; nebevî sözleri felsefî sözlerle harmanlar ve bunları felsefî görüşlere göre tevil eder.» (Der'u Teâruzi'l-Akl ve'n-Nakl, 1/131)​
Nitekim İbnu’s-Salâh’ın el-Mâzirî’den naklettiği üzere Gazzâlî, şer’î ilimlerle felsefî ilkeleri birbirine karıştırmış ve felsefeyi ayet-hadis ambalajıyla sunmuştur (Tabakâtu’ş-Şâfi’iyye, 1/255). İbn Meymûn ise bu felsefî-kelâmî ambalajı Yahudi teolojisine adapte etmiştir.

3. Kevserî Çizgisi ve Yahudi Kelâm Metinlerinin Neşri
İlâhî sıfatları işlevsiz kılma (Ta'tîl) anlayışının yakın dönemdeki bayraktarı Muhammed Zâhid el-Kevserî’nin kaynakları incelendiğinde tarihsel bir tenakuz gün yüzüne çıkar. Ehl-i Hadîs ve Selef metodolojisini "Mücessime" iddiasıyla hedef alan Kevserî, Yahudi filozofu İbn Meymûn’un sıfatları tevil etme ve selbî tenzih ilkelerini barındıran Delâletü'l-Hâirîn şerhini (el-Mukaddimâtü’l-Hams ve’l-ʿİşrûn min Delâleti’l-Ḥâʾirîn, et-Tebrîzî) 1949 yılında Kahire’de bizzat incelemiş ve neşretmiştir.

Sıfatların tevili ve lafızların içinin boşaltılması hususunda Yahudi kelâmcılarının geliştirdiği kaidelerden beslenen veya bu metinleri "tenzih kalesi" gibi neşreden bir gelenek, İslâmî uluhiyyet anlayışını felsefî bir soyutlamaya indirgemiştir.

4. Netice
Haberî sıfatları "manasız lafızlara" çeviren Tefvîd-i Mânâ anlayışı da, sıfatları felsefi mecazlara indirgeyen Te'vîl mantığı da Yahudi-Grek felsefî kurgusunun Kelâm ambalajıyla sunulmuş halidir. Ehl-i Hadîs ve Selef-i Sâlihîn yolu ise, felsefecilerin "Cisim, Cevher, Araz" jargonuna bulaşmaksızın, Allah Teâlâ’yı Kendi tanıttığı isim ve sıfatlarla benzetmesizce ispat etmek ve O'nu mahlukata ait bütün noksanlıklardan muhafaza etmektir.​
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
EBU HANİFE Çevrimdışı

EBU HANİFE

İslam-tr Mudâvimi
İslam-TR Üyesi
1. Kelâmî Tenzihin Felsefî ve Tarihî Menşei
Kelâmî ekollerin "Tenzih" adı altında meşrulaştırmaya çalıştığı, ilâhî sıfatları selbî (olumsuzlayıcı) bir dille soyutlama yöntemi; Kur'an ve Sahih Sünnet’in üslubundan ziyade Yunan felsefesi ve felsefî teolojiye dayanır. Vahyin temel metodu İsbât-ı Mufassal (sıfatları tek tek ve detaylıca kabul etmek) ve Nefy-i Mücmel ("O'nun benzeri hiçbir şey yoktur" buyruğuyla noksanlıkları toptan reddetmek) üzerine kuruludur. Cehmiyye, Mu'tezile ve devamı niteliğindeki felsefî Kelâm okulları ise bu kaideyi ters yüz ederek "Nefy-i Mufassal" (ne olmadığını detaylıca sayma) yoluna gitmişlerdir. Sıfatların manasını tamamen boşaltma (Tefvîd-i Mânâ) veya mantıkı kalıplarla çarpıtma (Te'vîl) gayreti, nasları Aristotelesçi gelenekle uzlaştırma arayışının zorunlu bir neticesidir.

2. İbn Meymûn, Gazzâlî ve Yahudi Kelâmı İrtibatı
Bu uzlaştırmacı çizginin felsefe ve kelâm tarihindeki en bariz köprülerinden biri, "Rambam" olarak bilinen Yahudi filozofu Mûsâ bin Meymûn el-Kurtubî'dir (ö. 601). İbn Meymûn, başyapıtı Delâletü’l-Hâirîn (Şaşkınlara Kılavuz) isimli eserinde Tevrat’taki sıfat ayetlerini, Mu'tezile ve Ebû Hâmid el-Gazzâlî’nin kullandığı felsefî-mecazî tevil yöntemleriyle tahrif etmiştir. İbn Meymûn’un Tanrı'ya müspet sıfat vermeyi reddeden katı selbî tutumu, Yahudi teolojisine uygulanmış Cehmî bir okumadan ibarettir.

Şeyhülislâm İbn Teymiyye, bu metodolojik akrabalığı net bir şekilde ortaya koymaktadır:


Nitekim İbnu’s-Salâh’ın el-Mâzirî’den naklettiği üzere Gazzâlî, şer’î ilimlerle felsefî ilkeleri birbirine karıştırmış ve felsefeyi ayet-hadis ambalajıyla sunmuştur (Tabakâtu’ş-Şâfi’iyye, 1/255). İbn Meymûn ise bu felsefî-kelâmî ambalajı Yahudi teolojisine adapte etmiştir.

3. Kevserî Çizgisi ve Yahudi Kelâm Metinlerinin Neşri
İlâhî sıfatları işlevsiz kılma (Ta'tîl) anlayışının yakın dönemdeki bayraktarı Muhammed Zâhid el-Kevserî’nin kaynakları incelendiğinde tarihsel bir tenakuz gün yüzüne çıkar. Ehl-i Hadîs ve Selef metodolojisini "Mücessime" iddiasıyla hedef alan Kevserî, Yahudi filozofu İbn Meymûn’un sıfatları tevil etme ve selbî tenzih ilkelerini barındıran Delâletü'l-Hâirîn şerhini (el-Mukaddimâtü’l-Hams ve’l-ʿİşrûn min Delâleti’l-Ḥâʾirîn, et-Tebrîzî) 1949 yılında Kahire’de bizzat incelemiş ve neşretmiştir.

Sıfatların tevili ve lafızların içinin boşaltılması hususunda Yahudi kelâmcılarının geliştirdiği kaidelerden beslenen veya bu metinleri "tenzih kalesi" gibi neşreden bir gelenek, İslâmî uluhiyyet anlayışını felsefî bir soyutlamaya indirgemiştir.

4. Netice
Haberî sıfatları "manasız lafızlara" çeviren Tefvîd-i Mânâ anlayışı da, sıfatları felsefi mecazlara indirgeyen Te'vîl mantığı da Yahudi-Grek felsefî kurgusunun Kelâm ambalajıyla sunulmuş halidir. Ehl-i Hadîs ve Selef-i Sâlihîn yolu ise, felsefecilerin "Cisim, Cevher, Araz" jargonuna bulaşmaksızın, Allah Teâlâ’yı Kendi tanıttığı isim ve sıfatlarla benzetmesizce ispat etmek ve O'nu mahlukata ait bütün noksanlıklardan muhafaza etmektir.​

Gazzâlî de yaşasaydı, tahmin ediyorum ki şöyle derdi:
“Aynaya bakıp kendi kusurunu görmeyen, başkasının hatalarında kusur arayan kimse… Takip ettiğin kimseler, Cehmî ve Mu‘tezilî bir görüş olarak cehennemin ebedî olmadığını savunuyor.
Yahudilerin kendi tanrılarına ölçü biçtiği gibi, ‘Minarenin ucu, tabanına oranla Tanrı’ya daha yakındır’ deniyor.
Perşembe veya pazartesi Tanrı semaya indiğinde sema boşta kalıyor deniliyor
Tanrı’nın gerçekten hakikî bir sağ tarafı/yönü vardır.
Âdem’in sûreti, Tanrı’nın sûreti üzere alınmıştır; hem de hakikî anlamda…
Tanrı’ya el, iki göz, kaş/diyen bile var bunun uzerine ne kiyas ederek neler ekleniyordur acaba ?, baldır, vb. hakikî mana verip O’nu cüzlere böldünüz.
Kimse sizin bu oyunlarınızı anlamasın diye de ‘keyfiyeti bilinmez’ diyerek meselenin üzerini kapattınız… Ve daha niceleri.”
Bence derdi bunu. :)
Ben bunları kendim söylüyorum demiyorum; onun paradigmasıyla konuşuyorum. Gazzâlî’yi okumuş biri olarak, onun tenzih merkezli yaklaşımından hareketle böyle bir eleştirinin ortaya konulabileceğini düşünüyorum.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Gazzâlî de yaşasaydı, tahmin ediyorum ki şöyle derdi:
“Aynaya bakıp kendi kusurunu görmeyen, başkasının hatalarında kusur arayan kimse… Takip ettiğin kimseler, Cehmî ve Mu‘tezilî bir görüş olarak cehennemin ebedî olmadığını savunuyor.
Yahudilerin kendi tanrılarına ölçü biçtiği gibi, ‘Minarenin ucu, tabanına oranla Tanrı’ya daha yakındır’ deniyor.
Perşembe veya pazartesi Tanrı semaya indiğinde sema boşta kalıyor deniliyor
Tanrı’nın gerçekten hakikî bir sağ tarafı/yönü vardır.
Âdem’in sûreti, Tanrı’nın sûreti üzere alınmıştır; hem de hakikî anlamda…
Tanrı’ya el, iki göz, kaş/diyen bile var bunun uzerine ne kiyas ederek neler ekleniyordur acaba ?, baldır, vb. hakikî mana verip O’nu cüzlere böldünüz.
Kimse sizin bu oyunlarınızı anlamasın diye de ‘keyfiyeti bilinmez’ diyerek meselenin üzerini kapattınız… Ve daha niceleri.”
Bence derdi bunu. :)
Ben bunları kendim söylüyorum demiyorum; onun paradigmasıyla konuşuyorum. Gazzâlî’yi okumuş biri olarak, onun tenzih merkezli yaklaşımından hareketle böyle bir eleştirinin ortaya konulabileceğini düşünüyorum.
Evet madem Onun paradigmasıyla konuşuyorsan , Onun eserlerinden delillendirmen, ve tam tersini savunduğun itikadini Kuran ve sunnetten delillendirmen üzerine borçtur, vebaldir. Aksi taktirde Ahmed Şimşirgil, Ebubekir Sifil gibi Kevseri gibi mufteri olacaksın forumda! Süren başladı...

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye'ye Atılan İftiralara Reddiye

Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye Mudâfası - FULL


Muhammed Zahid El- Kevseri Hakkında İddiaların Doğruluğu?

İmam Gazali ve Eseri İhya'u Ulum'id-din Hakkında Ulema Neler Demiştir?

 
EBU HANİFE Çevrimdışı

EBU HANİFE

İslam-tr Mudâvimi
İslam-TR Üyesi
Evet madem Onun paradigmasıyla konuşuyorsan , Onun eserlerinden delillendirmen, ve tam tersini savunduğun itikadini Kuran ve sunnetten delillendirmen üzerine borçtur, vebaldir. Aksi taktirde Ahmed Şimşirgil, Ebubekir Sifil gibi Kevseri gibi mufteri olacaksın forumda! Süren başladı...

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye'ye Atılan İftiralara Reddiye

Şeyhu'l İslam İbn Teymiyye Mudâfası - FULL


Muhammed Zahid El- Kevseri Hakkında İddiaların Doğruluğu?
Hocam sorun degil banlayabilirsin Gazali gibi bir alime camur atılmasına gönlüm elvermedi okadar.

Cehennemin faniligi gorusunu İbn kayyim r.a atfetmistim İbn teymiyye r.a değil.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Hocam sorun degil banlayabilirsin Gazali gibi bir alime camur atılmasına gönlüm elvermedi okadar.

Cehennemin faniligi gorusunu İbn kayyim r.a atfetmistim İbn teymiyye r.a değil.
İftira atılıyorsa delil getireceksin, çürüteceksin, hatasından döndüreceksin. Yanlış gördüğün bir meseleyi aynı hatanın daha büyüğünü kendin işleyerek cevab vermen etik değil
Bende onu diyorum , yani yanlışsa şimdi delillerini getir, doğrusunu herkes görsün.
İbn Kayyim'in bu meselede iki farklı yönde ifadeleri vardır; bazı eserlerinde fena-i nâr görüşünü kuvvetle desteklemiş, başka eserlerinde ise kâfirlerin ateşinin ebedî olduğunu açıkça belirtmiştir.
 
Kadızâde-i İstanbûlî Çevrimdışı

Kadızâde-i İstanbûlî

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Gazzâlî de yaşasaydı, tahmin ediyorum ki şöyle derdi:
“Aynaya bakıp kendi kusurunu görmeyen, başkasının hatalarında kusur arayan kimse… Takip ettiğin kimseler, Cehmî ve Mu‘tezilî bir görüş olarak cehennemin ebedî olmadığını savunuyor.
Yahudilerin kendi tanrılarına ölçü biçtiği gibi, ‘Minarenin ucu, tabanına oranla Tanrı’ya daha yakındır’ deniyor.
Perşembe veya pazartesi Tanrı semaya indiğinde sema boşta kalıyor deniliyor
Tanrı’nın gerçekten hakikî bir sağ tarafı/yönü vardır.
Âdem’in sûreti, Tanrı’nın sûreti üzere alınmıştır; hem de hakikî anlamda…
Tanrı’ya el, iki göz, kaş/diyen bile var bunun uzerine ne kiyas ederek neler ekleniyordur acaba ?, baldır, vb. hakikî mana verip O’nu cüzlere böldünüz.
Kimse sizin bu oyunlarınızı anlamasın diye de ‘keyfiyeti bilinmez’ diyerek meselenin üzerini kapattınız… Ve daha niceleri.”
Bence derdi bunu. :)
Ben bunları kendim söylüyorum demiyorum; onun paradigmasıyla konuşuyorum. Gazzâlî’yi okumuş biri olarak, onun tenzih merkezli yaklaşımından hareketle böyle bir eleştirinin ortaya konulabileceğini düşünüyorum.
Ben Gazzâlî’nin paradigmasıyla konuşuyorum kjkjkjkjkjk senin paradigmanı yerim birader
Gazzali'nin [ö. 505] 'İlcâmu'l-Avâm an İlmi'l-Kelâm (Avam'ın Kelam İlmin'den Vazgeçirilmesi)' adlı eseri bazılarının zannettiği gibi, 'Kelâm'dan Rücû' ettiğine dair yazdığı bir eser değildir. Tam aksine 'Kelâm'ı selefe nispet ettiği' ve daha fazla süslediği bir eser. Diğer konusu ise avamı 'Kelâm'a ve Tevil'e dalmaktan alıkoymasından' ibarettir. Yine bu eserde çok belirgin bir avam-havas ayrımına gidiyor ve hatta bazı yerlerde ilhâdî 'Tahyîl mezhebini' temellendiriyor. Daha önce bu hususta bir yazının geleceğini söylemiştim. Gazzalinin Tahyîl görüşlerini orada işleyeceğim inşaAllah. Kısaca işaret etmek istediğim, Gazzali'nin asla Kelam'dan rücû etmediğidir. Gazzali 'İlcâmu'l-Avâm'ı hicrî 505 senesinin, Cumâdâ el-Âhirah ayının başında bitirmiş, hicrî 505 senesi, Cumâdâ el-Âhirah ayının 14. günü de vefat etmiştir. Buna göre ise bu kitabı vefat etmeden birkaç gün önce telif ettiği anlaşılıyor.İstinsâh'ı hicrî 507 yılının Şaban ayına ait, 1712 No'lu, Şehid Ali Paşa Kütüphanesi, İstanbul Nüsha'sına ulaştım ve malumatları doğrudan oradan aktarıyorum. Nüsha sahibi 'İlcâmu'l-Avâm'ı doğrudan Gazzâlî'nin nüshasından istinsâh ettiğini de aktarıyor. Görsellerini aşağıya bırakıyorum.


1789470801494.png
1789470809454.png
1789470816081.png



Nüsha müstensihinin "ve hüve âhiru tasânîfih" (onun en son telifidir) notu düşüldüğü tarih ortada. Gazzâlî ölmeden birkaç gün önce yazdığı bu eserde Selef'in "İsbât-ı Mufassal" metodunu değil, Kelâmcıların "Tefvîd-i Mânâ" (manayı rafa kaldırma) kurnazlığını "Selef yolu" diye pazarlamıştır. Kelâmı terk etmek şöyle dursun, Kelâmî tenzihi "Selefiliğin ta kendisi" gibi sunarak tarihin en büyük metodolojik illüzyonunu yapmıştır.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Ben Gazzâlî’nin paradigmasıyla konuşuyorum kjkjkjkjkjk senin paradigmanı yerim birader
........


@Abdulmuizz Fida
Kisisel olarak hakaret ediyor cezalandirilmasini talep ediyorum
Hafif/örtülü bir tahkir / alaycı ve küçümseyici ifade olur en fazla ki aslen bunu da kullanmamak gerekir. Yoksa yaptırım olacak bir hakarete girmez. Fakat bundan daha ziyade konuya asıl karşı çıkışınıza tutunmanız gerekir.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Telegramda konuşalım bu konuyu ahlaki kurallara uyarak ne dersin varmisin :)
Telegramdaki belgeleri burada sunabilirsin; ki konuyu okuyanların aklında şubheler kalmasın. Konuyla ilgili ayrıca konuşacağın , yazacağın var ise burada sunulan belgelere itirazını delillendirdikten sonra istediğin konuda veya özelde istediğiniz yerde konuşabilirsin , bizi ilgilendirmez. Ama konuya itiraz edip, itirazını delillendirmeden başka yerde özel konuşma daveti etik değil.
 
EBU HANİFE Çevrimdışı

EBU HANİFE

İslam-tr Mudâvimi
İslam-TR Üyesi
Telegramdaki belgeleri burada sunabilirsin; ki konuyu okuyanların aklında şubheler kalmasın. Konuyla ilgili ayrıca konuşacağın , yazacağın var ise burada sunulan belgelere itirazını delillendirdikten sonra istediğin konuda veya özelde istediğiniz yerde konuşabilirsin , bizi ilgilendirmez. Ama konuya itiraz edip, itirazını delillendirmeden başka yerde özel konuşma daveti etik değil.
Hocam sizi sosyal medyada üzerinden tanıdığımdan beri takip ediyorum ve sizden bir cok şey öğrendim benim için bunlar çok kıymetli ve benim nazarımda değerli bir yere sahipsiniz. Hocam olarak gördüğüm bir zatla cedelesmek ahlakim degil Sıfat ve fiiller konusunda ayni dusunmeyebiliriz ben Teslimiyyetci anlayis olan tefvid anlayışına sahibim Siz ise Naslarin Zahiri manasini ispat etme anlayışına...hiçbir şekilde bu konuda anlaşamayız hatta konuşsak bile konunun bir sonuca varamiyacaginida biliyorum siz benim delillere vakifsiniz bende az çok ne diyeceğinizi biliyorum...
Bu arada İbn teymiyye r.a ehli sünnet olarak görüyorum bu konularda kendisini taklid etmesemde.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Hocam sizi sosyal medyada üzerinden tanıdığımdan beri takip ediyorum ve sizden bir cok şey öğrendim benim için bunlar çok kıymetli ve benim nazarımda değerli bir yere sahipsiniz. Hocam olarak gördüğüm bir zatla cedelesmek ahlakim degil Sıfat ve fiiller konusunda ayni dusunmeyebiliriz ben Teslimiyyetci anlayis olan tefvid anlayışına sahibim Siz ise Naslarin Zahiri manasini ispat etme anlayışına...hiçbir şekilde bu konuda anlaşamayız hatta konuşsak bile konunun bir sonuca varamiyacaginida biliyorum siz benim delillere vakifsiniz bende az çok ne diyeceğinizi biliyorum...
Bu arada İbn teymiyye r.a ehli sünnet olarak görüyorum bu konularda kendisini taklid etmesemde.
CezakAllahu hayran kardeşim, yazdığın bende olan olmayan hakkımdaki olumlu düşüncelerine Rabb'im beni lâyık etsin, hatalarımı, eksik, kusurlarımı gidersin ve Sana da ecrini misliyle versin , teşekkürlerimi sunuyorum. Bu konuda farklı düşünmemize üzülsem de yapacak bir şey yok. Sadece kendim için Hak, olumlu hayr gördüğümü Senin için de diliyorum.
Bu ayrı bir konu.
Ben konuya itirazından dolayı Senin karşı düşünmene sebeb olan delillerini sunmanı; okuyucuların, konuyu takib edenlerin Senin delille karşı çıktığını görmelerini isterdim. Buna rağmen sırf karşı çıkıp sebebini delillendirmeyeceksen o da Senin bileceğin takdir. Rabb'im kalbimize Hakk'ı sevdirsin ve yönlendirsin fi emanillah
 
Kadızâde-i İstanbûlî Çevrimdışı

Kadızâde-i İstanbûlî

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Telegramda konuşalım bu konuyu ahlaki kurallara uyarak ne dersin varmisin :)
Birader burada show yapmanı talep ediyorum. Kaçak dövüşme hatamız varsa göster burada açtığım konulara bak hepsine itiraz edebiliyorsan et. Yoksa nefis yapma çünkü bu şartlar altında sen sadece benle cedelleşebilirsin mütala edilecek bir şey görmüyorum.
 
Sadece Şahid Çevrimdışı

Sadece Şahid

Sıradan bir üye
İslam-TR Üyesi
Olur da Telegramda münazara hususunda anlaşılırsa dinleyici olarak girmeyi talep ediyorum. :)
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt